Hödüklük bir insanlık hali.
Tek tek insanların kategorik olarak oldukları değil, daha çok zaman zaman büründükleri bir durum olarak hödüklükten söz ediyorum.
Aslında “hödük” kelimesi bana hep sempatik, sevecen gelmiştir. Dolayısıyla bu kelimeyi bir hakaret olarak değil bir belirleme, saptama olarak düşünürüm hep. Zaten gündelik hayatta da ağzımdan çıkmaktan çok zihnimden geçer.
İnsana dair her sıfat gibi, hödük olmak çoğu zaman öznenin bizatihi bir tercihi değildir. Bir tercih olmaktan çok bir sonuçtur. Ve bunun arkasında ciddi sosyolojik nedenler vardır.
Elbette öncelikle “hödük” derken neyi kastettiğimi açıklayayım. Sözlüklere baktığımda hödüklüğün genellikle anlayış kıtlığı, görgü açığı, incelikten nasibini almama, kaba sabalık olarak tanımlandığını görüyorum.
Buna bir itirazım yok doğrusu. Benim esas meselem ise yaşadığımız toplumda bu insanlık halinin çok yaygın olması.
Bu konudaki ilk saptamam şu: Hödüklük genetik, biyolojik, fizyolojik, doğal bir insanlık hali değildir. Tam tersine tarihsel, toplumsal ilişkiler içinde meydana gelir. Hatta zaman zaman eğitimle edinilir.
Tıpkı Sakallı Celal’in, “Bu kadar cehalet ancak eğitimle mümkündür” demesinde olduğu gibi!
Hödüklük doğuştan gelen bir özellik değil, sonradan kazanılır… Yani aslında donanımsal değil yazılımsal bir özellik…
Çünkü aynı beyin, aynı sinir sistemi, aynı duyu organları yani donanım tüm insanlarda aynı… Ama yüklenen işletim sistemlerinde farklılıklar var…
Tip tip hödükler vardır mesela.
Örneğin,
Beyinleri var kullanmazlar...
Okumazlar…
Dinlemezler…
Ama içi boş sloganlar üzerinden ahkam keserler…
İddialarını destekleyemezler…
Sizden farklı bir fikre sahip filan değillerdir…
Çünkü…
Fikirleri yoktur…
Lakin bu konuda farkındalıkları da yoktur…
Bilgi sahibi olmadıkları pek çok alanda fikir sahibi oldukları zannındadırlar…
Kelimelerin yetersiz olduğu yerde küfüre başvururlar. Karşısındaki de aynı kafadaysa buna güler, o güldükçe bu daha da keyiflenir, iyi birşey yaptığını zanneder...
Akıl zaten tanımını bildikleri bir şey değildir…
Öğrenmek gibi bir gayeleri yoktur…
Şeklen taklit ederler sadece…
Ve hödüklükte kendilerinden bir kaç gömlek daha üstün birilerini bulup onun peşinden giderler…
Okumazlar, okuyamazlar…
Yazamazlar…
Bilmezler…
Bilmediklerini de bilmezler…
Sayıca az değildirler…
Her yerde görebilirsiniz…
Kendi habitatlarını oluşturma içgüdüsü ile davranırlar…
Ciddi mahalle baskısı oluşturma güdüleri vardır…
Kendileri gibi olmayana yaşam hakkı tanımazlar…
Doymak bilmediklerinden ötürü ki kendilerinden mülhem herkesin aç olduğu düşüncesindedirler…
İvedik filmlerine gişe rekorları kırdırıp Recep karakterini kendilerine kutsal bilge edinirler…
Aslında çok mutludurlar ama sürekli inkar ederler…
Mutludurlar çünkü cahildirler…
Çevrenize şöyle bir bakın bol bol görürsünüz...
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com