Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
HAZAN VE HÜZÜN...
Tarih: 04-10-2024 15:27:00 Güncelleme: 04-10-2024 15:27:00


Eylül toparlandı gitti işte Ekim filan da gider... demiş Turgut Uyar... 

 


Ekim ayı… 

 


Ünlü bestekar Şekip Ayhan Özışık, unutulmaz bestesinde insanın adeta ruhuna işlemişti adeta :

 


“Yine hazan mevsimi geldi / Yine yapraklar rüzgarların peşi sıra gidecek / Yine deli gönlüm, yine bu mevsimde / Hicranını yalnız başına çekecek.
Geleceksin belki de / O zaman ne o yapraklar, ne o rüzgar / Ve ne ben olacağım / Yine deli gönlüm, yine bu mevsimde / Hüsranını yalnız çekecek.”
Havada Eylül ile başlayan ve Ekim ile devam eden bir sonbahar kokusu var. Ve ortalıkta biraz hüzün…

 


Sonbahar hüzünleri yaşanır böyle her yıl… Yazın o kanlandıran, canlandıran coşkusu gider. Havaların yavaş yavaş soğumasıyla birlikte önce doğada bir değişim olur, sonra insanlarda…. Doğanın renklerini yitirmesine paralel, insanlar da renklerini yitirirler. O yaza özgü rengarenk giysiler gardroba girer, yerine soğuk ve soluk renkler geçer.

 


İnsan sanki doğayı taklit eder. Ruhu da matlaşır. Hüzün basar biraz, içine çekilir.

 


Neden böyle olur, bilinmez. 

 

HAZAN ve HÜZÜN – YÜZAKI DERGİSİ – YÜZAKI YAYINCILIK

 


Sonbahar'a Farsça bir kelime olan “hazan” da deriz. Hazan Mevsimi… “Hazan” ve “hüzün” ne kadar çok benziyor birbirlerine!.. Sanki ikiz kardeş gibiler… Neden sonbaharda hüzün duyulur? Neden bir veda gibi, bir bitiş gibi algı yaratır insan ruhunda?

 


Oysa her zamanın, her mevsimin ayrı bir güzelliği vardır. Üstelik birinin varlığı ötekinin değerini artırır. Birini yaşarken ötekini özlediğimizi fark ederiz. Yaz sıcağından bunaldığımızda en soğuk suları başımızdan aşağı dökerken, klimayı en soğuk derecesine getirip önüne geçerken nasıl da özleriz soğuğu öyle değil mi?.. Ya da kış ortasında bırakın denizi, güneşi, kumsalı; bir dilim karpuzu bile nasıl canımız çeker!..

 


Hayatı iyi kavramak lazım. Bunun için doğaya iyi bakmalı… Çünkü hayatın sırları orada gizli. Doğa bütün mevsimleri doya doya yaşar. Sakin ve telaşsız. Umudunu asla yitirmeden. Sadece gerçeğe teslim olur, hepsi bu… İlkbahar gelecek, yeşile boyanacaktır. Çiçeklerini açacaktır ağaçlar ilkin. Sonra yapraklanacaktır. Yaz geldiğinde en güzel meyvelerini vereceklerdir. Sonbahar yılın bilançosunu çıkarmaya benzer. Görev tamamlanmıştır. 

 


Yeni çiçekler, yeni meyveler için enerji toplama zamanıdır. Bu sefer doğa yıllık iznine çıkmıştır. Uzayan tırnakların, eskiyen elbiselerin atılması gibi eskimiş yapraklarını dökecektir. Sonra uzun bir kış uykusu başlayacaktır. Ardından yine bahar!.. Tıpkı yeni sezon kreasyonları gibi. Taptaze çiçekler, en kokulusundan. En göz alıcı renkleriyle. Yeşilin bin bir tonuyla yapraklar… En iyi ressamın bile yakalayamadığı parlaklığıyla…
Sonbahar insana aslında hayatın ne denli ciddi olduğunu da hatırlatmaz mı?.. 

 


Ama Sonbahar bitiş değildir. Hem, her bitiş yeni bir başlangıçtır. Noktadan sonra yeni bir cümle başlar. Belki bir öncekinden daha güzel bir cümle. Belki gelen, gidene “iyi ki gitti” dedirtecek kadar güzel gelecektir. Tıpkı o güzel sözdeki gibi: “Bazen öyle biri gelir ki, tüm gidenleri unutturur.”

 


Bir de, 

 


derler ki, sonbahar ölümü düşündürür. Bu yüzden kasvetlidir.

 


Ölüm mü, o da ne?.. Ünlü bir düşünürün dediği gibi: “Ben yaşarken ölüm yoktur. Ölüm geldiğinde de zaten ben gitmiş olacağım.”

 


Nota ve Tınıyla... 

 


macit.soydan@gmail.com

 



Bu yazı 16382 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI