Önce TED’i, ardından Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü’nü burslu olarak kazanan ve yüksek şeref öğrencisi olarak mezun olan büyük bir yetenekti. Birçok dizi ve sinema filminde başarılı roller aldı. Ama onu belki de en çok sevdiren rolü, Seksenler dizisinde canlandırdığı plakçı Ergun, yani hepimizin bildiği adıyla Ergun Plak oldu.
O, yalnızca bir karakteri canlandırmadı. 80’lerin coşku dolu yıllarını, mahalle kültürünü, komşuluğu, dostluğu, aşkları ve o yılların kendine özgü sıcaklığını yeniden hatırlattı bizlere. Yeni kuşaklara da o dünyayı sevdirdi.
Benim için ise Ergun Plak’ın ayrı bir hatırası var. O dönem, alanım dışında da olsa değişik bir haber yapmak amacıyla Seksenler setine gitmiştim. Orada tanışmıştık. İki TED’li ki benden sonraki dönemdendi. Karşılaşınca önce güldü, ardından espriler peş peşe geldi. Güler yüzlü, neşeli, insanın yanında kendisini iyi hissettiği biriydi.
Bugün aramızda yok.
İnsan bazı vedalara inanmak istemiyor. Hele ki bir zamanlar kahkahasını duyduğunuz, birkaç güzel cümlesine tanık olduğunuz bir insanın artık yalnızca hatıralarda kalacağını düşünmek kolay değil. Onu belki de yine aynı dizide, mahallenin bitirim ama bir o kadar da melankolik âşık abisi Ahmet’e söylediği; sözleri Ahmet Selçuk İlkan’a, müziği Coşkun Sabah’a ait, Ümit Besen’in seslendirdiği o şarkıyla hatırlayacağız.
"Katlanırdım bil ki en derin yasa, kolunda yabancı biri olmasa, ayağı kırılmış o tahta masa, senden çok vefalı çıktı sevgilim"
Çünkü bazı şarkılar yalnızca kulağımıza değil, geçmişimize dokunur. Birkaç nota duyarsınız ve yıllar bir anda geri gelir. Bir mahalle, bir sokak, bir dükkân, bir yüz… Hepsi yeniden belirir gözünüzün önünde.
Ve elbette o meşhur repliğiyle... Kısa bir alıntı...
“Yaşam neye benziyor biliyor musun? Adeta ölümle saklambaç oynuyor gibiyiz...”
Ne kadar doğru söylemişti. İnsan, öleceğini bilen ama hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan tek varlık belki de. Biz oyuna dalıyoruz. Gülüyoruz, seviyoruz, âşık oluyoruz, dostluklar kuruyoruz. Sonra bir gün, hiç beklemediğimiz bir anda hayat “sobe” diyor.
Ergun Plak da şimdi o oyundan ayrıldı. Ama geride bir mahalle bıraktı. Bir plak dükkânı, bir kahkaha, birkaç güzel espri ve 80’lerden kalma sıcacık bir hatıra bıraktı.
Ve belki de en güzeli, onu tanıyanların hafızasında hep o güler yüzüyle kalacak. Çünkü bazı insanlar ölür, ama oynadıkları karakterler yaşamaya devam eder. Bazı sesler susar, ama bıraktıkları tını uzun yıllar kulağımızda kalır.
Bu arada Fehmi Baba'ya (Rasim Öztekin) selamlar...
Işıklar içinde uyusun.
Nota ve Tınıyla...