beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort avcılar escort sex hikayesi porno seyret beylikdüzü escort
Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
SATIŞIN ÖTESİNDE İNSANI YAZMAK...
Tarih: 05-03-2026 13:02:00 Güncelleme: 05-03-2026 13:02:00


 

Türkiye’nin satış ve pazarlama eğitimleri alanında derin bilgisi ve tecrübesiyle tanınan, saygı duyulan bir profesyonel, alanında uzmanlığa ve geniş bir tecrübeye sahip olan, Satış Labirenti, Satış Reçeteleri, Satış Ansiklopedisi gibi satış üzerine yazılmış önemli kitapların yazarı.

 

Deka Eğitim ve Danışmanlık şirketinin kurucusu. Aynı zamanda satış ve pazarlama eğitmeni olarak hizmet veren Ali Kayacan yalnızca sektörel metinler yazmaz.


Edebiyat tarafında başka bir damar açar.

 

Kitaplarından bazılarına  şöyle bir göz atalım isterseniz,

 

Martha Kohen, bir karakter üzerinden kimlik, geçmiş ve yüzleşme meselesini işler. İnsanı anlamadan mesleği anlamanın mümkün olmadığını hatırlatır.

 

Ömer’in Hikayesi, bireyin iç mücadelesini sade ama çarpıcı bir dille ortaya koyar. Büyük dramlar değil, içsel kırılmalar üzerinden ilerler.

 

Pertavsız, adı gibi bir mercek tutar hayata. Küçük görünen ayrıntıların aslında büyük sonuçlar doğurduğunu gösterir.

 

Şarapnel, parçalanmışlık hissini anlatır. Hayatın bazen tek bir darbe değil, küçük ama sürekli darbelerle yaraladığını hissettirir.

 

Duman Ağacı, sisli bir atmosferde insanın belirsizlikle mücadelesini taşır sayfalara.

 

Koşmak Geldi İçimden, hareket etme arzusunun, iç sıkışmasının, duramamanın hikâyesidir. Kaçmak mı, ilerlemek mi? Soru budur.

 

Pandispanya ile Paşa Çayı, nostaljik bir sıcaklık taşır. Hayatın ağır meselelerini bazen sade bir sofrada anlatmanın mümkün olduğunu gösterir.

 

Merhaba Genç Adam, bir hitap biçimidir. Deneyimin gençliğe seslenişi. Öğüt değil, yön gösterme çabasıdır.

 

Ve elbette ironinin zirvesi:

 

Şalalalala Huhuhu.

 

Başlık hafif görünür ama içerik hafif değildir. Gürültüyle dolu bir çağın iç boşluğunu anlatır. Çok konuşup az düşünen bir kalabalığın portresidir adeta.

 

Bir de ismiyle meydan okuyan bir başlık vardır:


Falan, Filan, Feşmekan.

 

Belki de en dürüst başlık budur. Çünkü biz çoğu işi “falan filan” ciddiyetiyle yapıyoruz.

 

Detaya inmeden, derinleşmeden, öğrenmeden… Ama sonuç bekleyerek.

 

Ali Kayacan’ın üretimine topluca baktığınızda şunu görürsünüz:

 

Disiplin var.
Sistem var.
Karakter analizi var.
İnsan var.

 

Ama bizim tarafta ne var?

 

Kısa yollar.
Hızlı sonuç beklentisi.
Okumadan yorum yapma alışkanlığı.

 

Labirentten çıkmak istiyoruz ama haritaya bakmıyoruz.


Reçete arıyoruz ama teşhisten kaçıyoruz.


Ansiklopedi istiyoruz ama iki sayfa okuyunca sıkılıyoruz.

 

Sonra da başarıyı şansa bağlıyoruz.

 

Bu ülkede en büyük sorun bilgisizlik değil.


Ciddiyetsizlik.

 

Ali Kayacan yazmış.


Anlatmış.


Sistem kurmuş.


Hikâye üretmiş.

 

Top bizde.

 

Ya “şalalalala huhuhu” diye hayatı geçiştirmeye devam edeceğiz…

 

Ya da gerçekten okuyup, anlayıp, çalışacağız.

 

Çünkü mesele satış değil.

 

Mesele, yaptığın işi ne kadar ciddiye aldığın.

 

Nota ve Tınıyla…



Bu yazı 5852 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI