Yaklaşık iki hafta önce FOX TV'de yeni bir dizi başladı.
"Bambaşka Biri"
Son yılların en başarılı erkek oyuncularından biri olan Burak Deniz ve yine genç neslin önde gelen kadın sanatçılarından biri olan Hande Erçel'in başrollerinde oynadığı bu dizi kamuoyunun gündemine pek de bilinmeyen bir hastalığı getirdi.
"Dissosiyatif Bozukluk"
"Türkiye’nin en başarılı, en ünlü ana haber bülteni sunucusu. Aynı zamanda zeki, esprili ve yakışıklı bir adam. İstanbul’da işlenen bir cinayetin gizemli katil zanlısının sesini duyurmak için Kenan Öztürk'ü seçmesiyle birlikte Kenan bir anda kendini soruşturmanın savcısı Leyla Gediz ile birlikte bir maceranın içinde bulur. Ne var ki Kenan’ın kendisinin dahi haberdar olmadığı gizemli hastalığı Kenan ve Leyla için büyük bir sınav olacaktır"
Yukarıda kısaca ilk iki bölümünü özetlemeye çalıştığım dizide aynı anda spiker ama diğer taraftan da seri katil olan ve bunu kendisi bile hatırlamayan Kenan karakterinin gizemli hastalığı bir anda medyanın da ilgisini çekmeye başladı ve ardı ardına bu konuda haberler yayınlanmaya başladı.
Ben de biraz irdelemek istedim ve karşıma şu sonuçlar çıktı;
"Dissosiyatif Bozukluk" ya da "Dissosiyasyon" gündelik dilde bölünme ve çözülme gibi anlamlara geliyor. Kişilik bölünmesi, çoklu kişilik, yabancılaşma gibi değişik deyimlerle ifade edilmeye çalışılsa da çeşitlilik gösteren bu ruh halini tek bir sözcükle ifade etmek güç.
Bu bozuklukta bilinç, bellek, dikkat, düşünceler, anılar, duygular, algılar, ve kimlik gibi normalde bütünlük içerisinde çalışan çeşitli ruhsal işlevlerden biri ya da daha fazlası kesintiye uğrama, kopma, ve sürekliliğini yitirme yönünde olumsuz etkileniyor. Ortaya unutkanlıklar, duyguları yönetmede güçlük, kimlik kargaşası ve değişkenliği, çevreye ya da kendine yabancılaşma gibi belirtiler çıkıyor.
Bu bilinç kesintilerinden duyular (dokunma, acı duyma vb) ve motor sistem (kasların kasılması, gevşemesi vb) de etkilenebiliyor.
Tıpkı anksiyete gibi, dissosiyasyonun hafif derecedeki biçimleri normal yaşamın bir parçası olarak görülüyor ve kişileri zaman zaman hoşlanmadıkları gerçeklerden koparıp, uzaklaştırıyor. Ancak dissosiyasyon şiddetli olduğunda normal yaşamı bozuyor ve tedavi gereksinimi duyuluyor.
Sanıldığının aksine, dissosiyatif bozukluklar tıpkı depresyon ve anksiyete gibi sık görülmekte, ancak çeşitli görünümleri arasında belirti bakımından gösterdiği büyük farklılıklar nedeniyle iyi tanınmamakta ve gözden kaçabilmekte.
Dissosiyasyonun ruhsal belirtileri ise şu şekilde sıralanabilir;
** Çocukluktan beri süren kronik depresyon, yalnızlık duyguları,
** Hayal kurma, hayali arkadaşlar edinme, onların etkisinde kalma,
** İçinde karşıt kutuplar arasında mücadele hissetme,
** Kendine, bedenine, çevreye yabancılaşma, gerçek dışılık duygusu,
** Kafa içerisinde tartışan sesler duyma, bu seslerin içeriden başkalarına yanıt vermesi,
** Seslerin kişinin kontrolünü geçici olarak ele alması,
** “Sinir krizleri”, o sırada aşırı öfke, kriz sırasında olanları anımsayamama, çabuk öfkelenme,
** “Hafıza kopmaları”, “zaman boşlukları”, birkaç saat boyunca olanları anımsayamama,
** Kendisinin kim ve nasıl biri olduğu konusunda kafa karışıklığı,
** Kişilerarası ilişkilerde çalkantılar, “borderline” diye nitelenme,
** Sürekli intiharı düşünme, yineleyen girişimler,
** Kendi bedenine zarar verme (kesici cisimle yüzeysel yaralama, saç çekme, kendi bedenine özensiz davranma),
** Kendini ve bedenini sevmeme,
** Yeme bozuklukları,
Bedensel belirtiler ise;
** Nörolojik neden bulunamayan, görünüşte epilepsiye (sara) benzeyen bayılma nöbetleri,
** Tıbbi nedeni bulunamayan ağrı, titreme, kasılma gibi fiziksel belirtiler,
** Psikosomatik hastalıklar (örneğin açıklanamayan mide-bağırsak sorunları, kusma)...
Çevremizde bu tür kişiliklerin bulunup bulunmadığı konusunda pek yorum yapamam ama hastalığın bilinmesinde fayda var diye düşündüm...
Son günlerde nedense bu tür hastalıklara kafa yorup burada yazmaya başladım.
Hayırlara vesile... :))
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com