Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
CLEOPATRA LIZ ANKARA'DA...
Tarih: 07-12-2024 20:24:00 Güncelleme: 07-12-2024 20:24:00


 

Takvimler 1968 yılını gösterirken, 7'den 70'e tüm Ankaralılar, gelen bir haber üzerine adeta bayram etmişlerdi. Dile kolay, özellikle beyazperdede canlandırdığı Kleopatra (Cleopatra) karakteri ile tüm dünyayı kendine hayran bırakan menekşe gözlü, dünyalar güzeli Elizabeth Taylor başkentteydi. 

 

 


Hatta fısıltı gazetesine göre de bir gece kulübünde dans edecekti. Tüm Ankaralı hovarda ve çapkın erkekler en güzel takım elbiselerini giyip, parfümlerini sıkıp, ayna karşısında son bir kez daha kendilerine çeki düzen vererek, hatta tüm saçlar da briyantinlenerek gece kulübüne akın ettiler. 

 

 


Elizabeth Taylor'ın yine kendi dünyaca ünlü sevgilisi aktör Richard Burton kadar yakışıklı olmasalar bile en azından kendisiyle göz göze gelmek, birlikte bir fotoğraf karesi içinde yer almak, hatta hatta eline dokunabilmek bile yeterdi Ankara'nın zamparalarına. 

 

 


Koşa koşa izlemeye gittiler. Gittiler de......... 

 

 


Gerisini 1968 tarihli bir gazetede çıkan haberden okuyalım en iyisi... 

 

 


***

 

 


Elizabeth Taylor Başkentte!

 

 


Anadolu'nun bağrından kopup gelmişti. Şöylece bir de felekten gece çalacaktı. Ne de çalıyordu ya.. Fıstık gibi kız, onu dansa çağırmıştı. Dans ne kelimeydi ki. Onunla, şöyle bir göbek atıyordu işte. Bak resmini de çekmişlerdi. Eh, artık memlekete dönünce bütün kahveyi başına toplayacak, cebinden resmi çıkaracak, sonra «Bakın» diyecekti.. «Bakın.. Liz midir/-nedir, hani Kleopatra'ymıs.. Tıpkısının aynısı, hatta resmen o... İşte onunla oynadım ben..» 

 

 


Ağızları bir kârış açık dinleyeceklerdi arkadaşları onu. Karşısındaki kıvrak yosmaya bir daha baktı. Evet gerçekten Elizabeth Taylor'dı. Beyazperdenin efsane Kleopatra'sı. Tekrar bir silkindi ve gözünü şöyle en manalı şekilde kırptı.. Oyuna devam etti. Nefes nefese yerine oturduğunda, keyfinden ardeta dört köşe olmuştu. «Oğlum garson» diye bağırdı. «Getir bakalım, bir duble fiski daha.»

 

 


Az sonra buzlu bardağmı şöyle bir çalkalayıp, pistte halâ dans eden, nefis yavrunun şerefine kaldırdı. Kaldırdı. Kaldırdı ve kala kaldı. Gözleri alabildiğine büyümüş,. şöyle bir yutkunmuştu. "Hapı yuttuk" diye düşündü, «İnşallah bizi gören bir tanıdık çıkmamıştır.»

 

 


Biraz önce kollarının arasında tuttuğu yavru yani Liz, başından perukasını, göğsünden sütyeniııi çıkarmış, geriye yakışıklı bir delikanlı kalmıştı.

 

 


Horst Gramm.

 

 

Kleopatra filminde Elizabeht Taylor'a dublörlük yapmış bir delikanlıydı. Makyaj yapınca şaşılacak derecede ona benziyordu. Sonraları bu benzeyişi bir show programı ile düşünmüştü. Bayağı da tutmuştu. Şimdi de Ankara'da Gar Gazinosu'nda programına devam ediyordu. Sonra röportajı yapması gerekli arkadaşımız, her nedense bu işten vazgeçti. Erkek de olsa, hanımına, Elizabeht Taylor ile randevusu olduğunu kabul ettirip, izin alamamıştı herhalde..
Sonra Horst Gramm da o gün rahatsızdı biraz. Yerine kendisinin bir numaralı yardımcısı, kardeşi, Fritz'i gönderdi. Böylece, işler biraz karıştı, röportajı başkaları adına, Fritz ile biz yaptık.

 

 


BİR MELEZ 

 

 


Horst, yarı Avusturyalı ve yarı Alman. Beş yaşında baleye başlamış. 15 yaşında da balerin olmuş. Evet. Balerin. Gerçi balerin diye hanımlara derler ama bu da öyle işte. Kız makyajı ile, kızlar gibi dans edermiş. Bu arada 3 yıl oryantal dans da yapmış. Bir gün Amerikalı bir filmci, onu tespit etmiş. Liz'e benzeyişini de tabii. Kleopatra'da dublörlük teklif etmiş. Anlaşmışlar. Kleopatra'nın fillere karşı durduğu Marcus Antonius'u limanda beklediği ve gemiye çıktığı sahnelerde Liz diye hep, Horst'u seyretmiş millet.

 

 


Filmin New York'ta prömiyeri yapılırken, ayni şehrin bir başka, köşesinde Lâtin Quartier adlı meşhur gece klübünde de Cleopatra- show'un prömiyeri yapılmış. Amerikalılar, La Femita'yı pek beğenmiş ve tutmuşlar. La Femita, bizim Horst'un sahne adıymiş.

 

 


Ama gel zaman git zaman, önüne gelene soyunan kadın, Kleopatra numaralarına girişip, bu iş ayağa düşünce La Femita Kleopatra'lıktan vazgeçmiş ve kendisine yeni yeni showlar hazırlayıp, dünyayı dolaşmaya çıkmış. Şimdi Türkiye'de ve Piaf'ın meşhur «La vie en Rose»undan mülhem bir program yapıyor. bu arada "I can give you anything But love" adlı şarkıyı da söylüyor. Şarkının tercümesi «Sana herşey verebilirim. Aşktan gayri» imiş. Ve tabiatıyla da yerden göğe şartlara uyan bir şarkıymış bu.

 

 


KADIN - ERKEK

 

 


Horst'un showunun, Paris'in meşhur Carousel'inden büyük farkları varmış. Bir defa Horst vücudunu kadınlaştırmamışmış. Göğsü, saçı, kirpiği falan yokmuş öyle. Sadece kıyafet ve makyajmış onunkisi. Ve numara biterken seyircinin karşısına erkek olarak da çıkıyormuş, Öyle ki, Lozan'ın meshur kabaresi Tabares, Carousel'i reddederken,. La Femita'yı bir numaraya davet etmiş, Carousel'i şehrine sokmayan Cologne'un polis müdürü, Horst için «Bu numarayı benim küçük ve kızım oğlu dahi seyredebilir, o kadar nezih» demiş.

 

 


FİKRİ YOK

 

 


Horst'un, hanımlar, hele Türk hanımları hakkında hiç bir fikri yokmuş, çapkın bir delikanlı olmasına rağmen. Zira vakit bulamıyormuş etrafla ilgilenmek için. 11'de kalk. 12'ye kadar kahvaltı, sonra Fritz ile program hakkında görüşmeler, 14'e kadar bakkalda alışveriş, 14-15 arası öğle yemeği, 15-17 arası ertesi günün yemeğinin pişirilmesi. Zira Horst'un hayatta en büyük zevki, kendi pişirdiği yemeği yemekmiş ve işin doğrusu aranırsa iyi de yemek pişirirmiş.

 

 


16-18 arası istirahat, 18-20 arası akşam yemeği ve gene istirahat. 20'de kulübün yolunu tutup, üç saat süren makyajına başlarmış. Programdan sonra bitkin hale geldiğinden ancak yatacak vakit bulurmuş kendisine.

 

 


AMAN GİTME

 

 


Avrupa'da kimi gördüyse sanatçı, artist olarak ona, «Aman Türkiye'ye gitme. Sana bin türlü güçlük çıkarırlar, paranı bile vermezler» demişler.

 

 


Yaradana sığınıp gelmiş.. Geldiğine de çok memnun olmuş. Şimdi mümkün olduğu kadar fazla kalmak istiyormuş.
Çakma Liz Horst bu kadar işte. 

 

 


Bu arada çapkın Ankaralı erkekler de mosmor bir hale bürünüp eminim hayatlarının şokunu yaşamışlardır... :)))

 

 

 


NOT : Araştırmacı - Yazar Metin Turhan Arşivi'nden alınmıştır... 

 

 

 

Nota ve Tınıyla... 

 

 

 

macit.soydan@gmail.com



Bu yazı 11885 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI