CAHİLA...
"Cahille girme münakaşaya. Ya sinirini zıplatır tavana ya da yazık olur adabına" Mevlana..
"Cahiller cesur olurlar" Hz. Muhammed..
"Cehalet yenilmesi gereken en büyük düşmandır" Atatürk..
"İlim cesaret verir cehalet ise küstahlık" Terry Neil..
"Bilgisiz birini kanıtlarla yenmek olanaksızdır" Mc Ador..
"Cahilin cahilliğini kanıtlamak kolaydır fakat ona itiraf ettirmek güçtür" Hz. Ali..
"Cahil insanlar davul gibidir. Sesi çok çıkar ama içi boştur" Sadi Şirazi..
**
Yukarıdaki sözlerden anlaşılacağı gibi bugünkü konumuz "Yalaka, dolandırıcı, cahil" triosunun :))) sonuncusu cahil ve cehalet üzerine...
Cahil, dilimizde oldukça kullanılan kelimelerden birisidir. Arapça Cahila'dan gelmektedir.
Cahiller başkalarını aşağılar. Farklılıklara karşı olan, hoşgörüsüz, bencil insanlar bu ahlaka sahiptir. Aşağıladıkları için aşağılanırlar. Cahilliğin bir anlamı da başkasını cahil görmektir diyebiliriz. Evrensel bir cahil tanımı olmasa da genel bir çerçeve çizebiliriz. Başkasının fikrine saygı duymayan, sadece kendisi için yaşayan insan cahildir.
Hani hepimizin aşikar olduğu bir atasözü daha vardır. “Cahile laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.” Deve, hendeği nasıl sevmezse cahil de yeni bir sözü dinlemeye, anlamaya kapalıdır. Kulaktan dolma öğrendikleriyle bir ömür geçirir. Başka bir ömür bağışlansa o ömrü de çarçur eder. Öğrenmeye, değişmeye kulağı sağır, gözü kördür.
İnsan için böyledir de toplumlar için başka mıdır? İktidarların zehirli uyuşuklukları, kara cahillikleri toplumları sardı mı kişilerin de geleceği karanlıktadır. Cehalet yönetir artık ülkeyi. Tutsak alınmış insanı top atsanız uyandıramazsınız tatlı uykusundan.
Kitap ya da gazete okumayı sevmez mesela. Okuyanı da. Bir konuyu örnekleriyle anlatmaya çalışırsın ama o yine bildiğini yapar. Teknolojiyi iyi takip eder. Özellikle de cep telefonlarını pek sever ama ihtiyaç için kullanmak değildir amacı. Saçma sapan sitelerde yapılan beşinci sınıf espriler, birtakım sitelerde yayınlanan fotoğraflar ilgi alanıdır. En sevdiklerinden biri de belden aşağı küfür edip bunun komik olduğunu sanmalarıdır.
Gözü kulağı azıcık açık insana, zırcahilden daha fazla şey öğretmek mümkündür elbette. Ama yine de yarı cahile bir şeyler anlatmak çok çetindir. Önce yarım yamalak bildiklerini, oradan buradan duyduklarını unutturmanız gerekir. Boşa demeyelim de zorlu ve sürekli bir uğraştır bu. Aydınlanan insan; sorular da sormak, sordukça özgürleşmek, kulluktan yurttaşlığa geçmek ister. Bu yüzden iktidarlar; çabalamazlar boyun eğeni, diz çökeni ayağa kaldırmak için. Çabalayanlara da ölümlerden ölüm beğendirirler.
Cahilin cahile bir şey öğretmesi, kaldırım taşıyla kuluçkaya yatan bir tavuktan çifte yumurta beklemeye benzer. Erdem, onlar için boş çuval, delik kovadır. Akıp gider her şey. İşlerine gelen de budur. Cahilin cahile öğretmesi güçtür ama cahilin cahili yönetmesi hiç de yorucu değildir.
Çoğu cahilliğin, yalanın, hilebazlığın dümenini çeviren, yelkenini indiren, küreğine asılan bu yurdun insanı değil mi? Ülke, beşik oyucusundan mezar kazıcısına binmiş bir alamete, gidiyor kıyamete...
"Söylesem tesiri yok, sussam, gönül razı değil" demiş ya Fuzuli. Bence doğrusu anlayamayacakları için birşey söylememek. O zaman da içiniz de, gönlünüz de rahat eder. Uzak durun yeter...
macit.soydan@gmail.com