Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
CAFE - TERIA...
Tarih: 28-12-2024 16:50:00 Güncelleme: 28-12-2024 16:50:00


 

 

 

2024'ü bitirip 2025'e girmeye artık sayılı bir zaman kalmışken 2025'te de devam edecek olan Araştırmacı - Yazar Metin Turhan'ın Arşivi'nden derlediğim "Nostaljik Ankara" yazılarından ya da haberlerinden bir tanesi ile daha birlikteyiz. 

 


Devamı girişte de belirttiğim gibi 2025'te de sürecek. 

 


Gelelim bu yılın 1954 yılında yazılmış son haberine...

 


Dönemin başarılı gazetecilerinden Erdoğan Tokmakçıoğlu, "Cafe - Teria" başlıklı haberinde, bugün artık neredeyse her köşe başında açılmış olan kafeteryaların o yıllardaki haline ve müşteri profiline yer vermiş. 

 

 

Buyrun şöyle geçmişe doğru tekrar saralım ve birlikte okuyalım... 

 


CAFE- TERIA

 


Cafe - teria ! Biraz garip bir kelime değil mi ? 

 


Türkçe'ye otomatik lokanta - kahvehane olarak tercüme edilebilir. 

 


Ankara'da var böyle yerler. Herkes bilir. 

 


Mesela Ulus Meydanı'ndaki Uğrak. Orası da kapanmak üzere ya, neyse. Şehir İmar Planı'na göre şimdi bu dükkanın bulunduğu yer istimlak edilecekmiş. 

 


Bundan sekiz sene evvel bir bakkaliye dükkanından ibaretti. Ankaralıların çok iyi tanıdıkları Raşit Tamer ileri ve modern bir düşünceye uyarak burasını bugünkü şekle çevirdi. 

 


Sıcak börek, ay çöreği, pasta, limonata, ayran filan derken son haliyle Uğrak günde bin kişinin yemek ihtiyacını karşılayabilen bir müessese haline geliverdi. 

 


Öğlenleri, memurlar, dar gelirliler, talebeler doluveriyorlar dükkana. 

 


- İki kıymalı börek, bir ayran. 

 


- İki muhallebi !

 


- Bir dilli, bir de kaşar peynirli. 

 


- Limonata, duble olsun. 

 

 

- Çay rica edebilir miyim ? 

 


Bir de bilhassa Yenişehir muhitinde gençlerin çok iyi tanıdıkları ve sevdikleri bir Şefik Usta var. Çok önceleri Ulus'taki Uğrak'ta çalışıyordu. Zeki bir adam. 

 


Büyük Sinema antresinde bir gün baktık ki (geçen sene) Küçük Uğrak diye bir yer açılmış. 

 


Tezgahta güler yüzlü, tatlı sözlü Şefik Usta. Çeşitli sandviçler, ayranlar, limonatalar gırla. 

 


Çok geçmeden Şefik bey dükkanını, büyük sinema pasajında daha genişçe bir yere taşıdı. Kayserili Ahmet ve Behiç'le ortaktı. Az mı dinledik Nat King Cole'dan Mona Lisa şarkısını orada. Az mı yedik taramalı, dilli, salamlı sandviçlerini. 

 


Kasım ayının başlarındaydı galiba. Bir de baktık ki Şefik Usta Büyük Apartman'ın yanında Goralı diye bir yer açmış. 

 


Duvarlar hasırlarla kaplı. Işıklar endirekt. Şahane bir cafeteria. Bizim eski aşinamız garsonlar Celil, İsmail, Ferit de oralarda. Kasada da Celal. 

 

"Kakosi bre Celal ?" "Nasılsın ?"

 

"Dobra bre" "İyiyim"

 


Goralı, esas öğlenleyin şenleniyor. Şefik usta önünde önlük bir yandan sandviç hazırlıyor, bir yandan müşterileriyle, istisnasız bütün müşterileriyle muhabbet edip, onlara söz yetiştiriyor. 

 


Sonra Şefik Usta'nın güzel bir tarafı daha var. Gelen müşterilerin hangi plakların çalınmasını arzuladıklarını biliyor. 

 


Mesela, "Perroy Como'nun seslendirdiği Patricia"dan hoşlanan bir genç girdi mi içeri plak derhal pikaba yerleştiriliyor. 

 


Ya da dönemin efsane sarışınlarından, tüm erkeklerin hayranlıkla izlediği Doris Day'dan bir şarkı... 

 

 

Bu arada gerek Uğrak olsun, gerekse de Goralı'da her kesimden müşteri olduğunu yukarıda yazmıştım ama yine de gençlerin ağırlıklı olduğununu söyleyebilirim. 

 


Karnını doyurmaya gelen özellikle orta ve biraz daha üstü yaşta insan, bazen yemekle birlikte şarkılara eşlik eden gençlere ara ara ters ters baksa bile yine hoşgörülü davranıp belki de kendisinin o yaşlardaki halini hatırlayıp pek ses etmiyor. 

 

 

Netice itibarıyla Şu Ankara'da Şefik Usta gibi üç - dört tane daha adam olsa, öyle sanıyorum ki insan bugün ne yapsam, bu cumartesi nereye gitsem diye düşünmez.. 

 

 

***

 

NOT : Takvimler 1950'li yılları gösterdiğinden o dönemin kafelerinde maalesef şimdi oldukça rağbet gören Espresso, Cappuccino, Americano, Cafe Latte, Caffee Macchiato, Mocha veya hamburger, pizza olmadığı için gariplerim !! dilli, peynirli sandviçler, ayran ve limonatalarla ya da bir bardak ince belli çayla idare etmişler. :))))

 

 

Nota ve Tınıyla... 

 

 

macit.soydan@gmail.com



Bu yazı 12634 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI