beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort avcılar escort sex hikayesi porno seyret beylikdüzü escort
Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
ÖĞRETMEN…
Tarih: 04-03-2026 12:24:00 Güncelleme: 04-03-2026 12:24:00


 

Önceki gün bir haber düştü ekranlara.


Yine bir öğretmen.


Yine bir sınıfın ışığı söndü.

 

Bir annenin evladı, bir çocuğun rehberi, bir mahallenin umudu…


Toprağa verildi.

 

Sahi…


Öğretmenin suçu ne?

 

Tahtaya tebeşirle umut yazmak mı?


Bir çocuğun başını okşamak mı?


“Yapabilirsin” demek mi?

 

Bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk öğretmenlere bakarken şöyle diyordu:

 

“Öğretmenler; yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.”

 

Yeni nesil…


Eser…

 

Bir öğretmen, aslında bir mimardır. Ama betonu yoktur.


Bir öğretmen, aslında bir heykeltıraştır. Ama taşı yoktur.


Onun malzemesi çocuktur.


Onun harcı sevgidir.

 

Peki biz ne yapıyoruz?


O harcı kanla mı karıyoruz artık?

 

Bir başka büyük isim, Abraham Lincoln, oğlunu öğretmenine emanet ederken yazdığı mektupta şöyle diyordu:

 

“Ona, her düşmanın karşısında bir dost bulunduğunu öğretin.
Ona yenilgiyi kabul etmeyi, kazanmaktan daha onurlu bulmayı öğretin.”

 

Bir baba…


Oğlunu öğretmene emanet ediyor.


Çünkü biliyor ki öğretmen, çocuğun ruhuna zarar vermez.


Onu büyütür.


Onu insan yapar.

 

Biz ise bugün…


Öğretmeni mezara koyuyoruz.

 

Bir öğretmen sabah evden çıkarken ne düşünür biliyor musunuz?


“Bugün çocuklara ne öğreteceğim?”

 

“Bugün hangi kalbe dokunacağım?”

 

Ama artık belki de şunu düşünmek zorunda kalıyor:


“Bugün sağ salim eve dönebilecek miyim?”

 

Bu soruyu bir öğretmene sordurtan toplum, aynaya bakmalıdır.

 

Çünkü öğretmen ölürse,


sadece bir insan ölmez.

 

Bir sınıfın hayali ölür.


Bir çocuğun güveni ölür.


Bir ülkenin yarını kan kaybeder.

 

Öğretmenin suçu ne?

 

Çok sevmek mi?


Sabretmek mi?


Kendi maaşından sınıfa kitap almak mı?


Soğukta montunu çıkarıp çocuğa vermek mi?

 

Belki de suçu şu:


Hâlâ inanıyor olması.

 

Hâlâ bu ülkenin çocuklarına umutla bakması.

 

Ama biz…


O umudu vuruyoruz.

 

Bir öğretmenin cenazesinde en ağır tabut,


omuzlarda taşınan tahta değil,


arkada ağlayan öğrencilerin gözyaşıdır.

 

Bir çocuğun “Öğretmenim…” diye yarım kalan cümlesi,


bu ülkenin vicdanına atılmış en büyük çığlıktır.

 

Artık soralım:


Silah çeken el mi güçlü,


yoksa kalem tutan el mi?

 

Biz hangisini koruyoruz?

 

Öğretmenlerin suçu yok.


Suç, sevgiyi zayıflık sanan zihniyette.


Suç, eğitimi değersizleştiren sessizlikte.


Suç, her şiddet haberine alışan kalbimizde.

 

Ve eğer bir gün bir ülkede öğretmenler korkarak ders anlatıyorsa…


O ülkede sadece öğretmenler değil,


gelecek de tehdit altındadır.

 

Bugün bir öğretmenin ardından ağlıyoruz.


Ama aslında


kendi yarınımıza ağıt yakıyoruz.

 

Ve inanıyorum ki bir gün…


Bir öğretmen sabah kapıyı kapatırken sadece şunu düşünecek:

 

“Bugün hangi çocuğun hayatına umut olacağım?”

 

Başka hiçbir korku olmadan.

 

Çünkü öğretmenin suçu yok.


Öğretmenin suçu, sadece öğretmen olmak.

 

Ve bu ülkede en ağır bedeli


en masum meslek sahibi ödüyor.

 

ÖĞRETMEN…

 



Bu yazı 5713 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI