Bazı insanlar vardır, bir göreve gelmez; bir şehrin kalbine yerleşir. Bu kişi de onlardan biri.
Onu sevmek için afişlere, büyük vaatlere, yüksek sesli sloganlara gerek yoktu. İnsanlar zaten tanıyordu.
Sokakta yürüyüşünden, göz göze gelince eksilmeyen tebessümünden, dinlerken acele etmeyen hâlinden…
Belediye başkanlığı seçimleri yaklaşırken halk şunu fısıldıyordu birbirine:
“Bu adam bize benziyor.”
Ve belki de bu yüzden kazandı. Çünkü halkın karşısında değil; yanında durdu hep.
Seçimden önce nasılsa, kazandıktan sonra da öyle kaldı.
El sıkışı değişmedi, bakışı yabancılaşmadı.
Makam kapıları yükselmedi, mesafeler artmadı.
Bir çay davetini geri çevirmedi, bir derdi “sonra”ya bırakmadı.
Çünkü o, bu şehri sadece yönetmiyordu; seviyordu.
Romantik tarafı tam da burada başlıyor. Onun belediyeciliği rakamlarla değil, duygularla anlatılıyor.
Bir yaşlının duasında, bir çocuğun gülüşünde, bir annenin iç rahatlığında…
Şehir onunla birlikte biraz daha yavaşladı, biraz daha nefes aldı.
Güler yüzü bir politik jest değil, bir karakter meselesiydi.
Karizması bağıran bir güçten değil; sakin bir güven duygusundan geliyordu.
İnsanlar onun yanında kendilerini küçülmüş değil, aksine değerli hissetti. Çünkü o, insanı insan olduğu için dinleyenlerden.
İyi bir eş olması da bu hikâyenin sessiz ama güçlü yanlarından.
Hayatı paylaşmayı bilen, yükü birlikte taşıyan, sevgiyi gösterişe boğmadan yaşayan biri…
Belki de halkın ona duyduğu güvenin kökü tam da burada.
Çünkü evinde adil olanın, şehrinde de adil olacağına inanırlar insanlar.
Bugün dönüp bakıldığında şunu görmek zor değil:
Halk onu bir seçimle değil, bir bağla seçti.
Ve o bağ, kazandıktan sonra daha da güçlendi.
Bazı belediye başkanları unutulur;
bazıları hatırlanır.
Ama çok azı sevilir.
Az kişiden biri oldu.
Çünkü şehre sadece hizmet etmedi;
onu anladı, sahiplendi ve sevdi.
Ve bir şehir, en çok da böyle sevilince güzelleşir.
Zohran Kwame Mamdani.
New York Belediye Başkanı…
Y Kuşağı )))
Nota ve Tınıyla...