Ben ölürsem, Akşamüstü ölürüm,
Şehre simsiyah bir kar yağar, yollar kalbimle örtülür...
Parmaklarımın arasından,
Gecenin geldiğini görürüm...
**
Kayısı ağaçları arasından inip denize bakarım,
Bir tiyatro seyrederim,
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm...
***
En sevilen şarkılarından biriydi...
***
''Özürlü olduğum için hep doktor olmak istedim küçüklüğümden beri. Anam da öyle derdi :
Doktor ol oğlum.
Öyle ya;doktor olup ayağımı tedavi edecektim.
Sonra diş hekimliği fakültesini kazandım. Ne var ki müzik ağır bastı sonra. Zaten diş hekimi olsaydım; babamın bana muayenehane açacak parası yoktu ki!'' demişti kendisiyle yapılan bir söyleşide.
Geriye 1974 yılına dönelim. Plakçı dükkanlarında bir 45'lik dönmeye başlar. Yanık sesli biri "İnce ince bir kar yağar" der. Sonra, "Şu mezarda bir garip var" diye devam eder.
Bu iki şarkı adeta bir dönüm noktası olur. Öncesi de var tabii. 1971 yılında yani bu tarihten üç yıl evvel de şansını Altın Mikrofon Yarışması'nda dener. Bu yarışma öyle bir yarışmadır ki kazananın önü sonsuza dek açılır...
"Kükredi Çimenler" ile birinciliği kazanır.
Dostlar Orkestrası'nı kurar. En yakın dost bildiği arkadaşlarıyla... Önce Aldırma Gönül, sonra Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz.
22 adet 33'lük, 14 adet 45'lik... Dile kolay...
Vefatından önceki son dönemlerde çocuklara seslenir...
Tüm kulaklarda yankılanır...
İnanın der onlara...
İNANIN...
"Çocuklar inanın inanın çocuklar,
Güzel günler göreceğiz güneşli günler,
Motorları maviliklere süreceğiz,
Güzel günler göreceğiz güneşli günler...
Onlara söylediği, içinden geçen, hayal ettiği güzel günleri göremeden bir ilkbahar akşamı sevenlerine, ailesine ve çok sevdiği ülkesine her zamanki gülen yüzüyle son bir kez el sallar...
"Hoşçakalın"...
Barış Manço, Cem Karaca, Erkin Koray'dan sonra Anadolu Rock'ın dört yapraklı yoncasının son parçası Edip Akbayram da dostları gibi O güzel atlara binip gitti.
Işıklar İçinde Uyusun...
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com