Geceyi hep yanlış tanıttılar bize.
Karanlık dediler… Sessizlik dediler… Uyku dediler… Oysa bazı geceler vardır ki insanın gözlerini kapatmasına izin vermez. Çünkü o gece, uyumak için değil, kendini duyabilmesi için gelmiştir.
Gündüzün bir telaşı vardır. Telefonlar çalar. İnsanlar konuşur. Arabalar geçer. Televizyonlar susmaz. Hayat sürekli bir şeyler ister bizden.
Çalışmamızı… Yetişmemizi… Gülümsememizi…
Ama gece…
Gece hiçbir şey istemez. Sadece seni sana bırakır. Belki de bu yüzden bazı insanlar en çok geceleri ağlar. Kimse görmez. Kimse duymaz. Ve insan, gündüz söyleyemediği cümleleri karanlığa fısıldar. Pencerenin önüne geçer. Şehrin ışıklarına bakar. Aslında baktığı şehir değildir. Yıllardır içinde taşıdığı sorulardır.
Herkesin bir gece saati vardır. Kimisi saat on ikide sessizleşir. Kimisi üçte. Kimisi sabaha karşı dörtte… İşte o saatlerde insan, başkalarına anlattığı hayatı değil, kendine sakladığı hayatı yaşamaya başlar. Belki de en dürüst konuşmalarımızı aynayla değil, karanlıkla yapıyoruz.
Çünkü karanlık yargılamaz. Sadece dinler. İnsan geceleri geçmişini daha çok hatırlar. Çünkü gündüz aklı çalışan zihin, gece yerini kalbe bırakır. Bir şarkı gelir aklına. Yıllardır dinlemediğin bir ses… Belki eski bir mektup… Belki artık aranmayan bir telefon numarası… Belki de yalnızca bir isim…
Ne gariptir… Bazen bütün bir ömür, tek bir ismin içinde saklanır. Gece uzadıkça insan anlıyor. Asıl yorgunluk bedenin değil, ruhun yorgunluğuymuş. Ve bazı yükler omuzlarda değil, sessizlikte taşınıyormuş.
Modern dünyanın en büyük gürültüsü belki de insanın kendi sesini unutturmasıdır. Oysa hayatın en önemli soruları, alkışların arasında değil, sessizliğin içinde cevap bulur.
Kimim ben?, Neyi özlüyorum?, Gerçekten mutlu muyum?, Yoksa sadece mutlu görünmeyi mi öğrendim? Belki de bu yüzden bazı geceler uyuyamayız. Çünkü kalbimiz, gündüz susturduğumuz bütün cümleleri gece yeniden kurar. Sabah olduğunda yine aynı hayat başlar. Yine insanlar… Yine telaş… Yine yetişilecek işler…
Ama gece bize küçük bir hediye bırakmıştır. Kendimizle birkaç dakika baş başa kalabilmenin değerini… Belki de insanın en büyük cesareti, aynaya bakmak değildir. Hiç kimsenin olmadığı bir gecede, kendi vicdanının sesini sonuna kadar dinleyebilmektir.
İşte o yüzden…
Bazı geceler uyumak için değil… İnsanın kendini duyabilmesi için vardır.
Ve belki de insan, hayatındaki en doğru kararları tam da o sessiz gecelerde verir.
Nota ve Tınıyla...
