beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort avcılar escort sex hikayesi porno seyret beylikdüzü escort
Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
EKRANDAKİ KARAKTERE KIZIP OYUNCUYA SÖVENLER KULÜBÜ...
Tarih: 06-02-2026 17:10:00 Güncelleme: 06-02-2026 17:10:00


Televizyonda dizi izlemek artık sadece bir hikâyeyi takip etmek değil, aynı zamanda toplu bir öfke boşaltma ritüeline dönüştü. 

 


Bölüm biter bitmez sosyal medya yorumları açılıyor ve sahneye aynı klişe çıkıyor:

 

 

Oyuncuya kızan, karakterle hesaplaşan, hatta işi küfre kadar vardıran bir izleyici profili.

 


Öncelikle şu basit ama nedense hâlâ anlaşılmayan gerçeği hatırlatmak gerekiyor:

 


Ekranda gördüğünüz kişi, dizide olan biteni tasarlayan değil, sadece oynayandır. 

 


Yani senaryodaki ihaneti planlayan da, mantık dışı kararları yazan da, “bunu kim akıl etti?” dedirten gelişmeleri kurgulayan da oyuncu değildir.

 


Ama gelin görün ki yorumlar bambaşka bir evrende yazılıyor.

 


“Kız tam kötü kadın.”


“Bu adam gerçek hayatta da sinir bozucudur.”


“Bu rolü nasıl kabul etmiş?”

 


Sanki oyuncular, dizideki karakterleriyle aynı evde yaşıyor;

 


Sanki kötü karakteri oynayan biri, sette alkış aldıktan sonra eve gidip hâlâ entrika çevirmeye devam ediyor.

 


Bir başka klasik öfke konusu ise başrol oyuncuları arasındaki yaş farkı.

 


Vay efendim, “Nasıl aşık olabilirlermiş?”, “Nasıl çift olabilirlermiş?”

 


Arkadaşlar, diziler gerçek hayatın bir yansımasıdır. 

 


Yani evet, bazı çiftler arasında yaş farkı olabilir ve bu hayatın kendisi için gayet normaldir. 

 


Ama ne hikmetse bazı izleyiciler, bu konuyu dizinin üzerinden ahlak bekçiliğine soyunmak için bir fırsat olarak görüyor.

 


“Gerçek hayatta buna kimse izin vermez!” diyorlar… ama siz galiba gerçek hayatla diziyi karıştırıyorsunuz.

 


Ve işin daha tuhaf bir boyutu var:

 

 

Oyuncuya edilen küfürler.

 


Aslında burada fark edilmeden itiraf edilen bir gerçek yatıyor:

 

 

İzleyiciyi bu kadar sinirlendiren şey, çoğu zaman başarılı yazılmış bir karakter ve iyi bir oyunculuk. 

 


Ama bu başarıyı takdir etmek yerine hedef şaşıyor; öfke, en kolay ulaşılana yani oyuncuya yöneliyor.

 

 

Bu durum biraz şuna benziyor:

 

 

Yemeği beğenmeyip tarifi yazan aşçıya değil de, tabağı getiren garsona kızmak.

 

 

Hatta yetmezmiş gibi garsonun karakterini de sorgulamak.

 

 

Daha da ironik olanı şu:

 

 

Aynı izleyici kitlesi bir yandan “Diziler neden gerçekçi değil?” diye yakınırken, hikâye gerçekçi bir çatışma sunduğunda bu kez “Ben olsam öyle yapmazdım” diyor.

 

 

Zaten siz öyle yapsaydınız dizi değil; en fazla aile içi WhatsApp tartışması olurdu.

 


Kısacası, biraz durup düşünmekte fayda var.

 


Oyuncu ile karakteri ayırmak,

 


Senaryoyu beğenmediğinde doğru adresi eleştirmek,

 


Ve her duyguyu küfürle ifade etmek zorunda olmadığımızı hatırlamak gerekiyor.

 


Aksi hâlde bu refleksle yakında yağmur yağınca bulutlara, trafik olunca asfaltın kendisine kızmaya başlarız.

 


Ve evet, o zaman da suçlu yine “oynayan” olur, 

 


“YAZAN” değil.

 

 

Nota ve Tınıyla...



Bu yazı 5230 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI