"Hiçbir çalışmayı yarım bırakma."
Hayat Mottosu...
Hep bir plan ve sonrasında onu gerçekleştirip başarıyla sonuçlandırmak üzerine kurulu bir yaşam tarzı...
Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Yüksek Bale Bölümü mezunu...
Fransız Genç Balesi Le Jeune Ballet De France, Fransız Devlet Balesi Ballet National De France başdansçısı, İstanbul Devlet Opera ve Balesi başdansçılığı, Diyarbakır, Mardin, Gaziantep, Kayseri, İstanbul, Ankara, İzmir, Kıbrıs bale ve dans okulları kurucusu...
Antalya ve İzmir Devlet Opera ve Balesi'nde koreografisini yaptığı "Kalp Sesi Projesi" adlı yapıtı sahnelendirdi. Zaman zaman televizyonlarda yayınlanan bazı dans yarışmaları ve dizilerde rol aldı.
O dünyaca ünlü bir Balet...
Tan Sağtürk...
Bale son derece spesifik ve disiplin gerektiren bir sanat dalı. Her zaman sevgiyle, zarafetle, estetikle ve düşünsellikle bütünleşen bir yolculuğun başlangıcı. Bale eğitiminde hiçbir zaman “ben artık her şeyi biliyorum” diyemezsiniz. Hem dansçılık tarafında hem de eğitmenlik tarafında durum aynıdır. Bilginizi sürekli geliştirmeli, vücudunuzun çalışma disiplinini hiçbir zaman kaybetmemelisiniz.
Küçük yaşlardan itibaren sanatçı olarak yetişmek çok farklı. Düşünmeyi öğreten, yaratıcılığı pekiştiren, sportif olarak çalıştıran bir sanat dalı insanın bedenine de ruhuna da iyi gelir.
Dans tamamen disiplin gerektiren bir meslek. Kız ya da erkek fark etmeksizin, sürekli çalışmanın, kendini geliştirmenin ve hayatını bu sanat dalına adamanın gerekliliğini anlatmak yeterli. Gündemi takip etmek, gelişen yeni akımları gerekirse yerinde görmek, sanatçıyı sanatçı yapan donanımlara sahip olmak gerek.
Kolektif yapılan tüm sanat dallarının temsilcileri, kurallar ve disiplin içinde eğitim görmüşlerdir. Dünyanın en zor meslekleri arasında gösterilen bale sanatı başka türlü icra edilemez zaten.
Evet,
yukarıda yaşamından kısa bir kesit verdiğim ve ünü Türkiye sınırlarını yıllar önce aşmış, dünyanın birçok ülkesinde sahne almış olan Tan Sağtürk artık Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü...
"Sanat ölümden öç almaktır, ben yaşıyorum, varım demektir."
Bir dönem bu iddialı cümleyi kurmuştu...
Belki biraz abartılı ama sözlerine şöyle devam etmişti;
"Ben de Kafka'nın dediği gibi abartıyorum çünkü anlaşılmak istiyorum"
Meriç Sümen'den sonra Opera ve Bale'nin başına geçen ikinci bale kökenli sanatçı...
Bana sorarsanız fazla ön planda görülmeyen bir sanat dalı olan baleyi belki de gerçekten Türkiye'ye tam anlamıyla sevdirecek iyi bir seçim...
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com