Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
APTAL TAMAMEN KENDİNDEN MEMNUNDUR… (1)
Tarih: 09-07-2023 17:12:00 Güncelleme: 09-07-2023 17:12:00



“Aptallığa karşı hiçbir savunmamız yok. Ne protestolar ne de güç ona dokunamaz. Akıl yürütme hiçbir işe yaramaz. Aptallar, kişisel önyargılarla çelişen gerçekleri basitçe inkar edebilirler. 


Kötüden farklı olarak aptal, tamamen kendinden memnundur. Aslında, onları agresif hale getirmek çok fazla zaman almadığından kolayca tehlikeli hale gelebilirler. Bu nedenle, kötü niyetli olandan daha fazla dikkat gerekir.


Aptal insanı bir daha asla gerekçelerle ikna etmeye çalışmayacağız, çünkü bu anlamsız ve tehlikelidir.”


Bunlar, aptallık ve ahmaklık üzerine kafa yoran ünlü bir Alman teoloğun sözleri.

 

Bu görüşünü, 1943’te Nazi iktidarı tarafından konulduğu cezaevinde yazıya dökmüştü.

 

Dietrich Bonhoeffer, Almanya’nın en iyi üniversitelerinde teoloji eğitimi alıp Alman Lüteryen Kiliseler Birliği’nin en önemli din adamı olma yolunda ilerlerken Naziler iktidara gelir.


Bonhoeffer’ı, Nazilerin düşüncelerinden daha çok, bu kadar din adamı, sanatçı, akademisyen ve entelektüelin Nazi propagandası karşısında adeta hipnotize olup kötücül rejimin peşinden gitmeleri etkilemişti.


***


Bonhoeffer, 1933’te ilk günlerinden itibaren Nazi rejiminin kararlı bir muhalifi olur. Hitler'in Şansölye olarak atanmasından iki gün sonra Bonhoeffer, Hitler'i kıyasıya eleştirdiği ve Almanya'yı ‘putperest bir Führer’ kültüne kaymaya karşı uyardığı bir radyo yayını yapar ama yayın yarıda kesilir. Aynı yıl kiliselerin, Yahudilere karşı yapılan zulme karşı seslerini çıkarması çağrısı yapar. 

 

Ancak başaramaz, zira yıllar içinde kiliselerin en üst yönetimlerine Hitler’i destekleyen din adamları seçilir. Bu duyarsızlık, Hıristiyanlığın mazlumun yanında olduğu bir din olduğu inancı nedeniyle, Bonhoeffer’da büyük bir hayal kırıklığı yaratır.

 

Muhalifliği daha da artar ve iyice Nazilerin hedefine girer.

 

Ailesi ve arkadaşları olası olumsuz bir gelişme endişesiyle onu ABD’ye gitmeye ikna eder. Ancak orada kısa bir süre kaldıktan sonra ülkesine döner. “Ulusal tarihimizin bu zor dönemini Almanya halkıyla birlikte yaşamalıyım. Bu zamanın sınavlarını halkımla paylaşmazsam, savaştan sonra Almanya'da Hıristiyan yaşamının yeniden inşasına katılma hakkım olmayacak” der.

 

Ama çember iyice daralır. Nazi rejimi Bonhoeffer’in üniversite ve kilisede tüm dini faaliyetlerini yasaklar. Kamusal alanlarda da konuşmasına yasak getirilir. Herhangi bir makale veya kitap yayımlanmasına da duvar çekilir.

 

Nazi rejiminin ayakta kalmasının en nihayetinde, Hıristiyan uygarlığının yok olması anlamına geleceğini savunan Bonhoeffer, Alman halkının ya Nazi rejimi ya da Hıristiyanlık ve uygarlık gibi iki karşıt alternatif ile karşı karşıya kaldığını düşünür ve seçimini Nazi rejimin yıkılması yönünde yapar.

 

Kız kardeşinin kocası Hans von Dohnanyi’nin teşvikiyle Nazi karşıtı askeri istihbarat örgütü Abwehr’e girer. Örgütteki misyonu yurt dışı benzer örgütlerle ve Nazi karşıtı Batı ittifakı din adamlarıyla yazışma ve gizli görüşmeler yapmaktır. Ayrıca Dohnanyi ile birlikte kimi Alman Yahudilerini İsviçre’ye kaçırmakla görevlendirilir ve bunda başarılı olurlar.

 

Bütün bu eylemleri öğrenen Nazi rejimi Nisan 1943’te her ikisini de tutuklar ve cezaevine gönderir.Cezaevinde onu tanıyan bir gardiyan birlikte kaçmak için kendisine teklifte bulunur ama Nazilerin ailesine karşı intikam alacağı endişesiyle öneriyi reddeder.

 

Devam edecek…

 

Nota ve Tınıyla... 

macit.soydan@gmail.com

 



Bu yazı 15012 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI