Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
Anı Biriktirdiğimiz Sokağımız
Tarih: 27-05-2023 21:55:00 Güncelleme: 27-05-2023 21:55:00


ANI BİRİKTİRDİĞİMİZ SOKAĞIMIZ 
 
Hepimizin küçüklükten beri anılar biriktirdiği, kalbinde yer edinmiş bir sokağı vardır.
 Çocukluğunuzu geçirdiğiniz, oyunlar oynayıp ilk arkadaşlıklarınızı kurduğunuz sokağa yıllar sonra adım attınız mı? 
Ben attım. 
Sanki uzaktan öylece ıssız bir köşeden kendinizi izlemek, küçükken çok sevdiğiniz bir şarkıyı yıllar sonra tekrar dinlemek, evinizin bahçesinde oyun oynamak, çekmecenizden eski bir defter çıkarmak gibi bir şey. 
Küçükken arkadaşlarınızla oturduğunuz bank çarpıyor gözünüze, sokağın ya da arka bahçenizde bulunan dut ağacına bakıyorsunuz, hepsinden bir yaprak çalmışlığınız ya da tırmanmışlığınız, dalından meyve yemişliğiniz var. 
Köşede hala yaşlanmamış, kimbilir zamanının hangi ünlülerini konuk etmiş anılarla dolu pastane.
Eskisi gibi patırtılı değil ortalık, yıllar sadece yaşlara bir sayı daha eklemiyor, yıllar gürültüyü sessizliğe, coşkuyu durgunluğa da çeviriyor aynı zamanda. Hayatın düzeni içinde, o « önemli » mevzularla boğuşurken ve yüceltirken belki de hiç hak etmeyen insanları, ne çabuk unutmuşuz ; denize doğru uçan bir martının sesini duyup rüzgarı yüzümüzde hissederken gözlerimizi kapatıp içimizden temiz bir nefes almayı. 
Ne çabuk unutmuşuz, koşmaktan nefes nefese kalıp, arkadaşlarımızla gülerken yere yığılmayı. Sokak değişmemiş, aynı evler, aynı ağaçlar, köşe başında duran aynı çöp kutusu. Biz değişmişiz o zaman. Biz her gün, binlerce düşünceyle telaş içinde geçip gittiğimiz sokakları sadece yürüdüğümüz yol, oturduğumuz evi tarif ederken işimize yarayan bir « ad » olarak görmeyiz.
Demek istediğim çok şeye şahit olur sokaklar. Anılar biriktirir, hayatlara ortak, evimiz olur. Yıllarca evinden ayrı kalmış biri evinin sokağına adım attığında nasıl duygulanıp olması gerektiği yerde gibi hissediyorsa, biz birbirimize sokağın başında buluşalım diye söz veriyorsak ve her gün küçük kız çocuğu aynı kaldırımda oturup mendil satıyorsa, sokakların hayatımızdaki yerini nasıl görmezden geliriz?
Her mevsim farklı farklı hikayeler yazılır sokaklarda. Mesela, kış aylarında beyazdır Ankara sokakları, ıslaktır. İnsanlar şapkalarının, paltolarının altında sıcacık kestaneleri ayıklar, ellerini ısıtırlar. Kestane, sahlep, bozadır kışın Ankara. 
Sokaklar, sanatçıların, acıların, hayallerin ve hayal kırıklıklarının bir arada sessizce anlatıldığı bir kitap gibi aslında.Yolda yürürken birden karşımıza bir müzik grubu çıkar,  şarkılarına birkaç saniye ortak oluruz, etraflarını saran küçük kalabalıkla uzun uzun dinlemesek de kulağımıza çalınır müzikleri.Birden şarkının içine girer, hızlı hızlı yürürken birkaç saniyeliğine bir melodinin içindeymişçesine devam ettiririz hayatımızı.
Tam bu noktada bahsedebiliriz sokakların da bir ruhu olduğundan. Biz bu ruhları ne kadar koruyabildik, Sokakların bize anlatmak istediklerini ne kadar dinledik, işte orası cevabı olmayan bir soru. 
Kafamızdaki « yenilenme » ve « dönüşme » fikriyle her köşenin büyüsünü bozduk.Yaşanmışlıkları yok ederek ve eski olan her şeyin yenilenmeye ihtiyacı olduğunu düşünerek fark etmeden aslında kendi kendimizin yabancısı olduk. Küçüklük sokaklarımızı tanıyamaz hale geldik. 
Oysa ki, bazen bakımsızsa ya da eskiyse, hatta çirkinse ve kirliyse bir noktada öyle bırakmalıyız bazı şeyleri. Çünkü bir şehrin hep mükemmel sokaklara ihtiyacı yoktur ama bir şehrin yıllarca hiç bozulmadan aynı kalabilmiş, anıları olan, içinde bir canlı gibi ruh taşıyan, iyisiyle kötüsüyle bizi anlatan ve bizi yansıtan sokaklara ihtiyacı vardır.
macit.soydan@gmail.com


Bu yazı 3973 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI