ANGUT
Her insanın hayatta bir değeri vardır ve bu sabittir. Bir insan hor görüldüğünde de yüceltildiğinde de bu değer değişmez. Hor görmek bir nevi savunma mekanizmasıdır. Genellikle kişinin benliğine saldırı olarak kabul ettiği bir durumla karşılaştığı zaman karşıdaki insanı küçümseyerek kendini korumaya almaya çalışması olarak değerlendirilebilir.
Ayrıca insan harici canlı varlıkların hakaret unsuru olarak kullanılması da neredeyse ve maalesef ki normal olarak görülür. Kendi türü dışındaki canlıların isimleriyle yine kendi türüne hakaret etme gün içinde birçok defa duyduğumuz, maruz kaldığımız, üreteni olduğumuz bir durum.
Hayvan, köpek, eşek, eşekoğlueşek, öküz, mal, angut, yılan, akrep, çıyan, çakal, sazan vb.
Bu canlıları yakından tanıdığımızda nefret ettiklerimizin değil de sevdiklerimizin hak edeceği bir seslenme türü olduğunu anlıyoruz. Yaratılmışların en şereflisi diye her mecliste göğsünü gere gere kendini dile getiren bir canlı türü olan insan, bu fikriyatın paralelinde ve gölgesinde diğer varlıkların sırf kendisine hizmet için yaratıldığını iddia eder.
Besin zincirinin en tepesine yerleştirir kendisi. İstediğini yer; istediğinin derisini kürkünü yüzer, üzerine giyer; dilediğini evine süs olsun diye kafese, akvaryuma hapseder; birine biner, diğerine yük taşıtır; kendisi ileride hastalanmasın diye geliştirmeye çalıştığı ilaçları ilk önce bunların üzerinde dener; tehlikeli uzay yolcuğu mu olacak, bunlardan birini gözüne kestirir, birinin dişinden kolye, tespih yaptırır; diğerinin kemiklerinden şekerleme üretir; vurur, içini samanla doldurur, duvarda sergiler.
Bunlar yetmez, bir de isimlerini küfürleştirir. Birinin canını yakmak mı ister, “hayvan” der, “köpek” der. Şaka yollu, gülmece olsun diye de sarf eder bunları... Hakaret, küçümseme unsuru olarak kullanılan bu canlıların insanınkilerle karşılaştırılabilecek tek kötü huyu bile yoktur. Ama hayatta kalabilme hedefini mahvı pahasına doğaya hakim olma üzerinden kuran insan kötücül özelliklerini sanki diğer canlıların vasfıymış gibi onlarla adlandırmaktadır. Salaklığını angut kuşlarına ve eşeklere, sinsiliğini çakallara, kurnazlığını tilkilere, vefasızlığını yılanlara, fırsatçılığını akbabalara, nankörlüğünü kedilere yükleyen insan kendi doğasını aklamaya çalışır gibidir.
Gelelim başlığımıza.
Herkesin haksız bir şekilde kullandığı bir ifadedir 'Angut'. Biri laftan anlamayınca, boş boş bakınca ya da aptallık edince hemen 'Angut musun?' der günümüzün insanı. Angut'un aslında bir kuş olduğunu bilmeyen bir sürü insan var ülkemizde.
Özelliği nedir bilir misiniz? Angut kuşunun eşi öldüğü zaman yanına o anda başka bir yırtıcı hayvan veya bir insan gelse dahi gözlerini bir dakika bile eşinin ölüsünün üstünden ayırmadan o da ölene kadar onun başucunda bekler.
İşte bu canlının yaptığı en büyük 'Angut'luk budur. Ayrıca bu olay bütün Angut kuşları için geçerlidir, arada bir görülen bir şey değildir. Dişi olsun erkek olsun çok ürkek bir hayvan olmasına rağmen eşinin ölüsünün başında bekleyen Angut kuşuna elinizi uzatsanız dahi oradan kaçmaz.
Hani derler ya 'Angut gibi bakmasana' diye...
Keşke herkes Angut gibi bakabilse değer verdiklerine. Bundan sonra bazılarına 'Angut' demeden önce bir kere daha düşünün.
Bir 'Angut' bile olamayan o kadar çok insan var ki artık günümüzde...
macit.soydan@gmail.com