Yıl 1923...
ABD'de dönemin en çok satan gazetelerinden biri olan Daily News Gazetesi'nin acar muhabiri Joe Baker şöyle bir haberi kaleme almıştı ;
"Curtis La France 10 yaşında iken okuduğu Saturday Evening Post gazetesindeki Türk lideri Mustafa Kemal hakkındaki yazıyı okuduğunda çok etkilenmişti.
1923 yılı idi ve Kemal, XIV'üncü yüzyıldan beri Türkiye’yi yöneten Osmanlı Sultanlarının elinden toprağını almış, kendi yolundaki engelleri kaldırmıştı"
NewPort'lu France haberde , “Türkiye'de birçok şeyi değiştiren bu adamın kendini adamasına gizli bir hayranlık duymaktaydım” diyordu.
28 Ekim 1923'te, La France Kemal'e bir mektup yazdı ve Amerikalı çocuklara ne tavsiyede bulunabileceğini sordu. La France mektubu postaladıktan 2 gün sonra, Kemal, 600 yıllık Osmanlı Saltanatına son vererek, yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin başkanı unvanını aldı.
Kemal'in efsanesi 15 yıllık görevinde devam etti. Diğer adıyla Atatürk veya Türklerin Babası, Arapça resmi alfabeyi Latin alfabesine çevirdi ve kadınlara oy kullanma hakkı verdi.
La France mektubu yazdıktan 2 hafta sonra, Türk liderinden Osmanlı Türkçesi ile ve daktilo edilmiş tercümesiyle, fotoğrafının olduğu kişisel bir cevap aldı.
La France, “sevindirici yanı, cevap vermesi idi” dedi.
Joe Baker'ın haberi bu şekildeydi.
***
10 yaşındaki France bir gazetede, ‘Angora’ (Ankara) adlı küçük şehirde kurulan yeni devletin Reis’iyle yapılmış bir röportaj görmüş, heyecanlanmış ve etkilenmiş.
Yaşına başına bakmadan oturup -tesadüfe bakın ki, Cumhuriyet’in ilanından tam bir gün önce, 28 Ekim 1923 günü- Gazi Paşa’ya bir mektup yazmış. Bir imzalı fotoğraf istemiş uzaktaki kahramanından. Pek umudu yokmuş ama, çocukluk heyecanıyla beklemiş yine de.
Derken bir gün bir mektup getirmiş postacı. İlk kez kendi adına yazılmış bir mektup. 10 yaşındaki ‘Mister’ Curtis LaFrance’a. Hem de kimden! Çocuk içgüdüsüyle uzaktan önemini anlayıp hayran olduğu Gazi Mustafa Kemal’den...
Curtis “O zaman çok sevindim tabii ama hadisenin önemini yıllar sonra idrak ettim. Yaşım ilerledikçe heyecanım çoğaldı. Okuyup Atatürk’ün kim olduğunu anlayınca hayranlığım arttı. Ne kadar şanslı olduğumu çok sonraları anladım” diyor.
Curtis’in, ilkokul son sınıf öğrencisiyken, babasının daktilosunda oturup yazdığı mektup şöyle:
‘Gazi Mustafa Kemal Paşa Angora-Türkiye
Sayın Efendim,
Ben 10 yaşında, Amerikalı bir çocuğum. Türkiye ve yeni hükümetine büyük ilgi duyuyorum. Siz ve Bayan Kemal hakkında bir röportaj okudum. Türkiye hakkında bir defterim var ve şimdiden siz ve Bayan Kemal hakkında birçok yazı ve resim topladım. Lütfen bir Amerikalı çocuğa bir küçük not ve bir imzalı fotoğrafınızı gönderin. Bir gün, Türkiye’yi görebileceğimi umut ediyorum. Saygılarımla, Curtis LaFrance”
***
Atatürk bu mektubu gördükten sonra, Türk tarihinin belki de en zorlu dönemlerinde, Amerikalı küçük bir çocuğu ciddiye alıp, vakit ayırmış ve oturup kendi eliyle bir mektup yazmış. Mustafa Kemal, bir de bu mektubu İngilizce’ye çevirtip daktilo ettirmiş. Adeta Türkiye Cumhuriyeti’nin bugün bile yabancılar tarafından uğrayacağı haksızlıkları önceden bilmiş ve 27 Kasım 1923 tarihli mektubunda Curtis’e şu nasihatte bulunmuş:
“Türkiye Cumhuriyeti Riyaseti - Hususi
Ankara, 27.11.1339 (1923)
Mister Kurtis LaFrance’a
Mektubunuzu aldım. Türk vatanı hakkındaki alâka ve temenniyatınıza (iyi düşüncelerinize) teşekkür ederim. Arzunuz vechiyle (arzu ettiğiniz şekilde) bir adet fotoğrafımı leffen (ilişikte) gönderiyorum. Amerika’nın zeki ve çalışkan çocuklarına yegâne tavsiyem, Türkler hakkında her işittiklerine hakikat nazarıyla (gerçekmiş gibi) bakmayıp kanaatlerini mutlaka ilim; ve esaslı tedkikata (araştırmalara) isnad ettirmeye (dayandırmaya) bilhassa atf-ı ehemmiyet eylemeleridir (önem vermeleridir). Hayatta nail-i muvaffakiyet ve saadet olmanızı (başarılı ve mutlu olmanızı) temenni eylerim.
Türkiye Reisicumhuru Gazi Mustafa Kemal’”
Görüldüğü gibi, Atatürk Amerikan gençliğine de Türk gençliğine vasiyet ettiği gibi bilimden uzaklaşmamayı, bir konuyu araştırırken gerçeklere dayanmak gerekliğini belirtmiştir.
*****
LaFrance yıllar sonra yaptığı açıklamada, “1938’de Atatürk’ün ölüm haberi geldiğinde 25 yaşında bir delikanlıydım. Niye ağladığımı kimse anlamadı” demiştir....
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com