Vagıp Hoca ile piyano ve drama deşifresi dersinden henüz çıkmıştık ki, Gülseren müdür, telaşla yarı zamanlıların eğitim aldığı kata koşarak, ‘Çocuklar bugün darama dersinizi biraz uzatacağız, zira ‘Tiyatral Anlatım’ ek dersi için Genco Ağabey’iniz gelecek…’
Başka Genco olamaz tabii ki, Genco Erkal…
Arkadaşlara, ‘Ben O’nu tanıyorum, hem de çok eskiden’ diyorum; ‘Tabii tabii’ diyorlar alaycı bir edayla…
Oysa…
******************
Annemin küçük dayısının eşinin ailesi, Etiler eşrafındandı; sık sık da annemle, Etiler’deki bu aile ziyaretlerine giderdik.
Maral yengenin kız kardeşleri Hayat ve Mualla’nın çevresi sanat camiası bakımından çok genişti.
Esmeray mı dersin, Hümeyra mı dersin, Ali Poyrazoğlu, Güzin Özipek, Gülriz Sururi filan; hepsini de küçük yaşta tanıma fırsatı bulmuştum.
Zaten evler de bahçeli ve sıra sıra olduğu için, biri birine gelse, herkese gelmiş gibi olurdu.
Beş yaşında ya varım ya yokum, yağmurlu bir günde, Ali Poyrazoğlu ve Korhan Abay’a, Nazım Hikmet’in, yeni ezberlediğim; ‘Yaşamaya Dair’ adlı şiirini okuyorum, üstelik ‘R’leir ‘V’ diye telaffuz etmeme rağmen.
Tam o sırada ziyarete, böyle tok sesli, aksanlı bir adam gelmiş; Ali Poyrazoğlu’na ‘Sus’ işareti yapıyor ve ben şiiri bitirince, ‘Sen o şiir kimin biliyor musun?’ diyor bana, başımı sallıyorum; ‘Tabii ki, Nazım Hikmet, bizim akrabamız’, adam gülüyor, annem o sırada beni alıp, Ali Poyrazoğlu ve Korhan Abay’ı selamlayıp, ön bahçeye getiriyor; ‘Herkese söyleme oğlum, başımız belaya girecek’, oysa o adamcağız Genco Erkal; peşimizdten geliyor; ‘Hanımefendi, bu yaşta Nazım’ı ezberlemesi kadar güzel ne olabilir ki; harika, harika; akrabanızmış, bence siz de gurur duyun’, duymaz mı zaten bana akrabamız olduğunu annem anlatmış, hem ed çok yakın…
O günden sonra da birkaç kez karşılaşıyoruz Genco Erkal ile, her seferinde de tabii ki başka başka şiirini okuyorum Nazım Usta’nın…
****************
Genco Erkal piyanolu büyük amfiye girip beni görünce, gözleri parlayıp, ‘Aferin evladım, burada olan ne hoş’ diyor, yanında da Hadi Çaman var ve onları tanıdığımı gören arkadaşlar tabii ki mort…
*****************
Türkiye’de Nazım tannımışsa her şeye rağmen, katkısı büyüktür…
Fazıl Say’ın o muhteşem müzikalinde nasıl devleştiğini anlatmama gerek yok…
Ama asıl O’nu ‘Bir Delinin Hatıra Defteri’ oyunu ile görmeliydiniz…
Şanslıyım o yüzden…
Gazeteciyken de en az beş-altı kez röpürtaj yapmıştım, esik günleri de yad edere…
*****************
Genco Erkal; çok çok çok çok büyük bir ustaydı; çünkü…
Kırılıp bülükmeyen, eğilmeği, ruhun usatmayan adam gibi bir adamdı; ne tiyatrosunu,ne kalemini, ne ruhunu, ne onurunu satmadı; satanları da hiç affetmedi; dimdik durdu, dimdik öldü…
Tanrı,herkese böyle onurlu bir duruş nasip etsin; zira kalemini, ruhunu, onurunu satanların öldükten sonra ardlarından söylenenler belli…
Genco Erkal; gencecik yüreği ile ayrıldı aramızdan; azim dolu bir yürek, sanat dolu bir yürek…