Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
MİZAHI ANLAMAYANLARA MİZAH YASAĞI GETİRİLSİN!
Tarih: 03-08-2026 18:40:00 Güncelleme: 03-08-2026 20:02:00



Bazı insanlarla konuşurken insanın aklına şu soru geliyor:


“Acaba ben mi fazla şey biliyorum, yoksa bunlar gerçekten hiçbir şey bilmiyor mu?” Sonra anlıyorsunuz ki mesele sizin fazla bilmeniz değil; karşıdakinin bilmediğini de bilmemesi.


Başlıktan da anlayacağınız gibi konumuz mizah... Neyse sadede gelelim :))) Mesela Amerikan MAD dergisinden söz edersiniz. “MAD ne demek?” der. “Deli, çılgın” dersiniz. Ama siz kelimenin anlamını değil, mizah dünyasındaki yerini anlatmaya çalışıyorsunuzdur.


Rusların Alligator dergisinden söz edersiniz. “Ne dergisi?” “Taşlama ve mizah dergisi.” “Ha... Timsah yani?” Sonra Gırgır dersiniz: “Gırgır mı? Süpürge mi?” Bir de Fırt vardır. “Fırt?” “Evet, Fırt.” “İçecek mi?Yani bir fırt çekmek mi ?” Hayır kardeşim. Mizah dergisi!


Bazı insanlar yalnızca bildikleri şeylerin var olduğuna inanır. Bilmediği sanatçı tanınmıyordur, bilmediği yazar önemli değildir, duymadığı dergi zaten hiç çıkmamıştır. Daha kötüsü, bilmediğini öğrenmek yerine küçümser.


Ama konu kendisine gelince... Dünyanın en komik insanıdır! Bir espri yapar. Sessizlik... Hani kar yağar da bütün şehir bir anda susar ya... Öyle bir sessizlik. Çünkü komik bir yanı yoktur. Ama kendisi kahkahadan kırılır. Yanında birkaç tane de “Aman , öldürdün bizi!” diyen yancı varsa mesele tamamdır. Oysa ortada espri yoktur. Sadece espriye gülen bir adam ve ona zoraki sırıtan birkaç kişi vardır.


Çünkü mizah, “Ben komiğim” demekle olmaz. Tıpkı “Ben zekiyim” demekle zeki olunmadığı gibi. Gerçekten komik insanlara bakın: Charlie Chaplin, Peter Sellers, Louis de Funès, İsmail Dümbüllü... Hiçbirinin “Arkadaşlar, ben şimdi çok komik bir adamım,” dediğini hatırlamıyorum. Çünkü gerçek mizahın zekâya ihtiyacı vardır: Göndermeyi yakalayacaksın, kelimenin oyununu anlayacaksın, saçmalığın içindeki komediyi göreceksin.


Önce anlayacaksın, sonra güleceksin. Ama bazıları için mizahın tanımı şudur: 


“Ben söyledim, ben güldüm, sen de güleceksin.” Hayır efendim. Senin esprine  gülmediysem bunun sebebi mizah anlayışımın gelişmemiş olması değil. Belki de... senin esprinin gelişmemiş olmasıdır.


O yüzden mizah yapmadan önce küçük bir sınav yapılsın:
Misal, Gırgır nedir?, Şarlo kimdir?, İsmail Dümbüllü kimdir?, Bir espriyi anlamadıysan “Anlamadım” diyebilir misin?, Son soru önemli. Çünkü insanın bilmediğini kabul etmesi, bazen bildiğini göstermekten daha büyük bir zekâdır.


Ve belki de mizahın en güzel tarafı şudur:
İnsan önce kendisiyle dalga geçebilmeyi öğrenmelidir. Kendine gülebilen insan, başkasının esprisine de alınmaz. Ama kendisini dünyanın en zeki, en bilgili, en komik insanı sanan kişi, kendi şakasına gülerken bile alkış bekler. Sonra gerçek bir mizahçı çıkar, bir cümle söyler. Herkes güler. O yine anlamaz.


Etrafa bakıp sorar: “Nesine gülüyorsunuz?” İşte o anda yapılacak tek şey vardır: Hiçbir şey anlatmamak. Çünkü bazı insanlara mizah anlatmak, timsaha yüzme öğretmeye benzer. Timsah zaten yüzüyordur. Ama neden yüzdüğünü anlatmaya kalkarsanız...


Asıl siz boğulursunuz. :)))


Nota ve Tınıyla...



Bu yazı 1202 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI