Günümüzde gençlerle, yetişkinler arasındaki çatışmayı artıran her zamankinden farklı bir gerçeklik de söz konusudur. O da toplumda yaşanan çok hızlı değişmelerdir. Son iki yüzyılda özellikle de son yüzyılda toplumda neredeyse her şey değişmektedir.
Özellikle sanayileşme ve kentleşmenin getirdiği sosyal ve ekonomik değişmeler insanı adeta şaşırtmaktadır. Buna bağlı olarak, düşünceler, değerler, inançlar, kısaca yaşama biçimi değişmektedir.
Böyle bir değişimde kuşaklararası çatışma daha da belirgin hâle gelmektedir.
20. yüzyılın baş döndürücü gelişmeleri kuşaklar arasındaki çatışmayı iyice su yüzüne çıkarmıştır. Bilimsel ve teknolojik yenilikler yaşama biçimlerini ve değer yargılarını değiştirmiş, yaygınlaşan eğitim ve iletişim araçları yepyeni uyanış ve biçimlenme getirmiştir.
Uzayan eğitim dönemi, toplumdaki yerini almak için sabırsızlanan, büyük bir tüketici kesim yani gençlik meydana getirmiştir.
Çağdaş toplumlardaki aşırı uzmanlaşma öğretim süresini uzatarak gençlerin topluma karışmasını, özel bir becerisi veya yüksek okul diploması olmayan bir gencin iş bulmasını zorlaştırmıştır.
Gençler anne babalarıyla en çok şu alanlarda çatışma yaşamaktadırlar:
1. Özgürlüğün kısıtlanması, (Eve geliş gidiş saatlerinin belli olmaması, gece dışarı çıkma yasağı)
2. Gencin seçimlerine karışılması, (Arkadaş seçimi, meslek, okul ve eş seçimi, kılık kıyafet)
3. Para harcama,
4. Ailede evde bazı işlere yardımcı olmayla ilgili beklentiler,
5. Siyasi konular,
6. Sağlığa ve beslenmeye dikkat etmeme,
7. Okul ve ders çalışmama sorunları,
8. Eğlence tarzı,
9. Dinî konular ve geleneklere bağlılık,
Çatışma; anlamsızlık, karşıtlık, uyuşmazlık anlamına gelir. Çatışmalar düşünce, duygu, çıkar ve ayrılıklardan kaynaklanır. Bu nedenle insan ilişkilerinde tam bir uyum söz konusu değildir.
Dışarıda çok uyumlu görünen insan ilişkilerinde bile anlaşmazlık, karşıtlık ve birbirini etkileme çabaları vardır. Bu nedenle çatışma hayatın ayrılmaz bir parçasıdır.
Devam edecek...
***
Bu yazı 3047 defa okunmuştur.