Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
KAPANAN SİNEMALARIN ARDINDAN...
Tarih: 08-06-2026 18:20:00 Güncelleme: 08-06-2026 18:29:00



Bazı kapılar kapanır ve insan bunu hemen fark etmez.


Aradan yıllar geçer.


Bir gün yolunuz eski bir sokağa düşer. Çocukluğunuzun geçtiği mahalleye bakarsınız. Bir zamanlar önünde kuyruk olan o bina artık yoktur. Yerinde bir market, bir banka şubesi ya da sıradan bir iş merkezi vardır.


İşte o zaman anlarsınız.


Kaybolan sadece bir bina değildir. Bir dönemdir. Bir hatıradır. Bir hayat biçimidir.


Bir zamanlar sinemaya gitmek sadece film izlemek anlamına gelmezdi.
Sinemaya gidilirdi. Bu başlı başına bir olaydı.


Günler öncesinden hangi filmin oynadığı konuşulur, arkadaşlarla sözleşilir, ailece plan yapılırdı. Akşam olunca en güzel kıyafetler giyilir, sinemanın yoluna düşülürdü. Bilet kuyruğunda beklemek bile işin keyfinin bir parçasıydı. Salonun ışıkları yavaş yavaş sönerken başlayan heyecanı bugün hâlâ hatırlayanlar vardır.


Perde açılırdı. Ve hayat birkaç saatliğine dışarıda kalırdı.


Kimi zaman Cüneyt Arkın'ın peşinden at koştururduk. Kimi zaman Türkan Şoray'ın gözlerinde kaybolurduk. Kimi zaman Kemal Sunal ile güler, kimi zaman Kadir İnanır'ın suskunluğunda, Tarık Akan'ın romantizminde, Filiz Akın'ın güzelliğinde kendimizi bulurduk.


O yıllarda sinema sadece bir eğlence değildi. Hayatın içinden kısa bir kaçıştı. Belki de insanların aynı hayale birlikte inanabildiği nadir yerlerden biriydi.


Özellikle yazlık sinemaların yeri bambaşkaydı.
Yıldızların altında film izlemek... Film başlamadan önce komşularla sohbet etmek... Gazoz şişelerinin açılması... Buz gibi frigobuz, Çekirdek sesleri... Arka sıralarda çocukların heyecanı... Bir mahalle adeta aynı hikâyenin içinde buluşurdu.


Bugün bunları anlattığınızda biraz masal gibi geliyor. Çünkü artık her şey çok farklı. Film izlemek hiç olmadığı kadar kolay. Binlerce film tek tuşla önümüze geliyor. İstediğimiz zaman durdurabiliyor, geri sarabiliyor, başka bir filme geçebiliyoruz. Teknoloji bize büyük bir kolaylık sağladı.


Ama bir şeyi de elimizden aldı.
Beklemeyi... Birlikte heyecanlanmayı... Aynı anda gülmeyi... Aynı anda ağlamayı...


Eskiden insanlar aynı salonda aynı sahneye bakarken birbirlerinin varlığını hissederdi. Bugün herkes kendi ekranının karşısında yalnız. Kalabalıkların içinde olduğumuz gibi...Ekranların karşısında da aynı.
Belki de bu yüzden eski sinemaları özlüyoruz. Çünkü özlediğimiz şey filmler değil. O filmleri izlediğimiz insanlar. Yanımızda oturan dostlar. Elimizi tutan sevgililer. Filmin çıkışında üzerine saatlerce konuştuğumuz geceler. Özlediğimiz şey biraz da gençliğimiz. Bir sinema biletiyle satın alınamayacak kadar değerli olan yıllarımız.


Üstelik değişen sadece sinema salonları da değil.


Bir zamanlar her yıl onlarca Yeşilçam filmi çekilirdi. Yeni yüzler ortaya çıkar, yeni hikâyeler anlatılırdı. Mahalle arasında oynayan çocuk bile o filmlerin kahramanlarını tanırdı. Bugün ise o bereketli dönem çok gerilerde kaldı. Yeşilçam artık sadece hatıralarda yaşayan güzel bir kelime gibi. Yeni filmler elbette çekiliyor. Ama eskisi kadar sık değil. 
Ve çoğu zaman toplumun ortak hafızasında yer edecek o sıcaklığı yakalayamıyor. Belki de bu yüzden birçok sinema salonu artık eski günlerini arıyor. Bir zamanlar bilet bulmanın zor olduğu salonlarda şimdi boş koltuklar dikkat çekiyor.


Perdeler açık... Filmler oynuyor... Ama salonlar sessiz. Sanki sinema da eski dostlarını bekliyor.  Bugün birçok eski sinema çoktan kapandı.

Bazıları yıkıldı. Bazıları unutuldu. Ama insanın hafızasında hâlâ yaşamaya devam ediyorlar. Çünkü bazı mekânlar duvarlardan değil anılardan oluşur. 


Ve bazı perdeler kapanmış olsa bile... Onların gösterdiği filmler insanın içinde oynamaya devam eder. Belki de bu yüzden eski bir sinemanın önünden geçerken içimizde tarif edemediğimiz bir duygu beliriyor. Bir hüzün... Ama aynı zamanda bir teşekkür... Çünkü o salonlarda sadece film değil hayatın kendisini izledik. İlk heyecanlarımızı, ilk hayallerimizi, ilk kahramanlarımızı orada bulduk. Ve şimdi geriye dönüp baktığımızda anlıyoruz ki;


Bazı sinemalar kapanır. Bazı perdeler iner. Bazı yıldızlar gökyüzünden çekilir. Ama insanın hafızasında ışıkları hiç sönmeyen salonlar vardır. Ve galiba gerçek sinema da tam olarak orada yaşamaya devam eder. Çünkü Yeşilçam'ın filmleri bitmiş olabilir...


Ama onların bıraktığı duygular hâlâ son sahneyi oynamaya devam ediyor.


Nota ve Tınıyla... 



Bu yazı 1211 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI