Futbolda arzu ve konsantrasyonun ne kadar önemli olduğuna dün gece A milli futbol takımımızı Hırvatistan karşısında izlerken bir kere daha şahit olduk.
Tabii ki başarı sadece arzu ve konsantrasyon ile olacak işler değil.
Bunu kalite ile birleştirmek çok daha belirleyici bir unsur.
Montella, milli takımımızın kalitesini kendi kalitesi ile öyle güzel harmanlamış ki ; o Ermenistan karşısında beraberliği zor kurtaran takım gitmiş, yerine pas alışverişi muazzam dikine, hızlı, ve makine düzeni ile oynayan bir takım gelmiş.
Dünya 3.sü olmuş üst seviye futbol oynayan bir takım olan Hırvatistan'ı kendi sahasında bu derece etkisiz hale getirirken ortaya koyduğu futbol ile ofansif anlamda da rakibin önüne geçmek adeta sihirli bir dokunuşun eseri.
Montella bu dokunuşu sihirli bir değnek ile yapmış ise adına İsmail Yüksek ismini vermek gerekir.
İsmail, Hırvatistan karşısında öyle bir performans ortaya koydu ki, onu daha önce hiç izlememiş futbol otoriteleri emin olun, kim bu çocuk diye ellerinde telefon, onun ismini Google'dan aratıyordur.
Her fırsatta mevkiinde en iyi yerli futbolcu olduğunu ve oynadıkça çok daha iyi olacağını dile getirdiğim İsmail'in bu harika performansı göstermesi beni gerçekten çok mutlu etti.
Şunu rahatlıkla iddia edebilirim ki, İsmail'in kontratına bugün 20 milyon Euro çıkış maddesi koyulsun, bu parayı ödemek için Avrupa'nın devleri birbirini paralayacaktır.
Elbette ki İsmail'in performansı çok öne çıksa da, tüm takımın gözle görülür bir başarısını da dile getirmek lazım.
Performansı eleştiri konusu olan futbolcular bile bugün farklı bir oyun ortaya koydu.
Peki bu performansı ortaya koymalarını sağlayan Montella, Stefan Kuntz'dan farklı ne yaptı.
Defans, orta saha ve oyun kurgusunu değiştirdi..
İnandığı futbolculara güvendi ve onları müthiş motive etti.
Hırvatistan karşısında sahaya çıkardığı 11 eğer başarılı olamasaydı, bugün belki de oyuncu seçimlerinden dolayı çok ağır bir eleştiri alabilirdi.
Ermenistan maçında ağır eleştiri alan Cenk Özkaçar, takımında 11'e giremeyen Samet Akaydın, yine takımında vazgecilmez isim olduğu halde milli takımda süre verilmeyen Abdülkerim ile defansı kurmak gerçekten risk almaktı. O riski aldı ve bu oyuncular kusursuz bir maç çıkardılar.
Orta sahada adeta bir ipte iki cambaz gibi görünen Orkun ve Hakan Çalhanoğlu ikilisini beraber oynatmak yerine Hakan'ın yanına iki süpürücü İsmail ve Salih Özcan'ı koyarak yapılması gereken en iyi seçimi gerçekleştirdi.
Rakibe nefes aldırmadan topu ayağında tutmayı da beceren bu orta saha maçın berlirleyici unsuru oldu. Kanatlarda İrfancan ve Kerem gibi iki ofansif formda ismi defansif anlamda da oyunun içine soktu. Zaten forvet konusunda takıntısı olmayan bir hoca olan Montella aslında bir forvet olmayan Barış Alper Yılmaz'ı bu hatta kullandı.
Onun hızlı ve dikine koşularını kurguladığı oyun planında çok iyi kullandı.
Yani kısacası Montella havasını kaybetmiş kaliteli bir takıma doğru seçimlerle oynaması gereken oyunu oynatarak beklentilerimizin üzerinde bir futbol izletti bize.
Uzun zamandır beklediğimiz büyük bir turnuvada yer alma hayallerimizin eşiğine geldik.
Bize bu eşiği atlatacak bilgi ve birikimine inandığımız Montella'yı canı gönülden tebrik ediyoruz.
Hoş geldin güzel Futbol.
Sevgi ve saygılarımla..
mrhiko@gmail.com