Ne alakası var demeyin...
Anlatayım;
Düşman Sakarya meydan muharebesi ile durdurulmuş, 238 yıllık geri çekiliş son bulmuştu.
Şimdi sıra onları topraklarımızdan söküp atacak karşı taarruza gelmişti.
Lakin dile kolay Türk orduları 1683’teki II. Viyana Kuşatması’ndan sonra 300 yıldan fazla süredir böyle bir harekat düzenlememişti..
O tarihten bu yana geri çekile çekile Anadolu topraklarına kadar sıkıştırılmış Türk milleti artık son bir varoluş mücadelesinin eşiğinde idi..
Ankara'da kurulan meclis büyük bir titizlikle sürdürülen taarruz planının bir an önce hayata geçirilmesi için sabırsızlanıyordu.
Fakat Mustafa Kemal hiç de aceleci değildi. İyi bir tahkimat ile desteklenmeyen taarruzun başarıya ulaşamayacağını bilen kurt komutan, uygun zamanı beklerken ser veriyor sır vermiyordu.
Tarihler 21 Ağustos 1922'yi gösterirken Mustafa Kemal Paşa, bir taraftan Çankaya Köşkü`nde çay daveti vereceğini gazete ve ajanslara bildirilmesi talimatı verirken, diğer taraftan ordu birlikleri arasında bir futbol maçı organize edilmesi bahanesiyle ordu komutanlarını Akşehir`e davet etti. Böylece Yunanların ve işgal devletlerinin dikkatleri çekilmeyecekti.
O gün paşa kuvvet komutanlarını kimseye hissettirmeden toplamış, tüm gün harekat planlarını tartışmışlardı..
Ve nihayet beklenen an gelmişti.
Yunanlar Mustafa Kemal'in askerleri cephe gerisinde top oynuyor diye düşünürken 26 Ağustos günü sabah 04.30'da üzerlerine yağmur gibi düşen top mermileri ile irkildiler.. Evet Türkler cephe gerisinde o gün top oynamıştı ama şimdi sıra savaş meydanlarının toplarını konuşturma sırasıydı.
Yoğun ateş ile Yunan ordusu adeta silkelendi. Göğüs göğüse geçen çetin muharebelerin ardından Tınaztepe ele geçirildi.. Ve sırasıyla bir bir diğer hakim tepeler.
Hiç beklemedikleri bu saldırı ile sersemleyen Yunan birlikleri toparlanmaya çalışırken, Futbol sahasında planlanan öldürücü harekat devreye sokuldu..
Gecenin karanlığında geçilemez diye düşünülen kayalık alandan sızan Fahrettin ALTAY'ın süvarileri düşmanı arkadan kuşatarak ikmal yollarını ve can damarını kesti. Artık Yunanlar Türklerin o öldürücü hilal'inin içinde bulmuştu kendini.
Her bir yandan gelen Türk birliklerinin önünde durmak mümkün değildi. Darmadağın bir vaziyette İzmir'e doğru kaçıyordu düşman.
Yeryüzünün son süvari hücumu düşmanı perişan etmişti.
Bundan sonrasını bilmeyenimiz yoktur zaten..
İngilizlerin 6 ayda geçilemez dedikleri Afyon ve İzmir arasındaki mevzi 9 günde katedildi ve Yunanlar Ege'de bir güzel serinletildi.
Evet sevgili dostlar,
Futbol ile 30 Ağustos arasındaki alakayı böyle bağlamak istedim sizlere.
Son olarak birde not iliştireyim;
Büyük taarruz öncesi cephede düzenlenen futbol maçında kalelerden birini Fenerbahçe'nin ilk kalecisi Kenan Bey koruyordu.. Aynı Kenan bey Cumhuriyet sonrası Karşıyaka kulübünün de ilk kalecisi unvanını almış müstesna bir insandır.
Tıpkı isimli, isimsiz tüm kahramanlarımız gibi.
Minnet ve Rahmetle..
mrhiko@gmail.com