Kamuda çalışmaya başlayıncaya kadar, 18 seneyi aşkın bir süre politika dahil, basının hemen her mertebesinde görev aldım…
Hele 1993-2003 arasında, hem ışıklar içinde uyusun; İrfan Ülkü sayesinde ‘Ankara Kulisi’ başlığı altında siyasi köşe yazıları yazdım, hem de siyasi parti muhabirliği yaptım…
Kamu personeli olup, doğal olarak siyasi yorum yasağım gelince de, ‘Ekonomi-Magazin’, ‘Gastronomi’ ya dda ‘Kültür-Sanat’ ile ilgili izlenimler yazmaya başladım; gelir getiren bir iş de olmayınca; sıkıntı çıkmıyor…
****************
Özellikle iki lisansımdan biri olan ‘Gastronomi’ ile ilgilenmeye ağırlık verince, birçok sivil toplum örgütüne de fahri üye olarak çağrıldım ve asğolsunlar, bu alanda sık sık başarı kazandığım için, benimle ilgili haberleri yazarlarken, bir süür sıfatımı da ekliyorlar haberlerin başına…
Uluslararası Mutfak Sanatçıları ve Gurmeler Birliği Türkiye Masası Yönetim Kurulu Onursal Üyesi
Dünya Yöresel Lezzetleri Tanıtma Platformu Başkanvekili
Dünya Şarap Lezzetçileri Birliği Üyesi
TURİZMAGAZİNİST Araştırmacılar ve Yazarlar Platformu Mütevelli Heyet Üyesi
Avrupa Mutfak Sanatçıları ve Mutfak Yazarları Birliği Asil Üyesi
Türkiye Görsel Sanatlar ve Edebi Eserler Eleştirmenleri Konsorsiyumu Genel Sekreteri
Gastronomi Uzmanı
Gurme
Mutfak Yazarı…
******************
Lütfen yanlış anlamayın; yazının amacı kendimi anlatmak değil; az sabredin…
******************
Bir meclise girdiğimde de, bana ‘Hah işte gurme geldi’, ‘Operacı geldi’, ‘Şarap uzmanı geldi’ falan diye atıfta bulunurlar sıfatlarıma…
******************
İnsanın başına ne zaman ne geleceği hiç belli olmuyor; hiç kimse ben asla ‘Suç’ işlemem de diyemez, dememeli; bir an gelir bir aksilik olur; istemeden de olsa bir suç işleyebilirsiniz…
İlk suç, suçtur, beladır, berbattır, rezilliktir ama belki affı olur; en azından toplum indinde…
Ama…
Tecavüz…
Cinsel istismar…
Cinsel taciz…
Cinsel saldırı…
Darp…
Gasp…
Adam kaldırma…
Mala çökme…
Saldırı…
Çetecilik…
Uyuşturcu kullanıcılığı ve satıcılığı…
Adam yaralama…
Daha sayayım mı?
‘Suç mu kaldı?’ diye hayıflandığınızı duyuyorum; kaldı:
‘Katillik…’
‘Polis katilliği…’
*************
Düşünsenize, az önce sıfatlarımı saydım; ya bu suçların biri bende olsaydı; bir meclise nasıl girerdim ki; ha bu suçlardan biri ya da birkaçını işlemiş, sabıkalı bir adam olsaydım; zaten utanmam, arlanmam, sıkılmam olmazdı ama; yine de nasıl anılırdım sizce?
‘Aha yağmacı gedi’, ‘Ahanda uyuşturucu müptelası ve torbacı geldi’, ‘Aha gaspçı gelid’; en sonunda da ‘Katil geldi…’ mi diyeceklerdi…
Sıfatıma tükürseler daha iyi değil miydi o zaman?
Ya da o her kimse, tükürülesi sıfatına tükürseler…
*****************
Yine söylüyorum; bir tane suçu ben bile işleyebilirim, ta ki ikinciyi işleyene kadar…
İki, üç, beş, yedi, on, on beş olunca; bu artık benim bu suç kavramını içselleştirdiğim anlamına gelir, ben artık suç için yaşıyorum anlamına gelir…
Hele hele sosyal medya platformlarında da; elim silahlı, uzun namlulu tüfekli, kamalı, muştalı, kasaturalı pozlar veriyorsam üstüne üstlük; bu benim yeni suçlar işleyeceğimin habercisi manâsına gelmez mi?
******************
İzlediniz diğil mi gencecik polisimizi katleden canavarı ekranlarda…
Sizce kimi rol model almıştır…
Hangi dizi kahramanını?
Geçenlerde arkadaşım da yazdı…
Kanunsuz işler yapan, şakır şakır mermi yağdırıp kitle tarayan, sonra da elini kolunu ssalaya sallaya evine dönen sahte dizi kahramanları…
En güzel evlere sahip, geniş ailesinde katil de olsa, uyuşturucu baronu da olsa büyük saygınlık gören, karısının yanı sıra; dışarıda da en güzel kadınlarla şehvet dolu dakikalar yaşadığı betimlenen, en güzel arabalara binen; kavgada takım elbiessi kirlendiğinde hemen ona en güzel takım elbiseler alınan; her şeyi geçtim milyon dolarlarla oynayan tipler…
Eeeeeeee…
Bakıyor çocuk, sabah kalk erkenden okula git, öğretmeninin hali ortada, aynı ekose etek, aynı ekose ceketle bir yıl geçiriyor, müstahdem desen hoş artık yok okullarda ama garibim giyim-kuşamı kötü, babası akşama kadar çalışıp çabalıyor; sofrada haftada bir et varsa ne alâ; ama diziye bakıyor; ailecek kuş sütü eksik kahvaltı sofraları, karışık ızgara açık büfe akşam yemekleri; ‘Ne okuyacağım be’ diyerek, suç örgütlerini arıyor etrafta; arayan belasını bulur hesabı, buluyor da ve işte sonuç ortada…
Gepegenç bir can, polis, hemşire, çaycı, stilist, overlokçu, simitçi, işsiz farketmez; bir insanı hayattan kopardı bu suç özentisi, suç makinesi şerefsiz…
Aklım almıyor; öyle gözü dönmüş ki; polisin silahını kapıp çatışıyor; yain bilerek ve isteyerek, taammüden…
Kasten ve bile isteye adam öldürmeye tam teşebbüs ve maalesef ölüme sonuçlanan bir teşebbüs…
Yani bile isteye rıza dahilinde işlenen bir suç ve suçlar…
Hapisten çıktığı gün; ‘Türkiye seninle gurur duyuyor’ nidaları ile karşılanmayacağı belli ama…
Arkadaş, bu berbat ve çarpık gidişata, ‘Dur’’ denme zamanı ne zaman gelecek?
Yoksa artık ÖSS sınavlarında; ’19 yaşında 26 suç kaydı bulunan bir kişi, 45 yaşına geldiğinde muhtemelen kaç suç kaydına ulaşacaktır?’ gibi bir ‘Mantık-Matematik’ sorusu ile karşılaşamız işten bile olmayacaktır…