beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort avcılar escort sex hikayesi porno seyret beylikdüzü escort
Bugun...


BOĞAÇ YÜZGÜL

facebook-paylas
ORUÇ VE ŞEKER BAYRAMI
Tarih: 20-03-2026 06:39:00 Güncelleme: 20-03-2026 06:39:00


 

Geçmiş bir olayı aktarırken, genellikle 'Acısıyla, tatlısıyla' şeklinde bir ifade kullanılır...

 

Lâkin ben, İslam inananlarının dün itibarıyla geride bıraktığı Ramazan ayını tanımlarken; bu ifadeyi biraz daha geliştirmek istiyorum:

 

'Acısıyla tatlısıyla, çorbasıyla iftariyeliğiyle, ana yemeğ ara sıcağıyla; bir Ramazan ayı daha geride kaldı...'

 

Sağlığı yerinde olup, inançları da bu yönde olanlar,  bir ay boyunca oruç tuttu...

 

Geleneksel olarak da, oruç süresince dinlenmesine rağmen,  özellikle şekerin verdiği dinamizmin, oruç ayında minimize olması sebbiyle; Ramazan'ın hemen ertesi tatlılar yenilir...

 

Siz bakmayın, tarikat ve bazı cemaatlerin baskısıyla; Ramazan ayının hemen arkasından gelen üç güne, 'Ramazan Bayramı' denildiğinde; Türklerde; yazılı kaynak olarak da Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Anadolu Selçukluları'nın da dahil olduğu topluluklarda, Anadolu Türk Beylikleri'nde ve Osmanlı'da da bu üç  güne; 'Şeker Baramı' denilirdi...

 

Zaten mantık olarak a geride bırakılan bir sürecin bayramı; sürecin arkasından kutlanmaz; ya o süreç yaşanırken bayramdır, ya da başında, yani tarihin tam denk gelidği sürede...

 

Neyse, gerçekler tarihin tozlu raflarında duruyor; o her ne kadar iyi bilsem de, iştigal alanı tam tarih olanların olsun...

 

***************************

 

Bir gurme, bir gastronom uzmanı, bir gastronomi turizmi uzmanı ve yine bir gastronomi tarihçisi olarak, ben size; tarihtek 'Oruç ve Şekerli Yiyecekler' açısından bir ışık tutmak istiyorum...

 

**************************

 

Malûm,  bayramda gelen misafirlere ikram etmek üzere, imkânlar çerçevesinde kağıtlı şeker,  lokum, badem şekeri, kağıtlı çikolata, çikolin ya da yaprak çikolata aldınız; genellikle kırsal kesimde de adettir; yine imkânlar çerçevesindte  baklavalar, kadayıflar, şekerpareler yapıldı; sizi ve konukları bekliyor...

 

*************************

 

Bir not, çocukken en sevdiğim şey(54 yaşındayım çok bir şey değişmedi ama), o bayram için eve gelen şekerlemelerden ve atlılardan, daha bayram gelmeden bol bol deneymlemekti, siz buna 'Aşırmak' da diyebilirsiniz...

 

**************************

 

Gelelim semavi olsun, uzakdoğu kültürü olsun ya da kabile ya da zümresel inançlar olsun; her din felsefesinde; inanılan Tanrı'ya bir şükür ve ibaret amaç ya da bahanesiyle oruç tutulur ve hemen akabinde de, tatlı bir şeyler yenilirdi...

 

Ulaşabilidğim en eski kaynaklarda; yaklaşık üç bin yıl kadar önce; Orta Afrikalı 'Fualirian' kabilelerinde; baharda güneşin daha iyi ısıtmaya başlamasına şükür vesilesiyle; yaklaşık on gün batımı boyunca; yani on gün gün doğumundan gün batımna kadar; yemek yenmez, kem söz söylemez, sevişilmez ve güzel sözlerle gönül alma yarışına girilirdi...

 

Bu on günün sonunda da, 'Rapbfleir' denilen 'Şeker Pancarı Püresi' yenilir, helva haline getirilmiş örnekleri ise, komşulara ikram edilirdi...

 

***************************

 

Aslında gelin isterseniz, şu 'Oruç' kelimesinin tarihi evrimine bir bakalım:

 

Eski Yunan'da, 'Yüce Tanrı' olarak kabul edilen Tanrılar'a ibadet amacıyla; genellkle bahar aylarında; 'Auraourruzia Soukriadis' yani, biz bunu 'Bugünümüze Şükür' olarak çevirebiliriz; diye bir ibadet kültürü vardı...

 

'Auraourruzia Soukriadis', bahar aylarında, kimi yerlerde 15, kimi yerlerde 21 gün boyunca; gün doğumundan batımına kadar, yemek yenmez, hiçbir sıvı tüketilmez, çok zorda kalmadıkça savaşa girilmez ve kötü hareketlerden kaçınılırdı...

 

Süre sonunda ise; bugünkü un kurabiesinin atası olarak kabul edebileceğimiz 'Riukukuis' kurabiyeleri yenilir, hâtta; bu 'Riukukuis'  kurabiyeleri kutsal sayılırdı...

 

*************************

 

'Auraourruzia Soukriadis' zamanla evrilerek; kavimler göçü ya da tersine göçlerle; ortadoğu dillerine; 'Raburuzia' ya da ''Ruziaa' olarak geçti; Pehlevice veya Partça aynı anlama gelen rōzak sözcüğü ile eş kökten gelen, 'RûûZ'a döndü...

 

İbranice ve Eski Arapça'da ise bu kelime; 'Orûszh' olarak yerleşti...

 

Söylenegele söylenegele ise, 'Oruç' olmuş işte...

 

***********************

 

'Oruç Gelenekleri'ne geri dönelim istereniz...

Sümerlerde oruç, Ay Kültü ile bağlantılı olarak tanrılara yaklaşmak, günahların gazabından korunmak ve ritüel arınma amacıyla tutulan kadim bir ibadet şekliydi...

 

Ayın ilk görünüşü ve döngülerine dayalı olarak belirlenen özel günlerde yiyecek-içecekten kaçınılan 30 günlük kesintisiz oruç ritüelleri bulunmaktaydı.

 

 

Sümerlerde Ay Tanrısı kültü çok güçlüydü.

 

Ayın görünmediği veya hilal şeklindeki günlerde oruç tutmak, tanrısal gazaptan korunmak için yapılan bir ritüeldi.

 

Hilâl ve dolunayda, gün batımından ertesi gün gün batımına dek, yaklaşık 23 saat 54 dakika oruç tutan Sümer inananlarının olduğu da kaynaklarda yer almaktadır...

 

*************************

 

Yahudilikte oruç 'Ta'anit' adıyla anılır; 'Orûszh' olarak da kabûm eoimid...

 

 'Orûszh' ayında  genellikle gün batımından ertesi günün karanlık çökene kadar süren, yas, tövbe ve arınma amaçlı, yemek/içmek dahil beş fiziksel kısıtlamayı içeren bir ibadettir.

 

Başlıca tam oruçlar Yom Kippur ve Tişa B'Av'dır.

 

Tam oruçlar gün batımında başlar ve ertesi gün hava kararana kadar sürer, toplamda yaklaşık 25 saat sürer.

 

Yom Kippur  oruçları süresince, yeme-içme dışında, duş almak, seks yapmak, deri ayakabı giymek ve süslenmek yasaktır...

 

Tişa B'Av' orucunda ise, bu fiziksel aktiviteler, sadece gün doğumundan gün batımına dek yasaktır...

 

Yahudilerde; oruç ayı sonunda; ki  bazı oruçlarda asla hamurişi yemezer ve 'Hamrsuz Bayramı'nı kutlayıp, içinde asla buğday unu olmayan yulaflı ya da meyveli bakliyat tatlıalrı yerler...

 

Hamantaş ya da  'Hamantaschen' özellikle Yahudi geleneğinde Purim Bayramı'nda yapılan, oruç sonrası yenimesi pek svap ve makb^l sayılan; üçgen şekilli, içi genellikle kayısı, haşhaş veya çikolata dolgulu geleneksel bir az şerbetli ve üzerine ceviz serpilen kurabiye tatlısıdır.

 

"Haman'ın cebi" anlamına gelen bu kurabiye, tatlı hamurunun kenarlarının katlanarak ortasının açık bırakılmasıyla hazırlanır.

 

Kızaran kurabiyelere, yoğun kıvamlı ama az miktarlı şrbet dökülüp, ceviz serpilir...

 

Bu tatlı, özellikle  Balkan Yahudileri'nde çok yaygındı ve o bölgenin de yerel tatlıları arasına girdi...

 

***********************

 

Hamantaş ya da  'Hamantaschen' tatlısının bir Balkan Kültürü de haline gelidğini aktarmşıken; tam bu noktada bir detayı aktarmak ve bir büyüğümü anmak istiyorum...

 

Biraz ölüm ilanı gibi olacak ama; yakın zamanda yayınlanacak olan 10. kitabım 'Gölkentsel Dünüşüm'de de aktaracağım üzere; çocukluğumun kıymetil komşuları Nurten Teyze ve Emel Abla'nın sevgili annelir, sevgili Yasemin ve Ebru'nun kıymetli anneanneleri ve hepimizin sevgili büyüğü Romanya Türkü göçmeni Fikret Teyze; 'Şeker' ve 'Kurban' bayramlarında; 'Tavşan Kulağı' adıl bir tatlı yapar, mutlaka biz dahil komşularıyla bol bol paylaşır; bayramlaşmalarda da ayrıca ikram ederdi...

 

'Hamantaş'ç  ya da  'Hamantaschen' bir Balkan Kültürü olmuş demiştim ya; işte ışıklarla uyusun, Fikret Teyze'nin 'Tavşan Kulağı' tatlısı, Balkan Türkleri'ne de geçmiş bir gelenek olarak  'Hamantaş'  ya da  'Hamantaschen'  tatlısının brebir aynısıydı...

 

Bu vesile ile  kendisini de anmış oldum…

 

***********************

 

Gelelim Hristiyanlara…

 

Onlar  ise, Mart ayının ortalarında başlarlar oruç  tutmaya ve Nisan ayının ilk haftasında da, üç günlük bir  bayrama girerler…

 

Kimi mezhepler, su içmez, şekerli tahıllı yiyecek tüketmez, et yemeyenler dahi vardır; su ihtiyaçlarını çaydan, çorbadan, hoşaftan; protein ihtiyaçlarını da zeytinyağlı bakliyattan elde ederler…

 

Bayramda da yine tıpkı diğer dinler gibi şekerli yiyecek yiyerek kutlama yaparlar…

 

Baramın adı ‘Paskalya’dır ve ‘Paskalya Çöreği’, en rtüil  yiyecektir…

 

Bol mahlepli, bol şekerli bir poğaça hamuru düşünün;  üzri  de bol yumurtalı ve tranş fındık süslemeli…

 

**********************************

 

Bu arada bir not,  ‘Mahlep’, birçok Uzakdoğu inancında, ‘Kutsal’ bir baharattır ve yoğun kokusu nedeniyle Tanrısal bir anlam yüklenmiştir…

 

Uzakdoğu dinlerinde de, kutsal sayılan günlerde, mahlepli çöekler yenilir…

 

***************************

Sözün özü; inanç felsefeleri; yüz  yıllar içerisinde evrilerek, adetleri de gelierek  yayılmıştır…

 

***************************

 

Bugün ve bayram süresince, bol bol tatlı ikramları  olacaktır, benim tercihim küçükükten  beri kadayıftır; hoş bizim Trakya’da, su gibi şerbetli yaparlar ve hamur ederler kadayıfı ama, sert ve bol fıstıklı bir burma kadayıfa ‘Hayır’ kim diyebilir ki şimdi…

 

Neyse, tüm okurlarımın ‘Şeker  Bayramı’nı en içten dileklerimle kutlarım…

 

Tatlı bir bayram olsun hepiniz, hepimiz, herkes için…

 

 

 

 

 

 



Bu yazı 1552 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI