beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort avcılar escort sex hikayesi porno seyret beylikdüzü escort
Bugun...


BOĞAÇ YÜZGÜL

facebook-paylas
İLBER ORTAYLI'YI YİTİRDİK!!!
Tarih: 13-03-2026 18:45:00 Güncelleme: 13-03-2026 18:45:00


 

'İnsanlar, doğarlar, büyürler, yaşarlar ve ölürler...

Mühim olan yaşadığı süre zarfında iyi bir şeyler yapmaktır; bu yüzden ben erken gitmediğimi düşünüyorum' demişti Deniz Gezmiş idama gitmeden öncek son mektubunda...

Yaşasaydı; asmasalardı; aynı yaşta olacaktı İlber Ortaylı'ya...

Bir insan düşünün...

Gerçek bir tarihçi, gerçek bir akademisyen, gerçek bir arkeoloji, mitoloji, sosyoloji, sosyal psikoloji, tarih sosyolojisi, lingustik, hukuk tarihi, bilim tarihi ve yakın-uzak-gelmiş-geçmiş en büyük tarih sevdiricisi olsun...

Bir insan düşünün ki; karşılaştığı 16 farklı ülkeden insanla, akademik, bilimsel, tarihsel ya da sosyal anlamda; 16 farklı dil ve ehçede onların lisanı ile konuşabilsin; bir insan düşünün ki toplumuna, öğrencilerine, çevresine, herkese  tarihini sevdirsin, tarihini öğretsin, tarih sevgisi  aşılasın; sohbeti ile herkesi doyursun...

Bir insan düşünün ki; cahil olduğu ama kimse bunu yüzüne vurmazken; toplumunun cehaletini kabullenemeyen ve onu çağdaş ve biilmsel düzeyde görmek isteyen biri tarafından, titreyip kendime gelmesi için cahilliği sürekli yüzüne vurulsun; ama yüzüne vuran o kişi olarak öldüğünde herkes üzülsün...

Sevgili akademisyenim, ağabiyim, üstadım İlber  Ortaylı'dan söz ediyorum...


***************************

1999 yılıydı; TBMM muhabirliği yaptığım dönemde; Meclis Konferans Salonu'nda, 'Sanat; Popüler Kültür ve Siyaset' başlıklı bir sempozyum gerçekleştiriliyordu...

Biri moderatör, dört kişiik panel-konferansta; konuşma sırası ikinci paneliste geldiğinde; konuşmasının  ilk on dakikasını, ilk konuşmacının yaptığı yanlışları  düzeltmeye  ayırdı. Sonra da, o on dakikayı yok sayıp 55 dakika konuştu. Normalde 16:30'da bitmesi gereken konferans, 19:00'da zor bitti. Genel Yayın Yönetmeni de konferastaydı ve bana; 'Ne yapıp et, konferanstan çıkmadan önce yakala;  röportaj istiyorum' dedi, TBMM Başkanvekilleri'nin koridorunda; yakalayabilim kendisini ve hemen ayaküstü yirmi dakikaya yakın röportaj yaptım kendisiyle...

Sorularımı beğenmiş olacak k; 'Akşam İtalyan Sefareti'nin Askeri Dayanışma Günü Resepsiyonu' var Hilton'da, oraya gel, sohbete devam edelim' diye veda etti; tabbii ki akşam da oradaydım ve en az üç kadeh şarap eşliğinde, sanattan siyasete,  popüler kültürden sosyolojiye konuştuk.

Masamıza da,  Ahmet Taner  Kışlalı'dan Necip  Pa.yeliroğyu(ha, Altan Öymen'den Sedat Ergin'e kadar birçok kıymetli isim gelmişti...

***************************

2000li yılların başladı; Çırağan Sarayı'nın Basın ve Halkla İlişkiler Müdüresi Çiler ilhan, Çırağan Sarayı'nın fuayesini; 58 günde bir değişmek üzere resim sergilerine, yine 40 günde bir ünlü bir yazarla kitap sohbetlerine tahsis ettirmişti...

yıllar sonra, İlber  Ortaylı üstadımla yine ilk orada karşılaştık; tabii ki ilgi odağıydı, beni görür görmez;  yanıma geldi, hâlimi hatırımı sordu; 'Bugün sergi gezeceğim,  umarım röprtaj istemezsin' dedi, tıpkı Çırağan Sarayı'nda daha sonraki en az 10-15 karşılaşmamız gibi...

Bir gün Topkapı Sarayı'nda uluslararası bir küleksiyon sergi açılışı olmuştu; İlber Üstad orada müdür olduğu için gelen tüm yabancı konukları izzat kendi karşılıyordu; en az 10 farklı ülkeen diplmat ve sanatçı gelmişti ve inanın her biriyle kendi lisanında konuşuyordu...

***************************

Fotoğraf vermeyi de severdi, gülümsemeyi de...

Cahillere kızaren de gülümserdi; entellektüel bir kitleyi överken de...

***************************

O'nunla sınırlı vakitte sohbet şansınız hiçbir zaman olamazdı; zira misâl 'Şkerpare'yi anlatsa, 'Eşte şekerpare bir tür tatlıdır. Osmanlı Halk Mutfağı'nda gelişmişti. Üzerine badem konurdu. Aslında badem, Osmanlı'ya güneydoğu Asya'dan gelmkişti. Gümeydoğu Asya kıtasında o zaman iz sayıda kabile vardı. Kabile kelimesi aslında kibele, bir amaçla buluşan topluluk demek. Topluluk, kitle, amaç' derken her cümle, on ayrı cümle ve bilgiye ayrılır, yetmez o her on cümle de kendi içinde on cümlee  ayrılırdı...

Nihayet ana konuya geri dönmek istediğinde ise; beyniniz dolmuş, yorulmuş ama bilgi domuş halde ayrılırdınız yanından ve esekza kayıtlı bir röportaj yapmışsanız; gazetecilikte deşifre etmek denir, o röportajın deşifresi,  kaset yetmişse üç saat filan sürerdi...
************************

Belki de 'Atatürk'ten sonra, Uğur Mumcu'an sonra, 'Yeri Doldurulamaz' sıfatını hak een çok nadir isimlerden biridir...

'Canlı Osmanlı Sözlüğü' mü demeliyiz O'na, 'Yaşaan  Hafıza' mı bilemezdik; halâ da sıfat bulmak zor;  zira tüm birikim ve titrlerini yazmaya kalksak; ne  satırlarımız yeter, ne makaleler, ne anlatımlar...

Kitaplarıyla,  yazılarıyla, programlarıyla ölümzükdür artık İlber Ortaylı...

Zaten...

 

Ölürse tenler ölür; canlar ölesi değil...

 



Bu yazı 1711 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI