Önceki yazımda; Ankara’nın en meşhur lezzet durakları ile ilgili bir nostaljik-güncel bir anlatıma yer vermiştim satırlarımda…
Arkadaş, What’s App hattım bir yandan, e-postam bir yandan beni mesaj bombardımanına tuttu okurlarım…
Eleştirilmek de güzel, metiye de…
Ama burada İstanbul’u niye yazmadığımı taşımışlar eleştiri kelimelerine..
İstanbul doğumul olmam ve çeşitli yurtiçi ve yurt dışı seyahatler ve ikametler dışında, yine İstanbul’da yaşıyor olmam sebebiyle; bir İstanbul nostaljisi de yapmamı istediler; güncel de tabii…
Yapayım o halde…
*****************
Biliyor musunuz; Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ‘Kemal’ adını veren Matematik Öğretmeni Üsküplü Yüzbaşı Mustafa Safa Paşa; öz be öz büyük büyük dedimdir; O’nun oğlu olan ve Teşiklat-ı Mahsusa’nın da kurucu mimarlarından Asaf Safa Bora da, haliyle büyük dedimdir. O’nun eşi olan annemin anneannesi ki o da Osmanlı’nın ilk piyano muallimelerindendir; işte Ona kocasından kalan üç aylık dul maaşını almak için, üç ayda bir ayın 15’inde, Eminönü İş Bankası’na gider, maaşı çeker ve soluğu öğle yemeği yiyeceğimiz o muhteşem kebapçıda alırdık…
Toplumda bu kadar ‘Kebap Kültürü’ avamlığı yokken, 1957 yılında, Urfalı Şef Hacı Ali Muhtar Usta; Nişantaşı’nın göbeğinde bir kebapçı açar…
Bu lokantanın adı, ‘Kıyım’dir, dekoru ile, aksesuarları ile, lezzetleri ile; lüks bir lokantaydı; her çeşit kebap vardı ama; öyle yanık kebap kokusu, üç sokak önceden duyulmazdı…
Anneannem, nenem, kardeşim ve ben, döner ve arkasından birer lahmacun; annem ise İskender Kebap yerdi.
Kıyım’ın müşteri pordtföyü de bir hayli üst segmentti, o zamanki bürokratlar da, eğitimli ve kültürlü insanlar oldukları için, işte bürokratlar, sanatçılar müdavimiydi.
Daha altı-yedi yaşındayken; çok meşhur sanatçı ve bürokratla tanışmıştım…
1957’de başlayan ‘Kıyım’ hikayesi; 1989 yılında, Urfalı Şef Hacı Ali Muhtar Usta’nın ölümüyle son viraja girdi.
Doktor olan iki oğlu Şerif Ali ve Kemalettin; Eczacı ve Mimar kızları Nedime ve Şükran; lokantayı işletmek üzere hemşerileri Ekrem Usta’ya verdiler ama o da ancak yedi ay dayanabildi; zira Urfalı Şef Hacı Ali Muhtar Usta enerjisi bitmişti, hiç kimse O’nun kadar mesleki birikim ve yüreğe sahip olamazdı zaten…
Artık kebapçılık, 1990lı yıllarla patlayacak ve avamlık ve sakillik ön palana çıkacaktı…
******************
Logosu ile bile insan beyninde lezzet hissi uyandıran Konyalı’yı unutabılır mıyım?
Sadece poğaçası ve acıbadem kurabiyesi bile, yeter anlatmaya lezzet diyarını…
Hem de 127 yıldır…
*****************
Çok tarihi mekan var…
Bu emektarlar yıllardır, hatta bazıları asırdır, İstanbullulara lezzet harikaları yaratıyorlar…
Aralarında yıllarca Hilton Dünya Şefi olacak olan tencere yemekçisi Ali Usta, çorbacı Necip Usta, Muhtar Usta, Ali Muhiddin Hacı Bekir gibi dünya litaratürüne lokumu sokan dev ustalar var. Parmak yedirmek onların işi. Kaç sallanan süt dişimi ellerinden çıkan akide şekerlerine feda ettim, kaç kez babannem diyabet dedeme “Eve getirme şunları!” diye fırça çekti Allah bilir…
İstanbul lezzet ünlüleri bunlarla sınırlı değil…
Misâlleri çoğaltalım…
Rejans Rus Lokantası
Rus ihtilalinden kaçan 3 arkadaşın, 1932’de İstanbul’a gelip Turkuaz adlı Rus Restoranı’nı (1924) devralması ile başlayan neredeyse asırlık hikaye… Atatürk’ün her geldiğinde 2 numaralı masayı ayırtması ile bilinen ve 1938’den beri de onun masasını rezerve tutan restoran 2015’te kapandığında bir tarihi değeri daha yitirdiğimize kahrolduğumuz Rejans tekrar açılmış! 360’ın kurucularından olan Güney Afrikalı şef burayı tekrar hayat döndürmüş, hem de aynı yerde, aynı ambiyansta (renove edilip, elden geçmiş tabi). Menü geliştirilmiş, Rus yemeklerine başka ülkelerden lezzetler de eklenmiş.
Galata Kulesi ve Galata Kulesi mekanlarını da bilmek gerek tabii…
Orient Ekspres
1883 ile 1977 yılları arasında, Paris – İstanbul hattında servis veren Express d’Orient, yani Doğu Ekspresi, döneminin en ikonik trenlerindendi. Ünlü politikacılardan sanatçılara birçok kişiyi İstanbul’a taşırdı ve dolayısı ile Orient Ekspres restoranı ile birlikte Sirkeci Garı ülkenin dışarıya karşı yüzüydü. Artık Express d’Orient yok ama restoran hala misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. 50’lerdeki görkemi olmasa da, Türk yemekleri servis eden mutfağı ile dünyanın en iyi gar restoranları arasına girmiş. Ayrıca hala Sirkeci taraflarını ziyaret eden turist gruplarının uğradığı yerlerden. Fiyatlar da gayet makul.
******************
Bakmayın bugün uydruktan zincir Balkan köftecilerinin iğrenç lastik gibi köftelrini çok iyi lanse etmelerine…
Bir mekan vardı ki, o lezzeti katlardı…
İşte Meşhur Filibe Köftecisi
1893’te açılmış ve Türkiye’nin en iyi köftecileri arasında seçiliyor sıkça. Köftesi kadar piyazıyla da nam salmış bir lokanta. Yaklaşık 1-2 sene önce eski tarihi yerinden taşınsa da sadece birkaç metre öteye taşınmış yani hala aynı yerde. Köftesinin lezzeti hakkında internette çarşaf çarşaf övgüler bulabilirsiniz. Fakat porsiyonların küçüklüğü insanın hevesini kursağında bırakıyor. O yüzden giderseniz 1.5 porsiyondan az söylemeyin deriz, tadını doya doya çıkartın. Sirkeci taraflarındaysanız mutlaka uğranması gereken oldukça ye-kalk bir lokanta.
Ayaspaşa Rus Lokantası ve Pandeli Restaurant var bir de…
Tarihi Bankalar Lokantası, Kanaat Lokantası ve o da 1933’ten bu yana…
Hacı Abdullah ve gerçekten ilk o lezzeti sunan
Siirt Şeref Büryan, Tarihi Meşhur Kurufasülyeci Erzincanlı Ali Baba da var tabii…
En son da Tarihi Subaşı Lokantası var…
Şimdi bana Kadıköy Yahyalı’yı unutmayın dediğinizi duyuyorum da, bir gurme olarak tercih etmem, birçok gurme gibi…
Sadece ‘Tarihi’ sıfatı var, o kadar…
******************
Ancak 1500lü yıllardan bu yana İstanbul’da yaşayan en eski lezzet olan Karaköy Poğaçası’nı unutmayalım…
2000li yıllarda kapanan Murat Pastanesi, 1500 yıllık Ceneviz tadını yaşattı tam 50 yıl…
******************
Gelelim Kadıköy’e, 45 yıl Nuh Büfe ve 40 yıl Durak Büfe hizmet verdi büfe tarzında; her ikisinin de döner süslemesi ile tostları efsaneydi…
******************
Peki gerçek tavuk etli Tavuk Gögsü ya da Kazan Dibi nerede yenirdi?
O da Murat Muhallebicisi…
******************
68 kuşağının flört mekanı ise; Gayrettepe Mola Cafe ve Taksem Gezi Pastanesi…
Yine Patates-Birası çok meşhur olan, Suadiye’deki İstanbul’un, hatta Türkiye’nin ilk Disco’su: DiscoTek…
Oldu mu İstanbul tutkunları…
Afiyetler olsun…
GASTRONOMİ&GASTRONOMİ TURİZMİ UZMANI
GURME BOĞAÇ YÜZGÜL
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler casino siteleri
gaziantep escort,alanya escort,gaziantep escort
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
beylikdüzü escort ,istanbul escort ,beylikdüzü escort ,ataköy escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,bakırköy escort ,esenyurt escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,beylikdüzü escort
