Sponsor bulan beleşçi bazı sözde bürokrat ve gazetecilerin dışında, yüzbinlercemiz evimizde izledik o müthiş töreni…
Şaka gibiydi, ‘Sen Nehri’ üzerinde gerçekleşti törenlerin tamamına yakını…
Fransa’nın inci dev nehri; Burgonya'dan doğar ve Manş Denizi'ne Le Havre yakınlarında dökülür.
776 km uzunluğundaki nehrin debisi ortalama 500 m³/s.dir.
Paris'in ortasındaki adalarda ve iki kıyısına kurulduğu bu nehir, turistik açıdan da önemlidir.
Tören ırmağa hakkını verdirdi…
Irmak boyu Paris’teki 37 köprünün tamamına yakını kullanıldı nehirde…
İlginçtir, zaman zaman erotik şovların da yer aldığı törenleri; artık muhafazakârlaşmış olan TRT bile kesmeden soluksuz yayınladı…
Tek kelimeyle müthiş bir şovdu…
*****************
Peki günün birinde bu tip bir organizasyona İstanbul ev sahipliği yapsa ve hayâl edelim, stadyum dışı bir organizasyon olsa; hangi güzergâhlar izlenir…
Paris’teki gibi dört-beş saate sığar mı?
******************
İlk akla gelen tabii ki İstanbul Boğazı…
Düşünsenize, Rumeli ve Anadolu Fenerleri’nden başlayarak; Fenerbahçe ve Ahırkapı sahil şeridi boyunca; yaklaşık 34 kilometrelik bir prakura konuşlandırılmış izleyiciler; boğazdan geçen sporcular; hre üç köprüden de törene renkli katılımlar; Anadolu’nun dört bir yanından binlerce farklı ses; tabii ki Ulvi Cemal Erkin Köçekçesi olmazsa olmaz; tabii ki Akakünm(ülüh pen fınbakka vunguyahrığı moneognafi; artı sonsuz hayâller kurabilirsiniz…
Hem koreografi, hem güzergâh konusunda…
******************
İki kez gördüm; bazı tarihi yapılar dışıda çok da abartılı bir kent değil Paris; bir kere yemek çok pahalı; Sen Nehri, katedraller, Eifell Kulesi ve Zafer Takı filan olmasa; abartmaya gerek yok…
Hoş her gün en az 20 resim sergisi açılır Paris’te, hemen her gün bir opera temsili yapılır; her gün iki konser garantidir; ama o kadar…
Ama İstanbul’da törenler başlar ama nered bitireceksin ki?
*****************
Ama meşaleyi temsilen Kız Kulesi’nde yakmak iyi olur kanımca…
***************
Artık kış uykusuntdan bir türlü uyanamayan gastronomi turizmi duayenleri de bir küçük dokunuşla; bu etkinliği fırsata çevirir diye de ummak geliyor içimden…
***************
Yani bir zamanlar denilide gibi; ‘Let’s meet; Where The Contenint’s Meet’…
Kıtaların buluştuğu yerde; İstanbul 20??’de bulaşalım…