Baştan üstüne basa basa belirtmem gerekiyor; Gaziantep dışındaki yerlerde; bu harika lezzete; ‘Çorba’ deniliyor; haklılık payları yok değil…
Ama Gaziantepliler, ‘Hayır arkadaş, bu bildiğin bir ana yemektir’ diyor; onlar da haklı…
İster çorba, ister ana yemek; ama kafiyeli olsun haydi; bu lezzeti en azında özellikle kış aylarında yani şu aralar mutlaka denemek gerek…
****************
Malzemesinden de kaynaklı ama biraz da son on yılda meşhur edilmesinden de kaynaklı olarak; dışarıda dört kişilik bir ailenin ‘Beyran’ içmesi, neredeyse bir servet…
Hele de ‘Gaziantep Lokantası’ safatı ile yapılan yerlerde; işletmeler; yemeğin isim hakkını çok güzel verip; maliyetinin en az beş misline satıyorlar ve belirttiğim üzere dört kişilik ir ailenin dışarıda bir mekânda sadece Beyran yemesi ya da içmesi demek; en az 1500 TL’yi gözden çıkarmak demek…
***************
Çok özel bir lezzet olmadıkça; size dışarıda imrenerek yiyeceğiniz birçok yiyeceğin ev usulünü anlatmaya çalışıyorum.
Gönlüm de razı olmuyor tabii ki bu ekonomik koşullarda dışarda Beyran’a servet ödemenize; o halde evden yapalım; nerende baksanız yüzde 70 kâr edeceksiniz…
*****************
Ancak yine en baştan belirteyim ki; bu yemeği ya da çorbayı yapmak için; evde en az beş tane ocağa dayanıklı borcam ya da çelik porsiyonluk kaseye ihityacnıız var…
O zaman yapmaya başlayalım…
****************
Gastronomi okulunda, özellikle bu yemek için çok fazla uğraştırırlar hem gurme hem usta olanları…
20-25 yıl kadar önce; Gaziantepli ustalarım, beni ustalatırırken; az önce aktardığım gibi bu harika yemeği en az dört denemeden sonra geçer not vermişlerdi…
Ben de en son haliyle aktaracağım sizlere…
Öncelikle, 300 gram kadar kuzu gerdan ile 250 gram kuzu inciği; orta harlı atete;30 dakika dar haşlayacağız…
Tabii ki bu işlemi düdüklüde yapın, ancak kapağını kapatmayın…
30 dakika sonunda, tencerenin yüzeyinde biriken köpükleri kevgir yardımı ile süzün, et suyunan iki kepçe kenara ayırın ve dikkat; tencereye yine kasabınızdan ya da ciğercnizden önceden aldıınız ve sıcak suda yumuşattığnıız 200 gram kadar gömek yağını da ekleyip, yine içine bir buçuk bardak su koyup, düdüklünün kapağını kapatın ve sabrederek orta ateşte 40 dakika daha pişirin…
Bu esnada; bir su bardağı dolusu pirinci, küçük bir tencerede kısık ateşte on beş dakika karar haşlayın ve süzün…
Önemli bir not; ben zaman zaman bu yemeği pirinç yerine buğday ile yapıyorum…
Biraz daha lezzetli oluyor…
Ama neyse ana tariften şaşmayalım…
Haşlanmış pirinçler yada işte buğdaşlar kenarda beklerken;en az on diş sarımsağı soyup robotta bir kaşık zeytinyağı ile çekelim ve az önce bir iki kepçe olarak kenar aayırdığmız et suyunda çözdürüp, sos haline getirelim…
Bu arada sanırım etler de haşlandı…
Düdüklünün altını kapatalım; soğuyunca da et suyunu ziyan etmeden etleri içinden alıp; didik didik edelim…
*******************
İşte şimdi, ustalığınızı konuşturma zamanı geldi…
Tarifinizin başında ısrarla vrugulamıştım; ocak atişene dayanıklı çelik ya da borcam derin kaselere ihtiyacınız var diye…
Kasenin birini ocağa koyup, altını kısık olarak yakıp, üç dakika ısıtalı; ardından da bir tatlı kaşığı tereyağını koyulam ve erir erimez üstüne üç çorba kaşığı et sulu sarımsak sosunu ekleyelim…
Bir dadika sonra ise haşlanmış birinçten büyükçe bir tutam alalım; üzerin ede aynı ornada didiklediğimiz edlerden serpip; kenarlarına bolca pul biber gezdirelim ve ksenin altını kısalım…
Üç dakika sonra pul biberler rengini salma aşamasına gelir ve kaselere beş kepçe kenarda ılımış olan et suyunadn koyup; orta ateşte beş dadika kaynamasını sağlayaım…
Eliniz yanmadan, kaseleri servis tabağının içine alıp; sevis tabağına; tranş yani ince kesilmiş turp, dört parçaya bölünümş kırmızı soğan, roka yaprağı ve limonla beraber servis edelim…
****************
Tabii ki yanında bir dilim de köy ekmeği ya da çavdar ekemği ki çavdarı tercih edin…
*************
Bu yemek ya da çorbanın; yapısından kaynaklı olarak toksin atıcı özelliği olduğundan; hem gribi önleyici, hem detedavi edici özelliği de vardır…
******************
Pul biberi yağlı ve hakkını verir ölçüde acı tercih ederseniz, tam lezzeti yakalarsınız…