beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort avcılar escort sex hikayesi porno seyret beylikdüzü escort
Bugun...


BOĞAÇ YÜZGÜL

facebook-paylas
BÜFE KOKUSU
Tarih: 15-08-2024 10:33:00 Güncelleme: 15-08-2024 10:33:00


‘Büfe Kokusu’ nedir bilir misiniz?

Bu adla anılan bir koku yok belki lâkin; özellikle büyükşehirlerde, sabah ve akşam işe gelip giderken, iş yerleri yakınlarında ya da söz konusu kentlerin meydanlarında; istasyon yakınlarında, liman ya da iskele yakınlarında; orta büyüklükte bir kulübe vardır, içinde çeşitli yiyecek ve içecekler satılan…

‘Büfe’ denilen o kulübeden öyle bir kok yayılır ki, sabah evde kahvaltı da yapmış olsanız, ya da ne bileyim karnınız tok dahi olsa, o koku cezbeder sizi…

Aslında tost yapılırken üzerien sürülen margarinin tost makinesinin sıcaklığı ile buluşması sonrasında çıkan hafif yanık koksu ile ‘Sosisli Sandviç’ camekanından yayılan salçalı kaynar sosun birleşmesinden kaynaklı bir kokudur o…

Hatırladınız değil mi?

Ne güzel bir kokudur bu koku?

******************

Size bugün sosisli sandviçi anlatacağım…

Basit gibi görünebilir size; ama dünyanın hemen her yerinde, çok çeşitli versiyonlarını görebileceğiniz ve köken olarak Fransız&Alman orjinli bir yiyecek olan sosis; coğrafyamıza İstanbul’un  1919’da İngilizlerce işgli sonrasında gelmiş ama tabii ki sadece karargâh ve bağlı mekânlarında düzenlenen yemk yemek ya da  davetlerde…

Sosisin halkımızla buluşması ise, 1955 yılına dayanıyor…

Her ne kadar butik olarak İstanbul Feriköylü Ermeni Şarküterici Hoşor Arman Bezeniciyan’ın dükkanında haftada beş kiloyu geçmeyecek ölçüde satılmış olsa da ki o da Bulgaristan ya da Almanya’dan ithaldir; ilk kez paketli olarak 1955 yılında, o günlerde bir yılık mazisi olan Migroslarda satılmaya başlanmıştır.

1965’te Kayerili sucukçu Apikoğlu, İstanbul’da ilk sosisi üretti, sonra da sırasıyla Polonez ve Pınar…

Sosise Türkiye’de aşama kaydettiren firma ise, Pınar olmuştur…

1980li yılların başlarında, Alman usulü sekiz ayrı tür sosisi üretmeye başlayan Pınar; 2000li yıllara  kadar bu çeşit üretimini sürdürmüş, ancak Türk tüketicisinden tam karşılık alamayınca, çeşit üretimini minimize etmiştir.

*****************

Hani yazımın başında, o büfe kokusuna aromasını veren ‘Sosisli Sandviç Camekanı’ndan söz etmiştim ya; işte bu tip ‘Salçta Soslu Sosisli Sandviç’, sadece Türklere, Türkiye’ye has bir sandviç türü…

İlk olarak; İstanbul Pangaltı’nda, 1969 yılında bir büfe açılır, emekli İngilizce öğretmeni Necip Urlalı adlı emekli bir öğretmenin açtığı bu büfe, tost yapan, meşrubat satan ilk büfesi niteliğini de taşır İstanbul’un, hatta Türkiye’nin…

Büfe’nin adı ‘Ne Cheap’tir, yani ‘Ne Ucuz’…

Kelime oyunu yapmıştır Necip Öğretmen…

******************

Bir yıl sonra da, tezgâhına, sosisli sandviç camekanı kor ve salçalı sosta haşlanmış sosis satmaya başlar.

O günden sonra da, bu tür sosisli sandviç yayılır gider…

******************

Sosis, normal şartlarda hem lezzetli hem de dekoratif bir yiyecek…

Bakmayın şu anda piyasada olan sosislerin yüzde 90’a yakını yoğun boya, nişasta ya da sağlıksız et katkılı olduğuna; 1990lı yılların sonuna kadar çok sağlıklı üretiliyordu ama muadil merakı bir çıktı; sağlıklıları da bozuldu ya da kalitesizleşti…

Ama yine de o bol salçalı soslu sosisli sandviçi evde yapmaya ne dersiniz?

**************

Bir kere sosisli sandviç ya Frankfurter denilen uzun kalın ya da Nietchiazerbenger denin ince uzun sosis ile yapılır.

Kokteyl denilen küçük sosisten sosisli sandviç olmaz, yapılmaz…

Neyse, derin bir tencerenin içine kaynar su koyun ve tencerenin içine sığacak boyutta bir başka tencereyi oturtun; küçük tencereye, iki bardak soğuk su ile üç kaşık domates saltası ekleyip karıştırın ve sosisleri de ekleyip, ocağın altını yüksek harlı olarak açın…

Küçük tenceredeki salçalı su kaynayınca ise, büyük tencerenin altını kısın ve en az yarım saat çok kısık ateşte pişirin…

Sosisler pişince, sandviç ekmeğini ya da çeyrek ekmeği; altlı-üstlü ısıtın, içine sosisin sosundan döküp, sosisi yerleştirin; ketçap, mayonez, iri ve boylamasına kesilmiş salatalık turşusu ve olmazsa olmaz hardalı da andviçe ekleyip, servis edin…

Hardal, sosisin olmazsa olmazıdır…

Turşu da öyle…

Bugün biraz basit olsun dedim ama, hakkını verirseniz aslında meşakkat isteyen bir yiyecek…

Afiyet olsun…


GASTRONOMİ&GASTRONOMİ TURİZMİ UZMANI
GURME BOĞAÇ YÜZGÜL



Bu yazı 5232 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI