Ankara’da, Ortadoğu Gazetesi’nde Başbakanılk ve TBMM Muhabirliği yapmaktayım…
Gazetenin genel yayın yönetmenliğine İrfan Ülkü diye Türk Dünyası’nın yakından tanıdığı bir adam getirildi…
Göreve gelir gelmez, ortalığı kırdı, geçirdi…
Sabah saat 09:10 gazetenin Ankara Bürosu’nu arıyor; sırayla tüm haber ekibini telefona çağırıyor, bağırıp çağırıyor; ‘Şu habeir atlamışsın; bak başka gazetelerde sütun sütun çıkmış’ diyor ve ‘Kusura bakma, artık ekibimizde değilsin’ diyerek, resmen kovuyor…
Kala kala, ben, kıymetlim İlban Ata ve foto-muhabiri ışıklarla uyusun Yavuz Leylanı kalıyoruz; yani sıramızı bekliyoruz…
Saat tam 10:14; yine telefon çalıyor; İrfan Ülkü, beni istiyor; ‘Tamam kovulduk’, diyorum içimden ve o masonik sesle konuşmaya başlıyor:
‘Sen ne yapıyorsun orada?’
‘Haber takibindeyim İrfan Bey. Birazdan başbakanlığa, oradan da TBMM’ye geçeceğim…’
‘Onu sormuyorum, haber dışında ne yapıyorsun?’
‘Haber takibi, basın toplantıları filan işte efendim’
‘Sen kendinin farkında değil misin?’
‘Nasıl yani’
‘Elini kolunu sallaya sallaya, değme parlamento muhabirlerinin giremediği toplantılara dalıyorsun, başbakanlık koridorlarında bazen rastlıyorum sen farkında değilsin, elçilik kokteyllerine de gidiyorsun’
‘Evet, boş vakit harcamıyorum’
‘O zaman kendinin farkında ol. Artık her saba saat 10:00’da, Ankara Kulisi yazını bekliyorum; ayrıca köşe yazacaksın yani…’
**************************
O günden sonra Ankara’da, özellikle de diplomaside daha bir tanınır oluyorum…
Bu sayede de nerede bir yurt dışı takipli haber var, nerede bir toplantı var; adıma yaldızlı davetiye geliyor…
***********************
Şubat 2002; Orta Amerika ülkelerinden bir grup kültür-sanat ve gastronomi elçisi; Dışişleri Bakanlığı’nın daveti ile Ankara’da temaslarda bulunuyorlar; iki hafta boyunca Sheraton Ankara, Hilton Ankara ve BEST Otel’de; bir ülkeye ait mutfak kültürü tanıtılıyor, tabii hepsinde varım takipçi olarak, tam da o günlerde, Amerikan Burger Kültürü adlı çalışmam tefrika halinde yayınlanmış, elçilikler de bir hayli ilgi göstermiş; Arjantin Elçisi ile de Honduras gezi heyeti sorumlusu arkadaş, bein Honduras Mutfağı gününde özel olarak ağırlıyorlar…
***************************
Honduras Kültür Bakanlığı Gastronomi Daire Başkan Yardımcısı Sualetiva Salvatiore de Gaassiares; Honduras Mutfağı’na ilişkin birçok detay verdi bana ve yazmamı istedi…
O günkü şartlarda yer ayıramadım, ama ep içimde ukteydi; ihmal de ettiğimi söyleyebilirim, 23 yıl sonra size Honduras’tan lezzetler aktaracağım…
***************************
Honduras mutfağında taze ve yerel malzemeler büyük ehemmiyet arz ediyor…
Hayli sağlıklı besleniyorlar…
Sebzeler, deniz ürünleri, etler ve baharatlar yemeklerin temel unsurlarıdır bu güzide ülkede…
Başlıkta da yazdım, bale yapmamış olsanız da, ‘Baleadra’ yemiş olun mutlaka…
Siz ‘Baleada’ya ‘Dolgusu Bol Tortille’ de diyebilirsiniz…
Baleada, Honduras’ın kuzey kıyılarında ortaya çıkan geleneksel bir yemektir.
20. yüzyılın ortalarında sokak satıcıları tarafından satılmaya başlayan bu lezzetli tortilla, kısa sürede tüm ülkeye yayılmış…
İsmiyle ilgili birkaç farklı rivayet var…
En popüler teori, bir savaş döneminde kadınların hızlıca bu yemeği hazırladığı ve “kurşun gibi hızlı” anlamına gelen “baleada” kelimesinin buradan geldiği yönünde.
Nasıl mı pişireceğiz?
2 su bardağı un
Yarım çay kaşığı tuz
Yarım çay kaşığı kabartma tozu
2 yemek kaşığı tereyağı veya sıvı yağ
Yarım su bardağı su
1 su bardağı pişmiş siyah fasulye
1 yemek kaşığı sıvı yağ
1 diş sarımsak Yarım çay kaşığı kimyon
Tuz
Yarım su bardağı rendelenmiş beyaz peynir
Yarım su bardağı ekşi krema Çırpılmış yumurta
Avokado dilimleri
Tavuk veya et parçaları eklenebilir…
Un, tuz ve kabartma tozunu geniş bir kaba alın.
Tereyağını ekleyin ve parmak uçlarınızla una yedirin.
Yavaş yavaş suyu ekleyerek yumuşak ve hafif ele yapışan bir hamur yoğurun.
Hamuru streç filmle sarın ve 30 dakika dinlendirin.
Sıvı yağı tavada ısıtın ve sarımsağı ekleyerek birkaç dakika kavurun.
Pişmiş siyah fasulyeleri ekleyin, üzerine kimyon ve tuz serpin.
Bir çatal veya patates ezici ile fasulyeleri ezin ve püre haline getirin.
Kısık ateşte birkaç dakika pişirdikten sonra ocaktan alın.
Dinlenen hamuru 4 eşit parçaya bölün ve her parçayı ince yuvarlak olacak şekilde açın.
Yapışmaz tavayı ısıtın ve tortillaları her iki tarafı hafif kahverengileşene kadar (yaklaşık 1 dakika) pişirin.
Tortillaları bir bezin içine koyarak sıcak kalmasını sağlayın.
Sıcak tortillanın üzerine siyah fasulye püresini sürün.
Rendelenmiş peyniri ve ekşi kremayı ekleyin.
Dilerseniz çırpılmış yumurta, avokado veya tavuk ekleyerek daha doyurucu hale getirebilirsiniz.
Tortillayı ortadan ikiye katlayarak servis edin.
Haydi bir de kızarmış ham muz tarifi vereyim…
Yani ‘Tostones’…
2 su bardağı su
Yarım su bardağı kanola yağı
1 çay kaşığı tuz
2 yeşil plantain ham muz
Her bir ham muzun uçlarını kesin.
Kanlfurı kabuklarını yukarıdan aşağıya doğru uzunlamasına kesin.
Ardından yeşil muzları 2,5 cm kalınlığında parçalar halinde dilimleyin.
Büyük bir kaseye su ve tuz ekleyin. Tuz eriyene kadar malzemeleri karıştırın. Ardından dilimlenmiş plantainleri kaseye ekleyin ve büyük bir kaseye koyun ve eriyene kadar tuzu karıştırın. Dilimlenmiş plantainleri ekleyin ve yaklaşık 10 dakika tuzlu suda bekletin. İyice süzün ve havlu kağıt ile kurulayın.
Büyük bir tavada kanola yağını orta ateşte ısıtın. Dilimlenmiş plantainleri gruplar halinde tavaya ekleyin. Yumuşayana ve altın-kahverengi olana kadar her iki tarafını da 4-5 dakika kızartın.
Ardından kızarttığınız dilimleri maşa yardımıyla havlu kağıt serili bir tabağa aktarın. Tavayı ocaktan alın.
Tostonera presi, tabak veya servis kaşığı ile yeşil muzların üzerine hafifçe bastırın.
Gerekirse daha fazla yağ ekleyerek tavayı orta-yüksek ısıya getirin.
Ardından plantainleri sıcak tavaya geri koyun ve her iki tarafını yaklaşık 2 dakika çıtır çıtır olana kadar kızartın.
Fazla yağını almak için kızarttığınız tostonesleri kağıt havlu serili bir tabağa veya soğutma rafına aktarın.