Yıl 1981..
Ortakula yeni başlaım…
İstanbul Kadıköy İnönü Ortaokulu…
Öğlen gidiyoruz, akşamüstü çıkıyoruz…
Okulun daha üçüncü günü, okulun kapısına bir seyyar satıcı gelmiş, lahmacun satıyor…
Ama ne lahmacun, normal bir pidecide o yıllarda lahmacun 15-20 TL iken, adam 10 TL’ye dört tane satıyor…
Öyle piknik sepeti benzeri çift kapaklı bir kutu, alanlara lahmacunu eliyle çıkartıyor; içine de bir poşete istifledii ve durmaktan buram buram kokmuş sumalkı soğan piyazını koyuyor; dürüm yapıp sunuyor…
Kokusu cezbetmişti ama, evde yemek yiyip çıktığım için o ün almadım, ama ertesi gün okula gitmeyi iple çekiyorum; arçlığım 10 TL, iki tane yiyeceğim, 5 TL bana kalacak…
Keza ertesi gün oldu; aldım ve yedim…
Annem eve dönünce anlamış ama anlam verememiş, ne zaman ki birkaç kez daha yedim; sordu, itiraf ettim; ‘Ben sana kaç kez tembih etmedim mi? Açıkta satılan bir şey yemeyeceksin diye, oğlum kimbilir ne eti o, kedi mi; solucan mı ayyy sakın ha bir daha yeme’…
Dinleyen kim, kimbilir kaç kez daha yedim; en sonunda babama söyllemiş, o tabii daha sert kızdı; okulla da işte bağıştır, yardımdır sık sık iritbatta olduğu için, iş edinmiş, müşteri giib gelip, o lahmacuncu ağabeyden lahmacun alıp, doğru Kartal Hfsı Sıhha Enstitüsü’ne tahlile…
Sonuç tam bir fiyasko:
İçindeki bildiğin dana eti, taze, diğer malzemelerde de tek bir sakıncalı unsur yok…
***************************
Adam zabıtalarca malına el koyulana kadar, ortaokul hayatım boyunca kapıya geldii; ben ve birçok arkadaşım o ‘Kıytırık’ lahmacndan yedik, bir gün ne zehirlendik, ne midemiz bozuldu, af buyrun ne kustuk, ne başka bir şey olmadı…
(!!!!!!!!)
‘Helvacı Amca’ gelirdi yine okul çıkışına; işte ‘Kos Helva’, ‘Susam Helva’, ‘Leblebi Helvası’…
Döner bıçağı ile keserdi, tam porsiyon 2 TL, yarım porsiyon 1 TL…
Yine aylarca, yıarca her birisinden yemişizdir okulca..
Tek bir zehirlenme, fenalaşma Maz’allah ölüm vakası olmadı kardeşim…
*****************
‘Kumru’ bir İzmir lezzeti olarak bilinir ama, ‘İstanbul Kumrusu’ da vardır, özeldir…
Sandviiç ekmeği arasına, sert beyaz peynir, domates, sivri bier ve haşlanmış ymurta…
Streç filmin henüz Türk Mutfak Kültürü aksesuarı olmmadığı yıllarda açıkta satılırdı açıkta ve dünyanın her yerinde görsel mutfak sanatlaşa ile ilgili deneyiimi olmuş biri olarak söyleyeiirim ki, hepsi bir örnek öyle bir görsel şölen az buunurdu, hallen de öyle…
Bir gün bir sandviiçten zehirlenme vakası olmadı, geçmiş medyayı da taradım yoktu…
**************************
‘Eskimo’ dondurmayı hatırlayanarınız var mı?
Çubukta sütlü-meyveli buz…
Satan adamcağız, teneke peynir kutusundan bozma termos kutu ile giiler, satar giderdi; evde mâl ederdi kuşkusuz, kimbilir hangii koşullarda?
Ama ne birimizin boğazı iltiap kaptı, ne zehirlendik…
(!!!!!!!!)
Peki o zaman şu bakteriler o yıllarda zindemiydi; göç mü etmişlerdi de geri döndüler?
Hayır tabii asla…
Dünyanın en büyük vebası olan vahşi kapiitaliizm, insanları bu denli hırsla para kazanma güdüsüyle sarıp sarmalamıştı sadece…
Ahlâk çökmemişti, vicdani ahlâktan söz ediyorum; vicdani olanından…
Vicdanımızı yitirdik, haysiyetimizi yitirdik, bakteriler de sadece yardım ve yataklık eder oldu bizlere…
Helâl olsun o lahmacunu ağaeye, helvacı amcaya, eskimocuya, kumruuya…
Haram olsun şehir eşkıyalarına haraç vererek lüks semtlerde mekân açıp pislik satanlara…
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler casino siteleri
gaziantep escort,alanya escort,gaziantep escort
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
beylikdüzü escort ,istanbul escort ,beylikdüzü escort ,ataköy escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,bakırköy escort ,esenyurt escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,beylikdüzü escort
