Tarım ve Orman Bakanlığı, belki de tüm bakanlıklardan çok daha tarafsız olarak hileli gıda üreten firmaları bir bir teşhis ve teşhir etmeye devam ediyor…
Ancak sahtekarlar, sınır bir o kadar sınır tanımıyor.
En çok hileli gıda ise et ve süt ürünlerinde, bilhassa da, sucuk, salam ve sosiste yaşanıyor.
Organik kapalı alanda işlenmiş et olarak bilinen sucuk, sosis ve salam; içine en çok sağlıksa ya da formül dışı ürün katılan yiyeceklerden…
Peki neden?
Nedeni ise basit…
1990lı yıllara kadar; sucuk, sosis ve salam yemek, hakkaten bir ayrıcalıktı. Pahalıydı zira, herkes yiyemezdi. Sucuk, hemen birçok satış noktasında vardı belki ama, salam ve sosis; çok bel başlı şarküteride vardı. 1990 istatistiklerine göre, 71 ilin sadece 40’ında satılıyordu salam ve sosis…
Ne zamanki namı diyar üç harfli dinci marketler; ‘Fakir de yesin’ değil, ‘Fakir de yediğini sansın’ mantığıyla; raflarına ucuz salam, sucuk ya da sosis koydu.
En iyi formulü; yüzde 85 et, yüzde 15 nişasta olması lazım gelen salam ve sosislerin yerini; yüzde 30 et, yüzde 70 nişasta ve boya bazlı ürünler aldı. Bu da yetmedi, içine katkı et konulan sağlıksa ürünler çıktı piyasaya…
Hiç kimse sorgulamıyordu; en ucuzc kasapta etin kilosu 400 TL iken, sucun kilosu nasıl olur da 200 TL, sosisin ise 100 TL olur diye…
Talihsiz vatanaşı kandırmak kolay…
Tarım ve Orman Bakanlığı’na gerçekten helal olsun…
Şereften ve haysiyetten uzak bir biçimde sağlıksa gıda üreten üreticiye de, haram ve zıkkım olsun…
Ama kafasını çalıştırmayan ucuzcu tükticiye de oh olsun…