beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort avcılar escort sex hikayesi porno seyret beylikdüzü escort
Bugun...



GÖRÜNMEYEN RİSKLER VAR!!!

İş Hayatının Görünmeyen Tehlikesi - Mikroagresyonlar Kurumları İçten İçten Aşındırıyor

facebook-paylas
Tarih: 04-03-2026 12:23

GÖRÜNMEYEN RİSKLER VAR!!!

 

İş dünyasında çoğu zaman büyük krizler, sert çatışmalar ya da açık ayrımcılık

 

 

vakaları konuşulur. Oysa kurumları içten içe zayıflatan asıl dinamik, gündelik
dilin içine saklanan küçük ve tekrar eden mesajlar. “Şaka yaptım”, “Alınganlık
yapma”, “Bu konu senin için biraz teknik olabilir” gibi ifadeler, çoğu zaman iyi
niyet perdesi altında dile getirilse de çalışanların kimliğine temas eden mikro-

agresyonlara dönüşebiliyor.

Türkiye’de iş dünyasında ayrımcılık çoğu zaman açık ve sert bir dille değil; “iyi
niyet”, “şaka”, “tecrübe paylaşımı” ya da “kurumsal gerçekçilik” kılıfıyla ortaya
çıkıyor. Ancak küçük ve bilinçdışı görünen bu söz ve davranışlar, tekrarlandıkça
çalışanların psikolojik güvenliğini zedeliyor, aidiyet duygusunu aşındırıyor ve
kurumsal performansı düşürüyor.
Master Certified Coach (MCC) Dr. Elgiz Henden’e göre mikroagresyonlar, modern
iş hayatında en sık göz ardı edilen ancak en yüksek maliyetli davranış kalıplarından
biri.
Açık Ayrımcılık Değil, İnce İmalar
Mikroagresyon; bilinçli ya da bilinçdışı şekilde iletilen, küçük ancak tekrar eden ve
hedef alınan kişi üzerinde birikimli psikolojik etki yaratan sözlü, sözel olmayan ya da
davranışsal mesajlar olarak tanımlanıyor. Bu mesajlar en sık cinsiyet, yaş, ebeveynlik
rolleri, nöro-çeşitlilik, etnik kimlik ve sosyoekonomik arka plan üzerinden ortaya
çıkıyor.
“Kadın liderler zaten daha detaycı olur.” “Çocuk var, bu tempo seni zorlar.”
Dr. Henden’e göre bu ifadeler çoğu zaman masumlaştırılıyor:
“Mikroagresyonlar tehdit içermez gibi görünür. İşte tam da bu yüzden tehlikelidir.
Çünkü kimliğe temas eder ama ‘iyi niyet’ zırhıyla korunur.”
“Alınganlık Yapma” Kültürü ve Mikro Değersizleştirme
Mikroagresyon literatüründe “alınganlık yapma” ve “şaka yapıyoruz” gibi ifadeler
mikro değersizleştirme olarak geçiyor. Bu söylemler açıkça ayrımcılık yapmasa da
kişinin deneyimini geçersiz kılıyor.
Dr. Henden bu noktaya dikkat çekiyor:
“Birine ‘alınganlık yapma’ demek, onun yaşadığı etkiyi yok saymaktır. ‘Şakaydı’
savunması ise sorumluluğu almak yerine karşı tarafı hassasiyetle suçlamaktır. Oysa
bir şakanın komik olup olmadığına, şakayı yapan değil; maruz kalan karar verir.”
Mikroagresyonun Bedeli: Bilişsel Yorgunluk ve Sessiz Kopuş
Mikroagresyona maruz kalan çalışanlar çoğu zaman önce kendilerinden şüphe eder:

“Yanlış mı anladım?” “Ben mi fazla hassasım?”
Bu içsel sorgulama ciddi bir bilişsel yük yaratır. Enerji işe değil, durumu
anlamlandırmaya ve kendini korumaya harcanır. Bastırılmış öfke zamanla
tükenmişliğe dönüşür. Çalışan toplantılarda daha az konuşur, kimliğini sansürler, risk
almaktan kaçınır.
Dr. Henden bu süreci şu sözlerle özetliyor:
“Psikolojik güvenliğin olmadığı bir ortamda inovasyon beklemek gerçekçi değildir.
Mikro-agresyonlar çalışanı sessizliğe iter. Aidiyet zayıflar, performans düşer ve
sonunda ‘sessiz kopuş’ başlar.
Türkiye’de Hiyerarşi ve Sessizlik Döngüsü
Türkiye’nin yüksek güç mesafesine sahip kültürel yapısı, mikro-agresyonların dile
getirilmesini daha da zorlaştırıyor. Hiyerarşik ve otorite odaklı kurumlarda, üst
kademeden gelen imalı ya da küçümseyici ifadeler çoğu zaman “yöneticinin tarzı”
olarak normalize ediliyor. Çalışan, geri bildirim verdiğinde “saygısız” ya da “uyumsuz”
olarak etiketlenmekten çekiniyor. Kol kırılır yen içinde kalır anlayışı,
mikroagresyonları görünmez kılıyor. Oysa görünmeyen sorunlar yok olmaz; içeride
birikir ve yetenek kaybına yol açar. Mikro-agresyonların kanıtlanmasının zor olması
da çalışanları susturan bir başka unsur. “Ben öyle demek istemedim” savunması,
deneyimi yaşayan kişiyi yeniden şüpheye düşürüyor.”
Çeşitlilik Rakamla Ölçülür, Kapsayıcılık Deneyimle
Dr. Elgiz Henden’e göre mikro-agresyonlarla yüzleşmeden gerçek anlamda çeşitlilik,
eşitlik ve kapsayıcılık mümkün değil. Bir kurumda çalışanlar kimlikleriyle var olamıyor,
sürekli kendilerini sansürlüyor ve seslerini kısmak zorunda kalıyorsa; kapsayıcılık
politikaları kağıt üzerinde kalır.
Çözüm: Öz-Farkındalığı Yüksek Liderlik
Dr. Henden, çözümün çalışanları “daha dayanıklı” yapmak olmadığını vurgulayarak
sözlerini şöyle tamamladı:
“Mikro-agresyonları azaltmanın yolu, liderleri daha farkında yapmaktan geçer. Lider
kendi bilinçdışı önyargılarıyla yüzleştiğinde, organizasyonda öğrenme kültürü başlar.
‘Niyetim o değildi’ savunmasından, ‘Bu sende nasıl bir etki yarattı?’ sorusuna geçmek
gerçek dönüşümdür. Liderlik, güven yaratma sanatıdır. Güvenin olmadığı yerde
performans, yaratıcılık ve bağlılık sürdürülebilir olmaz.”

Dr. Elgiz Henden, MCC Hakkında: Dr. Elgiz Henden, eğitim ve öğrenci koçluğu alanında uluslararası
düzeyde tanınan bir uzman, yazar ve akredite koçtur. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu
olan Henden, aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden yüksek lisansını, Okan Üniversitesi’nde
doktora çalışmasını tamamlamıştır.
Henden 10000 saatin üzerinde bireysel koçluk deneyimine ve Master Certified Coach MCC-ICF,
Registered ICF Mentor Coach, akreditasyonlarına sahiptir. Ayrıca 2012-2014 yılları arasında ICF –
Uluslararası Koçluk Federasyonu Türkiye Şubesi yönetim kurulunda araştırmadan sorumlu yönetim
kurulu üyesi olarak ve Avrupa Koçlar ve Mentorlar Derneğinde -EMCC K12 Eğitim Kurulunda aktif
olarak görev yapmıştır.

2004 yılında koçlukla tanışan Elgiz Henden, koçluğun kendi üzerindeki pozitif etkilerini deneyimlemiş
ve 2009 yılında eğitim kurumlarının koçluk ihtiyaçlarını karşılamak üzere İz Koçluk Eğitim ve
Danışmanlık merkezini kurmuştur. Henden hem bireyler hem de kurumlarda özel projelerde bireysel
ve takım koçluğu hizmeti sunmaktadır. Özellikle gençlerin meslek seçiminde, performans
arttırmasında, İş hayatına yeni başlayan bireylerin koçluk ihtiyaçlarının karşılanmasında ve Dikkat
Eksikliği ve Hiperaktivite nedeniyle eğitim ve iş yaşamında zorluk çeken bireylerle çalışmaktadır.
“Başarabilirim Çünkü…” adlı kitabın yazarı olan Henden Koçluk çalışmalarında Pozitif psikoloji, Pozitif
eğitim, Bilişsel Davranışçı Koçluk yaklaşımlarını kullanmaktadır.
Hem profesyonel hem de kişisel gelişim eğitimlerine devam ederken 2010 yılında JST Coaching ile
yaptığı iş birliği sonucu Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) onaylı Türkiye’de ki İlk “Dikkat Eksikliği
Hiperaktivite Koçluğu” programını gerçekleştirmiştir. Henden’in hazırlayıp sunduğu “Eğitim ve Öğrenci
Koçluğu” programı yerel kültür ve global koçluk bilgisi ile geliştirmiş

 

 

 




Bu haber 769 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EKO-MAGAZİN Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI