Bugun...


Sinem Elgün

facebook-paylas
KAÇ KÜR İLAÇ ALSANIZ FAYDA ETMEZ
Tarih: 16-07-2025 11:34:00 Güncelleme: 16-07-2025 11:34:00


 

Türkiye’de bilimsel ve popüler feminizm denilince akla ilk gelen isimlerden, yıllarca Kadınca Dergisi gibi, kadınlara özel ilk sosyo-kültürel magazin dergisinin ‘Kadınca’nin  yöneticisi Duygu Asena öldüğünde; ışıklarla uyumasını temenni ettiğim eşsiz kalem Bekir Coşkun; üzüntüsünü;

 

 ‘Kadınlar gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.

Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok olur:

 

Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...

 

Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.

 

Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.

 

Sık sık boynunu büker "sarıkız".

 

O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.

 

Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.

 

*

 

Bir kadın gittiğinde...

 

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...

 

Bir anne gider...

 

Bir dost...

 

Bir arkadaş...

 

Bir sevgili...

 

Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.

 

*

 

"Güzin Abla gitti..." dediklerinde, kaç kişinin gittiğini ve arkasında kalan "yetimlerini" düşündüm.

 

O benim dostumdu.

 

Dün Feyza’yı arayıp başsağlığı diledim.

 

O canımın sıkıldığı gün telefonda "Sana gelen bana gelsin" diyen sesini hiç unutmamıştım.

 

Yine ıslandı göz pınarlarım, ben dahi yetim kaldım.

 

Sözcükler yetim kaldı.

 

Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.

 

Kapı eşiğindeki "Dikkat et..." duyulmaz, annesi gitmiştir "geç kalma"nın.

 

Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.

 

Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde pek çok "yetim" bırakmıştır arkasında…’

 

satırlarıyla kaleme almıştı…

 

*********

 

Kültürel gelişimini tamamlamış toplumlarda; sosyolojik etkisi toplumun tüm ktesimlerince hissedilmiş olan bir yazar, bir eğitimci, bir şair, bir aydıon öldüğünde; neredeyse ulusal yas ilan edilir biliyor muşunum?

 

Resmi yas olmasa da, halk, millet, toplum yasa boğulur…

 

Zira şayet o yazar, o eğitimci, o şair, o aydın; mevcut iktidarların, yönetimlerin, patronların yalakalığını yapmak yerine, kalemini, aklını, fikrini para karşılığı satmak yerine; tercihini toplumundan yana koymuştur ve artık tüm toplumun anasıdır, babasıdır, evladıdır, kardeşidir, eşidir, sevgilisidir, komşusudur, sırdaşıdır, arkadaşıdır…

 

Yoldaşıdır, yol arkadaşıdır…

Onların yokluğunda; toplumun içine düştüğü boşluğun psikolojik boşluğunun yarattığı ancısal devinim ve dönüşümü, o psikolojik boşluğu doldurmaya; kaç kür ilaç alsanız fayda etmeyecektir…

*********

 

Pınar Kür’ü kaybettik…

 

Edebiyat öğretmeni bir anne ve Frkansızca Matematik Öğretmeni bir babanın kızıydı; akademisyendi, çevirmendi, yazardı, her şeyen önce düşünürdü…

 

Yani insandı, ama aklını kullanabilen, aklının erdiğini cesurca yazan bir yazardı…

 

Erkek egemen zihniyetiz bir türlü yumuşamadığı, kadın-erkek eşitliğinin; ‘Kadın Hakkı yoktur, zira Hakkı, erkek ismidtir’ diye tiye alındığı bir toplumda; kadınları yazdı, erkek eğelen toplumun kadınlarca da içselleştirilmesine karşı, hemcinslerini uyardı…

 

‘Asılacak Kadın’ kitabı, gerçekleri hazmedemeyenlere göre müstehcen bulundu; okunmasın diye toplatıldı…

 

Halkı için mücadele etti…

Sırf, iyi düşünsünler diye…

 

82 yıl yaşadı; muhtemelen 65 yılını düşünmeye, üretmeye, yazmaya, aydınlatmaya verdi ve ebediyete göçtü, gitti…

 

*********

 

Bugün belli başlı bir kitap önermeyeceğim…

 

Aksine Pınar Kür’ün hangi kitabı olursa olsun, ‘Okuyun’ diyeceğim…

 

Adlarını da vereyim:

 

Yarın Yarın (1976) (Sami Güçlü tarafından 1987 yılında filme çekildi.)

Küçük Oyuncu (1977)

Asılacak Kadın (1979) (Başar Sabuncu tarafından 1986 yılında filme çekildi.)

Bitmeyen Aşk (1986)

Bir Cinayet Romanı (1989)

Sonuncu Sonbahar (1992)

Cinayet Fakültesi (2006)

Beşpeşe (2004) - Bülent Erkmen'ın tasarım ve konsepti yaptığı roman projesinde sırasıyla Murathan Mungan, Faruk Ulay, Elif Şafak, Celil Oker devam ettirdi ve Pınar Kür sonlandırdı.

Akışı Olmayan Sular (1983) - Sait Faik Hikâye Armağanı

Bir Deli Ağaç (1992)

Hayalet Hikâyeleri (2004)

 

*********

 

Işıklarla uyusun…

*********

 

Görüşmek ve okunmak dileğiyle…



Bu yazı 3625 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI