Bugun...


MACİT SOYDAN

facebook-paylas
DİPLOMASIZ KAHRAMANLAR.. CUMHURİYET'İN EN GENÇ NEFERLERİ...
Tarih: 28-10-2025 16:54:00 Güncelleme: 28-10-2025 16:54:00


 

Onlar…

 


Henüz kalem tutan parmaklarıyla tüfek taşıyan çocuklardı.

 


Defterleri yarım kalmış, satır aralarında “vatan” yazılıydı.

 


Adları okul listelerinde silindi, ama tarihin sayfalarına kazındı.

 


Bugün Cumhuriyet’in 102. yılını kutlarken, yalnızca bir takvimin yaprağını çevirmiyoruz aslında… Biz, o yaprakların arasına sıkışmış yüzlerce çocuğun hikâyesini de hatırlıyoruz.

 


Okul zillerinin yerini top sesleri almış, teneffüslerde değil, cephelerde koşmuşlardı.

 


1919’un yorgun ama inançlı topraklarında, henüz 15 yaşındaki bir lise öğrencisi, cebinde babasının fotoğrafıyla cepheye giderken, geride sadece boş bir sıra ve yarım kalmış bir ödev bıraktı.

 


O yıl o okul mezun veremedi…

 


Ama vatan, onun ve arkadaşlarının fedakârlığıyla bir kez daha “mezun” oldu bağımsızlıktan.

 


**Kayseri Lisesi** mesela… 

 


Bugün “Taş Mektep” olarak anılan o okul, 1921’de mezun veremedi. Çünkü öğrencilerinin tamamı Sakarya Meydan Muharebesi’ne koşmuştu.

 


Defterlerini bıraktılar, cepheye yürüdüler.

 


Kimi geri döndü, kimi bir daha dönmedi.

 


Ama her biri, Cumhuriyet’in ilk satırlarını kanlarıyla yazdı.

 


**Kastamonu Abdurrahmanpaşa Lisesi** de öyleydi.

 


1915’te öğrencilerinin neredeyse tamamı Çanakkale’ye gitmişti.

 


O yıl okul kapısına kocaman bir hüzün asıldı:

 

 

“Bu yıl mezunumuz yok, hepsi şehit.”

 


Ve o yokluk, bugün bile Kastamonu’nun taş duvarlarında yankılanıyor.

 


Galatasaray, Konya, İzmir liseleri…

 


Hepsi aynı sessizliğe tanıklık etti o yıllarda.

 


Kimi sıralar hiç dolmadı bir daha.

 


Sınıflar mezun değil, anı defteri oldu.

 

 

O çocuklar, öğretmenlerinden bir şey öğrendiler belki de:
“Bazen en büyük sınav, hayatın kendisidir.”

 


Onlar, o sınavı cephede verdiler.

 


Diplomasız kaldılar ama onurlarıyla mezun oldular insanlıktan.

 

 

Cumhuriyet, işte o diplomasız kahramanların harcıyla yoğruldu.

 


O harcın içinde gençliğin cesareti, bir milletin direnişi, bir neslin sessiz duası vardı.

 


Ve bugün, bir sınıfta öğretmen “Andımızı” okuturken ya da bir çocuk elinde bayrakla koşarken…

 


Aslında onların yarım kalan hikâyeleri tamamlanıyor.

 


Cumhuriyet, yalnızca bir rejim değil, bir borçtur:

 


Defterini yarım bırakıp cepheye koşanlara,

 


“Anne, ben biraz gecikeceğim” deyip dönmeyenlere,

 


O yıl mezun veremeyen okulların kapısına hüzün bırakanlara olan borçtur bu.

 


O yüzden bu bayram, sadece kutlanmaz.

 


Bu bayram, hissedilir…

 


Çünkü her 29 Ekim’de rüzgâr, o çocukların isimlerini fısıldar.

 


Ve biz o fısıltının altında, minnetle susarız.

 

 

Bugün, Cumhuriyet’in ışığında büyüyen her genç, aslında onların mirasçısıdır.

 


Bir milletin en büyük gücü, kalemini bırakıp cepheye koşan o yüreklerin bıraktığı mirastır.

 


O yüzden bugün, bir bayrak dalgalandığında sadece rüzgâr esmez…

 


Tarih de ayağa kalkar.

 


Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun.

 


Ve hiç unutulmasın:

 


Bu ülkenin bazı çocukları, **mezun olamadıkları okulların yerine vatanı mezun ettiler.**

 

 

Nota ve Tınıyla... 

 

 

macit.soydan@gmail.com



Bu yazı 6467 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI