Geçenlerde uzun yıllar aynı mesleği paylaştığım, geçmişte bol bol dünyayı gezmiş ve aynı zamanda işi gereği ülke içinde illerin tamamında takip ettiği siyasi liderlerin mitinglerinde bulunmuş ve şu anda kendi köşesine çekilip benim gibi kitap çalışmaları yapan bir arkadaşımla telefonda sohbet ederken çevresinde neredeyse benim de şahit olduğum, kendini beğenmiş ama arkadaşımın evde oturmasıyla aklınca salak saçma espri düzeyleriyle dalga geçmeye çalışan tiplerden bahsetti.
Güldüm, dur dedim bunu kaleme alayım. Gerek yok dedi ama ben dayanamadım.
Yazı çıkar çıkmaz hemen arayıp söyleyeceğim. Belki gülecek, belki de kızacak ama böyle durumlarda da artık susmamak lazım değil mi ?
Bir adam düşünün; pasaportunda dünyanın dört bir yanından damgalar var. Avrupa’nın taş sokaklarında yürümüş, Asya’nın renkli pazarlarında kaybolmuş, Amerika’nın gökdelenlerine hayran kalmış. Uzak diyarların kahvelerini yudumlamış, farklı dillerde selam vermiş, hayatın bin bir halini görmüş.
Mesleği gereği o kadar çok şehir gezmiş ki, neredeyse kendi ülkesi değil, dünyanın haritasını ezberlemiş. Her şehirde ayrı bir anı, her ülkede bir parça ruh taşıyor içinde. Bir zamanlar uçaklar, trenler, gemiler onun ikinci evi olmuş; valizleri bir hayatın parçası haline gelmiş.
Ama son birkaç yıldır, aynı dört duvar arasında yaşıyor. Dışardan bakınca herkes onu tanıyor: “Adam akşama kadar yatıyor,” diyorlar. Çünkü onu gördüklerinde hep o sakin, yerinde duran halini hatırlıyorlar.
Ama kim bilir? Belki o adam gündüz odasında yazıyor, düşünüyor, yaratıyor. Hayatın karmaşasından uzaklaşıp kendi dünyasında yeni bir şeyler inşa ediyor. Gece ise şehrin ıssız sokaklarında yürüyüp yeni hayaller kuruyor. Üretiyor, belki de yeni dünyalar yaratıyor kendi kafasında. Kimse, onun sessiz çalışmasını bilmiyor. Kimse, gece gezmelerindeki düşüncelerini, ilhamını görmüyor.
Ama bazıları için o adam sadece “yatıyor”. Başkalarının yanında hafifçe dalga konusu oluyor, çünkü onlar kolayına kaçıyor. Oysa gerçek hayat dışarıdan göründüğü gibi değildir. Bazen sessizlik, üretimin en gürültülü hali olur. Bazen de en derin yolculuklar görünmeyen yollar üzerinden geçer.
Adamın umurunda değil; çünkü o, hayatı pasaportundaki damgalar kadar zengin, şehirlerde attığı adımlar kadar gerçek kılıyor. Onun dünyası, başkalarının laf kalabalıklarından çok daha farklı. Ve o dünyada, her sessizlik yeni bir başlangıç, her gece yeni bir umut demek.
Belki onlar bir gün anlar; o yatıyor sanılan adamın aslında hayatın ta kendisini yaşadığını ve kendi sessiz devrimini üretmeye devam ettiğini.
Pek sanmam ama...
Peki, ya dalga geçenler?, boş beleş konuşup, tek kültürel faaliyetleri tik - tok izlemek olan onlar ne yapıyor? Gündüz kendi boş laf kalabalıklarında boğuluyor, geceyse aynı esprileri rüyalarında tekrarlayıp uyuyorlar. Dünya dönerken onlar yerinde sayıyor. Belki bir gün uyanırlar ve anlarlar: Gerçek üretim, laf salatasıyla değil, sabır ve emekle olur.
O zamana kadar, biz yolumuza devam edeceğiz; çünkü hayatı, yaşayanlar ve sadece görünenle yetinmeyenler kazanır.
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com
deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler deneme bonusu veren siteler casino siteleri
gaziantep escort,alanya escort,gaziantep escort
tesettürlü escort ,fatih escort ,türbanlı escort ,travesti escort ,taksim escort ,beylikdüzü escort ,çapa escort
beylikdüzü escort ,istanbul escort ,beylikdüzü escort ,ataköy escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,bakırköy escort ,esenyurt escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,beylikdüzü escort
