Bazı sanatçılar vardır ki, takvimler değişse de, nesiller geçse de unutulmazlar. Çünkü onlar sadece birer oyuncu, yönetmen ya da yazar değil; onlar bir dönemin yüzü, bir kuşağın hafızası, bir milletin ortak kalp atışıdır. Bugün ölüm yıldönümünde bir kez daha hüzünle andığımız Kartal Tibet, işte o unutulmazlardan biri.
Kartal Tibet dendiğinde sadece yakışıklı jönler gelmez aklımıza. Kimi için Tarkan, kimi için Karaoğlan, kimi içinse sinemanın romantik, naif ve gülümseten yüzü... Ama aslında o, sinemanın önünde ve arkasında Türk halkının gönlünü kazanmış bir ustaydı. Oyunculuğu kadar, yönetmenliğiyle de kalıcı izler bırakan bir zarafet adamıydı.
Onun filmleriyle büyüyen çocuklar, bugün kendi çocuklarına hâlâ "Bu filmi birlikte izleyelim, çok güzeldir..." diyorsa, işte o zaman anlarız gerçek sanatçının izinin silinmediğini.
Bir bakışıyla hüzün, bir tebessümüyle umut veren yüzlerden biriydi Kartal Tibet. O, kamera arkasına geçtiğinde bile seyircisine olan sevgisini kadrajdan eksik etmeyen bir gönül insanıydı. Ne şöhretin ihtişamına kapıldı, ne de zamanın hoyratlığına. Sessizce geldi, sessizce gitti. Ama içimizde bir boşluk bırakarak...
Bugün onu anarken bir film repliği düşüyor dilimize:
"Bazı insanlar vardır ki gittiklerinde bile aslında bir yanımızda kalırlar."
Kartal Tibet, o zarif duruşuyla, beyefendi kimliğiyle, üretkenliği ve titizliğiyle Türk sinemasının altın çağını taşıyanlardan biriydi. Onu tanıyanlar ne kadar büyük bir kalp taşıdığını anlatıyor, tanımayanlar ise filmleriyle hissediyor o kalbin sıcaklığını.
Bazen bir yaz günü televizyonda rastladığımız bir eski filmde, bazen Yeşilçam melodilerinde, bazen de bir gülümsemeye eşlik eden nostaljide yaşatıyoruz onu.
Varlığınla güzelleştirdiğin Türk sinemasına ve kalplerimize bıraktığın izler için teşekkür ederiz.
Seni unutmadık, unutmayacağız.
Ruhun şad olsun, güzel insan…
Nota ve Tınıyla...
macit.soydan@gmail.com