Kafalarda hep aynı tutku vardır, ‘Şöyle temiz havada, ağaçlar arasında bir piknik mi yapsak çoluk çocuk?’…
Bir de mangal yaktık mı; cız-bız köfte, kanat, but, pirzola artık Allah ne verdiyse…
Küçük tüpü unutmayalım ha, bir de çay demleriz yanına ya da üstüne…
Neresi uygun, neresi uygun; tamam buldum!!!
Şu yol ayrımının yakınında, ağaçlık bir alan görmüştüm, ormanlık bir alan; iki kilim serdim mi; mangalı da yaktım mı, çizgili pijamamı da çektim mi; bir kadeh te paryattım mı; ooooooohhh be, keyif benim keyfim…
Ne?, ağaçlık alanda mangal yakmak yasakmıymış; kim takar ki yahu(!!!!!!!!!); keyef benim keygim, çay yapmak da yasak mı olur(!!!!!!!!!)…
**************************
Anamızın karnından mangal ile doğduk ya, semaversiz haftamız geçmedi ya; ipini koparan, işi bilen bilmeyen, ormanlık alan gödümü; illa mangal yakacak, çay demleyecek…
O mangalı, görmüş ya faraşla yelleyecek, kıvılcımlar otları tutuştururmuş, ağaçları yakarmış, orman yanarmış kimin umrunda ki?
***************************
Çok net yazıyorum:
Bu saatten sonra her kim ki ağaçlık bir alanda mangal yakarsa, piknik tüpünde kızartma ya da çay yaparsa, geçtim ormanlık alanda sigara daih içerse; çöplerini de orada bırakıp, cam kırıklarını filan ormana atarsa; en az bir terörist kadar vatan hainidir…
Mangal yerine zıkkımın kökünü ye, çay yerine de zıkkımın kökünü kaynatın onu için…
Orman dediğin kavram, ağaç dikmekle olmuyor; en basiti 50-60 senede oluşuyor; daha ilkokuldayken öğretmediler mi size?
Israrla yazıyorum:
Bu saatten sonra her kim ki ağaçlık bir alanda mangal yakarsa, piknik tüpünde kızartma ya da çay yaparsa, geçtim ormanlık alanda sigara daih içerse; çöplerini de orada bırakıp, cam kırıklarını filan ormana atarsa; en az bir terörist kadar vatan hainidir…