<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>Gündem Ekonometre - Gündem Haber Sitesi</title>
<link>https://gundemekonometre.com</link>
<description>Gündem Ekonometre - Gündem Haber Sitesi</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://gundemekonometre.com</copyright>
<image>
<title>https://gundemekonometre.com</title>
<url>
https://gundemekonometre.com/images/genel/0747474.jpg
</url>
<link>https://gundemekonometre.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>YARIM KALAN ŞARKILAR...</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bazı şarkılar vardır…</strong></span></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Tam en sevdiğiniz yerine gelirken yarım kalır.</strong></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Telefon çalar… </strong><strong style="font-size: 20px;">Bir mesaj gelir…</strong><strong style="font-size: 20px;">Hayat araya girer.</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Sonra insan “sonra dinlerim” der. Ama o “sonra” bazen hiç gelmez.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Aslında sadece şarkılar değildir yarım kalan.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Okunamayan kitaplar… Bitirilemeyen filmler… Bir köşeye bırakılmış albümler… Hatta ertelenmiş hayaller…</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Modern insanın hayatı biraz “yarım kalmışlıklar arşivi” gibi artık.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü çağımızda herkes çok meşgul ama nedense hiçbir şeyin tam içinde değil. Bir şarkıyı baştan sona dinlemeye bile sabrımız azaldı. Her şey hızlandı çünkü.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Şarkılar bile artık arka planda çalıyor. Kimse gerçekten dinlemiyor.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Eskiden insanlar bir plak koyup saatlerce aynı albümü dinlerdi. Kapaklarına bakardı. Şarkı sözlerini ezberlerdi. Müzikle zaman geçirirdi.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Şimdi ise müzik bile kaydırılıp geçiliyor.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Belki de mesele teknoloji değil… Dikkatimizi kaybetmemiz.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü bir şeye gerçekten odaklanmak artık lüks gibi görülüyor.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Oysa bir şarkıyı sonuna kadar dinlemek bile küçük bir sadakat ister. Kendine karşı…</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>İnsan bazen durmalı. Bir melodinin içinde biraz kaybolmalı. Hayatı birkaç dakika sessize almalı.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü sürekli yarım bırakan insan, bir süre sonra kendi içinde de eksik kalıyor.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve galiba çağımızın en büyük yorgunluğu tam burada başlıyor:</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Hiçbir şeyi gerçekten yaşayamayacak kadar dağılmış olmak.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Nota ve Tınıyla... </strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//yarim-kalan-sarkilar/1334/</link>
<pubDate>Sat, 06 Jun 2026 23:21:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>YENİ BİR SANAT KİTABI... </title>
<description><![CDATA[<p><br />
<span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Piramid Yayıncılık tarafından 2026 Nisan ayında yayınlanan Mehmet Yılmaz’ın yeni kitabı, sanat tarihine alışılmış kronolojik ve biçimsel sınıflandırmaların ötesine geçen özgün bir yaklaşım getiriyor. Sanatçının gündelik yaşam deneyimlerinden hareketle kurgulanan kitap, farklı dönem ve coğrafyalara ait sanat üretimlerini çok katmanlı bir perspektif içinde bir araya getirerek okura yeni bir okuma imkânı sunuyor. Böylece sanat yapıtları yalnızca ait oldukları tarihsel bağlamlar üzerinden değil, ortak insanlık deneyimleri, düşünsel süreklilikler ve kültürel etkileşimler çerçevesinde değerlendiriliyor.</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Sanatçı Bedri Baykam’ın kaleme aldığı sunuş yazısıyla başlayan kitap, modern, çağdaş ve güncel sanat kavramlarını eleştirel bir perspektifle yeniden değerlendirmeye açıyor. Sanat üretiminin kuramsal ve düşünsel temellerine ilişkin kapsamlı çözümlemeler sunarak okuru sanat tarihinin yerleşik kabullerini sorgulamaya davet ediyor. “Sanat ve Yalan”, “Kimliği Sorgulamak” gibi dikkat çekici başlıklar etrafında şekillenen çalışma, sanatın gerçeklik, temsil, bellek ve kimlik kavramlarıyla kurduğu çok katmanlı ilişkiyi irdeleyen bölümleriyle öne çıkıyor. </strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Kuramsal tartışmaların yanı sıra, kişisel gözlemleri, üretim süreçlerine ilişkin deneyimleri ve sanat ortamına dair samimi anlatıları bir araya getiren kitap, akademik sınırlar içine hapsolmayan, okurla doğrudan diyalog kuran bir anlatım dili benimsiyor. Mehmet Yılmaz, sanat tarihine ve sanat düşüncesine ilişkin birikimini erişilebilir bir üslupla aktarırken, okuru yalnızca bilgi edinmeye değil, sorgulamaya ve yeni düşünce alanları keşfetmeye de davet ediyor. Bu yönüyle “Bildiğim ve Yaptığım ÇAĞDAŞ SANAT”, sanat profesyonelleri ve akademisyenlerin yanı sıra, sanat üzerine düşünmek, farklı bakış açıları geliştirmek ve yaratıcı üretim süreçlerinin dinamiklerini daha yakından tanımak isteyen geniş bir okur kitlesine hitap ediyor.</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Sanatı kesin tanımlar içine hapsetmek yerine onu yaşayan, dönüşen ve çağrışımlarla büyüyen bir alan olarak ele alan bu kitap, okura hem bir düşünce haritası hem de kişisel bir içsel keşif alanı sunuyor. Sanat üzerine yeni sorular sormaya cesaret eden çalışma, çağdaş sanat tartışmalarına samimi, özgün ve derinlikli bir katkı niteliği taşıyor.</strong></span></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//yeni-bir-sanat-kitabi/1333/</link>
<pubDate>Sat, 06 Jun 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>HER SAVAŞA GİRMEK ZORUNDA DEĞİLSİN... </title>
<description><![CDATA[<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>İnsan yaş aldıkça ilginç bir şey öğreniyor:</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Her söze cevap vermek gerekmediğini...</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Gençken farklı düşünüyoruz.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Biri bir şey söyler, hemen karşılık vermek isteriz. Biri haksızlık yapar, hemen kendimizi savunmaya çalışırız. Biri eleştirir, açıklama yapma ihtiyacı hissederiz. Sanki cevap vermezsek haklı çıkacaklar sanırız.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Oysa hayat insana zamanla başka bir şey öğretiyor.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Her savaş kazanılmaya değmez.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bazı insanlar vardır; ne söylersen söyle fikrini değiştirmez. Bazıları tartışmak için konuşur. Bazıları anlamak için değil, üste çıkmak için dinler. Bazıları ise yalnızca dikkat çekmek ister. İşte böyle durumlarda verilecek en doğru cevap bazen hiç cevap vermemektir.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Ne yazık ki bunu anlamayanlar da olur.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bir olayı görmezden gelirsiniz, korkak derler. Susarsınız, çekindiğinizi sanırlar. Tartışmaya girmezsiniz, cevap veremediğinizi düşünürler. Oysa çoğu zaman gerçek tam tersidir. Çünkü susmak her zaman güçsüzlük değildir. Bazen insanın kendine duyduğu saygıdır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Her havlayan sese dönüp bakarsanız yolunuzu kaybedersiniz. Her eleştiriye kulak verirseniz kendi sesinizi duyamazsınız. Her kavgaya girerseniz enerjinizi tüketirsiniz. </strong><strong>Ve sonunda başkalarına cevap vermekten kendinize yaşayacak zaman kalmaz.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Hayat zaten yeterince yorucu.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Geçim derdi... Sorumluluklar... Kayıplar... Hayal kırıklıkları...</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bir de bunların üzerine her konuşanın peşine düşersek, kendi huzurumuzu kendi ellerimizle yok etmiş oluruz. Olgunluk biraz da seçebilmektir. Neye cevap vereceğini... Neyi duymazdan geleceğini... Kimin fikrine değer vereceğini... Kimin sözünü rüzgâra bırakacağını...</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü herkesin fikri önem taşımaz. Herkesin sözü de hayatımıza yön verecek kadar değerli değildir. Bazı insanlar bizim hakkımızda konuşacaktır. Bazıları eleştirecek, bazıları yanlış anlayacak, bazıları da hiç tanımadan hüküm verecektir.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bunu engelleyemeyiz. Ama onların hayatımızdaki etkisini belirleyebiliriz. Belki de insanın kendine yapabileceği en büyük iyilik budur:</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Her şeyi ciddiye almamak. Her sözü kalbine taşımamak. Her tartışmaya dahil olmamak. Çünkü huzur bazen haklı çıkmakta değil... Uzaklaşabilmektedir.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Ve insan bir gün şunu anlıyor:</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bazı şeyleri yok saymak korkaklık değil...</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Kendini koruma sanatıdır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Nota ve Tınıyla... </strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//her-savasa-girmek-zorunda-degilsin/1332/</link>
<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 17:08:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SESSİZLİĞİN DEĞERİNİ BİLMEYENLER... </title>
<description><![CDATA[<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bazı insanlar sessizliği sever.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Ama bu sevgi, yalnız kalma isteğinden ya da onlardan kaçma arzusundan doğmaz. Çünkü bazı işler vardır ki sessizlik ister.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bir yazarın yeni bir cümle kurmaya çalıştığı anı düşünün. Bir bestecinin zihninde dolaşan notaları... Bir ressamın tuvale düşmeden önce zihninde şekillenen renkleri... Bir araştırmacının, bir şairin, bir sanatçının ya da bir düşünürün iç dünyasını...</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Onlar çoğu zaman eserlerini önce kafalarında yaratırlar.<br />
Kalem daha kâğıda değmeden önce hikâye çoktan kurulmuştur. Müzik daha çalınmadan önce melodiler çoktan duyulmuştur.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">İşte tam o sırada duyulan gereksiz bir gürültü, yapılan anlamsız bir müdahale bazen dakikaların, bazen saatlerin, bazen de günlerin emeğini dağıtabilir.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Çünkü üretmek, dışarıdan göründüğü kadar kolay değildir. Ne yazık ki bunu anlamayan insanlar da vardır. Bir yazarın sessiz çalışma isteğiyle alay edenler... Okuyan insanı tuhaf bulanlar... Kitapla geçirilen zamanı boş iş sananlar... Düşünmeyi tembellik, gürültüyü canlılık zannedenler...</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Onlar için sessizlik anlamsızdır.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Çünkü sessizliğin içinde neler üretilebileceğini hiç keşfetmemişlerdir. Kültürle, sanatla, düşünceyle gerçek bir bağ kurmamış insanların ortak bir özelliği vardır:</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Anlamadıkları şeyi küçümsemek.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bir insan saatlerce kitap okuyorsa onu garip bulurlar. Yazı yazıyorsa vakit kaybettiğini düşünürler. Bir şey üretmeye çalışıyorsa bunu ciddiye almazlar. Çünkü kendi dünyalarında yalnızca gözle görünen emek vardır.Oysa insanlık tarihini değiştiren şeylerin büyük bölümü sessiz odalarda ortaya çıkmıştır.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Romanlar sessizlikte yazılmıştır.Besteler sessizlikte doğmuştur. Bilimsel keşifler sessizlikte düşünülmüştür.Kültür, çoğu zaman kalabalığın değil, yalnızlığın ve dikkatin ürünüdür.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bu yüzden sessizliğe saygı duymak sadece bir nezaket meselesi değildir. Birikime saygı duymaktır.Üretime saygı duymaktır. İnsanın zihinsel emeğine saygı duymaktır.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Asıl cehalet ise bilmemek değildir. Bilmediğini bilmeden konuşmak, anlamadığını küçümsemek ve değer üretmeye çalışan insanlarla alay etmektir.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Çünkü gürültü yapmak kolaydır. Zor olan düşünmektir. Rahatsız etmek kolaydır. Zor olan üretmektir. Ve ne yazık ki bazı insanlar hayatları boyunca gürültünün ne olduğunu öğrenirler de, sessizliğin ne kadar değerli olduğunu hiç anlayamazlar.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Oysa bir kitabın, bir bestenin, bir şiirin ve bazen bir ömrün arkasında...</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;"><em>Çoğu zaman sadece sessizlik vardır.</em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Nota Tınıyla... </span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//sessizligin-degerini-bilmeyenler/1331/</link>
<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 17:54:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>EFSANE BİR ÇALIŞMA DAHA</title>
<description><![CDATA[<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Çağdaş Korku Çizgi Romanlarının Fenomen Serisi “Göl Kenarındaki Hoş Ev” Türkçede</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Eisner ödüllü yazar James Tynion IV’ün dünya çapında büyük ses getiren korku serisi <i>Göl Kenarındaki Hoş Ev</i>, psikolojik gerilim, kıyamet korkusu ve karanlık gizemleri bir araya getiren atmosferiyle Karakarga Yayınları etiketiyle okurla buluşuyor.</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Modern korku çizgi romanlarının en dikkat çekici işlerinden biri olarak gösterilen <i>Göl Kenarındaki Hoş Ev</i>, dünyanın sonuna doğru sürüklenen bir grup arkadaşın, göl kenarındaki izole bir evde yaşadığı gerilim dolu olayları merkezine alıyor. James Tynion IV, insan psikolojisini, korkuyu ve paranoyayı; Álvaro Martínez Bueno’nun çarpıcı çizimleriyle birleşen sinematik bir atmosfer içinde anlatıyor.</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Seri boyunca dostluk, travma, yabancılaşma ve hayatta kalma içgüdüsü giderek daha karanlık bir hâl alırken; okur da gerçeklikle kabus arasındaki sınırın silindiği bir dünyanın içine çekiliyor. Özellikle görsel dili, rahatsız edici atmosferi ve karakter derinliğiyle dikkat çeken eser, son yılların en çok konuşulan korku çizgi romanları arasında gösteriliyor.</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><i>Karakarga Yayınları</i> tarafından yayımlanan <i>Göl Kenarındaki Hoş Ev</i>, korku ve psikolojik gerilim türünü seven okurlar için çarpıcı bir okuma deneyimi sunuyor.</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"> </span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"> </span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Arka Kapak Yazısı:</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"> </span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">“<i>Göl Kenarındaki Hoş Ev</i>’in dramını, gizemini ve cazibesini sevgi ile zulüm, dostluk ve ihanet arasındaki gerilim oluşturuyor. Bu hikâyeyi 2022’nin en muhteşem çizgi romanlarından biri yapan da tam olarak bu.” —Polygon</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">“Fazlasıyla tatmin eden bir devam cildi... Bugüne kadar yayımlanan en iyi Black Label serilerinden biri.” —ComicBook.com</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">“Bir şaheser... Tynion, Bueno ve Bellaire gerçekten çok özel bir şey yaratıyor ve ilk panelden beri çizgilerini hiç bozmadılar.” —AIPT</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">ARKADAŞLARINIZI NE KADAR İYİ TANIYORSUNUZ?</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Bir grup genç arkadaş lüks, tenha bir göl evinde buluşurken dünyada gizemli bir felaket başlayalı birkaç gün oldu. (Yoksa daha mı fazla?) Ama neyse ki hepsinin ortak arkadaşı Walter, bilgeliği ve onlara olan derin sevgisiyle hepsini korumaya geldi. (Amacı gerçekten bu mu?) Korkularını, sorularını ve çözemedikleri şüphelerini bir kenara bırakırlarsa hepsi bu tehlikeli ve sinir bozucu durumdan sağ çıkabilecek. (Ama öyle olmayacak.)</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Gizem dolu popüler korku hikâyesinin ikinci cildinde <i>Göl Kenarındaki Hoş Ev</i>’in karakterleri, Walter’ın hayatlarını değiştiren seyahat davetini kabul ettikten sonra yaşadıkları felaketle ilgili gerçeğe biraz daha yaklaşıyorlar. Bu gerçek ise kalplerindeki son ümit kırıntılarını yok edecek. Çizgi roman sektörünün prestijli Eisner töreninde iki ödül kazandıktan sonra korku ustası James Tynion IV (Batman, Something Is Killing the Children, The Department of Truth) ve senelerdir beraber çalıştığı çizer ortağı Ál varo Martínez Bueno (Detective Comics, Justice League Dark), kozmik korku efsanelerini şok edici bir sonla bitiriyorlar. Ancak Hoş Ev’in kapılarını daha da ürkütücü bir gelecek için açık bırakmayı ihmal etmiyorlar.</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><i>Göl Kenarındaki Hoş Ev</i> #7-12’nin bir araya getirilmiş halidir.</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"> </span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Eser Adı: Göl Kenarındaki Hoş Ev 2</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Orijinal Adı: Nice House On the Lake 2</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Yazar / Çizer Adı: James Taynion</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Yayınevi: Kara Karga Yayınları</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Türü: Çizgi Roman</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Çevirmen: Ece İstemi</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Editör: Dilhan Hız</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Fiyatı: 550 TL</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Sayfa Sayısı: 192</span></span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//efsane-bir-calisma-daha/1330/</link>
<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 20:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>YALAN SÖYLEMEK ZEKA, DOĞRUYU SÖYLEMEK CESARET İSTER... </title>
<description><![CDATA[<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">İnsanlık tarihi boyunca doğrular da vardı, yalanlar da...</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Ama ilginçtir, çoğu zaman insanlar yalan söyleyeni daha zeki, doğruyu söyleyeni ise daha saf sanmıştır.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Oysa gerçek tam tersidir. Çünkü yalan söylemek çoğu zaman kolaydır.<br />
İnsan işine geleni anlatır, eksik olanı gizler, hoş görünmek için gerçeği eğip büker. Karşısındakinin duymak istediğini söylemek, bazen gerçeği söylemekten çok daha az risk taşır.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Asıl zor olan doğrulardır. Çünkü doğru bazen alkış getirmez. Bazen insanı yalnız bırakır. Bazen dost sandıklarının senden uzaklaşmasına neden olur. Bazen de kalabalıkların hoşuna gitmez.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bu yüzden doğruyu söylemek yalnızca dürüstlük değil, aynı zamanda cesaret işidir.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Hayatın birçok döneminde buna tanık oluruz.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bir iş yerinde herkes susarken haksızlığa itiraz eden... Bir arkadaş ortamında herkes aynı fikirde görünürken gerçeği dile getiren... Ya da sadece yaptığı hatayı kabul edebilen insan...</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bunların hiçbiri kolay değildir. Çünkü insanın en büyük korkularından biri dışlanmaktır. Bu yüzden bazı insanlar doğruyu bildikleri hâlde susar. Bazıları ise gerçeği değiştirmeyi tercih eder.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Oysa yalanın bir yükü vardır.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">İlk başta hafif görünür ama zamanla ağırlaşır. Bir yalanı korumak için başka yalanlar gerekir. İnsan sonunda söylediği sözleri değil, kurduğu duvarları taşımaya başlar.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Doğru ise farklıdır.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bazen can yakar. Bazen insanı zor durumda bırakır. Ama geceleri başını yastığa koyduğunda vicdanını susturmaya çalışmazsın. Belki de bu yüzden gerçek cesaret, güçlü görünmek değil; doğruyu savunabilmektir.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bugün dünyaya baktığımızda çok konuşan insan görüyoruz. Ama her konuşan doğruyu söylemiyor. Çünkü doğruyu söylemek bilgi kadar karakter de ister. Ve karakter, insanın yalnız kaldığında da savunduğu şeydir.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Belki bu yüzden hayatın sonunda insanlar zekâmızı değil, dürüstlüğümüzü hatırlar. Ne kadar kurnaz olduğumuzu değil, ne kadar güvenilir olduğumuzu... Çünkü yalan bazen insanı bir adım ileri taşıyabilir. Ama doğru, insanı ayakta tutar.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Ve unutmayalım:</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Yalan söylemek zekâ göstergesi olabilir.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Ama doğruyu söylemek, insanın vicdanıyla yaptığı en büyük cesaret anlaşmasıdır.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Nota ve Tınıyla... </span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//yalan-soylemek-zeka-dogruyu-soylemek-cesaret-ister/1329/</link>
<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 17:59:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>OKUMAYAN AMA KONUŞAN İNSANLAR... </title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bu ülkede ne kadar ilginçtir ki herkesin fikri var.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Hem de her konuda…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Okunmamış kitaplar hakkında uzun yorumlar…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">İzlenmemiş filmler üzerine derin analizler…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir fotoğraf görüp hayat dersi verenler…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Başlığını okuyup uzman kesilenler…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay değildi.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ama bilgiyle kurulan ilişki de hiç bu kadar yüzeysel olmamıştı.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">İnsanlar artık öğrenmekten çok, fikir sahibi görünmek istiyor.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir kitabın kapağı görülüyor, içeriği hakkında hüküm veriliyor. Bir filmden on saniyelik kesit izleniyor, yönetmen çözümleniyor. Üç alıntı paylaşınca entelektüel olunduğu sanılıyor.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Oysa kültür biraz emek ister. Sabır ister. Zaman ister.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir kitabı gerçekten okumak başka şeydir, onun hakkında konuşuyor gibi yapmak başka…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ama çağımızda görüntü, içeriğin önüne geçti. İnsanlar bilgiyi taşımaktan çok sergiliyor artık.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ve işin en garip tarafı şu:</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Gerçekten okuyan insanlar genelde daha temkinli konuşuyor.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü ne kadar çok şey öğrenirsen, aslında ne kadar az bildiğini de fark ediyorsun.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Hiç okumayanlar ise çoğu zaman daha yüksek sesle konuşuyor.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü cehaletin en büyük özgüveni, kendini bilgi sanmasıdır.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Sosyal medya bunu daha da büyüttü. Artık herkes kendi küçük sahnesinde konuşuyor. Kimse dinlemiyor ama herkes anlatıyor.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">O yüzden bugün bilgi çok…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ama derinlik az.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Belki de mesele artık bilmek değil; bilmiş gibi görünmek.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ve galiba çağımızın en büyük yorgunluklarından biri de bu:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Gerçek bilgiyle gösteriş arasındaki farkın giderek silinmesi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nota ve Tınıyla... </span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//okumayan-ama-konusan-insanlar/1328/</link>
<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ARKA PLANDAKİ KAMUFLAJ</title>
<description><![CDATA[<p><br />
<strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Normal şartlarda bugün, başta Bodrum, Marmaris ya da benzeri tatil beldelerindeki 'Soyguncu', 'Hırsız', 'Soysuz', 'Vatan Haini', 'Haysiyet Düşmanı', 'Turizm Düşmanı', 'Gözü Doymaz', 'Uyanık' esnafı yazacaktım...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Bayram tatilinde, tatil beldelerine giden çok sayıda okurum; takipçim ya da hayrnım(!), 'Lütfen lahmacuna 1000 TL. çeken, çorbayı 600 TL'ye satan insafsızları yaz' diye veryansın ettiler son birkaç gündür...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">O konuyu söz, iki güne yazacağım...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">***********************<br />
 <br />
Ama bugün, size cahil kamuflajını yazmak istiyorum...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">**********************</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Gerek  ekranlardaki  tartışma programlarına  evden katılanlarda, gerekse sosyal medya vdeosu çekenlerde; moda oldu...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Muhakkak arkada kitaplık var...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">'Ben okurum, entellektüelim'in arkaya konulmuş kamuflajıdır bu...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Eyvallah da, arkadaş arkasına mesaj veren kitabı geçtim, aşk romanı, erotik roman, hatta katalog unutan var, onlar ne olacak...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">*********************</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Benim yalanla beslenen zavallı halkım, bakıyor; 'Ooooo, 'Böyük' adam, bak kaç kitap neyim okumuş' diyor içten içe...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Yahu arkada üçüncü sınıf vakit öldüme romanı da var; o da olsun da; bu o 'Herbokoolg'un, bir 'B.k' olduğunu mu gösteriyor...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Arkaya kitaplığını al, entelektül ol, o kadar kolay mı?</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Demek kolay...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Yahu  ROK bile kitaplık önünde bağlanırdı yayınlara; millete tepeden baka baka; 'Dantellektüel' bir eayla konuşurdu; ROK gibi binlercesi var...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Arkada her kitaplık olnı, ne  entellektüel, ne  adam sanmayın...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Olan var...</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Olmayan da, çok var...</span></span></strong></p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//arka-plandaki-kamuflaj/1327/</link>
<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 06:53:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>HAZİRAN GELİNCE...</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Bazı aylar vardır...</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Takvimdeki yerlerinden daha büyük anlamlar taşırlar.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Haziran mesela...</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Adını duyunca insanın içine garip bir duygu dolar. Ne tam bir sevinçtir bu, ne de tam bir hüzün. İkisinin arasında, eski bir şarkının insanın içini yoklaması gibi bir şeydir.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Çünkü Haziran biraz vedadır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Bir okulun son zili çalar Haziran'da. Bir defter kapanır. Bir dönem biter. Ama aynı zamanda yeni başlangıçların da kapısı aralanır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Belki bu yüzden çocukluğumuzun en güçlü aylarından biridir.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Eskiden Haziran başka gelirdi sanki...</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Karne heyecanı günler öncesinden başlardı. Sokaklarda top oynayan çocukların sesi daha da artardı. Pencereler açılır, evlere yaz girerdi.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Annemiz "Akşam geç kalma" derdi ama biz güneş batana kadar eve dönmek istemezdik.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Çünkü yaz başlamıştı.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Ve çocukken yaz, sonsuz gibi görünürdü.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Şimdi dönüp bakınca insan anlıyor ki aslında özlediğimiz şey yaz değilmiş. O günlerdeki kendimizmişiz.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Çünkü Haziran sadece mevsim değiştirmez.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>İnsanın içindeki bazı kapıları da açar.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Birden yıllardır hatırlamadığınız bir arkadaş gelir aklınıza.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Bir okul bahçesi... Bir ilk aşk... Bir yazlık sinema... Bir kasetçiden alınmış eski bir şarkı... Bir akşamüstü bisiklet turu...</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Ve hepsi, sanki dün olmuş gibi gözünüzün önünden geçer.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Belki de Haziran'ın en büyük sırrı budur.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>İnsana zamanın geçtiğini hatırlatırken, hatıraların geçmediğini de göstermesi.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Yıllar değişiyor. Şehirler değişiyor. İnsanlar değişiyor.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Ama bazı Haziranlar insanın içinde yaşamaya devam ediyor.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Bir ağacın gölgesinde... Bir fotoğraf albümünde... Eski bir mektubun arasında...<br />
Ya da yıllardır dinlenmeyen bir şarkının ilk notasında...</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Bugün yine Haziran.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Sokaklarda çocuk sesleri var. Ağaçlar daha yeşil. Günler daha uzun. Ve hayat bütün telaşına rağmen bize küçük bir şey fısıldıyor:</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Bazı güzellikler hâlâ burada.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Yeter ki onları fark edecek kadar yavaşlayabilelim.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Belki de bu yüzden Haziran'ı seviyoruz.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Çünkü o, yalnızca yazın başlangıcı değil...</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Geçmişle bugünün kısa süreliğine el sıkıştığı aydır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Nota ve Tınıyla...</strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//haziran-gelince/1326/</link>
<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>YENİ BİR ÇALIŞMA</title>
<description><![CDATA[<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Arşiv Belgeleriyle Örülü Sarsıcı Bir Casusluk Romanı: “Teşkilatın Gizli Kahramanı: 37 Numara”</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Ümit Doğan, Osmanlı’nın son dönemindeki siyasi kırılmaları, işgal altındaki İstanbul’u ve gölgelerde yürütülen gizli mücadeleyi gerçek tarihsel atmosferle harmanladığı yeni romanı <i>Teşkilatın Gizli Kahramanı: 37 Numara</i> ile okuru nefes kesen bir casusluk hikâyesine davet ediyor.</span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan <i>Teşkilatın Gizli Kahramanı: 37 Numara</i>, yalnızca bir dönem romanı değil; aynı zamanda işgal yıllarının karanlık atmosferinde şekillenen gizli direnişi, siyasi entrikaları ve insan ilişkilerini merkezine alan güçlü bir casusluk anlatısı sunuyor.</span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Erken Cumhuriyet tarihi üzerine yaptığı araştırmalar ve çok konuşulan kitaplarıyla tanınan Ümit Doğan, bu kez arşiv belgeleriyle desteklenen kurgusal bir hikâye aracılığıyla okuru 1919 İstanbul’una götürüyor. Roman; Damat Ferit çevresinde şekillenen siyasi dengeler, İngiliz etkisi altındaki İstanbul, Anadolu’da büyüyen direniş hareketi ve gizli teşkilatlar arasında geçen tehlikeli bir oyunu merkezine alıyor.</span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Romanın merkezinde yer alan Galip karakteri üzerinden ilerleyen hikâye; aşk, sadakat, ihanet ve vatan mücadelesi arasında sıkışmış bir dönemin ruhunu canlı bir atmosferle yansıtıyor. İşgal altındaki İstanbul’un sokakları, kahvehaneleri, köşkleri ve siyasi kulisleri; detaylı tasvirler ve tarihsel gerçeklik duygusuyla romanın en dikkat çekici unsurları arasında yer alıyor.</span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><i>Teşkilatın Gizli Kahramanı: 37 Numara</i>, tarihsel gerçekliği yüksek atmosferi, temposu giderek yükselen olay örgüsü ve dönemin politik çatışmalarını merkeze alan yapısıyla; hem tarih meraklılarının hem de sürükleyici casusluk romanı arayan okurların ilgisini çekecek güçlü bir anlatı sunuyor.</span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong> </strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Arka Kapak Yazısı:</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong> </strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>YAZARIN BİNLERCE ARŞİV BELGESİNE DAYANAN ÇALIŞMALARIYLA ÖRÜLÜ İLK ROMANI...</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong> </strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Bugüne kadar yazdığı eserlerle tarihe ışık tutan Ümit Doğan, binlerce arşiv belgesinin, tozlu dosyaların ve gizli raporların arasından süzülüp gelen bir hakikati, bu kez romanın gücüyle gün yüzüne çıkarıyor. Milli Mücadele’nin isimsiz kahramanlarını, istihbarat ağlarının soğuk nefesini ve işgal İstanbul’unun puslu sokaklarında yaşanan imkânsız bir aşkın hikâyesini bir tarihçi titizliğiyle ama bir edebiyatçı ruhuyla resmediyor.</span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; text-align: justify;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Ümit Doğan’ın tarihçilikten romancılığa uzanan bu ilk adımında, kurgu ile gerçek arasındaki çizgi hiç olmadığı kadar inceliyor. Doğan, okuru sadece bir döneme tanıklık etmeye değil, o dönemin acısını, sevdasını ve yalnızlığını solumaya çağırıyor. Bu sadece bir aşk hikâyesi değil; her satırı belgeyle sınanmış, her karakteri tarihin içinden süzülmüş bir “sadakat ve ihanet” senfonisi.</span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; text-align: justify;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Tarihi sadece okumaya değil, hissetmeye davetlisiniz.</span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; text-align: justify;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; text-align: justify;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Eser Adı: Teşkilatın Gizli Kahramanı–37 Numara</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Alt Başlık: Bir Casusluk Romanı</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Yazar Adı: Ümit Doğan</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Yayınevi: Destek Yayınları</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Türü: Edebiyat</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Fiyatı: 380 TL</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Sayfa Sayısı: 272</strong></span></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//yeni-bir-calisma/1325/</link>
<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BİR ZAMANLAR "SİLUETLER" VARDI...</title>
<description><![CDATA[<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong><em> <br />
<br />
Hazır bayram devam ederken biraz eskilere gitmek istedim.</em></strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong><em>Uzatmadan dönemin SES dergisinde çıkan bir haberle devam edelim...</em></strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong><em>1960’lı yıllar…</em></strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong><em>SALON hınca hınç dolu, dinleyicilerin yarısından fazlası genç kız. Konserin başlama saati gelmiş. Sabırsız ellerin davetkâr alkışları ve ıslıklar. Işıklar birden sönüverdi. Hafif hafif aralanan perde ile başlayan ye-ye temposunda bir müzik salonun aniden kanşmasına çığlıkların, ıslıkların ve alkışlann had dereceye varmasına yetti.</em></strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong><em>Günlerden cumartesi, Küçükyalı'da bir sinemanın salonu ve bu çığlıkların, bağırmalann sebebi de «The Shadows» tipi bir parça ile mevsimin ilk konserini açan Siluetler topluluğunun sahnede görünmesi. </em></strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong><em>Popüler müziğin en beğenilen parçalanndan kurulu yeni repertuarlan ile dinleyicilerinin karşısına çıkan Siluetler, bir Beatles veya Trini Lopez konserinde dinleyicilerin gösterdiği tezahürata yakın ilgi topladılar.</em></strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong><em>Mazisi 1,5 yıla dayanan bu topluluğun kuruluşu bir yarışmanın sonucu. Daha ziyade enstrümental parçalara yer veren Siluetler, yanşmaya girdikleri kendi arajmanları olan parça ile derece aldılar ve bugünkü seviyelerine eriştiler.</em></strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong><em>Topluluğun solo gitaristi Mesut Aytunca, Siluetler topluluğunun kurucusu. 1942 İstanbul doğumlu. Halen Tıp Fakültesi öğrencisi. Müziğe 1959'da başlamış. Evvelâ Gökçen Kaynatan ile 4 yıl, daha sonra Bilge Su Duru ile bir yıl çalışmış.</em></strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong><em>Arkadaşlarının teşviki ile kurduğu orkestranın davul hariç bütün enstrümanları kendisinin. Kendilerini meşhur eden «Kaşık Havası»nın arajmanını yapmış ve halen bazı parçalar üzerinde de çalışıyor. Tahsili bitince müziğe devam etmeyecek.</em></strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong><em>Topluluğun ritm gitarcısı, Göktuğ Vensürel, 1944 Ankara doğumlu. Galatasaray Lisesi'nde talebe. Mimarlık tahsil edecek ve tahsili bitiminde fırsat bulursa müzikle uğraşacak.</em></strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong><em>Erol Bilem, Siluetler topluluğunun tek evli mensubu. Tabii Güzel Sanatların son sınıfında, tahsili sonunda yalnız kendi zevki için müziğe devam edecek.</em></strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong><em>Koral Yılmaz, dinleyicilerin ısrarla solosunu istedikleri bateri. Tahsil için Av-rupa'ya gitmek niyetinde. Bu takdirde müziğe devam etmemek kararında.</em></strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong><em>Siluetler'de iki de misafir şantör var: Sadık Bütünley ve Sabi Halevi.</em></strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong><em>Yeni sezon için henüz bir lokalle anlaşmayan Siluetler, sık sık konser vermek ve böylece kendi hayranlarının ve kendilerinin müzik zevklerini tatmin etmek istiyorlar.</em></strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong><em>Popüler müziğin en beğenilen parçalarından kurulu yeni repertuarları ile o gün dinleyicilerinin karşısına çıkan Siluetler, bir Beatles veya Trini Lopez konserinde dinleyicilerin gösterdiği tezahürata yakın ilgi topladılar.”</em></strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Haberimiz bu kadar. </strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">***</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Bugün bu satırları okuyunca insan yalnızca bir müzik haberine bakmış olmuyor. Sanki eski Türkiye’nin gençlik heyecanını görüyor.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Henüz her şeyin bu kadar hızlı tüketilmediği yıllar…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Bir orkestranın sahneye çıkmasının olay olduğu zamanlar…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">O dönem insanlar müziği bugünkü gibi “arka fonda” yaşamıyordu. Müziğin içine giriyordu. Aynı orkestranın peşinden gidiyor, aynı şarkıları ezberliyor, aynı heyecanı paylaşıyordu.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Siluetler işte tam da böyle bir dönemin içinden çıktı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">1960’lı yıllarda Gökçen Kaynatan ve Arkadaşları Show Orkestrası’ndan ayrılan Mesut Aytunca ve Erol Bilem tarafından kurulan topluluk, kısa sürede Türkiye’nin en dikkat çeken orkestralarından biri hâline geldi.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Ama onları farklı yapan yalnızca Batı müziği çalmaları değildi.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Asıl mesele, Anadolu ezgilerini modern müzikle buluşturabilmeleriydi.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">“Kâtibim”, “Kaşık Havası”, “Lorke Lorke”, “Sis”…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Bugün bile isimlerini duyunca insanın zihninde başka bir Türkiye canlanıyor.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Belki siyah beyaz televizyonlar…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Belki yazlık sinemalar…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Belki de gençlerin ilk kez elektrik gitar sesiyle tanıştığı günler…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">1965 Altın Mikrofon yarışmasında “Kaşık Havası” ile büyük ilgi toplamaları, ertesi yıl “Lorke Lorke” ile birinci olmaları boşuna değildi.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Çünkü Siluetler yalnızca müzik yapmıyordu.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Türkiye’nin değişen ruhuna ses veriyordu.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Ve belki de en etkileyici yaşanmışlık Tıp eğitimi gören Mesut Aytunca’nın hikâyesiydi.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Genç bir müzisyen… Döneminin en iyi rock gitaristlerinden biri olarak gösteriliyor. Sonra müziği bırakıyor. Yıllar sonra ise trajik bir cinayetle hayatını kaybediyor.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Bazı hayatlar vardır…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Kısa sürer ama iz bırakır.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Siluetler de biraz öyleydi.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Bugün artık o eski orkestralar yok denecek kadar az. O büyük konser heyecanı, aynı müziğin etrafında birleşen kalabalıklar, günlerce konuşulan gitar soloları…</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Şimdi her şey daha hızlı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Şarkılar birkaç haftada unutuluyor. İnsanlar aynı melodinin etrafında eskisi kadar birleşemiyor. Herkes kendi ekranında, kendi kulaklığında.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Ama eski bir Siluetler kaydı açıldığında insan hâlâ başka bir zamana gidiyor.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Çünkü bazı orkestralar sadece müzik yapmaz.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Bir dönemin hafızasına dönüşür.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;">Ve gerçek müzik, yıllar geçse de insanın içinde yaşamaya devam eder.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><em><strong>Nota ve Tınıyla... </strong></em></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><em><strong>NOT : Araştırmacı - Yazar Metin Turhan Arşivi'nden alınmıştır... </strong></em></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//bir-zamanlar-siluetler-vardi/1324/</link>
<pubDate>Fri, 29 May 2026 17:50:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>AKASYALAR AÇARKEN...</title>
<description><![CDATA[<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bazı çiçekler vardır…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Sadece baharı değil geçmişi de getirir.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Akasya mesela…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bir sokakta ansızın kokusu duyulduğunda insan bir an durur. Sanki yıllardır unuttuğu bir kapı sessizce açılmış gibi olur. </strong></span><strong style="font-size: 20px;">Çocukluk gelir akla… Eski yaz akşamları… Açık pencerelerden gelen radyo sesleri… Balkonlarda oturan insanlar… Henüz her şeyin bu kadar hızlı olmadığı zamanlar…</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Belki de bu yüzden akasya biraz hüzünlüdür.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü kokusunda eski günler saklıdır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bir zamanlar mahalle aralarında akasyalar açardı. Çocuklar sokakta oynar, büyükler kapı önlerinde sohbet ederdi. Aşklar daha yavaş yaşanırdı o zamanlar. İnsan sevdiği kişiyi görmek için aynı sokaktan defalarca geçebilirdi.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Şimdi ise herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Ama akasya hâlâ eski zaman gibi kokuyor.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Belki bu yüzden insanı bir anda yıllar öncesine götürüyor. Eski bir Türk filmi gibi… Siyah beyaz ama sıcak… Yavaş akan ama samimi…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>“Akasyalar Açarken” denince insanın aklına boşuna nostalji gelmiyor belki de. Çünkü bazı filmler sadece hikâye anlatmaz; bir dönemin ruhunu taşır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>O dönemlerde insanlar birbirine daha dikkatli bakıyordu sanki. Bir mektup günlerce saklanır, bir bakış haftalarca unutulmazdı. Şimdi ise duygular bile aceleye geldi.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Kimse uzun uzun beklemiyor artık.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Ne aşkı, ne özlemi, ne de bir çiçeğin açmasını…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Oysa akasya biraz sabır ister.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Belki de bu yüzden eski kuşaklar onu daha çok severdi. Çünkü onlar beklemeyi biliyordu. Bir trenin gelişini… Bir şarkının başlamasını… Sevdiği insanın köşe başında görünmesini…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bugün bir akasya ağacının altından geçerken insanın içini sebepsiz bir huzur kaplıyorsa, bunun nedeni belki de içimizde hâlâ eski zamanlardan kalmış bir tarafın yaşıyor olmasıdır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Hâlâ bir şarkıyla duygulanan…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Hâlâ eski filmleri özleyen…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Hâlâ akasyalar açarken birini hatırlayan bir taraf…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Ve insan yaş aldıkça şunu daha iyi anlıyor:</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bazı çiçekler sadece baharı değil, kaybettiklerimizi de hatırlatıyor.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Nota ve Tınıyla...</strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//akasyalar-acarken/1323/</link>
<pubDate>Thu, 28 May 2026 14:01:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BELKİ BUGÜN ESKİ BAYRAMLARIN TAM YERİNDE DEĞİLİZ... </title>
<description><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:20px;">Bayram geldi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Eskiden bu cümlede başka bir heyecan vardı sanki. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">İnsan daha günler öncesinden hissederdi bayramın geldiğini. </span></strong><strong><span style="font-size:20px;">Evlerde telaş başlar, dolaplardan en güzel kıyafetler çıkarılır, mutfaktan tatlı kokuları yükselirdi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve en güzeli de şuydu:</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bayram sadece takvimdeki bir gün değildi. Bir duyguydu.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Çocukken bayram sabahlarının ayrı bir sesi vardı. Erkenden uyanılırdı. Sokaklar daha temiz görünürdü insana. Büyüklerin yüzünde garip bir yumuşaklık olurdu. Kapılar daha çok çalınır, insanlar birbirine daha içten sarılırdı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Şimdi düşünüyorum da…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Belki de bayramın kendisini değil, o günlerdeki insan hâlimizi özlüyoruz.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Çünkü eskiden insanlar birbirine daha çok uğrardı. Bir çay için kapı çalınırdı. Kolonyanın, şekerin, yeni ütülenmiş kıyafetlerin bile ayrı bir anlamı vardı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir bayram ziyaretinde sadece “iyi bayramlar” denmezdi. Hasret giderilirdi. Küslükler unutulurdu. Aynı masanın etrafında yeniden aile olunur, yeniden çocuk olunurdu.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Şimdi ise her şey biraz daha sessiz. </span></strong><strong><span style="font-size:20px;">Mesajlar kısa... Ziyaretler az…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Sofralar daha kalabalık görünse de sanki içlerinde eksik bir sandalye var gibi…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Çünkü bazı insanlar artık sadece hatıralarda oturuyor o sofralarda.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Belki de insan yaş aldıkça bayramlar biraz hüzünlü oluyor. Geçmişle bugünün aynı masaya oturduğu zamanlar hâline geliyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir köşede çocukluğun bekliyor…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Diğer tarafta kaybettiklerin…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama yine de bayramın garip bir gücü var.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">İnsan ne kadar yorulursa yorulsun, içinde küçücük de olsa bir umut bırakıyor. Belki bir telefon sesiyle… Belki eski bir dostun kapıyı çalmasıyla… Belki de yıllardır duyulmayan bir kahkahayla…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Çünkü bayram aslında biraz da şunu hatırlatıyor:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">İnsan, insana lazım.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Belki bugün eski bayramların tam yerinde değiliz. Sokaklar değişti, insanlar değişti, zaman hızlandı…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama yine de bir çocuk yeni ayakkabılarıyla heyecanlanıyorsa…<br />
Bir anne mutfakta telaşla tatlı hazırlıyorsa…<br />
Bir yaşlı insan kapının çalınmasını umut ediyorsa…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bayram hâlâ tamamen kaybolmuş değil demektir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve belki de en güzel bayramlar, geçmişte kalanlar değil…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">İçimizde hâlâ yaşatabildiklerimizdir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Nota ve Tınıyla...</span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//belki-bugun-eski-bayramlarin-tam-yerinde-degiliz/1322/</link>
<pubDate>Sun, 24 May 2026 18:48:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BAYRAMDA ARA VERİN</title>
<description><![CDATA[<p><br />
<span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Sevgili Boğaç Yüzgül; iki yazıdır şu 'Touber' geyiğini yazıyor ya; az  bile yazmış...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Şimdiden başladılar...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Yok, 'Kurban etini ilk gün yemeyin, denlinderin', yetmiyor; 'İlk gün bakteri ürer, ertesi gün yiyin' filân...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Oysa asırların geleniğidir; imkânı olan kurbanını keser, bazıları daha kesim alanında bir kısmnı pişirtip, oradakilere dağıtırdı; yani ilk gün taze taze yenmesi bir adet...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Şimdi  geleneklere karşı da geyik hazır:</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>'Eski zamanda bu kadar çok suni gıda, bu kadar  zararlı kimyasal mı vardı' diyecekler;  desinler...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Bir de lüks otel yemeklerinde dana madalyon yiyip, bayramda 'Ay ben kan göremem, pek fena' diyerek kurbanı eleştiren tatminsiz kokonalar da var sırada...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Bu bayram ara verin...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Bayram sonrası muhteşem cemiyet dedikoduları ile karşınızdaım...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Haydi bir ipucu, çok 'Mert' bir adam olarak gösterilmesine rağmen bir 'Yüksek Sosyetenin Ankara Göçmeni Çakma Gay'ı bir tipin, tüm kirli çamaşırlarını,  söze üüncü sınıf cemiyetle olan çarpık pezoluk ilişkilerini aktaracağım bu satırlarda...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Ve daha neler neler...</strong></span></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//bayramda-ara-verin/1321/</link>
<pubDate>Sat, 23 May 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>TOUBER -2-</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Bir önceki yazıda, doktor, uzman, sözde lokman hekim ya da ‘Herbokolog’ kisvesi ile insanları başta gıdalar olmak üzere  birçok konuda korkuya sevk eden haysiyet düşmanlarından söz etmiştim…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Serinin ikinci yazısında ise, bu aziz milletin inanç değerleri ile, kökleri ile, cumhuriyet sevgisi  ile uğraşıp, nasıl kolay ihanet  edeildiklerini aktarmak istiyorum…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Sosyal medanın toplumumuzun vazgeçilmezi olmasından sonra; para  kazanmak uğrna, reyting uğruna; birçok değer üzerinden topluma ahkâm kesen haysiyet ve şeref eksikliği yaşayanları da sık sık görür oluyoruz maalesef video paylaşımlarında…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Görsellerde, soyunsa daha iyi diyebileceğimiz tipler belli, çoğu dolandırıcı ki onlara bir sonraik ‘RANTTOUBER’ yazısında değineceğim ayrıntılı olarak; tabii para kazanma üzerinden de yapanlar var ki; Sayın Cumhurbaşkanı dahil, herkesi yapay zeka ile konuşturarak, insanları sömürüyorlar; bu da  işlenecek ayrıntılı olarak…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Ama bugün konumuz; Atatürk ve cumhuriyet düşmanı touberlarla ilgili…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:48px;"><span style="color:#000000;">İHANETTOUBERLAR</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Önce ‘’İhanettouber’ nasıl olunur?’ ona bir bakalım mı?</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Cüppeyi ve sarığı giyersin; sakalı uzatırsın; hainlik yansımış gözlerinle, bir zamanların çizgi film kahramanları Şirinler’in baş düşmanı Gargamel bakışı ve ses tonunu ekleyip, insanlara kılık-kıyafet üzerinden, yaşam tarzı üzerinden, palavradan  cennet-cehennem hikayeleri ile ağzınızdan salya saça saça konuşmak, ‘İhanettouber’lığın baş şartı…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Ya mecburen ‘Adam’ diyeceğim, adamlar, pegamberi insan gibi sevmeyi  ‘Ponçiklik’ olarak nitelendirip; ‘Peygamber senin sandığın gibi  biri değildi haaaa… Yeri geldi adam dövdürttü, yeri  geldi adam dövdürttü, yeri geldi kendi de adam öldürdü’ diyecek kadar zavallılaştılar…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">İnsanları sevgi ile, saygı ile imana çağıracaklarına; korku ile, tehdit ile açık açık fetva makamı oluveriyorlar…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Bir tane de değiller, yüzlerceler…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Ha bir de, ‘Atatürk aslında İngiliz ajanıydı’ dersen, ‘Karı-kız düşkünüydü’ dersen; hele bir de trollerle alttan yorum alırsan; al sana ihanettobur mevkiinin sakinisindir artık…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Yani, Çağdaş Yaşamı Köstekleme Derneği kurulsa; bu tipler, federasyon başkanı olur; bırakın dernek başkanlığını…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Peki yazık değil mi bu yüce milletin onuruna, gururuna; mutlu, barış içerişindi, huzur içerişindi, insanarı severek yaşamak bu milletin hakkı değil mi?</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Unutmayın!!!</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Adam olmak zor; ihanettouber olmak ise çok kolay…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Bence burada, zoru seçin…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Adam olun…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Vatanseer olun…</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">İnsan olun…</span></span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//touber-2/1320/</link>
<pubDate>Thu, 21 May 2026 19:08:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>TOUBER -1-</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Biraz gastronomiye ve kültür-sanata ara verip, topumsal birkaç mesaj içeren ve şerefsiz ve haysiyetsizlerle ilgili içerikler barındıracak olan kelamlar etmek istiyorum...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Aslında ana başlık olarak konumuz, 'Youtuber' ya da 'İnstagrammer'lar olacak...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Ama öyle cinsel içerik, edepsiz söylem filân değil; daha ahlaksızları, daha edepsizleri konu alacağım...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong> </strong></span></span><br />
 </p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:48px;"><span style="color:#000000;"><strong>KORKUTTOUBERLAR</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Bugün ilk olarak, size çok masum görünebilecek olan; lâkin bir o kadar tehlikeli, riskli, ahlâksız, hayâsız, iğrenç bazı ekan yüzlerinedn  söz  edeceğim...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Kimi doktor, kimi eczacı, kimi sözde lokman hekim, kimi kimyager, kimi 'Hiçbir 'b.k' değil; ama...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Maalesef, tehlikeli, riskli, ahlâksız, hayâsız, iğrenç olmanın meslek seçimi gibi bi  alışkanlığı yok...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Her gün karşılaşıyorsunuzdur eminim, her kafadan bir ses çıkan sosyal medyada; bir gün biri çıkıyor; misâl veriyorum; 'Havuçla ilgili gerçekleri biliyor musunuz?' diyerek söz başlıyor; araya birkaç korkulu müzik ve ölümü çağrıştıran efekt; sonra başlıyor anlatmaya; sizi havuçtan soğutmak için, elinden geleni yapıyor; bu tehlikeli, riskli, ahlâksız, hayâsız, iğrenç karakteril insanların, bir de makyajlı bir ikna etme özelliği var; anlatsa, ananızdan, babanızan, eşiinzden, evlâdınızdan soğursunuz; bir  anda  sizi kötülediğine düşman ediyor; tabii istediğine de dost...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Biraz da safsanız; siz de eşinize, dostunuza, arkadaşlarınıza anlatıyorsunuz; 'Ya, havuç şöyleymiş, böylemiş' diye...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>O, tehlikeli, riskli, ahlâksız, hayâsız, iğrenç mâhlukun sözcüsü oluveriyor  toplum...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>O kadar tehlikeli, riskli, ahlâksız, hayâsız, iğrenç tipler ki; 'Aslında' diye söze başlayıp, bir de dozunda diyerek, sigarayı öven var; yine aynı başlangıçlarla; taze sebze meyveyi ven  var...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Hoş bu ülke margarini öven satlık kalp profesörlerine tanıklık etmedi mi?</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Hatta bulyon öven söze gurmelere tanıklık etmiyor muyuz her gün...</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Ama bu daha riskli...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Yıllar önce, bir İngiliz üniversitesi; 'Dezenformatik Bilgi Kirliliği' ile ilgili izinli bir farkındalık ankeit yapmış...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Üniversitenin bilim kurulu, ayda bir toplanıp, 'Değerli vatandaşlarımız, sizi zehirliyorlar; üzerinde 'Di Hidrojen bi oksit' yazılı ya da 'H2O' ifadesi yer alan hiçbir ürünü tüketmeyin...'</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Satılan gıda  ürünlerinin neredeyse yüzde 75'inde, 'H2O' olan İngiltere'deki tüm dünyada böyledir; insanlar 'H2O' avına çıkmışlar ve gerçek altı ay sonra açıklanmış...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>'H2O' sudu ve insan su olmadan yaşayamaz. Ama kirli bilgi, susuzluktan insanı öldürür...'</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Siz de ekranda, internette her  gördüğnüz ve muhtemelen tehlikeli, riskli, ahlâksız, hayâsız, iğrenç  tiplere inanmayın...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Araştırın; zira inanın; bunlar çıksa ve 'Bugün ölenler cennete gider, haydi ölmeye' dese; buna inanacak yüz binler olduğuna  adım gibi eminim...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Bunlara inanalar arasında sadece cahiller yok; inanın eğitimli insanlar da kanabiliyorlar bu zavallı tehlikeli, riskli, ahlâksız, hayâsız, iğrenç  yaratıklara...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Bilgiyi doğur ama çoklu kaynaktan araştırın; tehlikeli, riskli, ahlâksız, hayâsız, iğrenç insanlara ihtiyacınızyok...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Bir sonrak yazımda ise; 'İHANETTOUBER'ları ele alacağım...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Onlar da en az yukarıdakiler kadar tehlikeli, riskli, ahlâksız, hayâsız, iğrenç tipler...</strong></span></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//touber-1/1319/</link>
<pubDate>Wed, 20 May 2026 06:20:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ŞAKANIN DA BİR HAFIZASI VARDIR. </title>
<description><![CDATA[<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Son yıllarda tuhaf bir çağın içine düştük.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Herkes komik… ama ortada mizah yok.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Sosyal medyaya giriyorsunuz; insanlar birbirine bağırıyor, hakaret ediyor, küçümsüyor, sonra da adına “mizah” diyor. </strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Üç kelimeyi yan yana getirince espri yaptığını sananlar, bir filtre ekleyince yaratıcı olduğunu düşünenler, başkasını aşağılayınca zekâ gösterisi yaptığını zannedenler…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Oysa mizah dediğimiz şey yalnızca güldürmek değildir.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Mizah; zekâ, kültür, gözlem ve ince bir sezgi ister. Çünkü iyi espri, herkesin göremediği ayrıntıyı görebilme sanatıdır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Asıl sorun da burada başlıyor zaten.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bazı insanlar yapılan espriyi anlamıyor. Çünkü mizahı sadece “laf sokmak” ya da yüksek sesle konuşmak sanıyorlar. İnce zekâyla kurulmuş bir cümleyi ciddiye alıyor, altındaki ironiyi fark edemiyorlar.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Sonra da bozuluyorlar.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü anlamadıkları şeyi tehdit gibi algılıyorlar.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Oysa gerçek mizah çoğu zaman bağırmaz.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>İnce çalışır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Zihnin içinde dolaşır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bazen bir cümlede, bazen tek kelimede saklanır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bunun için de yalnızca konuşmak yetmez; okumak gerekir. Düşünmek gerekir. Hayatı gözlemlemek gerekir. </strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Hayatında doğru dürüst bir mizah dergisi bile karıştırmamış insanların kendilerini büyük hiciv ustası sanması biraz da bu yüzden trajikomik duruyor.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü mizahın da bir geçmişi vardır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Karagöz ile Hacivat yalnızca insan güldürmüyordu; toplumun aynasını tutuyordu. Eski mizah dergileri yalnızca karikatür basmıyordu; dönemin korkularını, çelişkilerini ve baskılarını kayda geçiriyordu.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bugün ise birçok kişi, beş saniyelik görünürlük uğruna her şeyi “şaka” sanıyor. Gürültüyü mizahla karıştırıyor.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Oysa kötü mizah hemen tüketilir.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>İyi mizah ise insanın aklında kalır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü gerçek espri sadece kahkaha attırmaz; düşündürür de.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Ve galiba bugün en büyük eksiklik tam burada:</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>İnsanlar mizah yaptığını sanıyor…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Ama çoğu zaman yalnızca konuşuyor.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Nota ve Tınıyla... </strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//sakanin-da-bir-hafizasi-vardir/1318/</link>
<pubDate>Tue, 19 May 2026 20:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KAÇIMIZ HATIRLIYORUZ...</title>
<description><![CDATA[<p><br />
<span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Uyuyup kaldınız, akşamdan kaldnız ya a şu ya da bu sebeple; evden kahvaltı yapmadan çıktınız...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Neyse ki, tam zamanından da beş dakika önce, ofisinizin  civarındasınız; hemen saatçiyle, kuyumcunun arasındaki börekçye uğradınız; börekçi ile tanış olduğunuz için de 'Ne verim abime' demeden, sen hemen, 'Üç dilim sade börek, doğransın, şekerlensin' deyip, böreğini de aldıktan sonra işte ofistesin...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Çay ocağının dahisi kaçtı, tamam; '4580', 'İhsan, acil bi çay' veeeee...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>O klasik soru:</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>'Abi normal mi, duble mi?'...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>***************************</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Evet, bir zamanlar, yobaz dincilikten ve faşist milliyetçilikten besleen kapitalezm, bizi kültürel anlamda bu kadar ele geçirmemişken, 'Duble Çay' diye br kavram vardı...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Hoş, 'Duble' kelimesi, Fansızca, 'İkili', 'İki Misli' anlamına geen bir sözcükten alıntıydı ama, bize at bir kültür olmuştu...</strong></span></span></p>

<p><br />
<span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>***************************</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Yıl 1960...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Paşabahçe; kuruluşunun 25. yılına özel dokuz  ayrı tasarım yapar; bunlardan biri de üzeri yol yol cam desen şeritli  su bardağıdır...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>İlk etapta, lüks konsept için üretilen ve 'Kesm-icamena' denilen bu bardak, öyle gil görür ki, daha az malietli seri üretim  yapılmaya başlanır. 2004 yılına kadar  44 yılda, 118  milyon adet üretilir. Sonra daha şık tasarımlara bırakır kendini bu bardak...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>************************</strong></span></span></p>

<p><br />
<span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>İşte bu bardak, önce dğün salonlarında, sonra da pastaneerde, yegane meşrubat ya da limonata bardağı iken, İstanbullu çay ocakçıları; bu bardağa nokmalin iki buçuk misli parasına çay koyup, duble diey satmaya başlarlar...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>'Duble Çay' aslında alelade bir içecek değldir. Bardağın tabanı, normal çay ocağı çay tabağına sığdığı için, aynı tabakla gelir ama, üzerinin metalik bir kapağı vardır, hem soğamısın, hem toz girmesin diye, size servis esnasında kapağı alırlar o ayrı...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Desenindeki ışık kırılması sebebiyle,  hiç  çay içemyene bile çayı imrendirir, yine bardağın yapısı sayesinde çayın o muhşetem kokusu yayılır gider ortamda...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>***************************</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Eminim ki, benim gibi birçok ülkede, birçok mekanda, çay içtiniz...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>içlerinde kristal, limonj, porselen, seramik ya da toprak malzemeli bardak ya da  fincenlar vardır. Lâkin, önründe bir kez bile, 'Duble Çay' içmeyen biri, dışarıda çay içtiğni öne sürmemeli...</strong></span></span></p>

<p><br />
 </p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//kacimiz-hatirliyoruz/1317/</link>
<pubDate>Tue, 19 May 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BAZEN BİR RÜZGAR ESER... </title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Bazen bir rüzgâr eser…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Öyle sert , ürkütücü hiç değil.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Ama insanın içinden bir şeyleri alıp götürecek kadar derin.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Sanki bir zamanlar yanında duran birinin yokluğunu hatırlatır gibi…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Pencereyi hafif araladığında giren o serinlik…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Perdeyi usulca kıpırdatan, masanın üzerindeki eski bir kâğıdı titreten…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Sanki bir şey anlatmak ister gibi.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Belki de yarım kalmış bir cümlenin devamını getirir.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Rüzgârın bir dili vardır aslında.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Ama herkes duymaz.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Duyanlar ise genelde biraz eksik kalanlardır.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Eskiden…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Yaz akşamlarında balkonlarda otururken, </strong></span><strong style="font-size: 18px;">birden esen o hafif rüzgârla birlikte </strong><strong style="font-size: 18px;">uzaklardan gelen bir şarkı karışırdı geceye.</strong></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Kim bilir hangi evden, hangi hikâyeden…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Ama tanıdık gelirdi.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>İnsanın içine dokunurdu.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Belki de o an, birinin omzuna yaslanmanın ne demek olduğunu hatırlardın…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Belki de rüzgâr, sadece havayı değil, anıları taşır.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Bir zamanlar yürüdüğün sokakları, elini tuttuğun birini, söylenememiş cümleleri…</strong></span><br />
 </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Hepsini alır, yıllar sonra hiç beklemediğin bir anda getirir önüne.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Ve en çok da, “keşke”leri…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>O yüzden bazen durup dinlemek gerekir rüzgârı.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Çünkü o acele etmez.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Bizim gibi koşmaz hayatın peşinden.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Sadece gelir…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>ve dokunur.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Tıpkı bir zamanlar birinin sana dokunduğu gibi…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Bir saç telini savurur mesela…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>ya da yüzüne hafifçe çarpar.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Ama asıl dokunduğu yer, insanın içidir.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Orada bir kapı açar.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Ve o kapının ardında, hâlâ kapanmamış bir hikâye durur.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Unuttuğunu sandığın bir gülümseme…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Yarım kalmış bir veda…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Ya da hiç başlayamamış bir hikâye…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Belki de “seni seviyorum” denmemiş bir an…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Rüzgâr, hatırlatmayı sever.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Hem de en sessiz hâliyle.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Belki de bu yüzden,</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>insan bazı akşamlar pencereyi bilerek açık bırakır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>İçeri biraz geçmiş girsin diye…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Biraz eski zaman kokusu, biraz yarım kalmışlık…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Belki de bir zamanlar birlikte gülünmüş bir akşamın hatırası…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Çünkü insan, ne kadar ileri giderse gitsin, bir yanını hep geride bırakır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Ve rüzgâr…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>o geride kalan parçaları bulup getirir.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Ama hiçbir zaman eksik olanı tamamlayamaz.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Bazen de hiçbir şey getirmez aslında.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Sadece sana, hâlâ hissedebildiğini hatırlatır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Ve bazen bu bile insanı biraz acıtır.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Sonra bir gün başka bir rüzgâr eser…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>ve insan, bir anlığına durur.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Gözlerini kapatır belki.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>İçinden bir isim geçer sessizce.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Dudaklarına gelmeyen ama belki de yeniden yeşeren bir isim…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>İşte o an…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>hayat biraz yavaşlar.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Ve insan, geçmişle şimdi arasında ince bir yerde kalır.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Ve insan anlar…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:18px;"><strong>Bazı şeyler geçer.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Ve bazen, kalbin en kuytu yerinde yeni bir rüzgar esmeye başlar. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:18px;"><strong>Nota ve Tınıyla... </strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//bazen-bir-ruzgar-eser/1316/</link>
<pubDate>Mon, 18 May 2026 18:27:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KAHKAHANIN HAFIZASI - MİZAH TARİHİ...</title>
<description><![CDATA[<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bazı çalışmalar vardır; adına “kitap” demek yetmez.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Çünkü ortada yalnızca yazılmış sayfalar değil, yıllara yayılan bir inat, takıntı ve hafıza mücadelesi bulunur.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;"><em>“Türkiye'nin Mizah Dergi ve Gazeteleri - 1923 - 2025”</em> tam da böyle bir emeğin sonucu.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Sekiz yıl…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bugünün hızlı tüketilen dünyasında, bunca yılı yalnızca araştırmaya ayırmak neredeyse eski zamanlara ait bir davranış gibi geliyor insana. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Hele konu mizahsa… </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Daha da zor. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Çünkü mizah bu ülkede çoğu zaman ciddiye alınmayan ama toplumun ruhunu en fazla ele veren alanlardan biridir.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bu çalışma, 1923–2025 yılları arasında yayımlanan tam 1102 mizah dergisi ve gazetesini kayıt altına alıyor. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Üstelik yalnızca isimlerini değil; hangi şehirde yayımlandıklarını, hangi dönemin ruhunu taşıdıklarını, nasıl doğup nasıl kaybolduklarını da…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Düşünün…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Kapanmış matbaalar, sararmış sayfalar, kayıp nüshalar, artık kimsenin hatırlamadığı yayınlar…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bazılarının adı bile unutulmuş.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">İşte böyle bir hafızanın peşine düşmek masa başında yapılacak sıradan bir araştırma değildir. Bu, biraz koleksiyonculuk, biraz tarihçilik, biraz da inat işidir.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Yazarın hayat hikâyesine bakınca bunu daha iyi anlıyorsunuz.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Hacettepe Üniversitesi Maden Mühendisliği ve Anadolu Üniversitesi Sosyoloji mezunu… </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ankara Atatürk Lisesi yıllarında karikatürle tanışıyor. O dönem bazı mizah dergilerinin genç çizer sayfalarında yer alıyor. Sonra yıllar içinde binlerce fasikülden oluşan dev bir mizah arşivi kuruyor.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Aslında burada önemli olan yalnızca koleksiyon yapmak değil.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Önemli olan, kimsenin dönüp bakmadığı şeyleri saklama ihtiyacı hissetmek.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Çünkü kültürel hafıza bazen devlet arşivlerinde değil, evlerin içindeki kolilerde yaşar.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">İşin ilginç tarafı, bu titiz arşivciliğin yanında güçlü bir müzik kültürünün de olması. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Yıllarca Self Torture adlı Ankara çıkışlı Hardcore müzik yapan grubun bas gitaristliğini yapmış olması tesadüf gibi görünmüyor. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Çünkü yeraltı müziğiyle mizah arasında görünmeyen bir bağ vardır.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">İkisi de ana akımın dışında nefes alır. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">İkisi de rahatsız etmeyi sever. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">İkisi de toplumun üstünü örttüğü şeyleri kurcalar.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Belki de bu yüzden kitapta kuru bir akademik dil yok.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Sayfaların arasında yaşayan bir kültür hissi var.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Karikatürlerin, taşlamaların, kapatılmış dergilerin, unutulmuş çizerlerin arasında dolaşırken insan şunu fark ediyor: </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bu ülkede mizah hiçbir zaman sadece eğlence olmadı.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bazen açık açık söylenemeyenin yerine geçti.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bazen öfkenin en zarif hâli oldu.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bazen de insanların ayakta kalma biçimi…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Ve galiba en etkileyici taraf da şu:</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bu çalışma yalnızca geçmişi anlatmıyor.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Unutulmaya bırakılmış bir hafızayı son anda yakalayıp yeniden görünür hâle getiriyor.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Çünkü bazı insanlar kitap yazmaz.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Kaybolmasın diye hafıza toplar.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Eline Sağlık Engin Kamarot... </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Nota ve Tınıyla... </span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//kahkahanin-hafizasi-mizah-tarihi/1315/</link>
<pubDate>Tue, 12 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>HAYATIN YÜKÜ VE İKİ ADIMLIK HAFİFLİK... </title>
<description><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:20px;">Bu memlekette sabah uyanmak bile bazen bir mücadele.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Market fiyatları, faturalar, yetişmeyen maaşlar…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">İnsan daha gün başlamadan yoruluyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama bazen, tam da o yorgunluğun içinde, kalbinin hâlâ bir şeylere dokunabildiğini fark ediyorsun.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Kimsenin kimseye “keyif yap” diyecek hâli yok aslında.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Çünkü hayat, çoğumuz için uzun zamandır bir eğlence değil;<br />
bir denge meselesi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve insan, o dengeyi kurarken en çok kalbini ihmal ediyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama tam da burada, garip bir şey söyleyeceğim:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Dans etmekten bahsetmek istiyorum.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Belki de kalbin yeniden hatırlaması için…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Yanlış anlaşılmasın…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Kimseye “her şeyi boş verin oynayın” demiyorum.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Zaten öyle bir hayat yok.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama insanın, bütün bu ağırlığın altında ezilmemek için<br />
kendine küçük alanlar açması gerekiyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bazen o alan, sadece bir şarkının içine sığınmak oluyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Eskiden…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Sokak aralarında düğünler olurdu.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir teybin başında toplanılır, </span></strong><strong><span style="font-size:20px;">aynı şarkıya herkes başka başka dertlerle eşlik ederdi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Kimisi işsizdi, kimisinin borcu vardı, kimisi sevdiğini kaybetmişti belki.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama o an…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">O birkaç dakika…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Hayat biraz hafiflerdi.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Ve belki de birinin omzuna değen el, insana yalnız olmadığını hatırlatırdı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Dans, zengin işi değildi o zamanlar.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Hâlâ da değil aslında.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Dans; insanın, “Ben buradayım ve hâlâ ayaktayım” ve a</span></strong><strong><span style="font-size:20px;">ynı zamanda, “Hâlâ hissedebiliyorum” deme biçimi…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bugün kimse kalkıp salonlarda dans etmek zorunda değil.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir mutfakta, tek başına…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Radyodan gelen eski bir şarkıyla bile olur bu.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Belki bir an, gözlerini kapatıp kendini başka bir zamana bırakırsın…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Önemli olan figürler değil, </span></strong><strong><span style="font-size:20px;">önemli olan insanın kendine izin vermesi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Çünkü hayat sadece dayanmak değildir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bazen direnmek de gerekir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve bazen en büyük direniş, kimsenin beklemediği bir anda<br />
iki adım ileri, bir adım geri atmaktır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bakarsın o adımların arasında, kalbin yeniden atmayı öğrenir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Belki de mesele şudur:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bizim derdimiz dans etmek değil, unutmamaktır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Unutmamak…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir zamanlar gülebildiğimizi, bir bakışın içimizi ısıttığını, bir şarkıyla hafifleyebildiğimizi, insan kalabildiğimizi…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Çünkü insan, sadece çalışan, ödeyen, yetişen bir varlık değildir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">İnsan; hisseden, yorulan, ama yine de ayağa kalkabilen bir hikâyedir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve bazen o hikâyeyi güzelleştiren şey, çok büyük mutluluklar değil,<br />
küçük ama içten anlar olur.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve bazen…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">O hikâyeyi ayakta tutan şey, küçücük bir ritimdir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ya da kalbinin bir yerinde sakladığın, </span></strong><strong><span style="font-size:20px;">kimsenin bilmediği bir his…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Belki de bu yüzden,</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">hayat ne kadar ağır olursa olsun, insanın içinde bir yerlerde hep dans eden bir taraf kalmalıdır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Nota ve Tınıyla...</span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//hayatin-yuku-ve-iki-adimlik-hafiflik/1314/</link>
<pubDate>Mon, 11 May 2026 17:37:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SESSİZLİĞİN AĞIRLIĞI, MÜZİĞİN HAFİFLİĞİ... </title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Hayat bazen uzun bir sessizliktir.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>İçinde kelimeler vardır ama cümle olmaz, duygular vardır ama anlatılamaz. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>İnsan yürür, konuşur, güler hatta… ama içinde bir şey eksik kalır. İşte o eksiklik çoğu zaman fark etmediğimiz bir şeydir: müzik.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Müziksiz bir yaşam, duyguların çıplak hali gibidir. Serttir. Soğuktur.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Yağmur yağar ama sadece ıslanırsın. Rüzgâr eser ama sadece üşürsün.<br />
Oysa bir melodi girince hayatına, aynı yağmur romantik olur, aynı rüzgâr hatıraları savurur yüzüne.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Düşünsene… en mutlu anlarını.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bir şarkı yok mu arka planda?</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Ya da en çok canının yandığı o gece…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bir şarkıya sarılmadın mı?</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Müzik aslında hayatın tercümanıdır.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Söyleyemediklerimizi söyler, sustuklarımızı dile getirir.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bazen bir şarkı, bir insanın yerini tutar.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bazen de bir insanın bıraktığı boşluğu doldurur.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ama mesele şu:</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Müzik gerçekten iyileştirir mi, yoksa sadece yarayı daha güzel mi gösterir?</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Hayat bazen ağır gelir insana. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Öyle günler olur ki, sabahın ışığı bile içini aydınlatmaz. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Konuşmak istemezsin, anlatmak yorucu gelir, susmak ise eksik. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>İşte tam orada, görünmeyen bir kapı aralanır: müzik.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Müziksiz bir yaşam, aslında sadece sessizlik değildir. Daha fazlasıdır…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Duyguların çıplak kaldığı, düşüncelerin yankılanmadan dağıldığı bir boşluk. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>İnsan bazen ne hissettiğini bile anlayamaz ya, işte müzik o karmaşaya bir isim koyar. Bir şarkı girer araya ve senin yerine konuşur. Sen susarsın, o anlatır.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Peki ya mutsuzken?</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Müzik gerçekten bir şey değiştirir mi?</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Belki hayatı değiştirmez. Belki derdini çözmez. Ama seni değiştirir. Aynı yükü biraz daha taşınabilir kılar. Çünkü müzik, acıyı yok etmez; onu anlamlandırır. İçindeki dağınıklığı bir melodiye, bir ritme dönüştürür. Ve insan, kendi acısını bir düzene girmiş halde duyunca… biraz daha katlanabilir hale gelir.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Müziksiz bir hayat düşün. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Yaşarsın, evet. Nefes alır, konuşur, çalışırsın. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ama eksik kalırsın. Çünkü müzik sadece bir eğlence değildir; bir eşliktir. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Yolda yürürken, birini özlerken, bir vedayı kabullenirken… hep oradadır. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>İnsan bazen en yalnız olduğu anda bile yalnız değildir; kulaklığındaki bir şarkı, dünyanın en sadık dostu olabilir.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Müzikli yaşam ise biraz daha derindir. Daha çok hissedersin. Belki daha çok incinirsin ama aynı zamanda daha çok anlarsın. Çünkü müzik, insanın içindeki duyguları keskinleştirir. Bir aşkı daha güzel, bir ayrılığı daha anlamlı, bir yalnızlığı daha tanıdık kılar.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Romantik mi? Belki.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Ama gerçek de biraz romantiktir zaten.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Sonuçta müzik sana yeni bir hayat vermez. Ama elindekini daha yaşanır yapar. Bazen bir şarkı, sana şunu fısıldar: “Geçiyor.”</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Ve inanmak için başka hiçbir şeye ihtiyacın kalmaz.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü müzik varsa… umut da vardır.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ama asıl soru orada başlar: Müzik gerçekten iyileştirir mi, yoksa sadece yarayı daha estetik bir hale mi getirir?</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Belki de ikisi de… Çünkü bazı yaralar kapanmaz, sadece alışılır. Müzik de tam burada devreye girer; acıyı silmez ama onunla yaşamayı öğretir. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bazen insan en hüzünlü şarkıları açar. İyileşmek için değil… daha derinden hissetmek için. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü garip bir şekilde insan, kendi acısına temas etmek ister. Ondan kaçmak yerine, onun içinde biraz daha kalmak… Belki de “ben buradayım” diyebilmenin en sessiz yoludur bu.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü müzik sadece kaçış değildir. Bazen geri dönüştür. Kendine, geçmişe, yarım kalmış cümlelere… Bir şarkı başladığında, aslında insan sadece dinlemez; hatırlar.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve belki de en doğru cevap şudur:</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Müzik iyileştirmez… ama insanı iyileşmeye hazırlar.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Sessizliği biraz azaltır, ağırlığı biraz hafifletir. Ama en önemlisi, insana şunu unutturmaz: Hâlâ hissediyorsun.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve hissetmek…</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bazen en büyük iyileşmedir.</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Nota ve Tınıyla...</strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//sessizligin-agirligi-muzigin-hafifligi/1313/</link>
<pubDate>Sun, 10 May 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>NİHAYET TÜRKİYE'DE </title>
<description><![CDATA[<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Geleceğimiz Hiç Bu Kadar Sıradışı Gözükmedi!:</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Resimli Kült Klasik “<i>Bütün Yarınlar</i>” ile İnsanlığın Uzak Geleceğini Keşfedin!</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>İnternetin en popüler evrimsel bilimkurgu-korku eseri, sonunda Türkçe çevirisi ile yayınlandı! C. M. Köşemen’in kült eseri <i>Bütün Yarınlar</i>, insanlığın gelecekteki evrimini, tükenişini ve yeniden doğuşunu resimli, sarsıcı bir hikaye olarak okurlara sunuyor.</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Karakarga Yayınları etiketiyle yayımlanan <i>Bütün Yarınlar: İnsanlığın Geleceği ve Kaderi</i>, yalnızca bir bilimkurgu anlatısı değil; kitap, aynı zamanda insanlığın kırılganlığına, dönüşümüne ve evrendeki yerine dair çarpıcı bir düşünsel yolculuk sunuyor.</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>C. M. Köşemen’in özgün anlatımı ve detaylı resimleri ile hayat bulan eser, insanlığın Dünya’dan koparak farklı gezegenlere yayılmasıyla başlayan uzun ve karanlık bir evrim hikayeşini anlatıyor; milyar yıllık bir zaman ölçeği boyunca, ortaya çıkan farklı insan türlerini hem grotesk hem de düşündürücü tasvirlerle okura sunuluyor.</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong><i>Bütün Yarınlar</i>, sadece karanlık bir evrim anlatısı değil; aynı zamanda uygarlık, bilinç, kimlik, varoluş, ve insanlığın özü  hakkında derin sorular soran bir eser. İnsanlığın yükselişi kadar çöküşünü de gözler önüne seren kitap, her yok oluşun içinde yeni bir başlangıcı barındırdığını okurlara hatırlatırken, insan olmanın ne anlama geldiğini de yeniden düşünmeye davet ediyor.</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong> </strong></span></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//nihayet-turkiye-de/1312/</link>
<pubDate>Wed, 06 May 2026 19:25:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KİTAPLAR SESSİZ, SABIRLI VE BİRAZ DA KIRGIN...</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>60’lar… 70’ler… 80’ler… 90’ler… </strong></span></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Bir neslin dünyayı öğrenme biçimi kitapların sayfaları arasında şekillenirdi.</strong></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">O zamanlar bilgi, cebin içinde taşınmazdı.</strong></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Bir telefon ekranında kaymazdı.</strong></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Bilgi, bir kitabın içine gizlenmiş sabır gibiydi.</strong></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">İnsan onu bulmak için çaba gösterirdi.</strong></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Kütüphaneler vardı mesela…</strong></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Sessiz, ağır, saygılı yerlerdi.</strong></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Sayfaların çevrilme sesi bile bir düşünce gibi duyulurdu.</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bir çocuk dünyayı Google’dan değil, ansiklopediden öğrenirdi. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bir sorunun cevabı hemen gelmezdi; aranırdı. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bulununca da unutulmazdı.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>60’larda kitap, bir lüks değil bir ihtiyaçtı. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>70’lerde bir ideolojiydi, bir düşünceydi. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>80’lerde evlerin baş köşesinde duran bir yol arkadaşıydı. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>90’larda ise hâlâ televizyonun gürültüsüne rağmen sessizliğini koruyan en güvenilir bilgiydi.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve şimdi…</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bugün bambaşka bir çağdayız.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bilgi artık kitapların içinde değil, ekranların akışında. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ama o akış çok hızlı… Çok gürültülü… Ve çoğu zaman çok yüzeysel.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bir zamanlar bir kitabı bitirmek günler sürerdi. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Şimdi bir başlık birkaç saniyede okunuyor, geçiliyor, unutuluyor. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Oysa okuma dediğimiz şey sadece görmek değil, kalmaktır. Düşüncenin içinde biraz durabilmektir.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Eskiden insanlar bir konuyu öğrenmek için kitap açardı. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bugün ise bir şey öğrenmek için ekran açılıyor ama çoğu zaman öğrenmeden kapanıyor.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Sosyal medya, internet, videolar… </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Hepsi birer kapı gibi. Ama her kapı gerçek bir odaya açılmıyor artık. Bazıları sadece bir yanılsama.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve en tehlikelisi de şu: İnsanlar artık çok şey bildiğini sanıyor, ama çok azını gerçekten anlıyor.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Kitaplar böyle değildi.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bir kitabın içinde acele yoktu. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bir yazar, sana bir fikri bağırarak değil, yavaş yavaş fısıldayarak anlatırdı. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Sen de o fikri sindirirdin. Karşı çıkardın, katılırdın, düşünürdün… Ama mutlaka “kalırdın”.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bugün ise i</strong></span><strong style="font-size: 20px;">çinden geçiyoruz cümlelerin, fikirlerin, görüntülerin… Ama hiçbirinde durmuyoruz.</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Geçmiş dönemlerin o ağır ama anlamlı dünyasından bugüne baktığında insan şunu hissediyor: Bir şeyler kolaylaştı ama derinlik azaldı.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Eskiden bir kitap bir yoldu. Şimdi bilgi bir akış.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ama insan yol ister, akış değil.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü yol, seni bir yere götürür. Akış ise sadece sürükler.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Belki de mesele teknoloji değil… Mesele, insanın kendi hızını unutması.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Kitaplar hâlâ orada. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Sessiz, sabırlı, biraz da kırgın. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Raflarda, b</strong></span><strong style="font-size: 20px;">irinin onları yeniden açmasını, yeniden yavaşlamasını bekliyorlar.</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve belki de en büyük soru şu:</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Biz kitapları mı geride bıraktık… yoksa kendimizi mi unuttuk?</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Nota ve Tınıyla...</strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//kitaplar-sessiz-sabirli-ve-biraz-da-kirgin/1311/</link>
<pubDate>Mon, 04 May 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BU MEZELERLE ŞEREFİNİZE</title>
<description><![CDATA[<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Uzun zamandır yazmıyorum, ya da benim de en kızdığım şey olmasına rağmen, yazılarım arasında mevsimsel zaman aralıkları olduğu için; başta 28 senelik haber müdürüm Macit Soydan olmak üzere tüm okurlarımı sevindirecek bir haberim var…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Bugün yazıyorum(!!!!!!!)…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>***************************</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Şaka bir yana, bir yandan memuriyet, bir yandan gönüllü olarak çağrıldığım ve gastronomi üzerine  çok sayıda konuşma yatığım sempozyum, panel ya da konferanslar, bir yandan ise dijital ebru alanında açtığım sergilerin en azından açılışları sebebiyle; gerçekten çok youn bir süreçten geçtim…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Birkaç haftalığına rahatım gibi sanki…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Hoş yine turizm sezonu ile ilgili görüşlerimi istiyorlar, konuşma yapmamı istiyorlar; bu işi gönüllü olarak yaptığım için de bir  hayli rağbet var fikirlerime; ben de kimseyi kıramıyorum…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Ama bana son bir ayda o kadar çok  e-posta geldi ki; onları da kırmayayım…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>**************************</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Abartısız son on beş günde iki binden fazla e-posta aldım ve yine abartmıyorum, bunların üçte biri; ‘Boğaç, bize en iiy, en lezzetli ve en tercih edilmesi lazım gelen mezeleri yaz’ üzerine…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Baştan söyleyeyim ki, dünyanın 38 ülkesinde yöreseller de dahil, yüzlerce yemek yemişliği olan bir gurmeyim; öyle ‘Meze’ denildiği zaman akla gelen kültür; inanın sadece Anadolu’da  var; elbette Yunanistan ve adaları da meze açısından zengin ama; hami onlar som altın burma bir bilezikse, bir büyük bi kuyumcu dükkanıyız…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>‘Meze’ dediğimiz şey, hemen her bölgemizde, yemek ncesi ya da yemeğe yancı olarak ikram edien küçük porsiyon yiyecekler…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Anadolu’ma, bu açıdan  çok zengin ama…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Benden stenen genellikle ‘İstanbul Mezeleri’, rakı yanı yani…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Şunu söylememde yarar var ki, rakı mezesiz içilmez; mutlaka meze olmalı yanında…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>İstanbul Rakı Kültürü de bir başka malûm, o halde size birkaç İstanbul meesi sayayım…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>**************************</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>‘ÇİROZ’ ile başlayayım mı?</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>1960lı yıllarda İzmir Çamlaraltı Kız Koleji’nde okuyan teyzemin, coğrafya dersi için kullandığı ‘Büyük Orta Atlas’, ortaokulda benim de kullandığım bir  atlastı ve  çeşitli görsellerle süslü zengin bir içeriğe sahipti…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>İstanul için hazırlanan görsellerde ise, hiç unutmayacağım bir resimde, eski Galata Köprüsü’nün özellikle İstanbul Boğazı’na bakan alt katında bulunan eski meyhanelerin ön kısmında; iplere asılı balıklar gösteriliyordu…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Uskumrular ki, artık Mart-Nisan gibi yumurtamışlar ve yağsız ve zayıf bir halde kalmışlar; işte o balıklar özel olarak tutulup, güneşte kurutularak yapılıyordu..</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>İklim değişikliği sebebiyle, İstanbul daha sıcak belki ama nemli bir sıcak  olduğu için artık bu yiyecek neredeyse yapılıyor; ya da suni çakması yapılıyor…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Orjanila  yok mu? Elbette az da olsa var; işte o balıklar güneşte kurutlup, hafif tuzlanıp, sirke ile servis ediliyor; muhteşem bir meze…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>**************************</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Yine bir deniz ürünü; ‘LAKERDA’ ile devam edelim…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Torik ile yapılır ama, artık torik bulmak define bulmak gibi, palamuttan yapılanı da aynı gibi…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Daha önce tarifini vermemden ötürü, ayrıntıya girmiyorum; bol tuzlu olması makbul, ama yerken tereyağı gibi yumuşak olmalı, ya da ‘Lokum’ gibi desek daha doğru…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>**************************</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Humusu sevmeyen azdır, işte İstanbul Humusu deyibileceğim, ‘TOPİK’ de muhteşem bir meze, meşakatli yapılıyor, az tahinli, soğanlı bir meze ama tadından yenmez…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>**************************</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Veee gelelim benim mezelerdeki aşkıma…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>‘TARAMA’, yani balık yumurtasından yapılan, az zeytinyağı ve limonla, çırpılarak yapılan, bir mevi balık yumurtası mayonezi…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Bunu kızarmış ekmeğe sürerek yersiniz, hele de sarımsaklı kızarmış ekmek  üzerine…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>**************************</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Sırada ‘FAVA’ var, aslında her bakliyattan yapılabilen ama, koyu kıvamlı kuru bakla favası; muhteşem olur; tek arıntı, sert kıvamda olacak…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>**************************</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Veeeee, ‘DALLÛKA’, yain dalak dolması…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Bir sır, Fatih Sultan Mehmet döneminde de bu yiyecek, Rumlarca yapılıyormuş, fetih sonrası Fatih de çok sevmiş…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Bu tarifi birçoğunuz duymamıştır eminim, benim gibi gastronomi tarihçisi değilseniz rastlamamışsınızdır; anlatayım öyleyse…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Kuzu dalağı en makbulü, iyice yıkyıp, sandviç gibi arasını açın ve tuzlu suda bir gece dolapta bekletin…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Ertesi günü ister içini doğranmış ve haşlanmış böbrek ve işkeble ilavesi ile bol soğan ve fıstıkla yapın, ister klasik dolma gibi, bulgur, soğan, fıstık, üzüm, arçın ve dereotu; doldurun; önce mısır ununa, ardından da yumrutaya bulayıp, kızgın yağda kızartın; havlu kağıtta yağını alın; ara sıcak gibi afiyetle yiyin…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>**************************</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>‘ZEYTİNYAĞIL BARBUNYA PİLAKİ’ de rakının olmazsa olmazlarından…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>**************************</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Bir lezzet düşkünü ve bir gurme olarak  size şunu söyleebilirim ki, ‘Haydari’ yakışır bir rakı mezesi değildir; şaşırmayın; zaten rakı olgunlaştırılmış sert bir beyaz peynir, tereyağı yanında servis edilmiş tulum peyniri olmazsa olmaz; yoğurda geek yok; ama tabii kızarmış patlıcanlı ‘KÖPĞLU’ içindeki yoğurt ayrı…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>*********************</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Elbette zevkler ve renkler tartışılmaz ama…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Küçük bir öneriydi sadece…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>**********************</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>Afiyetler olsun…</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"> </p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>GASTRONOMİ&GASTRONOMİ TURİZMİ UZMANI</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:35.4pt;"><span style="font-size:18px;"><span style="color:#000000;"><strong>GURME BOĞAÇ YÜZGÜL</strong></span></span></p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//bu-mezelerle-serefinize/1310/</link>
<pubDate>Sun, 03 May 2026 17:54:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>YAZ GELİYOR, GÖBEKLER ALARM VERMEYE BAŞLADI.</title>
<description><![CDATA[<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Yaz geliyor… </span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Hem de öyle böyle değil, sinsice, usul usul yaklaşıyor. </span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Daha bahar tam yerleşemeden evlerde bir telaş başladı bile. </span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Kışlıklar yavaş yavaş rafa kalkıyor, yazlıklar ortaya çıkıyor. </span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama asıl gün yüzüne çıkan şey… gerçekler.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve tabii klasik serzenişler:</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Hanımlar cephesinde durum şöyle :</span></strong></p>

<p><strong style="font-size: 20px;"><em>“Şekerim, ben yine kilo almışım galiba. Bunları hemen eritmem lazım. Hiç anlamıyorum ki… Arada bir pizza, mantı, makarna, tatlı tüketiyorum sadece. Ona rağmen kilo alıyorum!”</em></strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong><em>“Arada bir”</em> dedikleri şeyin haftalık programı bir restoran zincirini kurtaracak düzeyde ama neyse…</strong></span></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Beyler tarafı daha bilimsel yaklaşıyor:</strong></p>

<p><strong style="font-size: 20px;"><em>“Oğlum, ben yine göbeklenmişim ya…”</em></strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Hemen uzman yorum geliyor:</strong></span></p>

<p><strong style="font-size: 20px;"><em>“Biradandır o biradan. Yanında patates kızartması ve hamburger olunca… deme gitsin keyfine!”</em></strong></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Ama itiraz hazır:</strong></p>

<p><strong style="font-size: 20px;"><em>“Yok canım, ne alakası var? Akşamdan akşama 3-5 bira, bir iki hamburger mi kilo aldıracak? Sanmıyorum!”</em></strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Tabii… Yer çekimi de yok zaten.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Sonra iş spora geliyor. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>En sevdiğimiz bölüm: hayal gücü.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong><em>“Spor yap” </em>dersin…</strong></span></p>

<p><strong style="font-size: 20px;"><em>“Tam çıkıyordum yürüyüşe, bir işim çıktı. Acil olmasa vallahi 1-2 kilometre yürürdüm.”</em></strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bir diğeri:</strong></span></p>

<p><strong style="font-size: 20px;"><em>“Bu sabah koşuya başlıyordum, tam o sırada önemli bir telefon geldi. Ama yarın kesin başlıyorum!”</em></strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>O <em>“yarın”</em> var ya… tarihin en yoğun günü. Herkes her şeye yarın başlıyor.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ya da ne bileyim bisiklet mesela.  Çık dışarı biraz sür. Yok evde bisikletim var onu deneyeceğim dersen peki kabul ama türlü bahanelerle onu da savsaklama...</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bu muhabbetler bazen benim yanımda da oluyor. Ben de dayanamayıp gülünce bütün oklar bana dönüyor. Sanki ben kilo aldırmışım gibi bakıyorlar. </strong></span></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Dolayısıyla hatırı sayılır bir <em>“gıcık kapanım”</em> oluşmuş durumda, kabul ediyorum.</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Şimdi kimseyi kırmadan açık konuşalım:</strong></span></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Bu işin formülü aslında çok basit. O kadar evirip çevirmeye gerek yok.</strong></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Biraz gırtlağa sahip çıkılsa, bu kadar dramatik konuşmaların çoğu ortadan kalkacak.</strong></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Ama tabii bunu söylemek kolay… uygulaması biraz zor. Özellikle de pizza, lahmacun veya etli ekmek sıcaksa.</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ben mi?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Öyle büyük bir derdim yok. Nadiren pusulayı şaşırsam da hemen kendimi toparlıyorum. Yani öyle <em>“ben hiç kaçırmam”</em> diyecek kadar da iddialı değilim, ama ipin ucunu da bırakmamaya çalışıyorum.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ama yine de yanlış anlaşılmasın: </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bu yazıyı okuduktan sonra <em>“Tamam ben diyete başlıyorum!”</em> diye ani kararlar almayın. </strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Her şeyin fazlası zarar. Diyet, spor vs. konularında uzman görüşü almakta fayda var. <em>“Ben dün akşam gazla başladım” </em>diyeti genelde bugün akşam pizzayla son buluyor.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Velhasıl…</strong></span></p>

<p><strong style="font-size: 20px;">Yaz geliyor, aynalar dürüstleşiyor, tartılar düşman oluyor.</strong></p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Herkese şimdiden sabır, irade ve mümkünse az karbonhidrat diliyorum.<br />
İyi diyetler… <em>(Doktor kontrolünde tabii ki ))</em></strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Nota ve Tınıyla…</strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//yaz-geliyor-gobekler-alarm-vermeye-basladi/1309/</link>
<pubDate>Sat, 02 May 2026 17:07:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>MAYIS YAZILMAZSA KÜSER...</title>
<description><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:20px;">Bazı aylar vardır…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Takvimde bir yer kaplamaktan fazlasıdır.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Mayıs da onlardan biri.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ne tam bahardır ne de yaz…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama ikisinin arasında, kalbin en yumuşak yerinde durur.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir çocuğun ilk kez denize bakması,</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir gencin ilk kez âşık olması gibi…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Heyecanlı, taze ve biraz da utangaç.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Mayıs gelince bir şeyler değişir insanda.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Fark etmeden yürüyüşün yavaşlar,</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir ağacın altında durup gereksiz yere gökyüzüne bakarsın.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Rüzgâr, sanki sadece senin için eser.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve o rüzgârın içinde, geçmişten kalma bir şeyler dolaşır.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Belki bir okul çıkışı…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Belki ilk tutulmuş bir el…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Belki de yarım kalmış bir cümlenin iç çekişi…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Mayıs, hatırlatır.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama acıtarak değil…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Usulca.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir zamanlar her şeyin mümkün olduğuna inandığın günleri getirir aklına.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Koştuğun, güldüğün, hiçbir şeyi ertelemediğin o günleri…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Şimdi bakıyorsun…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Her şey daha ciddi, daha ağır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama Mayıs, inadına hafif.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Sokak aralarında açan çiçekler,</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Pencereden sızan güneş,</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Akşamüstü serinliğinde içilen bir çay…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Hepsi bir şey söyler sana:</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">“Unutmadın, değil mi?”</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">İşte bu yüzden Mayıs kırılgandır biraz.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">İlgi ister.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Hatırlanmak ister.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Eğer yazmazsan onu,</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Eğer iki satır bile ayırmazsan…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">İçinden sessizce geçip gider.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama biraz da küser.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Çünkü Mayıs, herkes gibi değildir.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Onu fark etmeni, sadece yaşamanı değil, hissetmeni ister.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Belki de bu yüzden,</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Her yıl geldiğinde kapını çalmadan önce bir an durur…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">“Beni hatırlayacak mı?” diye düşünür.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">O yüzden…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir gün, hiçbir sebep yokken gülüyorsan,</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir şarkı durduk yere içini ısıtıyorsa,</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ya da geçmiş, bir rüzgâr gibi omzuna dokunuyorsa…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bil ki Mayıs oradadır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve eğer yazmazsan onu…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Eğer kalbinde bir yer açmazsan…</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Mayıs, sana darılmaz belki.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama bir dahaki gelişinde</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Aynı sıcaklıkla sarılmaz.</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">O yüzden yaz…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Çünkü bazı aylar unutulmayı affetmez...</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve Mayıs</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">En çok hatırlanmak isteyenidir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Nota ve Tınıyla…</span></strong></p>

<p> </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//mayis-yazilmazsa-kuser/1308/</link>
<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KAVGA VARLIĞIMIZIN FON MÜZİĞİ OLMUŞ...</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Sokakta kavga,<em> evde kavga</em>, aile arasında kavga, <em>karı – koca arasında kavga</em>, kardeşler arasında kavga, <em>okulda kavga</em>, trafikte kavga, <em>televizyon tartışma programlarında kavga</em>, magazin haberlerinde kavga, <em>maçlarda kavga</em>, spor programlarında kavga, <em>sosyal medyada kavga</em>, siyasette kavga, <em>uçakt</em>a, otobüste<em>,</em> <em>minibüste, </em>metroda kavga, <em>apartmanda kavga</em>… Televizyon dizilerinde kavga…</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><em>Kısacası her yerde kavga...</em></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Yüzler sürekli asık…</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Bellerde ve ellerde silah adeta olmuşsunuz birer kovboy.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Herkes birbirine düşmancasına bakıyor.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">İnsanın sokağa çıkası gelmiyor…</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Ne bu be…</span></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">"Aç kapıyı Veysel Efendi..</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Daraldım. Çıkasım var…"</span></strong></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">diyesi geliyor insanın…</span></p>

<p> </p>

<div align="center">
<hr align="center" size="2" width="100%" /></div>

<p><span style="font-size:20px;">Ha tabii,</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>"çık da nereye çıkacaksın?"</strong> diyeceksiniz.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Kapıyı açsan sokak hazır, kapatsan ev zaten sahne. Kaçtığın yerle vardığın yer aynı hikâyenin farklı bölümü. Üstelik bu hikâyede figüran yok; herkes başrol, herkes haklı, herkes mağdur.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Bir garip çağdayız. </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">İnsanlar birbirine çarpmadan yürüyemiyor ama kimse kimseye dokunamıyor. Sesler yükseliyor, anlamlar kayboluyor. Herkes konuşuyor, kimse duymuyor. En çok da bu yoruyor insanı: Gürültü var, ama hakikat yok.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Birine selam veriyorsun, altında şüphe aranıyor. Birine yol veriyorsun, “zayıflık” sayılıyor. Birine sabrediyorsun, “eziklik” diye yazılıyor hanene. İyilik bile artık savunma gerektiriyor.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Sonra dönüp soruyoruz: <strong>“Ne oldu bize?”</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Cevap aslında herkesin cebinde ama kimse elini atmak istemiyor. Çünkü o cevap, biraz da kendimize çıkıyor.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Hani denir ya: <strong>“Bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe, onun hali değişmez.”</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;">Biz değişmeden kavga bitmez. Çünkü kavga sadece yumrukta değil; niyette, dilde, bakışta başlıyor.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Bugün kimse kimseye tahammül edemiyor. </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Ama işin acı tarafı şu: Herkes kendine sonsuz tahammül istiyor. Kendi hatası <strong>“insanlık hali”,</strong> başkasınınki <strong>“karakter meselesi.”</strong> Kendi öfkesi <strong>“haklı tepki”</strong>, başkasınınki <strong>“terbiyesizlik.”</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Böyle olunca ne oluyor?</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;">Kavga büyümüyor aslında… Normalleşiyor.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">En tehlikelisi de bu.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Çünkü alışıyoruz.<br />
Bağırmaya alışıyoruz.<br />
Kırmaya alışıyoruz.<br />
Kırılmaya alışıyoruz.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Bir süre sonra kavga yokken huzursuz oluyor insan. Sessizlik bile şüpheli geliyor. <strong>“Bir şey mi olacak?”</strong> diye etrafa bakıyoruz. Olmayan kavgayı bile zihnimizde başlatıyoruz. Sanki kavga, varlığımızın fon müziği olmuş.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Kara mizah tam burada başlıyor işte.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;">İnsanlar barışı anlatırken bile kavga ediyor.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Televizyonlarda tartışma programı diye açılan şeyler, mahalle kavgasının stüdyo versiyonu. Kim daha çok bağırırsa o haklı. Kim daha çok bölerse cümleyi, o kazanıyor. Hakikat ise arada reklam arasına sıkışıp kayboluyor.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Sosyal medya ayrı bir meydan… Herkes savcı, herkes hâkim, herkes cellat. Delil yok, sabır yok, vicdan zaten çoğu zaman çevrimdışı.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Sonra yine dönüp diyoruz ki: <strong>“Bu toplum nereye gidiyor?”</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Aslında bir yere gitmiyor. Olduğu yerde dönüp duruyor.</span></p>

<p><br />
<span style="font-size:20px;">Aynı öfke, aynı dil, aynı refleks…</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Yukarıda kavga büyük, aşağıda hayat küçük.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Ve insan, en çok da bunu fark edince daralıyor.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Tam o anda, o tanıdık sahne düşüyor akla…</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;">Kapıya yöneliyorsun tekrar.</span></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">“Aç kapıyı Veysel Efendi…”</span></strong></p>

<p> </p>

<p><em><strong><span style="font-size:20px;">Ulan insanın içinden her zamanki gibi yazıyı bitirirken yazdığım "Nota ve Tınıyla" diyesi bile gelmiyor…</span></strong></em></p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//kavga-varligimizin-fon-muzigi-olmus/1307/</link>
<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BU KİTAP CEVİZCİLER İÇİN</title>
<description><![CDATA[<p align="center"> </p>

<p align="center"> </p>

<p align="center"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Ceviz Üreticileri Derneği Yayınları Tarafından Modern Tarımın Yeni Pusulası: “Modern Ceviz Yetiştiriciliği Rehberi” Satışta!</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Ceviz bahçesini bir “yıllık ödev listesi” değil, yaşayan bir sistem olarak yönetmek isteyenler için hazırlanan kapsamlı teknik rehber okurla buluştu.</span></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Türkiye’nin ceviz üretim potansiyelini dünya standartlarına taşımayı hedefleyen Ceviz Üreticileri Derneği, sektöre kalıcı bir eser kazandırdı. Deneyimli üreticiler Ceviz Üreticileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Ergüder ve Zeynep Ergüder tarafından kaleme alınan “Modern Ceviz Yetiştiriciliği Rehberi”, ceviz yetiştiriciliğini bilimsel temel ile saha tecrübesi ekseninde yeniden tanımlıyor.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Modern Ceviz Yetiştiriciliği Rehberi, Türkiye ve Portekiz’deki gerçek üretim sahalarından elde edilen verilerle; bahçe planlamasından hasat sonrası kaliteye, sulama stratejilerinden rejeneratif toprak yönetimine kadar tüm süreci sistematik bir yaklaşımla ele alıyor. Hem profesyonel üreticiler hem de bu alana yeni adım atacak girişimciler için pratik ve uygulanabilir çözümler sunan rehber, tarımsal verimliliği artırmanın kodlarını paylaşıyor.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Bilim ve Sahayı Buluşturan Yaklaşım</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Yazar Zeynep Ergüder, kitabın felsefesini şu sözlerle özetliyor: <em>“Ceviz yetiştiriciliği sadece ağaç dikmek değil; toprağı, suyu ve iklimi doğru okuyarak sürdürülebilir bir ekosistem kurmaktır. Biz bu rehberde, akademik bilgiyi sahanın tozuna karışmış gerçek deneyimlerle harmanladık.”</em></span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Rehberde Öne Çıkan Başlıklar:</span></span></strong></p>

<ul>
	<li><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Ceviz bahçesi kurulumu ve stratejik planlama</span></span></strong></li>
	<li><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Modern sulama yönetimi ve ferti-gasyon programları</span></span></strong></li>
	<li><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Taç mimarisi ve budama tekniklerinde yeni yaklaşımlar</span></span></strong></li>
	<li><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Entegre Zararlı Yönetimi (IPM) ve hastalıklarla mücadele</span></span></strong></li>
	<li><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Toprak sağlığı ve onarıcı (rejeneratif) tarım uygulamaları</span></span></strong></li>
	<li><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Hasat sonrası kalite koruma ve depolama süreçleri</span></span></strong></li>
</ul>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Üretime Destek, Geleceğe Yatırım</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">“Modern Ceviz Yetiştiriciliği Rehberi”, bir dernek yayını olmasıyla da dikkat çekiyor. Kitabın satışından elde edilen tüm gelir, Ceviz Üreticileri Derneği’nin tarımı geliştirme ve üreticiyi bilinçlendirme faaliyetlerine kaynak olarak aktarılıyor. Satın alma işlemi sonrası düzenlenen ödeme makbuzu ile okurlar aynı zamanda yerli üretimin sürdürülebilirliğine katkıda bulunuyor.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Yazarlar Hakkında: Profesyonel kariyerine tekstil sektöründe başlayan Zeynep Ergüder, 2010 yılında eşi Ömer Ergüder ile ERBA Tarım’ı kurarak tarım sektörüne adım attı. Türkiye ve Portekiz’deki bahçelerinde modern üretim modelleri üzerine çalışan Ömer Ergüder, Ceviz Üreticileri Derneği bünyesinde bilimsel yaklaşım ile uygulamayı birleştiren projeler yürütmeye devam etmektedir.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Eser Bilgileri:</span></span></strong></p>

<ul>
	<li><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Eser Adı: Modern Ceviz Yetiştiriciliği Rehberi</span></span></strong></li>
	<li><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Yazarlar: Zeynep Ergüder, Ömer Ergüder</span></span></strong></li>
	<li><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Yayınevi: Ceviz Üreticileri Derneği Yayınları</span></span></strong></li>
	<li><strong><span style="font-size:22px;"><span style="color:#000000;">Satış Kanalı: </span><a href="https://www.ceviz.org.tr/product-page/ceviz-ureticiligi-kitabi" target="_blank"><span style="color:#000000;">https://www.ceviz.org.tr/product-page/ceviz-ureticiligi-kitabi</span></a></span></strong></li>
</ul>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//bu-kitap-cevizciler-icin/1306/</link>
<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 19:18:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>HATIRLA MARGARIT...</title>
<description><![CDATA[<p><strong>Bazı şarkılar vardır…</strong></p>

<p><strong>Ne zaman başladığını bilmezsin, ne zaman bittiğini de.</strong></p>

<p><strong>Ama bir yerinde mutlaka sana dokunur.</strong></p>

<p><strong>“Hatırla…” diye başlar bazı hikâyeler.</strong></p>

<p><strong>Kimi için Hatırla Sevgili, kimi için Hatırla Ey Peri…</strong></p>

<p><strong>Yıllardır kulaklarımızda dolaşan, bir döneme damga vurmuş o melodi…</strong></p>

<p><strong>2006’da bir diziye adını verip jenerik olduğunda, aslında hepimizin hayatına bir kez daha dokunmuştu.</strong></p>

<p><strong>Ama her şarkının bir hikâyesi vardır.</strong></p>

<p><strong>Ve bazen o hikâye, sandığımızdan çok daha eskidir.</strong></p>

<p><strong>Bu ezginin aslı, çoğu kişinin bilmediği bir yerde saklıdır:</strong></p>

<p><strong>"Hatırla Margarit" ya da “Hatırla Margaretha…”</strong></p>

<p><strong>Bestesi, Osmanlı döneminin önemli isimlerinden biri olan Muhlis Sabahaddin Bey’e ait, Nihavend makamında bir semai…</strong></p>

<p><strong>İçinde hem zarafet var, hem de derin bir hüzün.</strong></p>

<p><strong>Ve hikâye…</strong></p>

<p><strong>İşte o, şarkının en kırılgan yeri.</strong></p>

<p><strong>II. Abdülhamit döneminin baş hafiyelerinden Fehim Bey…</strong></p>

<p><strong>Bursa’ya vali olarak atanır.</strong></p>

<p><strong>Ama tarih değişir.</strong></p>

<p><strong>II. Meşrutiyet ilan edilir.</strong></p>

<p><strong>Ve o kalabalığın içinde, bir zamanların güçlü ismi, linç edilerek hayatını kaybeder.</strong></p>

<p><strong>Geride ise bir hikâye kalır.</strong></p>

<p><strong>Bir aşk hikâyesi.</strong></p>

<p><strong>Fransız sevgili Margaretha’ya yazıldığı söylenen bu şarkı…</strong></p>

<p><strong>Belki bir özlemin, belki bir pişmanlığın, belki de yarım kalmış bir vedanın sesi olur.</strong></p>

<p><strong>Ama müzik…</strong></p>

<p><strong>Hiçbir zaman tek bir yere ait kalmaz.</strong></p>

<p><strong>Bu melodi de kalmamış</strong></p>

<p><strong>Yunanistan’da “Μενεξέδες και ζουμπούλια” olarak anılmış,</strong></p>

<p><strong>Sırbistan’da “Zar je morala doć” diye söylenmiş,</strong></p>

<p><strong>Rusya’da ise “Ах зачем эта ночь…” diye yankılanmış.</strong></p>

<p><strong>Ve her dilde, her ülkede…</strong></p>

<p><strong>Aynı şeyi anlatmış aslında:</strong></p>

<p><strong>Biraz aşk, biraz hüzün, biraz hatıra…</strong></p>

<p><strong>Belki sözler değişti, belki isimler…</strong></p>

<p><strong>Ama duygu hep aynı kaldı.</strong></p>

<p><strong>Çünkü bazı şarkılar, bir millete değil…</strong></p>

<p><strong>İnsana aittir.</strong></p>

<p><strong>Bir akşamüstü, eski bir fotoğrafa bakarken açarsın bu şarkıyı…</strong></p>

<p><strong>Ya da bir gece, kimse yokken odanda…</strong></p>

<p><strong>Bir anda geçmiş gelir, sessizce oturur yanına.</strong></p>

<p><strong>İşte o an anlarsın…</strong></p>

<p><strong>Şarkının adı ne olursa olsun,</strong></p>

<p><strong>Hikâyesi kime ait olursa olsun,</strong></p>

<p><strong>Aslında dinlediğin şey… biraz da sensin.</strong></p>

<p><strong>Ve belki de en doğrusu budur:</strong></p>

<p><strong>Ne kadar araştırırsak araştıralım, ne kadar tartışırsak tartışalım…</strong></p>

<p><strong>Sonunda herkes, kalbine dokunan versiyonu seçer.</strong></p>

<p><strong>Kimi Hatırla Sevgili der,</strong></p>

<p><strong>Kimi Hatırla Margaretha,</strong></p>

<p><strong>Kimi hatırla Ey Peri, </strong></p>

<p><strong>Kimi uzak bir dilde mırıldanır aynı ezgiyi…</strong></p>

<p><strong>Ama ne olursa olsun…</strong></p>

<p><strong>Kim hangisini seviyorsa, onu dinlesin.</strong></p>

<p><strong>Nota ve Tınıyla... </strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//hatirla-margarit/1305/</link>
<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 19:48:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>RÜZGAR VE HATIRLATTIKLARI…</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Yağmur bu akşam sadece yağmıyor; konuşuyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Camlara düşen her damla, içimizde susturduğumuz ne varsa tek tek dile getiriyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Rüzgar ise boş durmuyor; dar sokaklardan geçerken eski cümleleri toplayıp bugüne savuruyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Şehir, kendi sesini kısmış gibi…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama insanın içi, tam tersine, hiç olmadığı kadar gürültülü.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Böyle akşamlarda hayatın hızı kesiliyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Yetişilmesi gereken işler, kurulması gereken cümleler, cevaplanması gereken sorular bir süreliğine anlamını yitiriyor. Çünkü yağmur, insana hep aynı şeyi hatırlatıyor: Kaçtığın her ne ise aslında hep içinde. Ve nereye gidersen git, onu da yanında götürüyorsun.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">İnsan kalabalıkların içinde kendini oyalayabiliyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Günlük telaşlar, küçük konuşmalar, alışkanlıklar…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Hepsi bir çeşit perde. Ama yağmur o perdeleri indiriyor. Geriye sade, filtresiz bir iç dünya kalıyor. İşte asıl yüzleşme de tam burada başlıyor. Birine değil, kendine karşı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Hatırlamak garip bir şey.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bazen bir ses, bazen bir koku, bazen de sadece bir akşam…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Yetiyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Zaman dediğimiz şey ileri doğru akıyor belki ama duygular öyle değil. Onlar bir yerde bekliyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Tam da böyle anlarda, hiç çağrılmadan çıkıp geliyorlar. Ne tam yabancı ne de tamamen tanıdık bir his gibi…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Sokak lambalarının altında biriken su, şehrin yüzünü bulanık bir aynaya çeviriyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">O aynada kendini görüyorsun ama sanki biraz flu.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Belki de mesele tam olarak bu: İnsan kendini hiçbir zaman tamamen net göremiyor. Hep biraz eksik, biraz yarım, biraz da geçmişten izler taşıyarak…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Rüzgar şiddetini artırdıkça, insanın içindeki düşünceler de savruluyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bazıları gidiyor, bazıları kalıyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama kalanlar hep aynı: Söylenmemiş sözler, ertelenmiş kararlar, yarım kalmış hikâyeler… İnsan en çok tamamlayamadıklarıyla hatırlıyor kendini.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve sonra yavaş yavaş fark ediyorsun…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Hayat, büyük kırılmalarla değil; böyle küçük, sessiz anlarla değişiyor. Kimseye anlatamadığın, hatta bazen kendine bile itiraf edemediğin o ince sızıyla. İşte o sızı, seni sen yapan şeyin ta kendisi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Yağmur elbet dinecek.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Rüzgar bir noktada susacak.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Sokaklar yeniden kuruyacak, hayat kaldığı yerden devam edecek.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">İnsan yine alışacak, yine unutuyormuş gibi yapacak.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama bazı geceler vardır; insanın içinden bir parçayı alır ve onu geri vermez.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve gerçek şu ki—</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">insan en çok, kimse görmezken değişir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Nota ve Tınıyla…</span></strong></p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//ruzgar-ve-hatirlattiklari/1304/</link>
<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title> GRİ SOKAKLARDA SAKLANAN SEVDA.. ”DÜZ KONTAK”</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong> Daha önce de kendisine ve çalışmalarına köşemde yer verdiğim değerli araştırmacı – yazar Ali Kayacan'dan sürükleyici bir roman daha…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Düz Kontak…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ankara’nın griye çalan gökyüzü altında, insanın içini usulca sızlatan bir hikâye…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ali Kayaca’nın <em>Düz Kontak</em> romanı, yalnızca bir kayboluşun izini sürmekle kalmıyor; kalbin en kırılgan yerlerine dokunan, geçmişle bugün arasında sıkışmış hayatların sessiz çığlığını da duyuruyor.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Sekseni yılların başkentinde, suskun apartmanların, rüzgârın tozunu sürüklediği sokakların arasında filizlenen bu hikâye; aşkın, kırgınlığın ve yarım kalmış bağların izini sürüyor.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Banu’nun öfkeyle yoğrulmuş kaçışı, aslında bir tür kendini arayış…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Herkese şifa olmaya çalışan bir ruhun, kendi yaralarını saramamasının ince sızısı.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Onun dokunduğu hayatlar iyileşirken, kalbinin en derin yerinde sakladığı geçmiş, her adımında peşinden geliyor.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve bir annenin hiç dinmeyen özlemi…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Meltem’in kaybolan kızına uzanan umudu, yıllar öncesinden gelen bir tanıdıklıkla kesişiyor.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Semih’in sabırla, neredeyse bir aşka dönüşen sadakatle yürüttüğü arayış; sadece bir kayıp vakasının değil, insanın insana duyduğu derin bağlılığın da hikâyesi.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Roman; seksenli yılların Ankara’sında, gri sokakların, suskun apartmanların ve yarım kalmış hayatların arasında filizlenir.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Babasının intiharının yükünü annesine yükleyen Banu, annesinin kurduğu yeni hayata duyduğu öfkeyle sarsılır ve ardına bakmadan bilinmeze doğru bir kaçışa sürüklenir.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Genç bir psikolog olarak hayatın sillesini yemiş, zarar görmüş kadınların tutunacak dalı olan Banu; başkalarının ruhuna dokunurken kendi geçmişinin gölgelerinden kaçmaya çalışır.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Geride kalan Meltem ise kaybolan kızının izini sürebilmek için geçmişe uzanır ve eski mahalle arkadaşı Semih’ten yardım ister. Dedektif Semih bu arayışı sadece bir görev olarak değil, yılların içinden gelen bir vefa duygusuyla üstlenir.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bir yanda Banu’nun öfke ve kırgınlıkla örülü yeni hayat mücadelesi, diğer yanda Semih’in sabırla ilerleyen iz sürüşüyle şekillenen bu anlatı; aile bağlarının kırılganlığını, geçmişin silinmeyen izlerini ve Ankara’nın soğuk sokaklarında yankılanan o soluksuz arayışı derin ve şiirsel bir dille okura taşır.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong><em>Düz Kontak</em>, bir şehrin fonunda yankılanan bir kalp hikâyesi…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Aşkın bazen bir bakışta değil, yıllar süren bir bekleyişte saklı olduğunu hatırlatan; kaybolanların aslında hep bir yerlerde bizi bulmayı beklediğini fısıldayan bir roman.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ankara’nın ayazında ısınan bir hikâye arıyorsanız, bu sayfalarda kendinizden bir iz bulacaksınız.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Nota ve Tınıyla...</strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//gri-sokaklarda-saklanan-sevda-duz-kontak/1303/</link>
<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 18:47:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇOCUKLARIN GÜLÜŞÜ KADAR GÜVENDE BİR DÜNYA… </title>
<description><![CDATA[<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Bir zamanlar 23 Nisan sabahları başka kokardı.</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Okul bahçesine daha adım atmadan hissederdik o günü…</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Ütülenmiş önlüklerin hafif buğusu, annelerin kız çocuklarının saçlarına iliştirdiği kurdelelerin telaşı, babaların aceleyle erkek evlatlarının saçlarını tarayıp “adam gibi ol bugün” diye gülümseyerek omuzlarına dokunuşu, cebimize sıkıştırılmış küçük bayrakların hışırtısı…</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Sanki bütün mahalle aynı kalple uyanırdı o sabah.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Çocuk olmak, o gün biraz daha anlamlı, biraz daha görünür olurdu.</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Şimdi ise içimizde tuhaf bir ağırlık var.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Son zamanlarda okullardan gelen şiddet haberleri, sadece birer olay değil; hepimizin ortak hafızasına düşen gölgeler gibi.</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Oysa okul dediğimiz yer, insanın ilk kez kendini güvende hissettiği, dünyayı tanımaya cesaret bulduğu yer olmalıydı.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Bir çocuğun kalbinde korkunun değil, merakın büyümesi gerekirdi.</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Ama bazen, o masumiyetin arasına sert ve soğuk bir gerçek sızıyor.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Ve unutmamalıyız; o bahçelerde koşan sadece kız çocukları değil…</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">İçine atmayı öğrenmiş, “ağlama” denilerek büyütülmüş, duygularını saklamaya zorlanan erkek çocuklar da var.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Onların sessizliği de en az diğerleri kadar duyulmayı hak ediyor.</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">İşte tam da bu yüzden 23 Nisan’ı yeniden hatırlamaya ihtiyacımız var.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Çünkü bu bayram, sadece bir takvim günü değil.</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Bir ülkenin, en kıymetli varlığını —çocuklarını— sahnenin en önüne koyduğu nadir anlardan biri.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">“Söz sizin” dediği, “gelecek sizin” diye fısıldadığı bir gün.</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Ve belki de en çok bugünlerde, bu fısıltıyı yeniden yükseltmemiz gerekiyor.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Hatırlıyor musunuz, sınıflarda yapılan o küçük törenleri?</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Şiir okurken titreyen sesleri, ama yine de vazgeçmeyen o çocuk cesaretini…</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Gösteri sırasında ritmi kaçırsa bile gülümsemeyi sürdüren yüzleri…</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Kimse mükemmel değildi o gün, ama herkes değerliydi.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Belki de kaybetmeye başladığımız şey tam olarak bu: Her çocuğun, olduğu haliyle değerli olduğunu hatırlamak.</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Şiddetin kökü çoğu zaman görülmemekten, anlaşılmamaktan, duyulmayan bir iç sesten beslenir.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Oysa bir çocuğun omzuna konan küçük bir el, söylenen sıcak bir söz, bazen en büyük karanlığı bile dağıtabilir.</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Biz büyüdükçe unutsak da, çocuk kalbi unutmaz; ne sevgiyi ne de ihmali.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">23 Nisan bize sadece geçmişin güzel anılarını değil, aynı zamanda bir sorumluluğu da hatırlatır:</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Çocukların korkmadan gülebildiği bir dünya kurmak.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Belki bu yıl, bayram törenlerinde alkışlarken biraz daha dikkatli bakarız o yüzlere.</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Sadece kostümlerine değil, gözlerinin içine…</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Kim ne anlatmak istiyor, kim sessiz kalıyor, kim biraz daha ilgi bekliyor…</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Ve belki bu kez, bayram sadece bir kutlama değil, bir hatırlayış olur.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Çünkü bir ülkenin yarını, bugünün çocuklarının kalbinde atar.</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Ve o kalp, en çok sevgiyle, en çok güvenle büyür.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">23 Nisan’ın o eski, iç ısıtan sabahlarına yeniden kavuşmak dileğiyle…</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><span style="font-size: 20px;">Hem neşeyi hem merhameti büyüttüğümüz günler tekrar geri gelsin.</span></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><strong><span style="font-size: 20px;">Çocuklar gülsün ki, dünya biraz daha yaşanır olsun.</span></strong></p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"> </p>

<p style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: sans-serif, Arial, Verdana, &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 13px;"><em><strong><span style="font-size: 20px;">Nota ve Tınıyla…</span></strong></em></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//cocuklarin-gulusu-kadar-guvende-bir-dunya/1302/</link>
<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KAYBOLAN GÜVENİN GÖLGESİNDE…</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><em><span style="font-size:20px;"><strong> “Evet, ödüm kopuyor… Kaybettim, çocukluğumun ülke'sinde duyduğum o güveni. Korkuyorum şimdi. ”</strong></span></em></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bu bir cümle değil sadece. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bu, bir ülkenin kalbinden yükselen kırık bir ses.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bir zamanlar sokaklarında korkusuzca yürüdüğümüz, gecenin bile insana huzur verdiği o eski ülkenin… </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Şimdi sanki hatıraların içinde kalmış bir masal gibi. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve o masalı en iyi anlatanlardan biri, sözlerin sahibi, sahnede hayatı yeniden var eden büyük bir isimdi: </strong></span></p>

<p> </p>

<p><em><span style="font-size:20px;"><strong>Yıldız Kenter.</strong></span></em></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>O yıllar önce söylemişti aslında.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Henüz bu kadar derin hissetmezken biz…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Henüz korku, gündelik hayatın içine bu kadar sinsice sızmamışken…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong><em>“Güven kalmadı,” </em>demişti.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve biz o cümlenin ağırlığını, yıllar sonra anladık.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Eskiden kapılar kilitlenmezdi belki…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ama asıl kilitsiz olan kalplerdi.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>İnsan insana güvenirdi.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bir selam, bir bakış, bir tebessüm yeterdi tanımaya.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Şimdi ise…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Kalabalıkların içinde yalnızız.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Göz göze gelmekten kaçınan, birbirine şüpheyle bakan insanlar olduk.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bir çocuk kahkahası bile eskisi kadar hafif değil artık; sanki arkasında görünmeyen bir endişe taşıyor.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Korku…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Yavaş yavaş büyüyen, adı konulamayan bir gölge gibi çöktü üzerimize.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Sokak lambalarının altında bile içimiz karanlık.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve en acısı, bu korkuya alışmaya başlamamız.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Oysa bir toplum, güvenle nefes alır.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Güven yoksa, sadece yaşar gibi yapar.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Belki de en çok bu yüzden içimiz acıyor.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü kaybettiğimiz şey sadece huzur değil…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Kendimiziz.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ama yine de…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bir yerlerde hâlâ o eski günlerin izleri var.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bir komşunun kapıyı çalmadan getirdiği sıcak bir tabakta,</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bir yabancının içten<em> “iyi akşamlar”</em>ında,</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bir çocuğun sebepsiz kahkahasında…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Belki tamamen kaybolmadık.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Belki sadece uzaklaştık.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve belki de yeniden hatırlamamız gerekiyor:</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Güvenin, en az sevgi kadar hayati olduğunu.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü korkarak yaşayan bir toplum, aslında yarım kalmış bir hikâyedir.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve biz…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Yarım kalmayı hiç hak etmedik.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Nota ve Tınıyla...</strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//kaybolan-guvenin-golgesinde/1300/</link>
<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BİR GÜN HER ŞEY FOTOĞRAFLARDA KALACAK...</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p> </p>

<p><em><span style="font-size:22px;"><strong>“Fazla ciddiye almayın bu hayatı…”</strong></span></em></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Ne kadar basit bir cümle gibi duruyor, değil mi?</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Ama içinde koca bir ömür saklı.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Koşturuyoruz…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Yetişmeye çalışıyoruz bir şeylere.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>İşlere, sorumluluklara, beklentilere…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Ve çoğu zaman fark etmeden kaçırıyoruz hayatın kendisini.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Oysa hayat, büyük anlardan çok küçük detaylarda saklı.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Bir sabah kahvesinin buharında,</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Sevdiğin birinin gözlerinin içindeki ışıltıda,</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Hiç planlanmamış bir gülüşte…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Ama biz ne yapıyoruz?</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Ertelemeyi seçiyoruz.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Sevmeyi, sarılmayı, söylemeyi… hep sonraya bırakıyoruz.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong><em>“Daha zaman var,” </em>diyoruz.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Ama zaman, en çok da beklemeyenlerin yanında oluyor.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Sonra bir gün…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Bir fotoğrafa bakıyorsun.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Bir gülüş, bir an, bir dokunuş…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Hepsi donmuş.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Hepsi geçmiş.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Ve o an anlıyorsun:</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Hayat, aslında yaşandığı kadar var.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Ertelendiği kadar eksik.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Keşke dediğin her şey,</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Bir zamanlar <em>“nasıl olsa var”</em> dediğin anların mezarı oluyor.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>O yüzden…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Bugün sev.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Bugün söyle.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Bugün sarıl.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Çünkü yarın geldiğinde,</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Elinde kalan tek şey…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Hatırladıkların ve bir avuç fotoğraf olacak.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Nota ve Tınıyla...</strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//bir-gun-her-sey-fotograflarda-kalacak/1299/</link>
<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SOKAK OYUNLARI...</title>
<description><![CDATA[<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>Eskiden,</em></span></strong></p>

<p><span style="font-size:22px;">sokaklar vardı. </span></p>

<p><span style="font-size:22px;">Mahallemizin sokakları. </span></p>

<p><span style="font-size:22px;">Cıvıl cıvıl...</span></p>

<p><span style="font-size:22px;">Ve oyunlar...</span></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;"><em>Eskiden, </em></span></strong></p>

<p><span style="font-size:22px;">Uzun Eşek, Çanak Çömlek, Köşe Kapmaca, Japon Kale, 9 Taş, Sek Sek, İp Atlama, Saklambaç, Birdirbir, Yağ Satarım, Bal Satarım, Kuyu, Beştaş, Üç Taş, Bezirgan Başı, Körebe, Çelik Çomak, Yakan Top, En Üstte Kimin Eli Var, Misket, Gazoz Kapağı, Kuka, İstop vardı.  </span></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;"><em>Eskiden,</em></span></strong></p>

<p><span style="font-size:22px;">çizgi filmler vardı... </span></p>

<p><span style="font-size:22px;">Afacan Dennis, Tom ve Jerry, Ağaçkakan Woody Woodpecker, Red Kit, Ayı Yogi, Buggs Bunny, Scooby-Doo, Donald Duck, Garfield, Heidi, He-man, Casper, Vikingler, Taş Devri, Jetgiller, Ninja Kaplumbağalar, Pembe Panter, Pokemon, Şirinler, Tazmanya Canavarı, Temel Reis, Ten Ten, Snoopy, Winnie The Poo, Kaptan Tsubasa..</span></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;"><em>Eskiden,</em></span></strong></p>

<p><span style="font-size:22px;">kahramanlar vardı...</span></p>

<p><span style="font-size:22px;">Supermen, Super Girl, Karaoğlan, Tarkan, Battal Gazi, Malkoçoğlu...</span></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;"><em>Eskiden,</em></span></strong></p>

<p><span style="font-size:22px;">diziler vardı...</span></p>

<p><span style="font-size:22px;">Çalı Kuşu, Süper Baba, İkinci Bahar, Bizimkiler, Ekmek Teknesi, Yedi Numara, Mahallenin Muhtarları, Çocuklar Duymasın, Kaynanalar.. </span></p>

<p> </p>

<p><strong><em><span style="font-size:22px;">Eskiden,</span></em></strong></p>

<p><span style="font-size:22px;">mahallemiz vardı. </span></p>

<p><span style="font-size:22px;">Samimiyet kokan, apartmanlarda herkesin birbirini selamladığı, bayramlarda ziyaret ettiği, çocuklara şeker ve kurabiye ikram edildiği...</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Çok uzun bir zamandan bahsetmiyorum. </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Daha ötesine gitmiyorum ama 60'lar, 70'ler, 80'ler, 90'lar çocukları. </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Bunlarla büyüdüler...</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Peki bugün... </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Sokaklarda çocuk yok. </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Tek arkadaşı tablet ve bir sürü ne idüğü belirsiz oyunlar, </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Televizyonda çizgi filmin esamesi okunmuyor ki olsa izleyen kim ? </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Ve tabii malum diziler. </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Elde silahla kendi kanunlarını iyi bir şeymiş gibi göstermeye çalışan çakma kahramanlar.</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Burada uzun uzun yazmaya gerek yok.  </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Hepiniz biliyorsunuz zaten...</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Sonuç...</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Yani bugün gelinen nokta... </span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Herkes izliyor ve görüyor...</span></p>

<p> </p>

<p><strong><em><span style="font-size:22px;">Peki siz hangi dönemde çocuk olmak isterdiniz ? </span></em></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size: 22px;">Nota ve Tınıyla...</span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//sokak-oyunlari/1298/</link>
<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 16:57:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>RÜZGARLA KARIŞMIŞ KAHKAHALAR... </title>
<description><![CDATA[<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Bir zamanlar çocukların sesi rüzgâra karışırdı.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Mahalle aralarında yankılanan o kahkahalar, ne bir korku tanırdı ne de bir öfke. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Toprak kokusuna karışan oyunlar, dizleri yaralı ama kalpleri tertemiz çocuklar…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><img alt="Sevimli çocuk seksek oynarken stok fotoğraflar, telifsiz resimler,  görseller | DepositPhotos" src="https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQoQ4WF8nYBNkXvmuQ0mwlcmPl6D1ij2uc_lg&amp;s" /></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Şimdi düşünüyorum da, ne değişti?</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Eskiden bir çocuğun en büyük derdi, akşam ezanına kadar oyunu bırakmak istememesiydi. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Parklar dolup taşardı, bahçelerde koşan ayak sesleri hayatın en saf melodisiydi. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Kimse kimseye düşman değildi. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Taşlar sadece seksek için vardı, sopalar yalnızca topa vurmak içindi.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Bugün ise içimize çöken bir sessizlik var.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">O kahkahaların yerini, haber bültenlerinden yükselen ürkütücü cümleler aldı. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Okullar… </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Bir zamanlar öğrenmenin, dostluğun ve hayallerin yuvası olan o yerler, artık zaman zaman korkunun adresi olarak anılıyor. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Bir çocuğun elinde olması gereken kalemin yerini öfke alıyorsa, burada sadece çocukları suçlamak yetmez.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Çünkü çocuk dediğin, gördüğünü büyütür.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Sevgi görürse sevgiyi, şiddet görürse şiddeti öğrenir.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Belki de biz unuttuk…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><img alt="Misket by Hüseyin Türk" src="data:image/jpeg;base64,/9j/4AAQSkZJRgABAQAAAQABAAD/2wCEAAkGBxMTEhUTExMWFhUXGRsaGBgYGB8aGRgYHR4dHhoaGx8dHSggGB8lHRoXITEiJSkrLi4uGiAzODMtNygtLisBCgoKDg0OGxAQGi0lHyUuLS8vLS0tLS0tLS0tLS0tLy0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLf/AABEIALcBEwMBIgACEQEDEQH/xAAcAAABBQEBAQAAAAAAAAAAAAAGAAMEBQcCAQj/xABHEAACAQIEAwYDBgQEBAQGAwABAhEDIQAEEjEFQVEGEyJhcYEykaEHQrHB4fAUI1LRYnKC8SQzkqIVY9LiU1STssLTFiU0/8QAGgEAAgMBAQAAAAAAAAAAAAAAAgQAAQUDBv/EAC0RAAICAQQABQMDBQEAAAAAAAABAhEDBBIhMRMiQVFhBSMycYHwM1KR0eEU/9oADAMBAAIRAxEAPwDNaGggCY9cdZyipGmAT16YpcplC5Ez740rsvk6QUU3RGU2uoJB63HvhRYLfDNKOa1ygQpZeYBO22H2FNYDMJ6C5+XL3wb8a4DRdBpAplWmVUCbGxA3HPFQez9FNOqajGZJsI2AgQY9ScKwkpuhiU1GNlLwru3zCUmUlCYYIYf1JA2HMAg+eNK4PkaVKKdKmtMTBKgjUY3Y7kx164ruB5SlTLLTRVBvYXP4/U4tsgCLiYH44dhHaqM/NkU3aJOYqAEgxbzt5D647NXwzDEbNe3SevS+2PWpmYIIG5m0i94HP9MR6aSWAPUc49N7R+RwRxJLVA2kgyVgnlGx89wP3Ax02YIawsQTHKTsfLriNWBEbcri873gb3+WGc7xZcup1CQpCmLeIkaQJPMn2xLITarQlItvC789RBP4YfNmmLkb7n6x5fTFAO0CmpTVwyKISSoH8wA/yzf4ptEfli6puJkXBMSJkjzv5Y5wOkx40gEj7wieXzHPffFXTrlneQF07GYDC/i25xhntXxJaCBpDMxAReVtyfIT9QOeMx4jUaqxNR5J6n8ByAtg6bJFqna/4aqtfxAoBtBPltcj92xAzpaA3rcXPnuJG++M0pzRYMjvTO4ZCVv5xb5/pg57McY/iUNJr1EvG3eA2k8lg3OI0CTY1WO1/IbfTlbHmXzMVWQbwDHOI+eOc0xkgTFxAiwHmOUXxzTrwzXAmCYMHax/LCWqXQzpn2Qu07/yxUQktTMlZgm/P0P4nHGfzBqVBTpLJuAo+FNrt59TglSs1RCjGVNoYAyDYgz+74Cu0nG3y7Nl6AC1SfHU/oBkqF6uRDFjsGAHXAYU5vajtkkoLcybxzi1DJKq1j3tcCRSSxBPNz9wfNvTAXnu0GczIIDClTn/AJdIaB1uRdvc4i0MiLsxJbck3JJ5+d8Qc7mCp07WuP3740oaeMFb5Znzzym/gl/w9OkQP+bVMQoNp6k8h9bYKOziO3fmpAPdiIEASbhZvFxfbAhwWjJ1TB2FpOC7hWWXTU0qVJQBpiWgj4iLnba3phhrynD1IWeqwWWkB/iqG4novMx8sVFWulI+EEuTd2Mn9MWfF3PiG306Yo2oE2AtJv1P44BMJjeYz7vaOt98ecFSayg9fwEn8MOse71KsE3k7xP0w3wU/wA0Hyfz+6cWUP8AGqmkoqmwEe+KzUcTTk6jliQRfY+v64fy/CCbHqPz/KflgQirGOkQ8v8AbFyvCvDtz3nD1RKSRJHOeZ9v74KirKvL5M6NRIsdp8t/wxEzDzbpiVm+ITIQQDH0xABviiDeFh4uOmFiEL2nV01AoEIhAP8Aifz6AdJ6H0KuD50FxJwF1iWqsoH32/E3xINZ9Qp0zcnSX3JY/dTqeXr88AuFQ0nRrOYqhlAW4I1dbHbFXmP+Yt76RFtiSfnyxYLpFNVAjQqrt/SAPyxU1qrCq8Gwi3oBMfU4ytOryNjWd1Cizy6mD8j5xc2+e/ri1yjlbkSlp2nfmfpiNw17BpvJF+cdfnGLBczKrOlvID39Np+eNEQH8/nFqGRTCraFmw8x1v8AjjylRgg8ieQ/f4Yb/jJN0DE7yDaPScDOe7dsrBVFMKWhRoLbTBaXt/fEstKwoq6WYkSQANp3JvGKTjGU7ym6FSBaY3i97b88WeT4z3lNXixW8QSCDB2A5Lbnhqvn1CmBI2AmLQJ8+f1wD5LXBH4tVqZlqYqUqdJKVY6BTEd58QdmvdtSchI1HecW9Kn4bHz8yPLrhjjFJTopkA+N2+rcj646owIiQOQmIPy/cYHFzyw8vDpAN9q2bVczTQAgCmW2i7MQfX4B88A/8fU3CGOVv3+xjQu2XCjXzGXJhkUMSQBY81PWSKcf6sCzhmr92wYEm20XsBpiRt+GJLLT4OuPBcU2+wcOeYyIPzvgk+zqsf4siJ/lPaRG67ziDnqIV9MEmb2ED2mTi57J8MenmS9LVp7uWKjYTBE7jxaT7YJZU/3Blg23T6DB6Z8QsPFG/Te3qBhrUSxA8oOmbQPcDEd8yGZtMTJ3B/PY/wBsS8qBqkzJAtPkPbfnhfVdIvT9su+HdJAJ9ZPmbe2/vgA+0e2dU9aSSI5y+/W0b40bh8aTNiPb9/LntjLe31cvnqgI2Wkokm/h1SRFvij2wOgX3v2D1b+0QFYQNyx8NvmDPvgY4oRrMYKaiwsk6Ybn6/pgSzh8WNeRmot+BVX8OnSAOo3O++DHh58FfpKm3+IEn6jrgI4FVhh5flc/TB1lVig8GPHvPID8L4kvxKXYO8RpamPMedvoPTFVmMwWOmmYUfE8b/5cS+IOahI2pjnzf9MQ3VRqMwADA6/vyxzQTIJqwNKg/mfXD3Bx/OQbWI+YIn5GcRalUbKIHXmcd5SpocNyB/DBepTDSZAIWNTqL77EmffHmZfQTNhAtvyItif2jyK0agYfA7B1E2mIIB6Tf/Vgf43UJPOSPl+5xzxT3xUkHOO10yp4lxNmOkWAnFWzk4nVaazYWt8+eGHy56bb4MEjHHuOitscxiiCJwse4WLIXNevoJuoqOSWO+meQHW/tgm+z7IKMwtWoLqJTVvI+8R90ATA6weWKfhfDFkeOT1C3+ZJwRZx6mTCPQQd4RJZ/F4DI2nnhXJO1tiORVO2HmcYFjJsb7b+nP8APAs4VqjMDYseW42P4YgZDtrrZVzFIU9hrWdE+YN1Hz9sSspzMc5Hz6c+WFtPjlCT3IPNNSSouMlQOkkiBJG9vL13+mLShTBAGsTBnztz6WxWpXMC29iR63MTOJndrYs1gCTA9Ity3+mGRc6VisLJO948Jn8b/lgMz3Z9jV1D4SZ2kqT/AEzg3ozqO5EdPcc7YHuPcZp0W0hWdo2EAA+ZOOc2/QOBY5SgtJVpqICD5zueszJnHVan90IbkCel4PLA9k+2tAmK1NqfINOsA+dvwB/PBXQrd4FakwdCy3EFTJH4YOuCvUm8Zo66u911b2/pP57+WGKFFjUCzLbmSIUAXJP3QBuce8RraqynbT3m3+Yb+2Jz5QjL1DpJqVoDbyFEG8CQDI+mJiVkydjR4YK1J6iSaYnQ8wGedIA5wDNvLfANQzKJmA7LqIkk89th05X6Ti+7XZtUyq0adUB9IVgKbKXAH3pA2a+oi8naScZ+9YsdLyDHhMkSOlryNvlgdRjvlDGly7fKyTm3D1NSbn+/1wc8A4uuTyxekB3zQHciQF1GABPqf9sZzTqlfDTlqhsJMqn+NjsAOmHOJcadaLUafwoFGo3ZtMSb9ZxWnx093+C9VlTW007ipo1EWvTVVdj41EANOzRspke8z613DijMA3xE2g38IvuNt74zvL8XqArT1kuXpTJsrB0sPkR6DGtVuEClVZXZkiNN/iEWN7eR8xitWuEzlp+2iUayKINM+RBvz2OmJg4zj7QMsozaOgKo6LuZOsMZmb7Fd/ywfuACsVW8RAEibmwiOVjJNt/TGadtaLpnJbWykU9GrYACCoiF+KWMf1jHLQv7oerX2yt4nAgkgwDc7Dxch1gnApV69cEvF60Kg5wPnE4G3F+uNVmeWvBaPgeofgR6at1BqB4P/YR74LaJ/wCGUHaST06D8MNcG4X/AP1GaqRc1Fcf5aUAn/uqDEfL5n/hjG0n5G/5nAKe5NezoJw2tP3RQ8SzY1fPyHyxV1qxYmcLMPLE4ZAJ2GLQI6pPUD3w7kyG8J3O3rzGHP8Aw1gpLGDEx8/bDeVojvKag3LKJ5XIxfROzXe01PXlEqkT3CrIgoSp0iRIvBg+5xnvE84pbaJHtjZOL1Wq5StTfQECEKQ0tbYGwjYef54Pn8zqawtynphTRzuDQ1qYU0x7vQRy6be4xxUqzH+K3lOK9Xx6tU4bsVHnyp+eIhQjE6jmQZDc/pjpoOLIVpwsTig5oZ8j+mFiiBj2VRZMncQMX3aCghemSJYUwN9hqaDHrN8VXCFo61ZXZWAgAgFee6iNVue+JnGezFWrUoGkxqAIF1GZVVJJJYkkmWPsPfGdL9TSx9rgouJZeDLLIjcWjf8Av9cXPZ2sr0zpnwSvpERtc7jA/ms++pqWksoOkGCLidj96wNsEfZzJmmmloBJ1HqJvEekDB491eYDOoX5S8y58IBm3nG372xZ0YAUesHr0/IYiMwMTtsfS5/2w7TUGCJ8I58/KffBWcKOsxUgF9WwmDJ5df3tgVzKJUQlrsQSPM8ziVx7iS96uUSoVdtJI5FSY0m9yQdUbQOsYq+0GTp0Ka02NTWygSBK9bGfXHLI2pJDWHGnDdYIZykbmMGf2W5lpamTK6lZR0aQDHrI+WBHMrVQzZgfacGn2c5NlUVXUjVUCqOgBEn3Nv8ATjva28HGUWnyGAqolVHZgEZmnVYXYWJ5Tykx54547xlw9bSxK6gT8oPlFuWK3tY4XLknbuPSWOnSdusfLA99mHD+8arRq62BUMml4bUpgqoPxWaSJHw+sngXkOeR+Yr+M8TJMCxPIrAPys34jfFamUbMOhLBQbTMERsBF5iB5ycaJxHshlrmo3drO0Gm08oNQlF/0n0GM3z2eGXrVEuCpK2bVzsZFr4OXwDfuenI5guUltPIFptMCcWvBOBrUqQ1QMV8TIu8cp9cDFXihYkU0hmN2Hxei9BzwR8Ey9RaTqUUI5mpAlmA5T03MefngJPavMw4xc/xRCr0ozNQ0qMoKhYMt46kAkc5uJjGk8B44+ZUvVVQVPhLHUT1mIB5GRMYruGZVaYmPANoF53ETZgYiCNiOhxd8J4fSUqyrH+WwloJtG3r/ThfVZEoV7nTBC5X7FtUUFDFwN1A3EX1FjEeuBLt9kzVy1NgZdKhMc1QrLDlB1Ksjl7jB7So6rqqsY3Z2UyLgCAZ8untgd7W5ZP4WtYqQoIknSL3AB6zynlywngltyRYxkVwaMS4o5ZyAf3AB/DFaouAOoxIq1BJk8zPzwkUEiCIkY3DKNd7GZY1eEvRA+LvkU2+JibDobzjNqdeMs67NCmPePzGNV+y8Uv4Iaw5PeVPvkLExsLYzXjuQajnMwUJUJWcIByQsSk/6SDz3wpgb8XJH5GMq+3BlVluCsQHqsKSnbVOpvRQJxZVf4fLix1uPKACMMpQYsKz7LLmSZJHw77+KMUTtN+tzhpOhZqy34j/ADKZrKxBPhYciJ28sN9nwHrUlaxDoZ8gwJ+QBw1w+rCMpgqR4l5xIgr5g4vewXA+94hRpkyh1MeUoFafcGPniTflbLiuUjYuCUO8VzUKvTawgWIi5YR8X754+feJUu7qOgvodknqFJAPvj6a4dw9aKaByJP76Y+f/tIy4p8SzIAszBh/qUE/WcZ+j8raHtTzGwcJ8sclcOI1o88c01nnh8RGox6kzbEhKU+h/PHiyDvtiyCAbqcLHBrHHmIQL8gfvsCoBAvuSYuAJJH4R64sOL9oWQilTqvTKmGIHhJ6H06dZxacFprAmLAz7XxndXiRcklVBJkmf0wnDC8rpIeWWOPlsLzSDlWHwlgGJsC0Ekj5fXBBkqSzJbnzMfOf3+GM+yvEKgVRJKFrKdr8x9Tgu4QDUXVqtsRzB298NZtDPBBSu0Lf+pZptdBU1FSoIgxG9zHpF/154Z7QsuWoVGLfzVWyATpbl3mwUAbgSeoGCPs52c7qicxVYq5Q93zNIEWqQfvcx097ZLm+LOtd6VW6Ce8XVA09QTyYEQ3njjiiu5Fyb6RTcL4sUzPe1maWMl+ZIuFnkpMSBvAG2CvOZpapFaqA1BWCm41EkSAATYHrtywK8XpUqzM1Gj3S2CorGB6zuxtY7C5uYFhx3jhY92aaoiqqBOehfgBveAYGOeoSySTXY5pcjhFp9EPitVFdqhugbw09W6yPCP7gdcab2f4vRzKoaX8vQVJpkiVB+GIAlT+R9cZBXK1HDTMb/Sx5x1I2nBJ2Gru2eLwVVwVYCLgAQPmov/ecRRUYcnLJLdk4C3tUrVKLUlWSaCAAmLi4E7DYb4qewuUDZlbSqI7MWsFAUqbnYy636+mCOsgepUQgrKi9oNuV/W1sBPBeNtlq7ZZqfesTogE/ErxvvEaiLb6bdO2mf22jhl/MKczxbLiq1lZQYmqYpoOQHgZpjcsUneMZj24QfxtUrGl9LKVMqQVBJBG4mcbflOydWpllaswosRPdU0caAdltUEv1JwI9reyFJaLtVDA0kYq4I1kAEwwjSxLTt/VaNh0boF8mb5R1pUiReq1h/gXnPKT+eNB4K6vllAN2ST1SYj38QOM6ywLe/LF9wfiBJUhtJqsEAH3ZJAXa97+ntjhqMTatDelzJWn0G+TYJSCnU/dqqauZgRJEwCYnngjyLDTJN2iJO1gbD989sDzUwDJt7X9T8sX+RUd2pkgwOl7DrhTV9ImmfLJ9GsCNjA9IA69RzxVducqauRrd38YUMeoVWVm0qB/SGPXFpQuPD7e3qd8PZZfCwcEjYAlp3teN52PphOL2yTGZK1RgDcCEStQFiJja3P8ALFbUptSN1+fP3wVdplXKZuoifCHOkxsOm/L4f9OKSrnFcysq/MT4G9ZsDj0EWpJNGPJNOjWex3D3XI0aikHUGeeV3YieUgW+eBv7TVWkKNelZnBR5Fmj4GHKR4ljoFwfdjM3RXhWXZ3CrobVJ2bW0rHOGkC2B7t5wynmspOXdW7p9akXERDr5W8XqMZUJuOpbb9WaLjuwV8Ga8VzLLRRCfEwBf1N49pOKvL1UY6XET94cv0x1xXMd5UJGwsMMpTtjW9TNoefKBSwJjYH3NiOvXB59klJznAWKlaKO5J3AYaVj5t8sBNZS9AsRJWPF77fWcF32cZKjWctXaFFOLSNR1LBJBEAX364553WOVeweLmas1ipxdRVVEZDTYGNJkgjfmYHL3xj/wBqlD/ihUmdQKnyKmw/6WU42HhvBsvTk00BkfEOnobe/P6Yz/7YeHHukrKQU7wDzBKkbc5gX8hjN07ayI0MyuDMpOEtjPyx6EOPJt6Y1DOHixv0t7Yj1XnbDjPyx7Rpg4sojxhYmG1ox5iENZTIqKTsrAeB7/6TjKRkyR4bi/rPQ4N+K1zQoBSxJqEqB/hAlvyH+rAdxDKlTrSRPTcHDH07EvClNq+f3oHVT+4op+h5RYyN4sY5ztA9xg++y/LUmzk5h1UBdUFgA7grpS++5Mc4PLABkaxkuxvyJ/f7nF1kmk6YvuSqxHSTyxsY8Uc+JwvsRyZHiluS6N17V8cCU2giR54wTjbljP3A2ktziZC9YBJ264vgXrBabVP5SKddQn/lqp/sQBP5YHu1PF8u1Vv4NWSnMXPgIFhCtJEi82uTbHm8uCWLK4exqQyxnjUl6l5wunSXTUcqFA8C8id5MfPzwPV8t32ZqFzbVc8jsIxApV6cTD6wQRsRI9P7YmZbNFrkRzn3j2/TA44VIuc7RbZjKd2mk/8AKImFAB2+IHruPPbF32TqKlekjaZMNSqKIDA8j7YEeJZpjBJ8OiPkSD+K4t+wlHVWos5MK6hB1Jf8tJt0I64rPBbbCwzd0aQFIrEEkgRPuWt5iIGM14yUp5zMNSZy1Mhi7kMe8kGBAEKp97Y0bjJqLmDoCTp2aRcFryLC2Mq4wWTM5ssIOqSBtLGefLE0xWbs3vhXG1r5alVVbuoJk/CdiDM3BBEeWBP7VM0f4J2KbjQDcXZl/IHngZ+z/jun/hi9mYuGBvt4lUj4Zs0i+/ni++1PhtMZJqtJQCCuqPvKTHi/qglWvzAOJPIozUDpHA5Y3MyjgqfzFHXF72RpD+IgDVDFl3s2lh/f6YHuG1YZSORxfdkJObMQbczANuov1wzL8WLLsOCDuZBvzvbF3lfEEUMEEAkm8gLcdIvHrF8VVShUiSEt0J/MYlUKYKIYMlFNjy6en7tjK1VUh3T9sJhmUVIufc38wZkx7m2OFzBpIzga9AJ89p67T8/bFHTQggsQdN9AkyY58iIO0b78hiZw+o+qWadQOkKbKBt5yeYM8oOEmNpcGKv3ldmrZlz45bwgSSZJPRRP44r8wquYVgALKsR+dz54LOJ5cUs5WpEEBKr6QIjSwDqPQAgYouP1IJVQqiSJgSYjn7Y9CqatGM7Tpmh/ZrkTWyVRYpuErFQXJBgqp0yNhJJ98WHaxEyWSqIigGqNMg7E777jSGHKJ88QvsnqN/D1igMhwTPwfAtzy+7it+1jixdqdEQNCyY6sR+QB98Zqipapr25HlJx09memmsAjn+OOSBGHXgAk7cvW2INWrJ8saYgWGTMo4m0CR5SBPyJwZ/Y9pavUo1CQppuLTMypBt74AclmNJk7EfScGH2aHRxOmh+Fww2BDDQ3I7g2xzyq4P9AocTX6mzU8oaGzFkOxf5gbR7zNsDPbTK/wATlK1IL447ymeTaPEIJMSQGEDn9SdwJIABj7gG3S99PPFdxbKh10lmUzqQ7MsdDcH9MY97WmjVq1TPnNmxyGwU8S7MKK1RNRUhmgWiJlTYCAQQffFTnuz1WncQ69V5+2NiMk1Zlyi06KtjhBseMpFjYjljunAvggTvU3TCx61UzhYogUds+LaqyBUB7tYM8naCYvyGn9jA+OINebzvbn1wSdsOFoQ+by9SVJBemQJWSBKnmJItynAeSxwWnzThFbWXlxxk3uRL4YmtzcWGq9gYI/Mgx5YIuF6nhUMIDLMRJc++0mfQR1wIMkDBX2bq6qS04JctsJlliREXtfa/zxrfTtRU9sv58CGsxNwuK/nuXWZpSjUxTDIwhrgE8+RtG4wB5/INTdliwNp3jlONapcF7ulrzCMpjw0UGqrHQqvwf6r4Au02VZKzKQy/CVBUltLAEdfMex6YH6lqNPldY2nJd1/smj0+oxR3ZItRfX89AcpVGSYMTbEnJ1oDe31/WMRa4Pn74VF4nzGMoeLbMp/IDHcMT7G35DBd2RyZFPKVL3qC20+I/lgNYfy2WORJ+n6740zh5mjkH6mgPLUVH645Z+jpi7CSugNWoZEgLyv7YzX7RuHlMyaijw1acnndFZT9NHzxotRv5tSPIfIbYD/tKzwAop11zbZbD8Y+WOeDtBZewE4VnO6qUqg+6wJ9JuPcah743LNZPXlylTZwQQeYIi+Ma7HFUzg1oHIBNMHbXI0t5wNRHn6Y0HjXGajZmjRVrtO2xAH9xjjrOZpLtGhoeMbb6bMnakablTujFT6gx+WCbsGs5pm5KpPqSQAPq2KLjz/8TWMQdZt0PP6zgk+ztTqqt5AGxI3kTGHHP7d/BnbfPtQdvVJUxuRv+Iw/lSdCL0QE32G2KytmdxP6YazfHqeUWkKyv8IuizCkddtiOnPGbqPMlQ1g4bsv0pGIupgxPP2HOIP+0YnZXKXBIiLyfSLWt0xGy2Y1qKihoN9wCLbQbgidsXdAVDH8olet/wAIkYUUWxq0kZn9qsJmabqo1tTkt5AwD62I9BjPs4DUYyfFEjz54OftXzkZsAwP5KwukzGp7kHnI/DAEKYcFtQn6jG5g/poys35s0z7GaZZczSINtDhRY6oI+Rt8sDX2l0HpZ9hUUAMqOkGfDGnr/UjfTF39lDVGes1KoqMUUElQZM2522+mHvtWyZqaO8eh3yWARWurX8ZkgdR6m0XC/46q0u0dlzgpma5p9YAH++ITqRuIxKfJMCRFxvz/WPPHgr/AHKg9+Y8xh0VI6jBJ2RzEZvLcmWog9mIH0nFBmMvogggg7EbH9fLF92YVO+SvpLFDOgGDqGzD0ifXATdRbLiraRv1Lh8g6ma9zJMny3GKri6uoJUgqDIDWjoQVY2m0GZ/GjH2imAvcVSR18RPrO/0w9Rz1TN+JkKU18ZL7gAXEi0bGPIYxZL2NaPyDHbLLBK9NojvKbGQP6W533uNvLFJQzDTbvOW8AHf1/PDXGe0n8Q6NpZdLnQDGgKy+K5gySqnb5RdnKZt2ndTykb9caeKLjBJmfkknNtFp3qkNqpK9vvQd/VcVVatlVN6NP08/aMP16Qgq7r4o+9+MYhtw7LC5df+ucdASK/EqMmMvTj/KMLDjZTLT/zPl/vjzEIEXEOCU6dIqubqNr8OhlBnnv5EA/TAPnMo1M6XlT53HtGDnOUHNRH0nSvPcbAk/TFrwc68vUoPTD06tSpplQwDaCJ6oynSQbb+uBwSbdBZY8WAPZXs3Wz1cUaIB5uxsqLNyf7C5xs9PgFLIEfwiaq5GlqrmTHOBso9N+pjFB2b45k+HUe6omXaDVqNAZ2HKPuqLwv5ziFxf7QGKlaIZ2A1sVEkDqSPhUSL+eF8uWWXywuh7DghhW/I0Ndv3VswlTUdZ1hyLEqCNEmSLXGwN9zgL4rnQxAksAAACxg79Nxivz2dqZipLSzEwFF7nkBzJOO6/DaqP3dRChUhWLfCpJtJ2G+GMWLZTfYpqM/itqK4L3s92RGboGsKpSHKldGoCykX1Drizy32fBTqevMXAVIuLiSTtPLB7w3sdlsvSWmDUaLsxK+JuZupgdB/viU/DqABINQCNtaAf8A2DHN5+eAfB4ML75ArDWzFuUeG/6xtg94Zmu6yXDu98P/ABSMNVj3feG8HkFO/Qjri6fPcE7j+HKBjzq2+LmfikCegjywzluyWTzFBV72tAgeF0Pw2kEoTcQYmMFkyxlwVDHJcltxPP1Eq/yu7YMEi5Z7yT4Qbgjnyv5RnH2jGs2b0MreBFEb/ENfLyYY07I9naFJQKQqKwXSXkO55TLKQDE7AC5wJ9sOy9OjSWt3mYc6gG7xgwI0sRsFM+EQJjlaccdO0p8s65lceEZ3RSrSZX0kaTIm36jBTwvi1Nnp5lyTUpahyJIINj4hYSQGAPxC28R/5RgGqwksPhEAaAVPPdpU3O298RshlaYeoDV0KpNxHinYA6b9dh0i8hvJGE/c5Y8k4dFXxOnrqO4BXUzFQzDUwm0gfeiPU4Mvs04sKFOoxQsrMFJBuum9hz+Lrihr5WmyRqOplQxp+ByDM3tELMf1bAbalwngOTo0FpEyxuzWBZiLkjVE228sc9RJbNsS8Ke/cwZz/FEq5+qqwU7oOCQQZEAiJ8z8sXHFeDpmaFMFwhEAhjNpmVFzHL2Prj2t2HoNWNVcw6hk0FSgIImTfX7Yv87w2g7Bl1AiLz9YFp5ThGauq9BmDq7HsnkqQfUqldIB3u8zZ+ZiCYAjFpQdi1gwtfn7bwL4g0QAyS0abFzOx3JvG207Y87XcWywy7GnmKgYRpFNkEnlJCao6wcBDH6WHLJ6mcfajUotnVLUnd1p6GBiDclSLzsT9MDmVzWWJ0d2qz/hgkyLBhJP54IKmeyhJKrNU/E7EsWPWWJviE1enTOtaaC86tIP1E39caePyxSEMnMmyL2dz1ShWqtlyaSsIJXeL6VhzpN7yVYjlvhuuAjO7FmdySarM2pp9STUPmYGHslmqdEkrLTJM7iYgCOWIOfzlKq8/COnKefpg6XYF8UV+ezCj/LsmkwR1IP5HEAVhswleuxHnixr93EagQfoeoxBzGXiGUgg9P3zx0tNWgaJfDaaqWDuppkXU7joY5GYFuuCn7J+G6s/AOqmKbsWHK0CeQILDEDIdlwVXvGGs30CCR5Ex9BjTew/EeH5Cn3WlqbtBeoRqVm2sVkoB5geuOM5XFoOMeUW/FOHUsuO8q1NFNfiJAIvsLLMk8gZvzxmXaPtw1fVQyeqlSuGeCCwnaNlHrczy2xr7ZfJZr+Yq06w31K2oT6A44zfA8kUZDl6allInRBEjcHfCmPHCLtjUsk3wj5q1AVPENRFtLXAjrH4Ys6PEXFNWaiYdmVCAfGQRqCzNxqHzGFWFMITCB5PqSOXluPniz7P9onpUCqZmpRljqVDaT94T8JjmPyxoWkrE+zw8EpZemKmdoeKrqBoip3daiLFKv3gCbjQ6jbbA9ncupLCghFPkXOpyB1MAfIDF6lPLlWZ6pLE7m89T74Y7ygLB5Hr/fFKSZTtA1/CthYINFA7kz5RjzF2vcrkJv4zM6QBTRfMv/YHF9wPjTUqZWqFdixIIiwIFpIk3GIKISZ0qB5TPzPr0xKBPID8Pywj10aTe5UydT7QgkzRTyvM+vhEfXD68c0kEUwpbY2E9Y5kYq7z90DnyP0HXDhpC3hBja8x8xibmDsiWVHjEHUKInrb54fHE53pj2A3xWAW2Pzx6qkWCxztzPnBxW5k2RLReI3/AOXHz/EYfXiH+D6Ype8I/P8Ac4QrExY/vpibmXsiXn8YvNR7gf2x6ubXko9gPyxTgncho9Mdux0/EVE30gajy5AsPaMTcybIlscyvMGOmmccVkouoFSmrCxIdQY9r32xDCLy1EADSWM7773A/cDHaz+4xNzJsiPNwvJEf/5qMH/yl/MYYHAcjNsrT/8ApqPww4qjz98dhh+xib2X4cfYY/8A4/kuWXT2EfhiT/A0BcUVn0/UYSsOk+36Y9CD+n6fpibmTw4r0Papy6DxU1UDYwDPW0WHvhxaFFzKiYAYFQIM9CBBPlM4jvH9P0xHzleoqgomqeWoqR6QDPriWU4osqmWUgqdcEEEE8juMUY7HZQE2qnyNVoxNyjOF1OSdV9JN1vt8KkRtzG2JC1z1PvGJYP7ARxj7P2JLZZtJ5h3/Aqv4g+uKiv2J4goMCm/ktS5/wCpQMaaKp5Tb99MLvTPPBqdAuF+hl9P7O8+QCTSUkbNUuvkYUj646X7Ms6Tepl/Z2//AFnGoFx54QC7hoPpgvFYHh/BmB+y3Nc61Aehb81GHaf2Y5gEEZijaDz8j+ONLWtFyxY+ZP8AfHtSuvI+0GPxxPFZPC+DLeL0MxlKymqoKBgQ4urC2xtB8jG3S+JJzq1NmVvL4T8j+WDXiWWZ1IGYcTbSESCOc6kbApX7BUbsK1bV/Sq01v0EEAD257Yin8keN+xVZhwrBk1U3AgnUQ0+REGPfFhlu2OfogBcz3gi4qLqjymxP194vRcRy9XLQr08yAZjWUZT1vpIwxlVzFU+DKMR1Er/AO36YOk1yC20XeY4/TYE5jhuVfVMsg7t/MysQfOeuGMpT4VUUk0alIzGk5kAg+Qbl6ztiOnAs0wJ/ha9t40tH4EYbHZeuRHc1R6oP/XtiqVd0VfPRKr8K4ZybMW/8+lf/swy2V4ao2Y/5q0n/sXHlbshmWJJp1B6Ux/68Mv2WrwF7msRM20Dy5semKV/3Mt17HLPw7/4f/dVwseHsvW/+Vq/9a/+rCxdfLKv4QaoRuJx1J3APy388OJRSIEyOrTHr8/ph1RAgT73t+/XHEY3IbUnz98Oadjzx1TUC4J9oPrj2qsXOq/MMMSibkK3lPXCF7yLemHDlqh8U1Co3JBj0nY/ph3INTLaKiVOd9Jub7YqmXuQzWqqohVLvboiyTzO/sAcMhajmKjnSDApglUkXteTyucTOJVMpSALGqp5fymMxf7sztEjbnGIjVXzCBUXu6AuCZ1tuCWt4Qegvt70XaZMUaR8JjruB+Qw4lQGBBjzN8NZPLhafd05CEzHXcydzEmYxMVANwfn+mKsNWNaes/PHa+/1x13oBG3vP5Y6e/oOfIdPbEalHtETT6F3h6DCB9h88MVcyiCWdQTykEn0HPDdDidJjpVxPIGVJwNhUSWk8zhwT0nCSpEyP3BPLyBwzmM/Tpx3jqs8ib+Vt8WrfRT47HvFyi3zxw5Y+vlOPMtmEqf8uorkb6SCfLDsT0OJyiDJqMNy2OChJnSW53Bifnjo10B060B6SJ6bTvjmtlxUADSYMqRus72m4xZGR3zFalYaHHKk58Y9GknfrtfyxJpV9Sg6WVuauLj0IkR0xW8NzxyphqX8ti0kWYgm9Sx/mAeEXuLbmcXSZhKniV3K3vpKiBuRqgkA84i8YgCZwtZuan1mbekYXfb74ZrZxVizkHmYXlNoDSb7WwqecDEAU1jqapJjyXQPxxAx1are3njtavPHGYO0UxvuWO3tucRartJCpf1YjnbfEKonmvj3vcV4zLhIAS9tWlrDmI1mT549FZ7zpBtHh2v/mvPniyUyXWUOIYSPPEhczysfUdMQFqtBgqf8yAe0iwxyHc8kiJkC0dTfbEsran2OvqZ7vCclRIPoTq29ADh96m0O/oYiOmIYrMLkoAOoF/pb1xwS0GDEXFgZn0WPwOLspRXoSVd43+px0tVecT6H5GMRJedhPPwjHFWu4tP4fmvrirLosaeaUgGUHkZB+RE4WIaZ4gRAMf4FP1jCxVl0V61tcBQYG/KZ5m1sSiiI01GEFdjA8NiZ5DrJ/TEep2hpK2mij5h+RUFUBAsCTyNuVh1wzX4Ua9NO9+JSzaSwNNVa6gBvFr5SSduWCcqF1Fvon1+KZUx/wARSYwfEW1aCNrgQnPeN+ZjBP2e4RSX+Y2moT8LG6gciP74EV4O0fy0VQVI8JNxG7AEAnn74u6HFNCaTYoIiI2FrfLBY5LcDmg0v1L3jnaWnTmjTM1I35L0GBsVawlyEM82UWJ5kCNWBnhfEe8fxkEyx2AYkmTJiTtz2xfVs/OmmIkmIBwpBZc2R5JSpL0HcjxYILFGKbfbImWyU1i1R2qtbxMQqrytAAVeVvrgpqZ7JrR0EsWIJDJqUDaBvJm942wJU3lmRh8ILGbzE29Ykx0xN4XUoVNKVKiJT0O5OiGIG+rrBEeV8N47bpIVnSVnuXJV4crcwCGtM2J8v74gf+Jh6pDGEUnnaAPituSfocRG4kHr06KA+OTMQAADyNybARtgWOZIYgghgxBHQg41PpeKG+Tl3XHwZ/1HLNQio9Xz8mgVuM0mUoog76iIA/tGIS8VCq+oGwkX3a8L6TgTrcWLBQ33BpAAA8PSALmZub/LHOUNStU7tPESGaCTsoLXi+8D1ONHV48TwSUvRCWkyZPGi16hH2Uzv8PXObzdc20inSpAM7kmIJbw0wIuTyMDFj2v4/l+JulOpSqZarTLgFwp1GRCW8QbTeDYERPPAtwqr3upWt3ZDKymJgBpHTcG/TE/OZhNQqHvqlVgxqF3DTMQVtIsBzN9ox5N5quKR6Pw02myaeNtRoVkkNVpuKaE7NJIDE89MH5DFPwTPd1NatpdzyKh9U7lidva+KzuatWhXrqlqTKRHMT4j5wI+uIdHOEMSRtET8J2aCAbgi0eeNLRwTj8mfrcjTXsWXF+Ko1YVsue5qbwogbXG1wSNuhxP4/2wdsvQXLjTVqgl4N1g6SovzIJ9PXAdns4rMzqmnUS2kDSqyZhRyUTAHTHXEuCVKVDLZhvhr6uY8MGwPSVvhvPgxqUd3ZxwZMijKgyo57hlPKihmKdOrmqgDM9IFjSBBMMzuBUqAxISB4ovpMsdk8/UpFVd9dGo4pqT9xyNSqPa0bXEeYtls+60npK5WmWDlSARrAKhxIsdJI98SeEI1SvlqaiYdQp6CdTE8jAGAyxi8bsLFOSmmjWERgT4D6ETI6wefpBxBy2Q7oFUc6C0tTYBlJHQzqW5ncyZm+LF6TEGNM+bSORveTEYVfLlYGpeuowD+gki2Mc1uzmiqC2jUpsQG58olTsY9MN5imgI0USdywZwo5RB0mefSMOy42UG3l7efthvTUJPhgAEzuP1O9sSyURKuYpIJKZmmJiAyvHnIDAjynlhLxvKM2kVGYmw8MQxiAZVWU32I5dMOVqNaPg1EC41Rve46+X4Yh5ii86TT0CQDpNpPPqMS/gp2umED8HrFVeigZZNphgRZgRtFth1xCZFA8WrWDcbCPcAgjbETK16tFy2Zes4dQFIfXAG6kiGtPxfOcTnq02ZSSADOnXHincgkGTyvBticFJs8QKdiOkWn9Med2RcrI67EfljlqbgeKW3m+8m+omZ9seLmASdXhUEQb2gC0qLW8o+eIFYlT1nz2/uMJaTW89trn8sd1HQn+W2ocvu3//ACx5HIi39tvaZxVkOOgPXyP5Y8d9/D5eE29vpj1lP9I9m+Xw2wq2mdQPuRP7ucQhzI5AfP8A92FhsU1NzUIPQD/bCxZLIVDg2aR10OmkG6EtpJUTeCAYMx+AxWVuH5iq2vv1HmE2v1J1b4WFi4i7bJz8NzAhkzR1gmf5a930WBvq3vYY4zdLNuy+OgIAWyspadpi1vzwsLBoB88DDcPzHxF6XSfFYzEbdcNf+B50vr72kAAYALAg/wDRfCwsXZFEsKWUzAqU3qMDpIDlWhioBmPBBt/V1PliaKVJFClgH0kAtqMKeQAEdBc7DCwsUuy2MHKsFCJSIaNXetUh2a+wU6UQXhZaZvtgQ4hwXN1KhYFC58TeMyZ2PwgTEY9wsdceSUXuXZzlFSW19Ecdmc7Y6EuJnvB6T88W/BeB8QoBmQUlYsFLFySeYWBynnOFhYKepyZFUioYYwdxJg7K5w1+8K01WoDKo0AGdJt5km2HzwB0AQlQRYjTqMcpOoWuLDCwsKyxqXIxHI0RKfDc1DaacEjx1GZVQIelNSwHteN8Urdjqhl1dQuwBJnmIsNsLCx3x5ZY35TjKCydnR7FZggKppbA3J2J5+G/phzM9k69VY71SZhheAw5i3kcLCx0nqJ5HbAjijBcHFP7Pq5Uk16cG2zSeZG1sSuGdlK9GoSK6WJ2ViYB8QEkASMeYWBlnm1QUcUU7CQcMgq9N2uJhxNInkQkzP0+WOKPC8w7io+cQQICjLKRF4UgmCPM7Y8wscbOpM/hqrVWZa6qYEA0pVrXkFjv5RjjKtmqSjVmVIMyTTkgbCPEZiOeFhYF8BJs8ArEhzmGf7qlkUAbxAU3i8TiXkczUonxEVZMtqABPqVHK+3XHmFiPsq2ONxElSsUyiglabKfDqbrNxyiRinzNOqJchAxYzpA7sMdgqkSNhcbyZJwsLAyLTscp9o9DHvKTybMFdSFJ2ieRv57Yu1qB9uhny/D6YWFiJWGpPoiV6BBBFupm++OTUZSZIgbDePpjzCxPQ6HdLNDc3EgD1i8zvhPWYDaOW4tOFhYhZ0iMwm9+h/XCwsLEBs//9k=" /></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Onlara nasıl çocuk olunacağını göstermeyi,</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Birlikte gülmeyi,</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Kaybetmeyi kabullenmeyi,</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Kırmadan konuşmayı…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Betonların arasında yetişen nesiller, toprağa basmadan büyüyor artık. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ekranlara sıkışmış hayatlarda, gerçek dostlukların yerini sanal yalnızlıklar aldı. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ve yalnızlık, en çok da çocuklara ağır geliyor.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Oysa bir çocuğun dünyası çok basittir:</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Biraz ilgi, biraz sevgi ve biraz da oyun.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Belki de yeniden hatırlamamız gerekiyor…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Bir çocuğun elinden tutup parka götürmeyi,</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Onunla yere oturup oyun oynamayı,</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Hiçbir şey konuşmadan sadece yanında olmayı…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Çünkü kaybettiğimiz şey sadece çocukluk değil,</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">İçimizdeki insanlık.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ve inanıyorum ki bir gün, yeniden rüzgâr esecek…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ve eğer biz istersek, o rüzgâra yine kahkahalar karışabilir.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Yeter ki, çocukların kalbine korku değil, umut bırakalım.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nota ve Tınıyla...</span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//ruzgarla-karismis-kahkahalar/1297/</link>
<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ESKİDEN BİZ DE ÇOCUKTUK...</title>
<description><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:22px;">Eskiden Biz de Çocuktuk..</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Biz büyüdükçe, çocukluğumuz geride kaldı sandık.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ama gerçekte, o parklarda, bahçelerde, sokak aralarında özgürdük.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Elimizde top, cebimizde birkaç kuruş, akşamüstleri arkadaşlarımızla buluşmanın heyecanıyla koşardık.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Radyo ya da kasetçaların çaldığı şarkılara eşlik eder, sözlerini yanlış da söylesek, birlikte gülmenin tadını alırdık.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">O günlerde mutluluk basitti, paylaşmak kolaydı ve samimiyet doğal.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bugün ise durum çok farklı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çocuklar, ellerinde telefon, sosyal medya hesapları, WhatsApp yazışmaları ve sürekli foto paylaşma telaşıyla büyüyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Arkadaşlıklar ekranlarda kurulu, gülüşler emojiye dönmüş, sohbetler kısa mesajlarla sınırlı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bizim sokakta çamurla, top oyunuyla öğrendiğimiz dostluk, bugün kaydırmalar ve beğenilerle ölçülüyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Belki de sorun sadece teknoloji değil.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Biz de büyürken, o samimiyeti içselleştirerek yetiştik.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ama günümüz çocukları, mutluluğu anlık paylaşımlarda arıyor, gerçek gülüşü ve paylaşmayı unutuyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Arkadaşlık bir “like” kadar kolay, ama aynı zamanda bir o kadar da yüzeysel hâle gelmiş.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Düşünmek gerekiyor:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çocukluğun gerçek keyfi parklarda koşmak, birlikte şarkı söylemek ve küçük şeylerle mutlu olmayı bilmektir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Telefon ekranına gömülmüş bir gülümseme, hiçbir zaman çimlerin üstünde, rüzgarla karışmış kahkahalar kadar samimi olamaz.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Belki de bunu büyükler olarak biz hatırlatmalıyız.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çocuklarımıza, sosyal medya ve teknolojiye rağmen gerçek bağları, basit sevinçleri ve dostluğu öğretmeliyiz.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Yoksa onlar da, bizden miras kalan bir hüzünle, samimiyeti arayacak ama bulamayacaklar.</span></strong></p>

<p> </p>

<p align="center"> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nota ve Tınıyla…</span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//eskiden-biz-de-cocuktuk/1296/</link>
<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>MAHMUT HOCA…</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Yıl…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>1975…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Anlamayana, </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>rakamla 51,</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>yazıyla elli bir sene önce,</strong></span></p>

<p> </p>

<p><em><span style="font-size:22px;">“Şöyle geriye bakıp bir düşünün,</span></em></p>

<p> </p>

<p><em><span style="font-size:22px;">ta ilkokul sıralarından beri onlarla ne kadar ilgilendiniz,</span></em></p>

<p> </p>

<p><em><span style="font-size:22px;">onlarla arkadaş olup onları anlamaya, dertlerine ve sorunlarına ortak ve yardımcı olmaya çalıştınız mı ?...</span></em></p>

<p> </p>

<p><em><span style="font-size:22px;">Kendilerine, bizlere ve sizlere ve memlekete faydalı bir insan olabilmeleri için naaptınız..?</span></em></p>

<p> </p>

<p><em><span style="font-size:22px;">Görev ve sorumluluklarını kendilerine hatırlattınız mı...?</span></em></p>

<p> </p>

<p><img alt="Hababam Sınıfı'nın “Mahmut Hoca”sı Münir Özkul vefatının 2. yılında  anılıyor - Son Dakika Haberleri" src="data:image/jpeg;base64,/9j/4AAQSkZJRgABAQAAAQABAAD/2wCEAAkGBxMSEhUTExMWFhUXGBgaGBgXGB8gGhkYGh0WGBoWGBoaHSggGBolHxcXIjEiJSkrLi4uFx8zODMtNygtLisBCgoKDg0OGxAQGi0gHyUtLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLS0tLf/AABEIAKgBLAMBIgACEQEDEQH/xAAcAAABBQEBAQAAAAAAAAAAAAAEAAIDBQYBBwj/xAA+EAABAwIEBAQDBwMDAgcAAAABAgMRACEEEjFBBQZRYRMicYEykaEUQrHB0eHwI1JiB4LxJKIVFiUzU3KS/8QAGQEAAwEBAQAAAAAAAAAAAAAAAAECAwQF/8QAKhEAAgICAgEDAwQDAQAAAAAAAAECEQMhEjFBBCJRE3GBFDJhoSNCkQX/2gAMAwEAAhEDEQA/APVVqmmKFZfGcaeK4SrwxpdIn66eppyHXQSHFldtdp9BUm3E0K8QALEE9B16VRYnEOOKAC1z6DKkHf4bHtVlhVZk0Ji1FKgdAT1/ClTuxot2bIA1MaxE9+1V72NgwPxqZ3EjL3qqcRdSiLaU2xJFlhV2KiNdzUjmIOtvzqtbBCbmO1QOO5UlbhCQkSSTZIpWOi3dfzDLv1qlS6UFSUkQVTPTtArMcS52QCpDW2qlWF9IGp+lUr3Oq0nKkBYG9gkq3ItMetWoSZPJI277uS6rkmB6HoKnTClZU3JAsL/QVn+WuLtPgrxRVkEiG0kJKtY8WZ02ga616DwdGCfZJw4KQnVAVlII/uAP1qXFoammUWKd8JIJuoXjQxVejjilGcotpJqx4tg1ZgnMIM5gmTAjUnfpWT4viBhknNMq+EkQY6gHX6Vzcpt0jrjHGo3I0DvMq0mCgb7x8rUOvnJtHxtkHsQfoYrB47mB1cD4EjQx5/nVjw/EtrRCi0DAGZabm4MyTY1rxnFXIhPHPUTWuc/4NAg+KDp8G/TWJqTD86YNdw/kj7qxlPrevOuI4tolSQhKtRKQAIGkSPqKonmCBmi069+ldEcaa3o5JSp/J9CcOxCHAFJWFpIkKSQQfcVP4Xm7nrtXhfKPMi8E7mkltR86BoR/cOhFe2YXiKXsi2lBbahJWkzB6HpSlHiClYUhompoIpyBvTlGpGVeN4cH3AVCAlPlUDcE6g0Vh8EltJShMdzqf3qVCSDTyudqAs42ogXqYKmocPvr69aloEdUa4e0imlU04AdaBnTJFNynpToI3rqjQAyDOtOUDGtcynpeuKSaQDhNRZTUqFGklZoAZfeuRO8djUilk01TZNMBuY+1dChXfD0vTvDoAzvHMKkoErCRIOlz2mq9RiCAQB9Yo3jSAtsWKiFAgD+aUItxVgqBOgH82oLRZ4N0+v40PxV8SMygN4Ovt9KKw6QIEfSoOI4RDgkphUW/SgXkgZ4gOijbYfrQacavzLEAT3NvaKRQAJGn1HrUOIuIAt661JYSHVuebMqO0R9BWX58nw0J/qEqIyiTGaR8Q9JitK3igw3mVoDoNTNgANzNYDj/HnFvAuN5AkykKKvMm4CoEAjWqjFt6M5tVQ3AclPvC0AEnzHonWBNaB7kbD4RsKxD6VEAmAQg3i0Ekk9qGHOyGWEpaWVrIgp8PIETbyqymfpqKxGOxynFSfneT6kmtYqT7M3RsDzGxhVkYdOVSolwqJjacotMe99aM/81LeOZmXHYspSEpk2tOYSAO3rXnSCJuCesGtTwnirCMqWm15p0iZP9qiLqT7VGWLitWaYmm9mpxvMbmSFISMqACQIJc2VeTl/SsLieIKUtK1HOoJuTe5uqxG0x7VfceddKFZsqUTZtKYCTGkqMz86zLRRMLzAb9QbwR70sCtWVnuLojxLmYzEVb8P4WhbJUVgKkQn161WupIM29hb5U/B4sBQKpH4Vq02tEKou2HYThsqixvbpVXjErJj7u1oHTT2oh7GLLo8O8aRvaZ+n0qXBY4GMxk9h11p7sjTAf8Aw1cSR/PypmHxLrCiW1rbP+Ko+cWNXWJxUgpT/P1oB3hzjq5QiJjUgCffQU+S8i4PwbnkvnZ1xKm33E5hGQrsFdQVgWPrXoGExgWmR00/MdR3r56x2FcZVkWIOo6Eda2nJXMuQJaKVFQskzIyzdMT8qxnD/ZdFRl4Z6vmuN9bfjRShVXhMcCZBkRVukzUplMjKopA9a4pVcyyNYNAEuUazTIFQqsDEnqakQ4IvQBIlAOhpFPeuQDtXVRQIWY9TXSo0gnoRXFqNADsxFRTT020+tdzztQA1JpyZ9qaTNOQd6AOZalSajWaaM3egDLsKVEAR3pjOF80kk/zQdKtGm3FCA0Y6qhI+WtSN4F7QhsX6nT5UF2RMO5U6ba9O1MwxJUfzo5WHcSLBJ+dCpZUkkkW3igRW49psEm8zt+mlRoYQFXUqCJ1AntIFH43BBQt7UCMJlACqlstFFzK8yHWGs3hpKgXFC7kGQMkzfUkxYXqr5h5ZZ8FC3MQlt0hxXhgghXxEQZgEwm4EGarHca65xbOwlLq0qhKVfCcqSCCekTVxh+YkKZfz4VDjpVqNEpVEpWvUqBH3YrePtRg3bPOAkzBt60oojiSU+IcqcoOiZmO071ccrYRK1AKSZJ1kx6Eb36Vc58Y8hQhylRXcN4Up9YQgETqSLDvW54VyujCKzl0rVcWEC/W8/WiWsRlhBCRlVoB32qR/EmSNbz715eb1GSelpHr4fSwjvtnMW2l0ETovNeCCNIIV6nS9V3EuUUfGMykKEKn4mzs4Cmyk6WIo1tfYHpOx7VecPxKgAY7CdPSsoZZQejTLhjJbRheHcMKlLYfyJWgFWcmAQdwR8Q313qr4ry860lLsS2okBW0jU+nevS8fyoHHWXEgDXMnbLrvtNapvhQUZWkKtYKMgHsNgOmldkc7u0vucE8Uaps8V5R4elxagfiSCoGbDLeRGoiZ7GtBjeTggJcZmFlIXm1RnsSBoRW74Zyg0y464lCfPBCSDCSAQqOgM6UQ/gIAmCBtGgGmtTlyzUuS6KxRhx4vsyuH5daZAAbSSnL8UkqMeb61bYVaEiPCA9ALelGuMgkWIqFbVcGScn2zriopUkZTnLhf2nCLcEeKwSoQPMpGhE62F/avPuWuIBh9LhEjQ+h3r2JpkB2+ipBnobGvFscz4L7rY0StSfYEgfSvR9DPlBw+Dh9bBRmpLyev8n8RQ+HFtjRVwbD1G1a1nE5tBEdf2rz/wD0nQRh3CRYuW9AP3rbBISSob69/wB6t6dGT2Fg05JoRbnvP0opJtQI6pc6UmLjWnW96QIAjTtVCOkdKSl3sa6m9O8KKBDUtTTsxHf8ajCe9SwdaAGqNPRpSXUZcNAHSuOldBnaKbMbU7xLaRQA3LXM56/SkVTTCmkMJBpK1pGnUxHCajcNtqkUQBeoftAO1AAhaVGgjaqrjRUlpwlOiVEEXvB1q7+0BRjfp1ofiaD4S7XyqAHUwbVLKPnTBY1bSgttRSqZka0bjePuOphWUHcpSBm7qjU0HxLArYdU04AFpNwNOuvvRPAMaG3k50pW2TdK7okiApQ3A1jeK7KTOewAKkyb1teD4TKgEqJMTl2ArN8SfS8vxUhlB0UhtOQeX74Tcebt8q0fBXSpsEkmLXrm9VfE7PRpOWyyiTNEJbNjVV9rKXUoIsqYPfpVy00ClP8AcSRB1FedNNHqxnHpCbTMi1juaPwqkCJIsbChcPhZuDcaiKtcBwvODMwTp2rK0+hykq2X3CsUiRlMAwCOh+V6uvHvE1WcJ4YltOWSobEmT9asAxpr8hXVjTSPNyOLZL4/cVCt5JsSDXVYYR+woN5qJGZR7g05yaFGKYK4r+Ch3alWIodZM1wyZ2RQFi1XT6ivLeN8IcdxjwaTnJcMJRBV3lMz9K9NfcCnI2g15a/i/ExYUha0LVnSpSZBkqUAkxBIjKDG1d3/AJydy+Dm9c/bFHp/JaSjBoSpBSpKlJWkgggzEkET0q9WbwdKpeUMMlvDJKVKIV5jmO+hEmCRaxImi+LN+JliygRB6VvLs51snleYZQD76Cj0Gq3D4Bc+Z05lTYRoOk71Ys4dLaYBPUlRuTTEyQJkgjUVPO03odpUHsetFBc+tCVCYgmaf4cCh1G/41OydtqpCGgTT0NmmOelJCiNPlQhDlTSS52mnuKqBTsbT6UASOLrjLoVtod6Y+LWqDDCwNx2oGFqUOldBrqUDWmqNAHU4kHY/wA96eh1JMAielNLHf2qJ9gnaR9aBDsU2VpKZiaquFNpQooz5jNWCnCkXV8/3ql4OE+K4o3JVYj86Ci7dZPQH8aquLlwtqSgnPlMdjBqzcxAIKUmD1qh+1YlK4UElM2KjE0qBHiXE8W66vM7BWLKOVIJI/uyi5rnD8Ap0lRshPmUdPLNwnqa0PNXD/s2MJCQpCjmSNpOqe8GfnWs5f5VzrOJfUAAmQ1AEDqRcJT7E1u50tGXGzzrHcLKQ48yFFlC8t4KkgzlzxaDpPWiOE49SEhQkpKoUkadu4Otq2vDCP8Ar0tXSpXnUUz5CVhU2zEmwAHTasXxbhy8IsLbBLTnwTeDqW1ZfvDWxpSqaplwcsfuRYZ0rzrLgCLZSY8qwdIO9W45lYSkQFLXvA36zWcwnCXMSgOspKoOVwDVKtfcEXongGJabWfEQvP8KUIRmKlba6Xrlnji1vdeDthkl2vPksWOc1JJJZnptboetaLhPP2FJGaWlaEEEp+YH40O9xbEtYY4k4RgNpUEQ6VFwa+ZSUp8gtv1oPDrc4r4iUYfCKLaErJS0pKjPxJCyoSoG14B60LDCSvjX5MpZpJ0nf4PRcNzLhV/A82q0wDf5G9HPcVQCmVCToOteK43lt5gF1pBJQMykgGUD/NJ8yfUFQPWtRyjxReKUyHICZgXsazyKUFcdovHFSdSN5/40jNBKdD9Kz/F+ecKykyhxR2EQD73irLmjBlpqWk5lZgEpEeYmwF+pNYnCcHxbjyW1DDpWo+bxJV4ZiQnJIBOlr+tRBNv3lVHjcbJTz+4+QnDYFap7FR/7RH1qNtHFHFZ1r+zD+0puY/xIM+5p/D+KcZOIGGDbzfmgkNNhCUWGYnJEamZ6CjuYUcRQ+ENvDENn/5GkpWANTKQBF4mt8uNRWkk/wCTHFkc3W6KN/Gut+KXXfEKW1GQgJ2jaNyBWMweEKHGysEEEKIOpESNetemYzBYZpsDFPNJU4oZ/OnMEJ85TrNyAIrHc+8RYU+h3CPIUMiR5J8pTYCCOkVp6d66r8Eepdy76NxyQ1ODZEwIMCP8ia0IYjQ36mqzlVKRhmlCLpkkCLm5sAN+1Wr6pSamXYI6wuBfUb9aLNxcUE0BlzG34VOhyelCExyrkeu38tU4QKHTBUJAsbdj1o0r7VSEyNSaaVVMarMZhl586CZiMp0PftSboErDkr2ma6kbUJgWVpHnUCreBp271PlJIgkR0osKJ/DIoXEAyNTf5UU5MXoa500piHkGutgjWnCnEzQB1CyLCkT1p7bcCo1a0xBC1gXNcK+1ICo0g3/Ok2OhmNZzoIPtWa4QhLa15yRKoHrWqFQFpEmAJpXoa0VmMw6FJOVRmZ/aelCMOEAQk2mSfzNFcQ4mWjlSlJPfvsIqrxDrigVKAAXoE2Co1mT6X3pXotIoudUZghxtY8VCkqGlotqdLGjuE45k4VxZWc7sjMTDjhSLhP8AiNJFC8SY8Zs+T1iwEd+9Y3EhSSAYSTGVKJOUHbsetUk2TKujbf6f4WU4hKgUocdnKbmEpkpUdTZSf2pc6FLbFwCM1spAyn7pRF7RrQHB+NpQlwOOJbcLq1BR+HNlQmCkTl096pOZOYvtAVmSnOLSgEJIF7idZm/eqcOQoy4lFxllQUlcBAcAuLIWofEoR8J0kHrUnAsE44AUtA+azy3VNi33QcwBjW16jW447hnBdQayriNB8JP1Fego5aU6w0hK0JaS2nKqCqZAJNiLkk0ZM304q/sViwqUnT1RTN4t5qQvFNqSr4kjFOn5+Qz713CY7FIBDXFGGk/2BB+v9K9F4jk5AInEqUY0CY/WjeH8jMrV5vFKALkrgBX9uWJjvNYfqo/P9Gz9NW6ZUOcfxiEqSnG4NeZJSf6RCiDqArIKi5V5tRhnE+K2jOlZGUSlKR/cFSQT2IHrR3HsJhMCkuoT59EIUc2b/K9wB1qk5T5fGMdL2LzZFkkBJylZ620SKpZMbg5zXtRLhPlwxt2+zY82/wCobSmQUNlRJEAut2IvPkUpVvQVm+J88Yx5KFNuqa3KvDQkbSUElSlQZEyK0XNn+nWDThFLwqFpeCc6ZWpQVFyiCdSJjvVnyLiWcRw1gJyy2nw1AgHKoEkkiNDM+9KU8cIucI3vZnFSclGR569zJiDlUrFvuKGoKyEqPfK4DHpTXOH/AGhcrccC1fdbJIA1glaiSa9Fx3B0pv4bRCpPlSCn1Eix7VKxwrDvISCyG1KBIUixGW2adB71l+rt8emdH6eKV+DAHkVkp8rziVkSM6UkGxN4II+tZHB4QqzQCchGbZMTFz1mLb3rQ4rGqLvhoUp5ZlAymZnadJi3YE1eOcHThcM0iCpxbqFOZUkzllZCY+6mPzrrhOaXud30cs4QcvaX2G4sltKEoBUoCCEjXaD/AMVc4PELM+IAJNkjUDudzQnCW222wct9zv7nU1K5hzPiEqAEQIntWdaNHQZiVeU/zWk1iITBufx9K6+mR6Aza4HpU2AZBAWIVO51jt0pJNitDMC2c2Y/Kr5BkCKCSkA1K29Foq1ozeyZztQ5kG9TocBqPECabEMMXIFzrUSTBp6URTVopDE69NtxTmkU1tuiAodKYEZsa66oVxXWkE0gI21japJFQIbyFRJJ3voKa3iUqEpII6iix0GuuEDypzGQNYgHU+1RvvhF1TrAgSaHexpsEp9yYj5TNCjGrUqCQn/6j81TUMaRa622/loqF3KkFRNvr6AbmhnJIupU+tU+GLniqKpKRYZjMdY9aLGkH+AFnOtI7A7DoR1rmMw4WAI00g04Ok6GRTFlQKYHWflvSGVqxKMg/pySBO597k1k+K8NeQBHmFyVCAdLKlRiO3etc6hJV/UlStQbwDt2qbGYbxGlJNh6SCNapOhSVo8kd4esNF4mBmg9QZIIN5UdL99agayZZIzyoi9um+ta0MhHDHHFjMlalmxHlK1KyzBsd7xWEbP3ZkajpXTbZlGjW8srw7IcDyvKs5coQpUpi6TGtQu4tnBkqwOKfAP3FIWJ6AqJyqA0EomiuXsA0rLmzAKkWJ1O0/nUvOfDGGUtBpv+otUDMokH5+1ckcq+q4u9/wDDqlj/AMaY/hHMeJek+G66rqlppV9rwiKscRjuMOQhpssFRAzKDQ8sXmQVT3G1PHFhgmEtoGZxYhCQbZupjQCiuC4qDLypdMZr6TsO1ZPKv3KCRr9G/a5Mx3COEJfLzuJWp5xCiJkkKi5USbqnYVoeHYsLWVtmQAP9vYjag+L8rqbBVhH1kn40SEmNoggE1n+GnG4RZUll05h5gW1EKHex+daOH1bfK/hCx5PoV7fue4YwpWwnKROQERqCIivPOL8q5v8AqMG4cO8SorAUQlY1K0gXSQdtPSj8A3inAhS/DZCreGDKsp1KykiNTaflRHCODtYVJLckypJWtUmJ0SNEptpWXPi206fx4KcIySVWuypw/BuKOIH/AKqYO2ZX4xQPCOAY99yMQ+osCQS4rPmG+RCiRPQkWq0bxvgYoNkjw3pyqkgZt09BV1wNyApKtQqLnbrT+vkTrW/4Jfp8fgh4fwNhlTjrKA2JupUqUqNTmOgmbCBYVX8dQXMUwxAMJUokEiM3lSTAvbP5TretLw1wKZSdJGb5mR+NZvgn9XH4p3ZENpM6BIiI9So1urrZzOvBo8Dw2IB80ddB6Ab0asEaazuPrT8G3Y/jUzgtVEsFA2uamaNtIrrZkA1OoWoAFx7OdspCikxYgwQdqBw77iUjxNdLCZ6n0qzdT2t3qWQRtP4UBYxBIAIqULnWhMcsoFgVW0Gs0sCFZZWMp6TNFioMJFKae1vIHb0rjtMQstqZHahmVKSswZSdp0NFiTQMbUSlmYFPWKHYTlV60APcUd6EPDU7QJvEfvRbyP8AmmpXUOKspNgq3Dtc0K2yoKmPU0YvBkkjMoAGxlNx10kU1OBTMKKlepMfS1IaJUQdSKHxQuMpgHURr6Haijg24jImOwiqPjuEdSpC21LKRMwJKdL9SNb0UAY4wE2SjXtoaY0FG5V7Uzh2JUpuXHBImYTeNioA2qLGcSaQDLkqtAAiSfmYpPsaCXGgoi3y/TpWb5i5wZa/ptq8Vz4cregJtBVpPYTVRz3xpYbDLS7KA8VQ1VuEhU/DtVHyFw9KsQ4twCMM0t03tmSCEgRqMxB9q2x4rVszySadHoOF4EF8EDYIDjqs5mBeSMvtXjxQptRQoQpJIIOxFeyF8Dh2EaCgFqAUeyTKpI71nObOVlYlP2hi7yU/1EAf+4kffT1WBqN66V1RFVsouWHx4oKiQJEXMSY6Vd83tg4tgknKmLe4k/L8KwLLqk6EiNu4qz4jxouLbXfyoSFAmxKd64cnp5PMpr4aOmOZKFM3HGMJ/Xa8PKfItJzGMpVHnB6is5xLD43CuErhxOyhcEdSBcH1FaFL6XFJULEgEHa4mjcfiC80MpH2hi6f8xuknuK58WSqi1o6smK/emZ7hfH2lzncDZjRWhPrWt4c63iWFtDFtZpBCc4gjUp1tWVwzuHdStSmkLG6Cjztk63EHWpW+VsGvKfGSkET5s9uxtr27Vs8UL5LRCjPj2mXjTzGFQEKxTBXdWXPYAEWzaT2oJjjC1S0wjxCoE5pAQNT8RiT6UE/wTCsL/pFtyBOYCwt/loatuEYxKSXM2YAWPX0rHIoRt1ZpHHKtszeKxqnUeG4gocDqCgnaDJ01tWsYYzuuoT9/KknomPOe06e9BcSR4zgWqBl8wHWOv6Ve8NaLbZMguKIUrfXaO1OFTppGeS4qvLFzE4WsOpQA8gmNiBYCN7kQKD5T4StvCEzC3JUbR5ryfnPpQXO2O8RWHwiTKnFBSo2SnSR3P4VolYopSlKYCUgCO0V0q0tnJ29EfByttZzfDFxmkT1q7S6FJkQR61SISVHoDrB1napgCCPDgQRMbgag9+9NMGi0YX5iIt+H6VOtf8AzVIysBSlJUQ53m/QEb0WcaDY27E6n32pioJxD8DrNOYbBAPaq9zFdBNStHSP56iiwoPBv3pFIEnWTN/y6VEqaYFGD60hDkLOZXTb5CpiqagS2dZqQGKYHGVQTp39aLQuq9hQWo+mlFITGlAHXXAAZPzpqU9qT3rTxJFhSAYUU3wamUk700oNAGCx3GESVKVJMx3FcPOaWwENoJAGtoE9SVVkX2FrvJjr+lCOYVWgJOm2p6U1j/kvkjX4jnxVyBI0CREk9oQqp+IcZ8NvNi0nOoApa8QkX2cCYH0iqPA4VOEHiKgvRYkA+H2A63uapsaFuKUpSZUSD5bgDWaXFWH4DHsc/ilA+IG0D4EIHkR6JEAnvReMZcKQCActy4Re/Xb5UDwzC51ggQb3M7bCiuN4gpQEk+ZWxOkXvSduSGnSM7xTzpWAc2TLe29rVbckBP2TiarBwMoSkk2hxRTl7kkCqXDslwqKIuD/ALrT+VvSj+T0FbyGswAccbSsblKVeJMbgZN+tdKdI55bZ6GzwXxXlMh3ItlpkJEWUMgBPUiQRbrRSUYnDXUnMlOq0Xgf5JN/lVhx7CK+0NPtQFosrbMiRIkVY8Gx6X0FYOhgjoRtUctGlnnnFuTvtyVYpghClGQjYjqY0JN71g+JcMdw6y2+gtLGk6K6QRX0A9wsFRW2fDc3I0V2UN/xoZ95t5tTeMZRCLKKiMvqkm1xtVqVkUeN8v8AF/O2ly4BCb/IQRpW1f4bCw8wRlUIUibpI3neaw/NbWERiVIwyXUpSbnaf8UKgx7+lX3BeOKQPAcN9lj4T2J2IHrXH6rDL98F9zs9PmT9k2EcT4GXJcAUh06qRaR3Asahw/DsSEwp9UDZTSZ+ZSZ96v8AC8bcb0g9v3GtWmJ4wvIk5bEA6xHrNcqzNR2dcsO9f0zK4fhK/v8AjLT0Kbf9qRejW2m8xEwBoDNq7xHmVQN3kpKtEoMqPoBeatuV+VncQUu4hJbZmfDV8bvTMPuInY3ParUJ5CJZMeNb7MfzBxvw3Wm0KgIcQXZA8wMFMHdIH5VtVvJQc+YFsJM9I2MzXl/OGMbXjccRoXIR/thMAexqNjiy3G0sun+mmJTu7eQknYDtc12/R4pJHn/Ucm2zWcvIL77mNUDEqS0DoUiwUPaR71qGZgSJ3/as1wbmVsoyFOWPKANgNIk3HvV+xjkO2QpJIAtMH5Gol2UghLt4g/Sp0vlAkCew1PXehfBXIEAH+a0QtkiwInuP0qR0Qvr8wVMfX50xbyVA+a47aU3FNKiAm+xn+GomcAU/EbdE9D3pj0Sh5SzCR6matMKoJNz/AM0LhWbDQdB2ox1gEbx2/mlMTZZpHeokgzf2/OhmMbcgg5f7v5eK5isUkFNyZMiLwNiY2qiCyQiNaYUWrueQCD77VCtzWPaihEeW9xpRuH0oPDOQTm+YvRJVuKAHO1IwaHKxrXW35ukiD7igAtRqPwj1riH5qYmgR4mELUAkmAPb8KIW2puFINxun9TWf+2KHU0UzxQgEeb8hWtFJoD4hi13BlROqgTPodjUOEx5AI3ncX+YqdeKTOx9KCfWFHSPrTpfBDsu8LzGpvyhCd/MReapsc6p05yqZ/ntXAIHmE96ch0D7sgfz3oUUtoG2xmBxGQ9xoe9T4RwNYtt1FgFpWO17i+u4qEshXmM2/gq4xfDMzQVEKTcx0Pb1o6f3CrR6085DZKrDLIAPvbpPSouVm/D8XqtSVEeo/4pvBMQ2vCtuLiMgCyToRY6+lHcKfZeStbChlByk9wBpNZjsA5y48MI2CCnxFbGdNJED8a8z4lzDicStKQ4G0hUpSL3/vVM5jXo/N/CkusGRKkeYHfuJ17+1ebvcOyvkNphKoUBcxIEpn1Bqq9tocVbpkeI+1OwpTjTykmxUhOcRsDANVWN+0Cy0LgKzABMpzHf0rXM8MIgixpYpC2xmKjA6Vis07pbOl4MfHdpmJVxPEFUlagTtED2TED5VrOQVN4x1WGxM+IoS0uVCY+JEBQSTvcdafy7ykvGKU+8VBoHUfEszZCJ0HU16VzJy4g4VAwraUO4fKpkjUFN4B3mN9a6Lj57ONt3p6LrgvLeGwqQGmUBQ1VHmUepOpo/F4nIhxZ0Qkn5Car+W+LfaGELVZcQsaQre21Zb/UnjqmGFthV3Asf/ryge1/lUJW9iPF8diSt91ZiVqJ9yZtT3WJgiZ39e3WgvDMSNjerfPKRbWtJ/JUPgFZdjXWjEv7zpp+tQ+FO1MWgf8b1NlGh4Vzg61ZUrSNjr7Vo8PzUhQKkqExouR7AiRXnSUbx+9F8PwRKwk3BuRFpFQ4LsdvpHofCHvtjsuCEJBhAM3/uJGvpVpgUISFNpNkrUACb21idqpuEqW2lOWEneBb5bVWsuveI8cwILhJSUzf8q5MalKbZ151GMY0eg4ZOtqKDVqyOB4m4i4t1BuPrce1aXBcVCkgrSUntcelrz7V0JHI2RYhszG1COHwcuWMotGkDsatnUyNIkW6/Kq3F4QxqTQNDBiYEp0Pmy9/WkcZIkW/aqxeIKTGX+dq4kKWbWBN9p6xNIqi94eue9GrdAE2NVeD8gtp1NTLxXS/SmmS1sNw0KB09KrWsApvMUElMkpT67DoKmaXIn+etHtOQL0C6I8ODl81j0mnB2Nz8668i3l11quGFUPjeSCbxA07SaAo8UWgkWB9agUzGp/npXaVdKM2QZY0p6PrSpUybElBUq2ZR9KuuG8FWuxSUgdvpApUqiboqKsusLwRDV1TOt9+0RFHABSFCBoR89K7SrJOzSiflDApxDRbWswhV0zae43qz4Zh/sWLUjMfDcSCJ0mb+kUqVW3uiDTYkjKf57VjeYuGpaCHgDAVJAGg1tSpVCKQOvGCBluhWh3E6CmKwy8U4G0XSBKybAevoJpUqmEUmaTk6NxwRoQlKRDbfw/5HSf51q8GldpUpdmJn22/DxBiRm6dDcH2uPavPP9S8TnfQkaAR8iZ+ZmlSrWHYmZVjDHIRGtSYdjygHalSptlpEgw59q44ymYilSoQMOwnCSoiBYak/h3NXGH4eELSReEnQSNRSpVlkejTF2XDBIiuoTZR3KjSpVliNM7uiApk+UT16Ad+p7UfgFFCgST+cdO1dpVqzA0TL5JEjY/iKkW2TFrb12lQhEDnD0G5AmgzhfN16ClSoY0wpvD7RQOOZWLC506UqVA0xYRMRJv0o5GIBUEj3pUqnzQ2HFVIlJ1A+VKlVkH/2Q==" /></p>

<p> </p>

<p><em><span style="font-size:22px;">Bir çocuk eline çanta verip okula yollamakla, cebine üç beş kuruş para koyup okul köşesine atılmakla eğitilmez.</span></em></p>

<p> </p>

<p><em><span style="font-size:22px;">Daha doğrusu ana babanın görevi burada bitmez.</span></em></p>

<p> </p>

<p><em><span style="font-size:22px;">Bu yüzden benim kanımca tembel çocuk, hatalı çocuk, suçlu çocuk yoktur.</span></em></p>

<p> </p>

<p><em><span style="font-size:22px;">Hatalı ve hatta suçlu ana baba vardır“</span></em></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;">Demiş <strong>“Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı“</strong> filminde <strong>Mahmut Hoca…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Rakamla 51,</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Yazıyla elli bir sene önce,</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:22px;"><strong>Anlayana…</strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//mahmut-hoca/1295/</link>
<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ULUSLARARASI ANKARA MÜZİK FESTİVALİ...</title>
<description><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:22px;">Türkiye'de kültürel etkinliğin en somut örneklerinden biri olma özelliğini taşıyan <em>Sevda – Cenap And Müzik Vakfı</em>  tarafından bu yıl 40'ıncısı düzenlenen <em>Uluslararası Ankara Müzik Festivali </em>sanat ve cemiyet hayatından seçkin isimlerinin katılımıyla gerçekleşti.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Organizasyonda <em>ikinci cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün kızı Özden Toker </em>ve diplomatik misyon temsilcileri de yer alırken, <em>Vakıf Başkanı Ali Başman ile eşi Nazan Başman, başkan yardımcısı Murat Başman ve Elif Başman</em> çifti geceye ev sahipliği yaptı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Ada Ankara'daki konserde şef <em>Orhun Orhon</em> yönetimindeki Ankara Festival Orkestrası yer alırken, gecenin ilk bölümünde <em>soprano Ezgi Karakaya, Hector Berlioz</em>'un altı şiirden oluşan <em>Yaz Geceleri</em> isimli eserini yorumladı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Konserin ikinci bölümünde ise <em>Joseph Haydn</em>'ın 103. Senfonisi seslendirildi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Açılışta bir konuşma yapan <em>Vakıf Başkanı Ali Başman,</em> festivalin Ankara kültür hayatına önemli bir katkı sunduğunu belirtirken, Bu yıl festival kapsamında 17 ülkeden 10 şef, 22 solist ve800'ü aşkın sanatçının yer alacağını kaydetti.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Başman, festivalde ayrıca  toplam 17 konser ve etkinliğin gerçekleştirileceğini söyledi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ali Başman, ayrıca açılış konserinin vakıf kurucularından <em>Cenap And</em>'ın, kapanış konserinin ise vakfın 28 yıl başkanlığını yürüten <em>Mehmet Başman</em>'ın anısına düzenleneceğini de sözlerine ekledi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">4 Nisan tarihinde başlayan ve 30 Nisan'a kadar sürecek olan etkinlik programı ise şöyle :</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">15 Nisan Çarşamba..</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Artemis Danza – Dans – MEB Şura Salonu..</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">16 Nisan Perşembe..</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Los Pitutos – Orkestra – CSO Ada Ankara, Ankara Ziraat Odası Ana Salon..</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">18 Nisan Cumartesi..</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">La Boheme – OPERA – Ankara Devlet Opera ve Balesi, Opera Sahnesi</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">20 Nisan Pazartesi..</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Gypsy Devils – Dünya Müziği - Çankaya Belediyesi Atatürk Sanat Merkezi. Kırmızı Salon.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">21 Nisan Salı..  </span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bobby Watson Quartet – CAZ – CSO Ada Ankara, Tarihi Salon.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">22 Nisan Çarşamba..</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ensemble Klasik Keyifler – ODA MÜZİĞİ – Devlet Resim ve Heykel Müzesi, Konser Salonu.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">24 Nisan Cuma..</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ingmar Lazar – RESİTAL - Devlet Resim ve Heykel Müzesi – Konser Salonu.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">28 Nisan Salı..</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Tataristan Senfoni Orkestrası – ORKESTRA – CSO Ada Ankara. Ziraat Bankası Ana Salon.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">30 Nisan Perşembe..</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Kapanış Konseri – Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası - </span></strong><strong><span style="font-size:22px;">ORKESTRA – CSO Ada Ankara, Ziraat Bankası Ana Salon.</span></strong></p>

<p> </p>

<h3><strong><span style="font-size:22px;">İyi Seyirler..</span></strong></h3>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nota ve Tınıyla…</span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//uluslararasi-ankara-muzik-festivali/1294/</link>
<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ARKADAŞ...</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir zamanlar “Arkadaş” diye bir şarkı vardı…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">70'li yıllarda,</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">"Bir kıvılcım düşer önce, büyür yavaş yavaş. Bir bakarsın volkan olmuş, yanmışsın arkadaş" diye başlayan..</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Herkesin dilinde, herkesin hayatında bir karşılığı olan.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">O dönemin arkadaşlıkları vardı o şarkının içinde; omuz omuza verilen mücadeleler, ekmeği ikiye bölüp paylaşmalar, birinin acısına diğerinin ortak olması…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Birlikte büyünür, birlikte düşülür, birlikte kalkılırdı. O şarkının sözleri kadar sahici, güvenilirdi insan ilişkileri.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bugün hâlâ dinleniyor o şarkı…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ama o anlattığı arkadaşlıklar?</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">İşte onlar eskisi kadar yok artık.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bugünün arkadaşlık diye sunulan ilişkileri çoğu zaman menfaatin gölgesinde gelişiyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">İnsanlar birbirine değer verdiği için değil, birbirinden ne koparabileceğini hesapladığı için yanaşıyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Birinin yanında olmak için gönül yeterli olmuyor; çıkarlar kesişmezse yollar da kesişmiyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir zamanlar “yan yana durmak” kıymetti, şimdi “işine yarıyorsa yanında görünmek” moda.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">O eski günlerde biri seni aradığında sebebi belliydi:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">-merak ettiği içindi.-</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bugün çoğu aramanın altından bir hesap, bir istek, bir beklenti çıkıyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">O eski arkadaşlıklar, sözün senet olduğu, bakışın her şeyi anlattığı dostluklar… Artık bir hatıra gibi anlatılıyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ama bütün bunlara rağmen insanın içinde tuhaf bir özlem kalıyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir zamanlar vardı çünkü…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Güven duvarını bir kerede değil, yıllara yayılarak ören arkadaşlıklar.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Kimse kimsenin sırtına basmazdı; herkes birbirinin yükünü hafifletirdi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Şimdi ise insan bazen kalabalığın içinde bile yalnız hissediyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü yanında duran çok, ama yanında duran “gerçek” az. Menfaatler değişince dostluklar da değişiyor. “Kardeşim” diyenlerin çoğu, ilk fırtınada seni yalnız bırakıyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">O yüzden bugün o eski şarkıyı dinleyince insanın içinde hem bir sızı hem de bir buruk gülümseme beliriyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü biliyor ki:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">**Şarkı duruyor ama şarkının anlattığı dünya çoktan gitti.**</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Yine de umutsuz olmak gerekmiyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Hayat hâlâ, çok nadir de olsa, insanın ruhuna iyi gelen dostlar çıkarabiliyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Belki az, belki tek tük…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ama onların kıymeti, bir dönemin bütün sahteliğine bedel oluyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Gerisi mi?</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Gerisi sadece kalabalık.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nota ve Tınıyla...</span></strong></p>

<p> </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//arkadas/1293/</link>
<pubDate>Tue, 14 Apr 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>EKRANLARDAN SATIRLARA</title>
<description><![CDATA[<h2 style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; text-align: center;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Ekranlardan Satırlara: Murat Aygen D&R’da Okurlarıyla Buluşuyor</span></span></strong></h2>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;">Ekranların sevilen ismi Murat Aygen, ilk kitabı “Sesten Az Önce”nin lansmanı kapsamında önce Ankara’da ardından İstanbul’da kitapseverlerle buluşacak. Oyunculuk kariyeriyle tanınan Aygen, bu kez bambaşka bir kimlikle, yazar olarak sevenlerinin karşısına çıkıyor.</span></span></span></strong></p>

<p> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;">Türkiye’nin en büyük kitap platformu D&R, kültür sanat etkinlikleri kapsamında okurları değerli isimlerle buluşturmaya devam ediyor. D&R, başarılı oyuncu Murat Aygen'i bu kez yazar kimliğiyle ağırlıyor. Sanatçı; aşkı, yalnızlığı ve insanın içsel yolculuğunu derinlikli bir dille ele aldığı "Sesten Az Önce" adlı ilk kitabını, 12 Nisan Pazar günü saat 15:00’te D&R Ankara Tunalı mağazasında ve 18 Nisan Cumartesi günü ise İstanbul’da; D&R Zorlu mağazasında saat 15:00’te okurları için imzalayacak. Her iki etkinlik de Murat Aygen’in kitabın yazım sürecini ve hayata dair dokunuşlarını paylaşacağı özel bir söyleşi ile başlayacak, ardından imza seremonisi ile devam edecek.</span></span></span></strong></p>

<p> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">“Sesten Az Önce” Hakkında:</span></span></strong></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p><strong><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><span style="font-family: Arial, Helvetica, sans-serif;">Yeni kitabı Sesten Az Önce ile okuru kelimelerin başladığı yerden değil, tam da kelimelerin doğmadan önceki o kırılgan aralıktan yakalayan Aygen; yalnızlık, aşk, hafıza ve insanın kendi iç sesi üzerine yoğun, düşündürücü metinler kaleme alıyor. Bu kitapta öğüt veren bir yazar değil, soruların etrafında dolaşan bir anlatıcı var.</span></span></span></strong></p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//ekranlardan-satirlara/1292/</link>
<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>DUYGULARIMIZI NE ZAMAN SOSYAL MEDYAYA SATTIK ?</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir zamanlar insanlar hissettiklerini anlatmak için kelimelere sığınırdı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir şiirin içine saklanır, bir romanın satırlarında kendini bulurdu.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Şimdi ise birkaç saniyelik paylaşımlara, içi boş cümlelere ve hızla tüketilen duygulara bıraktık her şeyi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Peki ne oldu bize?</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ne zaman bir kitabın kokusunu, bir cümlenin derinliğini; ekranların soğuk ışığına değiştik?</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ne zaman yazmak bir emek olmaktan çıkıp, görünmek için yapılan bir gösteriye dönüştü?</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bugün herkes yazıyor. Ama ne yazık ki herkes yazar değil.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Kalemi eline alanın kendini yazar, iki mısra karalayanın kendini şair ilan ettiği bir çağdayız.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Oysa yazmak; kelimeleri yan yana dizmek değil, onları bir kalbin ritmine uydurabilmektir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Her cümle bir yük taşır, her satır bir iz bırakır. Bu yüzden herkes kitap yazamaz. Yazmaya kalkışanların çoğu ya eksik kalır ya da anlamdan uzak, dağınık cümlelerin içinde kaybolur.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Gerçek yazar ise kurduğu dünyanın içinde kaybolmaz; aksine okurunu da o dünyanın içine çeker. Olayları bir bütün halinde, anlamın ve mantığın izinde örer. Onun yazdıkları yalnızca bir metin değil, neredeyse yaşayan bir hakikattir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ve şairler…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Onlar kelimelerin en kırılgan, en derin halini taşıyan insanlardır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Herkesin anlatamadığını iki dizede anlatan, bir ömrün yükünü bir mısraya sığdırabilen nadir ruhlardır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Şiir, basit uyaklardan ibaret değildir; şiir, hissedilmeden yazılamayan bir hakikattir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Gerçek bir şair, kelimeleri süslemez—onlara ruh verir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ama gel gör ki, bu ruh çoğu zaman fark edilmez.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bugün öyle bir noktadayız ki, değersiz olanın parlatıldığı, değerli olanın ise sessizliğe mahkûm edildiği bir düzenin içindeyiz.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çok satanın iyi olduğu yanılgısı, edebiyatın en büyük yaralarından biri haline geldi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Oysa bir kitabın çok okunması, onun derin olduğu anlamına gelmez. Gerçek değer, çoğu zaman kalabalıkların gürültüsünde değil, sessizliğin içinde saklıdır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Yazarlık ise bir anda var olunan bir kimlik değildir. Okudukça büyür insan. Okudukça genişler, derinleşir, dönüşür.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Yazarlık dediğimiz şey de tam olarak bu birikimin ürünüdür. Okunan her kitap, yoğrulan bir hamur gibidir. Ve bir gün o hamurdan bir eser çıkar. Bazen eksik, bazen kusurlu…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ama bu, çoğu zaman yazarın değil; zamanın, şartların ve dünyanın henüz hazır olmayışının sonucudur.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ne yazık ki bugün, emeğin yerini kolaycılık almış durumda.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Kopyala-yapıştır bilgilerle “kitap” yazanlar, birkaç sohbeti derleyip kendine “yazar” diyenler çoğaldı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Daha da acısı, şiirin zarafetini hafife alan, iki basit kafiyeyle kendini şair sananların çoğalmasıdır. Oysa gerçek şairler, bir kelimeyi bile yazmadan önce defalarca hisseden insanlardır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü şair olmak; kelimelerle konuşmak değil, kelimelerle susabilmeyi de bilmektir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Asıl soru ise hâlâ aynı:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">İnsanlar ne zaman bu kadar yüzeyselleşti?</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bugün bir kitap almak yerine saatlerce sosyal medyada anlamsız içeriklere gömülmeyi tercih eden bir alışkanlık büyüyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir kitaba verilecek para ağır gelirken, geçici heveslere harcananlar sorgulanmıyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Oysa bir kitap, yalnızca kâğıt değildir; bir hayat, bir iz, bir duygudur.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir şiir, insanın içindeki kırıkları onarabilir. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir roman, insanın kendine bile söyleyemediği duyguları yüzüne vurabilir. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ama biz, bu derinliği ekranların yüzeyselliğine değişiyoruz.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Belki de sorun şu:</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">İnsanlar duygularını yitirmedi…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Sadece onları susturmayı öğrendi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ve susturulan her duygu, bizi biraz daha uzaklaştırdı kelimelerin gerçek anlamından.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Yine de umut var.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü bir yerlerde hâlâ gerçekten yazanlar var.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ve bir yerlerde hâlâ bir dizeyi okurken kalbi titreyen insanlar…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Belki azlar.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ama edebiyat zaten hiçbir zaman kalabalıkların işi olmadı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nota ve Tınıyla…</span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//duygularimizi-ne-zaman-sosyal-medyaya-sattik/1291/</link>
<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BİR PARK’TAN FAZLASI… KUĞULU’NUN  KALBİMİZDE KALAN YERİ…</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Havalar yavaş yavaş ısınırken, şehir de sanki derin bir uykudan uyanıyor…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ağaçların dallarında taze yapraklar, sokak aralarında gezinen hafif bir rüzgâr, insanın içine sebepsiz bir ferahlık bırakıyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Böyle zamanlarda insanın içinden, betonun arasından sıyrılıp bir parka sığınmak geçiyor. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ben de tam bu yüzden, bugün biraz parklardan, biraz da kalbimde en çok yer edenlerden birinden söz etmek istedim.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ne zaman Kuğulu Park’ın önünden geçsem, içimde ince bir sızı belirir. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Sanki rüzgâr, yalnız ağaçların arasından değil, çocukluğumun içinden geçer… </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir zamanlar bildiğim o Kuğulu Park usulca gözlerimin önüne düşer.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">O yıllarda, bugün Sheraton Oteli ve Karum’un yükseldiği yerde Kavaklıdere Şarap Fabrikası vardı. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Üzüm bağlarının arasında kaybolan çocuk kahkahaları, en masum yaramazlıklarla yankılanırdı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Salkım salkım üzümler “ödünç alınır”, ardından fabrikanın bekçisinin sesiyle başlayan o tatlı telaş… </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Koşarken ya da kaçarken kalplerimiz de bizimle yarışırdı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve biz, soluğu Kuğulu Park’ta alırdık; saklanır, nefeslenir, çocukluğumuzu orada bırakırdık.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">O zamanki Kuğulu, bugünkünden çok daha geniş, çok daha derindi. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">İçinden henüz yollar geçmez, zaman orada biraz daha yavaş akardı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Daha da eskisini anlatanlar, buranın bir zamanlar içinden dere geçen, kavak ağaçlarıyla dolu bir arazi olduğunu söylerdi. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Zaten Kavaklıdere adı da oradan kalmıştı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Yaz akşamları ağabeylerimizle, ablalarımızla giderdik parka. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Salıncakların gıcırtısına karışan kahkahalar, çay bahçelerinde yudumlanan demli çay…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Hepsi birer anı değil, sanki hâlâ orada yaşayan küçük parçalarımızdı. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Kış geldi mi Kuğulu bambaşka olurdu; beyaz bir sessizlik kaplardı her yeri.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Eldivenlerimizi takar, kartopu savaşlarıyla dünyayı yeniden kurardık.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Sonra büyüdük.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Parka gidişlerimizin sebebi değişti, ama Kuğulu hep aynı kaldı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bu kez sevgilimizin elini tutarak yürüdük o yollarda. Kuğuların süzüldüğü gölette, aşkın en sade halini izledik.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Kulaklara fısıldanan şiirler, kalplerde saklanan umutlar… </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Park, çocukluğumuzdan gençliğimize uzanan en sessiz tanık oldu.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bize anlatılanlara göre parkın adı, Viyana’dan hediye edilen zarif beyaz kuğulardan gelirdi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bugün gölette süzülen kuğular ise başka bir coğrafyadan, Çin’den gelmiş olsalar da, o zarafet hiç değişmedi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Zamanla park küçüldü. Bir kısmı elçilik sınırlarına katıldı, bir kısmı yollara dönüştü.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">O kocaman dünya, şimdi küçük bir alana sığdırılmış gibi. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama ne tuhaftır ki, Kuğulu küçüldükçe içindeki anılar büyüdü.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bugün hâlâ şehrin ortasında bir kaçış noktasıdır orası.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Kalabalığın içinde yalnız kalabildiğin, gürültünün ortasında kendi sesini duyabildiğin bir sığınak…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Banklarda oturan insanlar, suya bakan gözler, ağır ağır yürüyen kuğular… Hepsi bir hikâye anlatır, duyan olursa.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Parkın girişindeki Tunalı Hilmi Efendi heykeli, çocuklara adanmış anıt ve o isimsiz metal heykel…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Rivayetlere karışmış bir aşkın, yarım kalmış bir hikâyenin sessiz bekçileri gibi dururlar. Belki de Kuğulu’nun hüznü biraz da buradan gelir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Şimdi geriye dönüp baktığımda, Kuğulu Park’ın aslında bir park olmadığını anlıyorum.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">O, çocukluğumuzun saklandığı bir köşe, gençliğimizin ilk heyecanı, hayatın içinden kopup gelen bir hatıradır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve bilir misiniz…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bazı yerler küçülmez aslında.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Sadece insanlar büyür, anılar derinleşir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Kuğulu Park da öyle…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Şimdi belki küçücük bir alan ama hâlâ koca bir ömür saklıyor içinde.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Ve biz her önünden geçtiğimizde, biraz kendimize, biraz geçmişimize rastlıyoruz orada…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Haydi gidin kağıt helvalar tükenmeden...</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Nota ve Tınıyla..</span></strong></p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//bir-park-tan-fazlasi-kugulu-nun-kalbimizde-kalan-yeri/1290/</link>
<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ALANINDA UZMAN 21 İSİMDEN PSİKOTERAPİYE IŞIK TUTAN BİR BAŞVURU KİTABI…</title>
<description><![CDATA[<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Psikoterapi kavramı günümüzde sıkça konuşulsa da ne olduğu, nasıl işlediği ve kimler için nasıl bir süreç sunduğu hâlâ pek çok kişi için belirsizliğini koruyor. Sosyal medyada, dizilerde ve gündelik söylemlerde sıkça yanlış ya da eksik biçimde temsil edilen psikoterapi; kimi zaman gizemli bir iyileşme vaadi, kimi zaman ise sıradan bir sohbet olarak algılanabiliyor. Bu bilgi kirliliği, terapiye dair gerçekçi beklentiler oluşturmayı zorlaştırırken, ruh sağlığı alanında güvenilir kaynak ihtiyacını da her geçen gün artırıyor.</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel yönetiminde, alanında uzman 21 ruh sağlığı profesyonelinin katkılarıyla hazırlanan Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu, psikoterapiye dair merak edilen tüm sorulara sade, anlaşılır ve bilimsel temelli yanıtlar sunuyor.</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu belirsizliği gidermek ve doğru bilgiyi güvenilir bir çerçevede sunmak amacıyla hazırlandı. Kitap, terapinin ne gizemli bir sihir ne de sıradan bir sohbet olduğunu; bilimsel temellere dayanan, yapılandırılmış ve etik sınırlar içinde yürütülen bir süreç olduğunu ortaya koyarken, dizilerde, sosyal medyada ve gündelik sohbetlerde yer alan yanlış temsilleri de ele alarak terapiye dair gerçekçi beklentiler oluşturmayı hedefliyor.</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>En çok sorulan sorulara net ve anlaşılır yanıtlar…</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Alanında uzman psikologlar ve ruh sağlığı profesyonelleri tarafından kaleme alınan kitapta şu sorular bütüncül bir yaklaşımla ele alınıyor:</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>*Psikoterapi nedir, ne değildir?</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>*Kimler psikoterapisttir?</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>*Hangi terapi türleri vardır?</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>*Terapi sürecinde neler beklenmeli, neler beklenmemelidir?</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Bunun yanı sıra; safsata terapiler, psikoterapinin etkili olduğu ve olmadığı durumlar, gizlilik ilkesi, psikolojik testlerin terapi sürecindeki yeri, aile, bağımlılık ve ilişkiler gibi başlıklar da kapsamlı biçimde inceleniyor.</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Ruh Sağlığı Okuryazarlığını Attırmayı Hedefliyor</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Toplumda ruh sağlığı okuryazarlığını artırmayı amaçlayan bu eser, psikoterapiyi tüm insani ve bilimsel yönleriyle görünür kılarak okuru kendi kendini tanıma yolculuğuna davet ediyor. Psikoterapi: Kendini Tanıma Yolculuğu, terapiye başlamayı düşünenler için yol gösterici bir kaynak; terapi sürecinde olanlar için yaşadıklarını anlamlandırmaya yardımcı bir rehber; ruh sağlığı alanına ilgi duyan herkes için güvenilir bir başvuru kitabı niteliği taşıyor.</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Medya İletişimi: 3D İLETİŞİM HİZMETLERİ – Gülçin Yılmaz İzel 0532 244 46 29</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Psikoterapi : Kendini Tanıma Yolculuğu - Yazarlar</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Prof. Dr. Kültegin Ögel</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Prof. Dr. Önder Kavakçı</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Klinik Psikolog Muhammed Yusuf Babacan</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Psikolog Buse Başakgil</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Klinik Psikolog Eslem Fulya Ekşi</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Uzman Psikolog Mert Kaya</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Klinik Psikolog Beste Hasırcı</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Psikiyatrist Dr. Pelin Taş</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Psikolog Ege Tanriöğen</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Psikolog Tuğçe Hilal Kadıoğlu</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Klinik Psikolog Ayça Kumru Urgancı</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Klinik Psikolog Derya Büşra Güneş </strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Klinik Psikolog Semanur Konuk</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Klinik Psikolog Beril Eser Odabaşı</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Klinik Psikolog Ezgi Uzun </strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Klinik Psikolog Elif Sena Özata </strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Klinik Psikolog Nihal Altıner</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Klinik Psikolog Gökşin Aköz</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="font-size:22px;"><strong><span style="color:#000000;">Klinik Psikolog İsmail Anıl Us</span>ta</strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="font-size:22px;"><strong>Klinik Psikolog Aleyna Damla Özcan</strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="font-size:22px;"><strong>Klinik Psikolog Neslihan Turan Kuş</strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="font-size:22px;"><strong><em><span style="font-family: Calibri; color: red;">Fotoğrafları indirmek için lütfen üzerlerine tıklayınız!.</span></em></strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//alaninda-uzman-21-isimden-psikoterapiye-isik-tutan-bir-basvuru-kitabi/1289/</link>
<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>O YAZ...</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Sinema bazen yalnızca bir hikâye anlatmaz; bir ruh hâlini, bir dönemi, hatta unutulmuş duyguları yeniden hatırlatır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;"><em>O Yaz</em> tam da bunu yapan, izleyicisini sessizce içine çeken ve bitse bile etkisi uzun süre devam eden bir film.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Başrollerde Radife Baltaoğlu İnce ve Çetin Osman Büyükakın’ın yer aldığı yapım, ilk bakışta sade bir anlatı sunuyor gibi görünse de aslında derinlikli bir duygusal yolculuk vadediyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Tanıtımda <em>“tiyatro tadında”</em> olarak nitelendirilmesi ise boşuna değil.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Film, sahne estetiğini sinemanın diliyle ustaca harmanlayarak izleyiciye adeta canlı bir performans izliyormuş hissi veriyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Yönetmen koltuğunda oturan Serdar Yıldırım, bu projede hem anlatım dili, hem de atmosfer kurma becerisiyle dikkat çekiyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir süre önce Ankara’da gerçekleşen gala sonrası film hakkında oluşan olumlu izlenimlerin tesadüf olmadığı çok net.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Yıldırım’ın detaylara verdiği önem, karakterlerin iç dünyasını yansıtmadaki başarısı ve duyguyu abartıya kaçmadan aktarabilmesi, filmi özel kılan unsurların başında geliyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Senaryo ve afiş tasarımını da üstlenen Çetin Büyükakın’ın katkısı, filmin kimliğini daha da güçlü hâle getiriyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Görüntü yönetmeni Erdem Avcı’nın kadrajları, sahne hissini destekleyen bir sadelikle ilerlerken; Saki Çimen’in müzikleri duyguların altını incelikle çiziyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Özellikle Gökhan Şeşen imzalı “O Yaz” şarkısı, filmin ruhunu tamamlayan önemli bir parça olarak öne çıkıyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;"><em>O Yaz</em>, eski Türk filmlerinin o tanıdık, iç burkan ama bir o kadar da samimi atmosferini günümüze taşıyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Aceleye getirilmeyen anlatımı, karakterlerin diyaloglarına yüklenen anlam ve sahne kullanımındaki sadelik, filmi benzerlerinden ayırıyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bu yönüyle izleyiciye yalnızca bir film değil, adeta bir yüzleşme deneyimi sunuyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Filmi sinemada izleme fırsatını kaçırdıysanız, şu anda YouTube üzerinden erişilebilir olması büyük bir şans.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Böyle bir yapımın gözden kaçması gerçekten üzücü olur.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Yönetmen Serdar Yıldırım’a kısa bir parantez açmak gerekirse, kendisini yakından tanıyanların da bileceği üzere; iyi bir okur, entelektüel ve araştırmacı gezgin olması,  samimiyeti, üretkenliği, her daim insanın içini ısıtan güler yüzlülüğü ve sanata olan bağlılığı bu emeğe doğrudan yansımış durumda.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bundan sonra adını herhangi bir projede gördüğünüzde tereddüt etmeden takip etmeniz gerektiğini söylemek abartı olmaz.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Filme kısa bir bakış atarsak, yüzeyde bir ilişkinin izlerini taşıyor gibi görünse de, aslında insanın kendi içindeki hesaplaşmalarına, söylenmemiş sözlerin ağırlığına ve zamanında sorulmayan ya da sorulmaması gereken soruların nelere mal olabileceğine ince bir dokunuş yapıyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bazen bir anlık öfke, bazen de küçük bir söz, hayatın akışını geri dönülmez şekilde değiştirebilir…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">İşte <em>O Yaz</em>, tam olarak bu kırılgan çizgide yürüyen bir hikâyenin izlerini taşıyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ve belki de en acısı şu:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Hayatta bazı cümlelerin telafisi yoktur…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bazı sorular hiç sorulmamalıdır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü bazen bir yaz geçer, ama bıraktığı iz bir ömür silinmez.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nota ve Tınıyla…</span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//o-yaz/1288/</link>
<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:56:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BAZI AYLAR HİSSEDİLİR… NİSAN GİBİ…</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nisan yaklaşırken, insanın içinde tarif edemediği bir kıpırtı başlar.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Sanki uzun süredir suskun kalan bir şarkı, yavaş yavaş hatırlanır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Rüzgârın sesi değişir, gökyüzü daha derin bir maviye döner, toprak ise sabırla sakladığı tüm renkleri bir bir geri vermeye hazırlanır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nisan, sadece bir ay değildir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nisan, kalbin yeniden atmayı hatırladığı zamandır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Kışın yorgunluğu henüz tam silinmemişken, bir sabah ansızın açan çiçekler gibi gelir hayatımıza.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Biraz ürkek, biraz cesur…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Tıpkı insanın yeniden umut etmeye başlaması gibi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Pencereden süzülen o ılık güneş, sadece odayı değil, insanın içini de aydınlatır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ve fark ederiz; aslında en çok kendimize uzak düşmüşüzdür.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nisan, eski defterlerin arasına saklanmış bir fotoğraf gibidir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Tozunu üflediğinizde, içinden bir anı dökülür.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çocukluk gelir akla…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Islak kaldırımlarda seksek oynanan günler, yağmurdan sonra toprağın kokusu, dallardan koparılan ilk çiçekler…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">O zamanlar zaman daha yavaştı, duygular daha gerçekti sanki.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ya da biz, hissetmeyi daha iyi biliyorduk.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Belki de Nisan’ın en güzel yanı, insana unuttuğu şeyleri hatırlatmasıdır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Sevmeyi, beklemeyi, sabretmeyi…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ve en önemlisi yeniden başlamayı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü doğa, her yıl aynı hikâyeyi anlatır bize:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ne kadar sert geçerse geçsin kış, bahar mutlaka gelir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir şehrin sokaklarında yürürken, ağaçların dallarında açan tomurcuklara denk gelirsiniz.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Kimse fark etmese bile onlar oradadır; sessizce büyür, sabırla açar.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">İnsan da biraz böyledir aslında.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">İçinde taşıdığı umutları kimse görmese bile, doğru zamanı bekler.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nisan, kalbin en yumuşak yeridir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir bakışta, bir gülüşte, belki de yarım kalmış bir hikâyede kendini hatırlatır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bazen bir şarkıda, bazen bir rüzgâr esintisinde dokunur insana.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ve der ki:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">“Her şey yeniden başlayabilir.”</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Belki de bu yüzden Nisan, en çok âşıkların ayıdır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü içinde hem özlem vardır hem kavuşma…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Hem geçmişin izi, hem geleceğin ihtimali…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Şimdi takvimler yavaş yavaş Nisan’ı gösterirken, içimizdeki o küçük umudu büyütmenin zamanı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Belki bir pencere açarak, belki eski bir anıyı gülümseyerek hatırlayarak…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü bazı aylar sadece yaşanmaz…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Hissedilir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ve Nisan, en çok hissedilen aydır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nota ve Tınıyla…</span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//bazi-aylar-hissedilir-nisan-gibi/1287/</link>
<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KALP SAĞLIĞINIZ İÇİN OKUMALISINIZ</title>
<description><![CDATA[<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; width: 480.3pt; border-collapse: collapse;">
	<tbody>
		<tr>
			<td style="margin: 0px; width: 480.3pt; padding: 0px;">
			<p><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Kalp Sağlığına Yeni Bir Yaklaşım: <i>Cor Vita – Demir Protokolü</i> Okurla Buluştu</span></strong></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;"> Prof. Dr. Bülent Demir’in kalp sağlığına bütüncül bir bakış getirdiği <i>Cor Vita: Demir Protokolü</i>, Destek Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Kardiyoloji alanındaki yıllara dayanan klinik deneyimini bilimsel verilerle harmanlayan Demir, bu kitapta yalnızca hastalıkları değil, kalbi yaşlandıran görünmeyen nedenleri de mercek altına alıyor.</span></strong></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Modern tıbbın çoğu zaman semptomlara odaklandığını vurgulayan eser, kalp-damar hastalıklarının arkasındaki temel dinamikleri; yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, stres, çevresel toksinler ve inflamasyon gibi geniş bir perspektiften ele alıyor. Kitapta geliştirilen “Demir Protokolü” ve “CardioLongevity” yaklaşımı, kalp sağlığını yalnızca damar açıklığıyla değil, biyolojik yaşlanmanın merkezinde konumlandırarak okura yeni bir sağlık anlayışı sunuyor.</span></strong></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Eserde dikkat çeken en güçlü mesajlardan biri ise kalbin yalnızca fizyolojik bir organ olmadığı; duygular, zihin ve bedenle çift yönlü bir iletişim içinde çalışan kompleks bir merkez olduğu fikri. Kalp ile beyin arasındaki etkileşimden elektromanyetik alanlara, beslenmeden psikolojik dengeye kadar uzanan geniş bir çerçevede sunulan bilgiler, okuru kendi yaşam alışkanlıklarını sorgulamaya davet ediyor.</span></strong></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;"><i>Cor Vita: Demir Protokolü</i>, sadece kalp hastaları için değil; daha uzun, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam hedefleyen herkes için bilimsel temellere dayanan bir yol haritası niteliği taşıyor. Beslenmeden egzersize, uyku düzeninden çevresel faktörlere kadar günlük hayatın her alanına dokunan önerileriyle kitap, “sağlıklı yaşam” kavramını yeniden tanımlıyor.</span></strong></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Kalp sağlığını korumanın ve hatta geri kazanmanın mümkün olduğunu savunan bu çalışma, okura şu soruyu yöneltiyor: Kalbinizi gerçekten ne kadar tanıyorsunuz?</span></strong></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;"> </span></strong></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;"> </span></strong></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Arka Kapak Yazısı:</span></strong></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;"> </span></strong></span></p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Daha genç bir kalp, daha uzun bir hayat.</span></strong></span></p>

			<p style="text-align: justify;"> </p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Kalp ve damar hastalıkları hâlâ dünyada bir numaralı ölüm nedeni ve çok ciddi bir sağlık sorunudur.</span></strong></span></p>

			<p style="text-align: justify;"> </p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Bilim artık gösteriyor ki kalbin ve damarların biyolojik yaşını gençleştirmek, yaşam süresini ve yaşam kalitesini belirleyen en önemli faktörlerden biridir.</span></strong></span></p>

			<p style="text-align: justify;"> </p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Bu kitap, beslenme, inflamasyon, mikrobiyota, metabolik sağlık, çevresel toksinler ve modern kardiyoloji tedavileri arasındaki bağlantıları güncel bilimsel kanıtlarla açıklayan kapsamlı bir rehberdir. Amaç yalnızca hastalığı ve semptomları yönetmek değil, kalp ve damar sistemini bütüncül bir yaklaşımla korumak, güçlendirmek ve genç tutmaktır.</span></strong></span></p>

			<p style="text-align: justify;"> </p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Demir Protokolü temelinde geliştirilen cardiolongevity yaklaşımı, klasik tıbbın kanıtlarını, yaşam tarzı tıbbının gücünü ve yeni nesil tedavilerin imkânlarını bir araya getirerek daha uzun, daha sağlıklı ve daha kaliteli bir yaşam için bilimsel bir yol haritası sunuyor.</span></strong></span></p>

			<p style="text-align: justify;"> </p>

			<p><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Bu eser kendi kalbini de iyileştirmeye çalışan bir kardiyolog ve ilaç bilimcinin profesyonel birikimiyle hazırlanmıştır.</span></strong></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;"> </span></strong></span></p>

			<p> </p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="margin: 0px; width: 480.3pt; padding: 0px;">
			<p style="text-align: center;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;"> </span></strong></span></p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Yazar Hakkında:</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Prof. Dr. Bülent Demir,MD,PhD 2005 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Aynı yıl girdiği Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda derece yaparak Türkiye 3.’sü olmuş ve kardiyoloji ihtisasına Ankara Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başlamıştır. 2010 yılında kardiyoloji uzmanı unvanını almıştır.</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">2010–2019 yılları arasında İstanbul Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kardiyoloji uzmanı ve başasistan olarak görev yapmış, bu süreçte özellikle girişimsel kardiyoloji alanında yoğun klinik ve pratik deneyim kazanmıştır.</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">2016 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Tıbbi Farmakoloji alanında doktorasını tamamlamış; damar sertliği ve kolesterol tedavisinde kullanılan ilaçlar (özellikle statinler) üzerine yaptığı tez çalışması ile Bilim Doktoru (PhD) unvanını almıştır. Kardiyovasküler farmakoloji alanındaki bu akademik birikimi, klinik pratiğinde hasta yönetimine önemli katkı sağlamaktadır.</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">2017 yılında Üniversitelerarası Kurul tarafından kardiyoloji alanında Doçent Doktor unvanı verilmiştir. 2024 yılında ise kardiyoloji alanında Profesör Doktor unvanını almıştır.</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">2019–2022 yılları arasında yurt dışında çalışarak uluslararası hasta deneyimi kazanmış ve farklı sağlık sistemlerinde ileri kardiyolojik uygulamalar konusunda tecrübe edinmiştir.</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Prof. Dr. Bülent Demir halen İstanbul Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde görev yapmaktadır.</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Girişimsel kardiyoloji alanında ileri düzey deneyime sahip olup;</span></strong></span></p>

<ul style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;">
	<li style="margin-left: 15px;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Koroner anjiyografi, balon ve stent işlemleri</span></strong></span></li>
	<li style="margin-left: 15px;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Periferik arter hastalıklarının girişimsel tedavisi</span></strong></span></li>
	<li style="margin-left: 15px;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Karotis (şah damarı) stentleme</span></strong></span></li>
	<li style="margin-left: 15px;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">TAVI (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu)</span></strong></span></li>
	<li style="margin-left: 15px;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">MitraClip (transkateter mitral kapak onarımı)</span></strong></span></li>
</ul>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">gibi ileri girişimsel işlemleri aktif olarak uygulamaktadır.</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Kardiyovasküler farmakoloji, Prof. Dr. Demir’in öne çıkan uzmanlık alanlarından biri olup; lipid düşürücü tedaviler, antitrombotik tedaviler ve kalp-damar hastalıklarının ilaçla yönetimi konusunda ileri düzey bilgi ve deneyime sahiptir.</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmış 40’tan fazla bilimsel makalesi bulunmakta olup, bu çalışmaları literatürde çok sayıda atıf almıştır. Özellikle ateroskleroz (damar sertliği), damar sertliğinin geriletilmesi (reversal) ve kardiyometabolik risk yönetimi konularındaki çalışmaları öne çıkmaktadır.</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Ayrıca çok sayıda ulusal ve uluslararası kongrede sözlü sunumlar yapmış, oturum başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. Görsel ve yazılı basında sağlık alanındaki görüşleriyle sıkça yer almakta olup, kamuoyunda tanınan kardiyologlar arasında bulunmaktadır.</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Prof. Dr. Bülent Demir, modern kardiyolojiyi yalnızca hastalık tedavisi ile sınırlamayan; aynı zamanda uzun yaşam (longevity) ve kalp odaklı uzun yaşam (cardiolongevity) perspektifi ile ele alan bir yaklaşımı benimsemektedir. Klinik pratiğinde, ileri kardiyolojik tedavileri yaşam tarzı düzenlemeleri ile entegre ederek, kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi ve geriletilmesine yönelik çalışmalar yürütmektedir.</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Bu kapsamda özellikle kalp dostu beslenme, egzersiz,  obezite tedavisi, yeni nesil risk faktörleri,  enerji tıbbı, aralıklı oruç (intermittent fasting), açlığı taklit eden diyet (fasting mimicking diet) ve bitki ağırlıklı diyet yaklaşımlarına ilgi duymaktadır.</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"> </p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;"> Eser Adı: Cor Vita: Demir Protokolü</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Alt Başlık: “Kalbini gençleştir, ömrünü uzat!”</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Yazar Adı: Prof. Dr. Bülent Demir</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Editör: Devrim Yalkut</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Yayınevi: Destek Yayınları</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Türü: Sağlık</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Fiyatı: 420 TL</span></strong></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-size:22px;">Sayfa Sayısı: 312</span></strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//kalp-sagliginiz-icin-okumalisiniz/1286/</link>
<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 17:31:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KAZIM’IN İSYANI, VOLKAN’IN HÜZNÜ, KARADENİZ’İN İKİ ÇIĞLIĞI...</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p> </p>

<p align="center"> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Sen anlat Karadeniz...</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Yağmurunla, rüzgarınla, öfkenle anlat.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Anlat ki bilelim; ne çok susmuşsun, ne çok yanmışsın içinde...<br />
<br />
Kazım’la başlasın türkülerin.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Denizin ötesine söylenmiş şarkılarla…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">“Gelevera Deresi”nden yankılansın sesi;</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Çünkü o, bir halkın içli çığlığıydı.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Tulumun sesinde, martının çığlığında, yağmurun aralığında saklıydı o çocuk.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Erken gitti…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ama ardından milyonlarca yürek ağladı;</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Çünkü Kazım, sadece bir sanatçı değil, bir direnişti.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Sahici, hırçın, yaralı ama dimdik bir yürek.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Şair Ceketli…</span></strong></p>

<p><br />
<br />
<strong><span style="font-size:22px;">Sonra Volkan…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Karadeniz’in öteki asisi.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Bir başka acının, bir başka özlemin sesi.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">“Cerrahpaşa”da bir gece boğazımıza düğüm olduysa onun yüzünden oldu.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Sesi, dağların ardından yükselen bir isyan gibi.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Bazen bir annenin ağıdı, bazen terk edilmiş bir sevdalının çırpınışı gibi...<br />
<br />
Sen anlat Karadeniz…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Çünkü senin evlatların, sevdikçe kanıyor.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ağladıkça türkü oluyor.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ve sustukça ölüyor içten içe…<br />
<br />
Bu iki asi çocuk da seni anlattı hep.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Kazım biraz ölüme inat, Volkan biraz hayata küskün...</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ama ikisi de senin kokundu.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Senin toprağındandı.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Senin yüreğinden konuştu.<br />
<br />
Şimdi ikisi de mezarında sessiz…<br />
<br />
Ama ikisi de hala anlatıyor seni.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Çünkü Karadeniz susmaz.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Sustuğunda, o türküleri dinleyin.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">İçinde Kazım da var, Volkan da…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ve sen varsın Karadeniz.</span></strong><br />
 </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">31 Mart…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Volkan Konak..</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">1 yıl önce bugün kaybetmiştik…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Hazır onunla ilgili bir yazı yazmaya karar vermişken, yine ölüm yıldönümü yaklaşan ki 25 Haziran 2005 tarihinde yaşama veda eden Kazım Koyuncu'dan da bahsetmek istedim bu köşede…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Karadeniz'in yetiştirdiği iki mert ve demokrat sanatçı..</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Tabii başarılı müzik yapan başka müzisyenler de var ama halk nezdinde Karadeniz müziği denilince ilk akla gelen bana göre bu iki isim.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">En azından bana göre…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bu yüzden ikisini de birlikte yad etmek istedim.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;"><em>Kazım’ın isyanını, Volkan’ın hüznünü… </em></span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;"><em>Karadeniz’in iki çığlığını.”</em></span></strong></p>

<p><br />
 </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Işıklar içinde uyusunlar…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nota ve Tınıyla…</span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//kazim-in-isyani-volkan-in-huznu-karadeniz-in-iki-cigligi/1285/</link>
<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>CESUR BİR KİTAP</title>
<description><![CDATA[<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small; width: 480.3pt; border-collapse: collapse;">
	<tbody>
		<tr>
			<td style="margin: 0px; width: 480.3pt; padding: 0px;">
			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Türkiye’nin En Tartışmalı Konularından Birine Atılan Cesur Bir Neşter: </strong><i><strong>Kayıp Türkler</strong></i><strong> 15. Baskısıyla Destek Yayınları’nda.</strong></span></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Ali Rıza Özdemir’in çok konuşulan çalışması, Türkiye’de etnik kimlik tartışmalarının merkezindeki “kayıp aidiyetler” meselesini yeniden gündeme taşıyor.</span></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Ali Rıza Özdemir imzalı <i><strong>Kayıp Türkler</strong></i>, Destek Yayınları etiketiyle 15. baskısına ulaşarak Türkiye’de uzun süredir tartışılan etnik kimlik meselesini yeniden tartışmaya açıyor. İlk yayımlandığı günden bu yana yoğun ilgi gören eser, özellikle sosyal medyada ve akademik çevrelerde süregelen tartışmaların da etkisiyle okur kitlesini büyütmeyi sürdürüyor.</span></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Kitap, Türkiye açısından son derece hassas ve ilgi çekici bir başlığa odaklanıyor: Türkmen kökenli bazı aşiretlerin zaman içinde farklı diller konuşmaya başlaması ve bunun yarattığı kimlik dönüşümü. Yazar, bu dönüşümü “kültürel değil, ağırlıklı olarak dilsel bir değişim” olarak ele alarak tartışmayı farklı bir zemine taşıyor.</span></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Eserde yer alan en dikkat çekici noktalardan biri, Osmanlı arşivleri ve saha araştırmalarıyla desteklenen veriler üzerinden Türkiye’nin doğu ve güneydoğusundaki bazı toplulukların kökenlerine dair yeni bir okuma sunulması. Kitapta, tarihsel kayıtlar, aşiret anlatıları ve akademik çalışmalar birlikte değerlendirilerek, Türkiye’deki etnik yapının sanıldığından çok daha karmaşık olduğuna dikkat çekiliyor</span></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Özdemir’in çalışması günümüz Türkiye’sinde hâlâ canlılığını koruyan kimlik, aidiyet ve toplumsal bütünlük tartışmalarına doğrudan temas ediyor. Yazar, özellikle etnik ayrışmaların önüne geçilmesi için bilimsel verilerle hareket edilmesi gerektiğini vurgularken, “kayıp” olarak tanımlanan toplulukların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor</span></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Türkiye’nin yakın tarihinde ve bugünün toplumsal yapısında karşılık bulan bu çalışma kamuoyunda yeni tartışma başlıkları açmaya aday güçlü bir araştırma olarak öne çıkıyor.</span></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong> </strong></span></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Arka Kapak Yazısı:</strong></span></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong> </strong></span></span></p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Türkiye’nin toplumsal hafızasında eşikleri aşan, kimlik tartışmalarında ezber bozan bir klasik.</strong></span></span></p>

			<p style="text-align: justify;"> </p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Bu çalışma; Türkiye, Irak, İran ve Suriye hattında yüzyıllardır varlık gösteren yüzlerce Türkmen aşiretinin dilsel değişim süreçlerini, “etnik coğrafya” metodolojisiyle mercek altına alıyor. Tarihi süreç içerisinde Kürtçe ve Zazaca konuşmaya başlayan Türkmen boylarının izini süren eser, meseleyi kapsamlı ve yetkin bir şekilde ele alıyor.</span></span></p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Kitap, şu can alıcı sorulara yanıt arıyor:</span></span></p>

			<p style="text-align: justify;"> </p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">• Kürt-Türkmen etkileşimi nasıl gerçekleşmiştir?</span></span></p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">• Türkmen aşiretleri neden Kürtleşmiştir?</span></span></p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">• Kürtleşme neyi ifade etmektedir?</span></span></p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">• Kürtleşme halen devam etmekte midir?</span></span></p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">• Hangi Türkmen aşiretleri Kürtleşmiştir?</span></span></p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">• Türkmen kökenli bu aşiretlere milli aidiyetleri geri verilebilir mi?</span></span></p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">• Türkleşen Kürtler yok mudur?</span></span></p>

			<p style="text-align: justify;"> </p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">Kimliklerin iç içe geçtiği bu coğrafyada, dünü anlamak ve bugünün</span></span></p>

			<p style="text-align: justify;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">toplumsal yapısını kavramak isteyenler için Kayıp Türkler, vazgeçilmez bir</span></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">başvuru kaynağı niteliğinde</span></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong> </strong></span></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Yazar Hakkında:</strong></span></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong> </strong></span></span></p>

			<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;">1977 yılında Erzincan’da doğdu. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü’nden mezun oldu. Erzincan Üniversitesi’nde Dersim’de Eğitim (1848-1908) başlıklı teziyle yüksek lisansını tamamladı. Yazarın yayımlanmış otuza yakın kitabı, yüzlerce köşe yazısı, onlarca akademik yayını, çok sayıda kitap bölümü, rapor ve söyleşisi bulunmaktadır. Uzmanlık alanlarıyla ilgili birçok konferans, panel ve sempozyuma konuşmacı olarak katıldı, radyo ve televizyon programlarında bilgilerini kamuoyu ile paylaştı. Birçok sivil toplum örgütüne fahri danışmanlık yaptı. Alevilik ve Bektaşilik araştırmalarına yoğunlaşmış uluslararası akademik bir yayın olan <i>Ahmet Yesevi Dergisi</i>’nin sahibidir. 200 kadar Alevi inanç ve kanaat önderinin imzaladığı <i>Alevilik Bildirgesi</i>’ni kaleme aldı, bu bildirge Almancaya da çevrildi. Yirmi yılı aşkın süreyle Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okul ve kurumlarda öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. 2023 ile 2025 yılları arasında ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda başkanlık/genel müdürlük görevinde bulundu. Halen yüzlerce sivil toplum örgütünün yer aldığı Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu’nun başkanlığını yapmaktadır.</span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="margin: 0px; width: 480.3pt; padding: 0px;">
			<p style="text-align: center;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"> </span></span></p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Eser Adı: Kayıp Türkler</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Alt Başlık: Etnik Coğrafya Bakımından Kürtleşen Türkmen Aşiretleri</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Yazar Adı: Ali Rıza Özdemir</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Editör: Devrim Yalkut</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Yayınevi: Destek Yayınları</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Türü: Araştırma</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Fiyatı: 450 TL</strong></span></span></p>

<p style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: small;"><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Sayfa Sayısı: 360</strong></span></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//cesur-bir-kitap/1284/</link>
<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 20:53:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SENARİST...</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p data-end="343" data-start="173"><strong><span style="font-size:22px;">Televizyonda yeni bir dizi yayınlanmaya başlıyor ve daha ilk bölümden itibaren yorum yağmuruna tutuluyor...</span></strong></p>

<p data-end="343" data-start="173"> </p>

<p data-end="343" data-start="173"><strong><span style="font-size:22px;">Bir nevi sosyal medya bombardımanı...</span></strong></p>

<p> </p>

<p><em><strong><span style="font-size:22px;">“Bu ne saçmalık?”, “Senarist uyuyor mu?”, “Ben olsam şöyle yazardım…”</span></strong></em></p>

<p> </p>

<p data-end="453" data-start="345"><strong><span style="font-size:22px;">Artık fark ettik ki bu ülkede çok ama çok fazla senarist var.</span></strong></p>

<p> </p>

<p data-end="833" data-start="455"><strong><span style="font-size:22px;">Oysa senaristlik, dışarıdan bakıldığında öyle basit ve hafife alınacak bir iş değil.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü ortada sadece bir hikâye yok; onlarca bölüm sürecek bir dünya kurmak var.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Her karakterin geçmişini, motivasyonunu, dönüşümünü hesaplamak; her bölümde izleyiciyi yeniden yakalamak; temposu düşmeden, inandırıcılığını kaybetmeden hikâyeyi ileri taşımak gerekir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p data-end="1176" data-start="835"><strong><span style="font-size:22px;">Bir sahnenin birkaç dakika sürmesi, onun birkaç saatte yazıldığı anlamına gelmez.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bazen tek bir diyalog için saatlerce düşünülür, defalarca silinip yeniden yazılır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Üstelik bu süreç sadece <em>“yaratıcılık”</em> meselesi de değildir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Kanalın beklentisi, yapımcının talepleri, reyting kaygısı, oyuncu uyumu… </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Hepsi aynı anda denklemde olmak zorundadır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p data-end="1277" data-start="1178"><strong><span style="font-size:22px;">Kısacası senaristlik; ilhamla başlayan ama disiplinle yürüyen, sabırla ayakta kalan bir maratondur.</span></strong></p>

<p> </p>

<p data-end="1339" data-start="1279"><strong><span style="font-size:22px;">Ama gel gör ki sosyal medya çağında herkes her şeyi biliyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p data-end="1582" data-start="1341"><strong><span style="font-size:22px;">İki karakter arasında yaş farkı var diye kıyamet kopuyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Hikâye beklenmedik bir yöne kırılıyor diye <em>“Senaryo çöktü”</em> ilan ediliyor. Hatta ne hikmetse sanki içlerine doğmuş gibi final yapacağı iddia ediliyor…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Oysa iyi hikâye dediğin biraz da sürpriz değil midir? Her şey tahmin edildiği gibi gitse, kim izler o diziyi?</span></strong></p>

<p> </p>

<p data-end="1835" data-start="1584"><strong><span style="font-size:22px;">Eleştiri elbette kıymetlidir. Hatta gereklidir. Ama eleştiriyle hoyratça <em>“sallamak”</em> arasında ince bir çizgi var.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">O çizgi her geçen gün biraz daha siliniyor. Çünkü artık mesele anlamak değil, sadece konuşmak. Hatta çoğu zaman, en yüksek sesle konuşmak.</span></strong></p>

<p> </p>

<p data-end="2106" data-start="1837"><strong><span style="font-size:22px;">İşin ironik tarafı şu:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;"><em>“Ben olsam şöyle yazardım”</em> diyenlerin büyük çoğunluğu, bırakın bir senaryoyu, iki sayfalık tutarlı bir hikâye bile yazmamıştır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü yazmak; fikir yürütmekten, yorum yapmaktan çok daha zor bir eylemdir. Sorumluluk ister. Sabır ister. Emek ister.</span></strong></p>

<p> </p>

<p data-end="2151" data-start="2108"><strong><span style="font-size:22px;">Kolay olan eleştirmektir. Zor olan üretmek.</span></strong></p>

<p> </p>

<p data-end="2309" data-start="2153"><strong><span style="font-size:22px;">O yüzden bir dahaki sefere bir dizi izlerken, beğenmediğiniz bir sahnede hemen hüküm vermek yerine şunu sormak fena olmaz: <em>“Gerçekten ben yazabilir miydim?”</em></span></strong></p>

<p> </p>

<p data-end="2364" data-start="2311"><strong><span style="font-size:22px;">Eğer cevap içten bir <em>“evet” ise, buyurun kalem sizin.</em></span></strong></p>

<p> </p>

<p data-end="2425" data-start="2366"><strong><span style="font-size:22px;">Ama değilse, belki de biraz daha insaflı hatta ve hatta saygılı olmakta fayda var.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nota ve Tınıyla...</span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//senarist/1283/</link>
<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ANKARA'DA YAĞMUR VE EKSİLEN BİR ŞEYLER... </title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bugün Ankara’da yine yağmur var.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Öyle aceleci, bağırıp çağıran cinsten değil…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Sanki eski bir dost gibi, usulca geliyor. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Camlara vururken bir şey anlatmak ister gibi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ankara’nın yağmuru başkadır derler ya, gerçekten öyledir.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Ne İstanbul gibi telaşlıdır ne de sahil şehirleri gibi hafif…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Biraz ağırdır, biraz düşünceli. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Sanki her damlası geçmişten bir anı taşır da yere öyle düşer.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Kaldırımlar ıslanmış, asfalt kararmış, insanlar yine aynı telaşla bir yerlere yetişmeye çalışıyor. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Ama yağmur, kimseye aldırmadan kendi hikâyesini yazıyor. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Şemsiyelerin altında saklanan yüzler, vitrinlere yansıyan siluetler… </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Hepsi bir film sahnesi gibi akıp gidiyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Eskiden yağmur yağdığında bir şeyler değişirdi sanki.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">İnsanlar daha çok konuşur, daha çok hatırlardı.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bir çayın buğusunda, bir pencere kenarında geçirilen saatler vardı.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Şimdi ise herkes yağmurdan kaçıyor, oysa geçmişte yağmurun içinde bir şeyler bulunurdu.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Belki de kaybettiğimiz şey tam olarak bu:</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Yağmurun anlamı.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir zamanlar birinin elini tutmak için bahaneydi yağmur.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Aynı şemsiyenin altına sığmak, omuz omuza yürümekti.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Islanmayı, hatta üşümeyi bile göze almak…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Çünkü yanında biri varsa, hiçbir şey gerçekten soğuk gelmezdi.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Şimdi ise kalabalıklar içinde yalnızız.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Yağmur yağıyor ama kimse durup bakmıyor.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Kimse pencereye yaslanıp “ne güzel yağıyor” demiyor.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Sanki herkesin içinde bir telaş, bir yetişme hâli…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Ama nereye yetiştiğimizi bilen yok.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ankara bugün yine ıslak.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Sokak lambaları su birikintilerine vuruyor, sarı sarı parlıyor.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Bir yerde bir radyo çalıyor belki, eski bir şarkı…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Ve o şarkıyla birlikte, unutuldu sandığımız bir duygu yeniden içimize dokunuyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Belki de hâlâ geç değil.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Belki bir gün yine yağmurun altında yürümeyi hatırlarız.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Birine mesaj atmak yerine kapısını çalmayı…</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Birlikte susmayı, birlikte ıslanmayı…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bugün Ankara’da yine yağmur var.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:20px;">Ve ben, her damlada biraz geçmişi, biraz da eksilen bir şeyleri düşünüyorum.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Nota ve Tınıyla...</span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//ankara-da-yagmur-ve-eksilen-bir-seyler/1282/</link>
<pubDate>Sun, 29 Mar 2026 15:09:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>PERDE HİÇ KAPANMASIN..</title>
<description><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:22px;">27 Mart…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Perdenin usulca aralandığı, ışıkların kalbin ritmine eşlik ettiği, insan ruhunun sahnede yeniden doğduğu o özel gün:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Dünya Tiyatrolar Günü.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Tiyatro, yalnızca bir sanat dalı değildir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Tiyatro, insanın kendini insana anlattığı en eski, en sahici dildir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir sahnenin üzerinde bazen bir hayat başlar, bazen bir hayat biter.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ama her defasında seyircinin kalbinde yeni bir pencere açılır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü tiyatro, gerçeğin ta kendisi değil; gerçeğin hissedilen hâlidir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir tiyatro oyuncusu…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Onu sadece sahnede gördüğümüz birkaç saatle tanıdığımızı sanırız.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Oysa o birkaç saat, yılların emeğinin, uykusuz gecelerin, tekrarların, vazgeçişlerin ve yeniden başlayışların bir sonucudur.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir karakteri yaşamak, sadece ezberlenmiş cümleleri söylemek değildir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">O karakterin acısını omuzlamak, sevincini kalpte büyütmek, suskunluğunu bile seyirciye anlatabilmektir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">İşte bu yüzden tiyatro oyuncusu, insan ruhunun en cesur yolcusudur.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Peki nasıl yetişir bir oyuncu?</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Biraz merakla, biraz cesaretle…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çokça sabırla.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Okullarda, konservatuvarlarda teknik öğrenilir belki; ama sahnenin gerçek dili hayatın kendisidir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir oyuncu, sokakta yürüyen insanlardan, bir çocuğun kahkahasından, bir yaşlının bakışından beslenir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü tiyatro, hayatın aynası değil, ta kendisidir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Dünyanın dört bir yanında tiyatroya duyulan ilgi, aslında insanın kendine duyduğu özlemin bir göstergesidir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Dijital ekranların hızla çoğaldığı bu çağda bile insanlar, bir sahnenin karşısına oturup canlı bir hikâyenin içine girmeyi seçiyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Çünkü tiyatroda “an” vardır. Tekrarı olmayan, filtresiz, çıplak ve gerçek bir an…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Belki de bu yüzden tiyatro, hiçbir zaman eskimeyen bir mucizedir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bugün, bir tiyatro salonunun kapısından içeri girdiğinizde sadece bir oyun izlemeye gitmezsiniz.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir insanın iç dünyasına misafir olur, kendi içinize doğru uzun bir yolculuğa çıkarsınız.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Işıklar söndüğünde, sahne aydınlandığında, aslında kalbinizin en karanlık köşeleri de usulca aydınlanır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">27 Mart, sadece tiyatronun değil; insanın, duygunun ve anlatmanın günüdür.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Ve belki de en çok hatırlamamız gereken şey şudur:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Hayat bazen bir sahne kadar kısa, ama bir oyun kadar anlamlıdır.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Perde hiç kapanmasın…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nota ve Tınıyla…</span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//perde-hic-kapanmasin/1281/</link>
<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ŞU CLUBHOUSE DEDİKLERİ</title>
<description><![CDATA[<p><br />
<span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Eşimin ve benim çok kıymetli dostumuz ve aynı platformda  makale yazmaktan  büyük keyif aldığım Boğaç Yüzgül ki, bu dünyada tanıdığım en enlellektüel isimlerden birisidir, belirli aralıklarla, Ankara'ya gelip, doktora tezi olan 'Sosyal Medyada İnsan Hezeyanları' konusunda üniversitede ikili görüşmeler yapıordu...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Tezinde işlediği konunun, 'CLUBHOUSE' uygulaması olduğunu biliyordum, lâkin; bu uygulamayı hiç merak etmemiştim, ne benim ne de eşimin de zaten bu tip uygulamalarla ilgilenecek vaktimiz olmadığı için, önceki güne kadar hiç de bakmamıştım... </strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Önceki  gün merak edip,  'Neymiş şu tez konusu  olacak kadar ilginç insan hezeyanlarına sahip CLUBHOUSE?' diyerek girme gaflet ve delaletinde bulundum...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Evlere şenlik bir platform...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Öğrendiğim kadarıyla, pandemi döneminde kurulmuş bir enternasyonel sohbet platformu...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>O dönemlerde, referans usulüyle dahil olunabiliyormuş...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>İki gün de sık aralıklarla takip ettim...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Şu kadarını söyleyeyim; gerçekten üzerine onlarca tez yazılacak, evlere şenlik bir platform...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Zaman zaman, entellektüel seviyede  sohetler de edliyor kuşkusuz...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Ama nadren...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Çalıştığım kurumlarda, kurumsal iletişim ve sosyal medya yöneticiliği de yaptım; gençlik dönemimizde facebook gruplarında da yer aldık, keza zaman zaman 'X'e de girip çıkıyoruz...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Lâükin ben bu kadar ilginç tipi hiç bir arada görmemiştim...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Ucuz numaralarla; abuk sabuk ve sözde seksileştirilmiş ses tonu ile kendini resmen teşhir eden beşinci sınıf hatun müsvetteleri mi dersiniz: girin CLUBHOUSE'ye, hepsi bir arada...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Türkiye'nin yakın tarihini kana bulayan, ülkeyi ele geçirmeye çalışırken, kahraman ordumuzun ve sağduyulu vatandaşların bilinci sayesinde iğrenç emelleri kursaklarında bırakılan vatan haini cematçiler mi dersniz; ki çoğu yurt dışından salıyor; yemez çünkü urada savunmak o hainliği; ipten kazıktan kurtulmuş cemaatçi bozunutları mı dersiniz işte; girin CLUBHOUSE'ye, hepsi bir arada...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Yine fırsat bu fırsat, bölücülük emellerini yine açık açık ve gaz çıkartır gibi konuşan vatan  hainleri ya da, vatan haini aday  adayları mı dersiniz; girin CLUBHOUSE'ye, hepsi bir arada...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Arayışta olanar mı dersiniz; girin CLUBHOUSE'ye, hepsi bir arada...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>İki kelimeyi bir araya getiremeyen cahil-cühela, yobaz ve bağnaz din bezarganalrını mı merak ediyorsunuz; girin CLUBHOUSE'ye, hepsi bir arada...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Boş boş kunuşup, adına 'Goy-Goy' dedikleri tuhaf bir muhabbet zinciri mi arıyorsunuz; girin CLUBHOUSE'ye, hepsi bir arada...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Unutmadan,  kadınlı erkekli birbirinin anasına-bacısına, şerefine haysiyetine bol keseden küfür edenler  topluluğunu bir arada görmek mi istiyorsunuz; girin CLUBHOUSE'ye, hepsi bir arada... </strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Kadın ve erkek eşitliği diyorsunuz ya, ki evet eşittir, ama ahlaksızlığın, fütursuzluğun, aymazlığın eşitliği mi olur; işte bunu yanlış algılayarak, 'Kadınların da küfür etme özgürlüğü var' düsturunu içselleştiren on iinci sınıf kaba-saba kadın müsvettelerini mi duymak istiyorsunuz ki bir kadın olarak, bir anne olarak, çağdaş bir Türk kadını olarak bu tip kadınlara tanıklık etmekten utandım ama, yine de tüm bu ucuzlukları da yaşamak mı istiyorsunuz; girin CLUBHOUSE'ye, hepsi bir arada...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Yine feminizim ayağına, ucuz numaralarla yine kendini lafla teşhir eden on sekizinci sınıf kadınlarla tanışmak mı istiyorsunuz; girin CLUBHOUSE'ye, hepsi bir arada...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Hiç kimse, canım Türk Milleti'nin ferasetinden, faziletinden, bütünlük arzusundan kuşkuya kapılmamalı belki ama, siz bunlara rağmen sağlam bir  ahlaksız kitlesi, sağlam bir fütursuz kitlesi, sağlam bir yobaz kitlesi, sağlam bir vatan haini kitlesi, çok  sağlam bir cahil-cühela kitlesi olduğunu da ibretle görmek mi istiyorsunuz; girin CLUBHOUSE'ye, hepsi bir arada... </strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Hele hele o cahiller kitlesi, kendinizi bile sorgulamak ve utanmak mı istiyorsunuz bu aziz toplum adına; girin CLUBHOUSE'ye, hepsi bir arada...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Girin CLUBHOUSE'ye, aradığnız tüm manyaklar orada...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Hâtta ve hâtta, 'Ahlaksızlık', 'Cahillik', 'Fütursuzluk', 'Aymazlık' ve 'Vatan Hainliği ve Bölücülük' kavramları; CLUBHOUSE'de karşılaşacağnız ucz tiplerle yeniden yazılacaktır emin olun...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Ucuzluk, ahlaksızlık, cemaatçilik, yobazlık, cahillik, bölücülük, hainlik mi arıyorsnuz; işte tüm bu haysiyetsizlik için CLUBHOUSE tam da sizin dişinize göre; girin, ısırın; siz de o ahlaksızlardan, hainlerdin, aymazlardan, cahil-cühelalardan biri olarak, kim olduğunuzu belli edin...</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Yüce Tanrı, bu ülkeyi gerçekten korusun; inanın kendini bilen insan; CLUBHOUSE'de tanıklık ettikleri sonrasında bu duayı etmekten kendini aamayacaktır...</strong></span></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//su-clubhouse-dedikleri/1280/</link>
<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 07:35:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>PRENSES SÜREYYA</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><br />
<span style="color:#B22222;"><span style="font-size:20px;"><span style="font-size:28px;">İŞTE PRENSES SÜREYYA ROMANI</span></span></span></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><span style="color:#0000FF;"><span style="font-size:24px;">Ersin Faikzade & “Prenses  Süreyya” Romanı...</span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:20px;">Dünyanın birçok ülkesinde Türkiye’yi gururla temsil eden Türk Sanat Müziğinin sevilen genç seslerinden barış elçisi Ersin Faikzade, İran Şahının ikinci karısı Süreyya’nın bilinmeyen yönlerini ve anılarını bir kitapta  topladı. Kitap dünyanın birçok ülkesinde, Almanya’da, İngiltere’de, Fransa’da, İran’da, Arap ülkelerinde, Amerika Los Angeles’ta ve pek çok ülkede 2020 Ocak ayında aynı anda piyasaya çıkacak. Ersin Faikzade kitabın çıkışından sonra yurt icinde ve dışında imza günleri organizasyonlarına katılacak.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:20px;">20 yıllık araştırmasını altı aylık yoğun çalışmayla kitaplaştırdığını açıklayan Ersin Faikzade; “Tarihe ışık tutacak kitabı altı ay değil 20 yıl sürdü. Yirmi yıldır özel bir hobim olarak ben Prenses Süreyya’yı, İran kraliyet ailesini araştırmıştım. İran üzerine pek çok doneler biriktirdim. Dünyanın birçok yerinde de Üniversitelerde de konuşmacı olarak da katıldım” yorumunu yaptı..</span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:20px;">Ersin Faikzade; “Şu anda biliyorsunuz İran’da çok büyük protestolar var. Bunları desteklememiz lazım, insanların özgürlükleri için protesto yürüyüşleri yapıyorlar. Prenses Süreyya Türkiye’de çok sevilmiş bir kraliçe aslında İran şahının ikinci eşi. 1958’de şahtan ayrıldığında tüm dünya ağlarken Türkiye gerçekten çok gözyaşı dökmüşler çünkü onu çok benimsemişler. Türkiye’ye geldiğinde İstanbul’da İzmir’de özellikle Bursa’da kaplıcalarda çocuğu olmadığı, kısır olduğu, bir evlat veremediği için sürgün edilmişti. Türkiye’de kaplıcalarda derman aramıştı ama olmamıştı. Acılı ve hüzünlü bir hikaye! Ama inanıyorum ki bütün dünyada tekrardan onun anısını yaşatacağımı düşünüyorum. Çok araştırma doneleri var içinde, birçok materyal kullandım kitapta” dedi.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:20px;">ACILI BİR HİKÂYE</span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:20px;">Yaşam öyküsüyle tüm dünyanın da ilgisini çeken İran şahının ikinci eşi kraliçe Süreyya ile ilgili bilinmeyen yönlerinin yer aldığı bu kitap İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevinin ikinci eşi Süreyya İsfendiyari Bahtiyarinin anılarını kitapta topluyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:20px;">TÜRKİYE’DE ÇOK SEVİLİRDİ</span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:20px;">Süreyya İsfendiyari Bahtiyari’nin Türkiyede çok sevildiğini anlatan Ersin Faikzade; “1958de Şah’tan ayrıldığında tüm dünya ağlarken Türkiye’de de gerçekten çok gözyaşı dökülmüş. Çünkü onu çok benimsemişler. Çocuğu olmadığı, bir evlat veremediği için sürgün edilmişti. Türkiyede kaplıcalarda derman aramıştı ama olmamıştı. Acılı ve hüzünlü bir hikaye… Ama inanıyorum ki bütün dünyada tekrardan onun anısını yaşatacağım. Çok araştırma doneleri var içinde, birçok materyal kullandım kitapta. Kitabımız Almanya, İngiltere, Fransa ile İran’ın da aralarında yer aldığı Arap ülkelerinde aynı anda çıkacak” diye konuştu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:20px;">KİTAP HAKKINDA ERSİN FAİKZADE NE DEDİ?</span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:20px;">20. Yüzyılın en merak edilen Mahzun Kraliçe Süreyya’nın biyografik romanı…</span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:20px;">Kısır olduğu için sürgün edilen bir aşk; talihsizlikler kervanı…. Yapayalnız vefat ettiği güne kadar devam eden bir takip…</span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:20px;">Gözyaşları ile yazdığım bu roman 20 yıldır biriktirdiğim; hayatımın bir parçası haline gelen Prenses Süreyya’nın hazin hikayesi.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:20px;">Türkiye ve dünya’nın yakın tarihine bir yolculuk yaparken tanıdık simalar ile karşılaşacaksınız ayrıca; kimler kimler var, İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi, Kennedy’ler; Kraliçe Elizabeth; Celal Bayar; Adnan Menderes; Zeki Müren; Halikarnas Balıkçısı; Gönül Yazar…. Maximilien Shell; Richard Harris…. daha niceleri sürpriz isimler…</span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:20px;">Şems; Mevlana; Hafız Sirazi, Aşk’i yüzyıllardir bizi anlatan gönül dostlarıdır...</span></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//prenses-sureyya/1279/</link>
<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 06:16:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>HERKESİ ÜZMEMEYE ÇALIŞIRKEN KENDİNİ ÜZEN İNSANLAR...</title>
<description><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:20px;">        </span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">İnsan ilişkilerinde sıkça karşılaştığımız bir tip vardır: kimseyi kırmak istemeyen, herkese “evet” diyen, kendinden ödün vermeyi bir nezaket sanan kişiler.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Onların gözlerinde hep bir telaş vardır; karşısındaki gücenmesin, yanlış anlamasın, üzülmesin… </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Böylece herkesin gönlünü hoş tutmaya çalışırlar. Ama bir gerçek var ki, herkesin gönlünü hoş tutmaya çalışırken, kendi gönüllerini yaralarlar.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Böyle insanların hayatına dışarıdan bakıldığında, uyumlu, sakin, tatlı dilli oldukları görülür. Ama içlerinde başka bir hikâye yazılıdır. Çünkü her “tamam” deyişlerinde kendi içlerinden küçük bir parçayı koparırlar.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir yere kadar fark etmezler belki ama yıllar içinde bu küçük kopuşlar birikir. Sonra da karşılarına büyük bir boşluk, derin bir yorgunluk olarak çıkar.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Neden böyle olur? </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">İnsan, aslında kabul görmek için doğuştan bir çaba taşır. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Çocukken bile annesini, babasını üzmemek için ağlamasını tutan, arkadaşlarını kaybetmemek için kendi oyuncağını veren çocukları hatırlayın. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Büyüdükçe bu davranış biçimi daha da yerleşir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama hayatın gerçeği şudur: Herkesi mutlu etmek mümkün değildir. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Çünkü insanların beklentileri farklıdır. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Birini mutlu eden bir davranış, diğerini rahatsız edebilir. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Siz herkese göre şekil aldığınızda, sonunda kendiniz diye bir şey kalmaz.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Kendi sınırlarını çizmek, kimi zaman en zor olanıdır. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Özellikle de “hayır” demeyi öğrenmemiş, reddetmenin karşısındakini kıracağını düşünen biriyseniz… </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Oysa “hayır” demek bencillik değildir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Tam tersine, insanın kendini korumasıdır. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir düşünün: </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bir arkadaşınız sizden sürekli borç istese ve siz her seferinde evet deseniz, gün gelir kendi ihtiyaçlarınızı karşılayamaz hale gelirsiniz. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bu durum sadece para için değil; zaman, emek, sevgi için de geçerlidir. Sürekli karşıya veren, kendisine ayırmayan kişi, sonunda tükenir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Psikologlar bu davranış biçimini “insanları memnun etme sendromu” olarak tanımlıyor. Bunun temelinde de reddedilme korkusu yatıyor.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Yani “hayır dersem sevilmem, dışlanırım” kaygısı… </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama gerçekte tam tersi olur. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Çünkü sınırsızca “evet” diyen insan, bir süre sonra ciddiye alınmaz. Onun sınırlarını bilen olmaz, sözü değerini yitirir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Kendi hayatında “herkesi üzmemek” adına sürekli taviz veren kişi, farkında olmadan ilişkilerinde samimiyeti de zedeler. Çünkü gerçek samimiyet, dürüstlükten doğar.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Siz istemediğiniz halde kabul ettiğiniz şeylerde sahte bir uyum sergilersiniz. Bu da zamanla içinizde bir öfke biriktirir. Gün gelir, hiç beklemediğiniz bir anda patlarsınız. İşte o zaman asıl kırgınlık başlar.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Toplumsal açıdan baktığımızda da benzer bir durum vardır. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Sessiz kalan, sürekli boyun eğen, haksızlıklara “aman canım, ses etme” diyerek katlanan bireyler çoğaldıkça toplumda da adalet duygusu zayıflar. İnsanların kendi sınırlarını çizememesi, büyük ölçekte toplumun sınırlarını da belirsiz hale getirir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Peki çözüm ne?</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Öncelikle insanın kendini tanıması…</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ne istiyorum, neye ihtiyacım var, neleri kabul edebilirim, neleri edemem? </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Bunları bilmeden sağlıklı sınırlar çizilemez. Ardından da cesaret gerekir. Çünkü “hayır” demek, en çok cesaret ister. Ama bir kere başladığınızda, aslında kimsenin size kızmadığını, aksine saygı duyduğunu görürsünüz. Çünkü insanlar, net sınırları olan kişilere daha fazla değer verir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Herkesi memnun etmeye çalışmak, kendi benliğinizi tüketmek demektir. Oysa asıl olan, önce kendinizi üzmemektir. Çünkü siz kendinizi üzerseniz, kimse sizi gerçekten mutlu edemez. Kendine haksızlık eden bir insanın, başkalarına gerçek bir mutluluk sunması mümkün değildir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Hayat kısa.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Kendinizi yok sayarak, herkesi mutlu etmeye çalışarak ömrünüzü tüketmeyin.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Unutmayın:</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">En çok üzülmekten korkanlar, en çok kendilerini üzer. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ve insan, en zor kendine karşı adil olmayı öğrenir. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Ama bir kez öğrenince, hem kendine hem de çevresine daha gerçek bir mutluluk verir.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:20px;">Nota ve Tınıyla...</span></strong></p>

<p> </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//herkesi-uzmemeye-calisirken-kendini-uzen-insanlar/1278/</link>
<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 16:21:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ŞİMDİ DİYET ZAMANI!!!</title>
<description><![CDATA[<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Ramazan ayı sonrasında, özellikle oruç tutanların en sevdiği şey, muhtemelen özellikle de Şeker Bayramı sırasında ve süresince; gerek konuklar için hazırlanan, gerekse konuk olarak gidilen evlerde onlaın  konukları için hazırlıdığı baklavaları, kadayıfları, şekerpareleri; homini gırtlak bir şekilde yemektir…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Dolayısıyla, yine özellikle oruç tutanlar için Ramazan ayı boyunca az da olsa verilen kilolar; neredeyse bayramda yarı yarıya olmasa   da biraz alınır…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>************************</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Canımın içi, biricik eşim; hayatımın anlamı Sinemciğim de, tanıştığımız günden bu yana, ‘Diyet’ ve ‘Rejim’ diye başımı etini yemiş olsa da; benim gibi ‘Yemek yemek için yaşayan’ bir adamla evli olmasından kaynaklı olarak; ne diyete, ne de rejime ilişkin bir adım atmadı…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Daha doğrusu atmamıştı…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Sağlıklı da yesek, kaloriye, kiloya, karbonhidrata pek dikkat etmiyorduk…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Taaaaa ki bu bayrama kadar…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>(!!!!!!!!!!!!!!!!!!)</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>***************************</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Yağı yok denecek kadar az, tatsız tuzsuz diyet ya da rejim yemeklerini oldum olası sevmemiştim…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Lâkin, bayramın üçüncü günü öyle bir ‘Sarma’ yaptı ki; tadına doyamadım…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Sizlerle de  paylaşmadan duramadım…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>İnanın, yiyeli henüz 10 dakika olmadı, sizinle paylaşmak istiyorum…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>***************************</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Övünmek gibi olmasın, gastronomi sektörüne profesyonel olarak adım attığım 1991 yılından bu yana, toplamda 24 patentini aldığım ve bizzat bana ait tarif varsa da bu, tamamen Sinem Elgün Yüzgül patentli ve kendisinin yarattığı bir lezzettir…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Aslında, ‘Lahana Sarma’nın bir  versiyonu gibi ama, malzemeler çok farklı…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>***************************</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Öncelikle, lahanaları, dolmalık saracak şeklie haşlayıp, soğutuyorsunuz…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Derin bir kapta, haşladığnız lahanaları dolduracak oranda ve miniminnacak doğranmış kemiksiz tavuk göğüs etini, yine minicik doğradığnız mantarları, yemeklik doğranmış soğanı, ince kıyım taze nane ve maydanozu, üç kaşık kara buğdayı ve bir buçuk kaçık zeytinyağını; yarım çay kaşığı zencefil, yarım çay kaşığı zerdeçal, yarım çay kaşığı havlıcan, bir çay kaşığı sumak, az karabiber, bir çay kaşığı tarçın ve birer tatlı kaşığı domates ve biber salçası ile beraber harmanlıyorsunuz ve el  maharetinize göre, lahanaları bu karışımla sarıyorsunuz…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Geniş ve dein bir tencereye, sıkı sıkı yerleştirip, üzerini  sınırda geçecek oranda su koyup, ocağın en büyük gözünde, ama kısık ateşte yaklaşık 20-25 dakika pişiriyorsunuz. Son üç  dakika daha ateşin altnı harlı açıp, ocaktan alıyor ve servis ediyorsunuz…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Üzerine de limon sıkarsanız, muhteşem bir lezzet oluyor…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>***************************</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Ellerine sağlık Sinemciğim…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>Sizlere de afiyetler olsun…</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>GASTRONOMİ&GASTRONOMİ TURİZMİ UZMANI</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000;"><span style="font-size:22px;"><strong>GURME BOĞAÇ YÜZGÜL</strong></span></span></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//simdi-diyet-zamani/1277/</link>
<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ANAHTAR</title>
<description><![CDATA[<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"><span style="font-size:22px;"><span style="color:#000000;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><strong style="margin: 0px; padding: 0px; font-weight: bold; outline: 0px; border: 0px;">Türkiye toprakları, tarihi eserleri, kültürü, doğal güzellikleri, coğrafyası, denizi, kumu, güneşi ve gastronomisiyle; dünyanın en güzel yerlerinden biri değil; resmen 'Tarhi, eserleri, kültürü, doğal güzellikleri, coğrafyası, denizi, kumu, güneşi ve gastronomisi açısından, dünyanın en güzel toprakalrıdır. Edirne'den Ardahan'a, Sinop'tan Mersin'e, Balıkesir'den Muğla'ya, Hatay'a, Hakkari'ye kadar, 81 il, yüzlerce ilçe, binlerce belde eser, yer, alan, kıyı ya da lezzet; turizmin emrinde, keşfedilmenin de ötesinde; turizm tarafından daha iyi kullanılıp, gerek ülke ekonomisine, gerek turizm ekonomisine, gerekse de böle ekonomilerne katkı sağlamayı hedeflyor. Doğal güzellikler ve tarihi eserler ile ilgili konuda, yüzde 85'i aşan oranda başarılı olduğumuzu imkâr etmek, haksızlık olacaktır. Keza, deniz, kum ve güneş konusunda da, yüzde 90lara yaklaşan bir başarımız söz konusu. Bunu tabii ki, kötü örneklerini hesaba katmazsak, oteller, konaklama tessleri ya a benzeri mekânlar sağlamaktadır. Ancak ne yazık ki, turizmde de her sektörde  olduğu gibi artık sürdürülebilirlik konusunun önemi her geçen gün daha da artmaktadır. </strong></span></span></span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"> </div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"><span style="font-size:22px;"><span style="color:#000000;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><strong style="margin: 0px; padding: 0px; font-weight: bold; outline: 0px; border: 0px;">Evet, kuşksuz özellikle 'Her Şey Dahil' sistemini uygulayan ve sıklıkla da Güney Ege ve Akdeniz Bölgesi'nde yer alan dört ve beş yıldızlı otllerle, tatil köyü ya da konaklama tesisi adı altındaki yerlerle; deniz, kum ve güneş turizmi, iyi denilebilecek düzeyde başarılı olmaktadır belki ama; özellikle turizm olarak ikinci tercihini bu bölgeler ya da söz konusu mekânlar için kullananlar  için, üçüncü ve daha sonraki terciherinin de sağlanması için, yenilenme şarttır. Zira artık, Türkiye'ye gelen yabancı turist potansiyeli ile, sayıları hiç de küçümsenmeyecek oranda yeril turist; yenilik de istemektedir. Artık yerli olsun, yabancı olsun; turistlerin, özellikle yeme-içme konusunda yeniik bekentsi artmış, öyle sabah 'Beş çeşit peynirli, on çeşit  reçelli, beş çeşit zeytinli,  bir-iki uyduruk börekli, sosis soteli, yumurtalı açık büfe kavaltı', öğlen, çoğu tabildot mutfağına benzeyen 'Usulen bir çeşit ızgara, beş çeşit sulu yemek, on çeşit salata ile büş çeşit uyduruk tatlı' ve akşam 'Usulen iki çeşit ızgara, sulu yemek, salata bar ve tatlı' ile geçiştirilen yemeklerden bıkma düzeyine gelinmiştir. İşte tam bu noktada, otellerde gastronomi turizmi konusunda geniş bilg sahibi departman sorumulaınca; müşteriler, gastronomi turizmi  mekânlarına yönlendirilmeli, bu yolla yöresel kalkınmaya da  ek kaynaklar sağlanmalıdır. Artık gastronomi turizmine yakın bölgedeki turist potansiyeli bol otellerde, en az iki sorumlu olmak üzere, 'Gastronomi Turizmi Direktörlüğü' depratmanlarıın açıma zamanı gelmiş, hâtta geçmekteir...</strong></span></span></span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"> </div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"><span style="font-size:22px;"><span style="color:#000000;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><strong style="margin: 0px; padding: 0px; font-weight: bold; outline: 0px; border: 0px;">Bu durum,  yukarıda da dile getirdiğim üzere, özellikle ikinci tercihii kullanan turistler bazlı olarak, sürdürülebilirliğin sağlanmasında büük öneme haizdir...</strong></span></span></span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"> </div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"><span style="font-size:22px;"><span style="color:#000000;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><strong style="margin: 0px; padding: 0px; font-weight: bold; outline: 0px; border: 0px;">Tüm bunlarla birilkte; Türkiye genlinde 'Gastronom Turizmi Turları' düzenleyen acenteler kurulmalı, bunlar acilen uulsal ya da uluslararası gastronomi turizmi turlarına imza atmalıdır. </strong></span></span></span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"> </div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"><span style="font-size:22px;"><span style="color:#000000;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><strong style="margin: 0px; padding: 0px; font-weight: bold; outline: 0px; border: 0px;">Bugün maalesef, internette karşınıza çıkan gastronomi turizmi  turu adı altındaki hiçbir organizasyon, gerçek anlamda bir gastronomi turizm turu değildir. </strong></span></span></span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"> </div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"><span style="font-size:22px;"><span style="color:#000000;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><strong style="margin: 0px; padding: 0px; font-weight: bold; outline: 0px; border: 0px;">Üzülerek belirtmek isterim ki, daha önce de aynı ifadelerle dile getirdiğim üzere; 'Gastronomi Turizmi İmkânları', 'Dünyanın en yüksek kapasiteli su kapasitesine ve yine dünyanın en hızlı debisine sahip bir ırmağı gibi akmakta, ama bu berektli ırmağın üzerine ne bir baraj ne de santral kurulmadığı için, boşa akan bir kabedilmiş değer' olarak heba edilektedir..</strong></span></span></span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"> </div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"><span style="font-size:22px;"><span style="color:#000000;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><strong style="margin: 0px; padding: 0px; font-weight: bold; outline: 0px; border: 0px;">Oysa, Türkiye; 81 ilin en az 50'sinde düzelnebilecek il bazlı gastronomi turizmi turlarının  yanı sıra, yedi bölgeyi kapsayacak en az on iki; ülke genelini de apsayacak en az beş irili-ufaklı gastronomi turizmi turunu keşfedememiştir. Özellikle, ülke genelini kapsayacak uzun vadeli turlar, çok iyi bir planlama ile,  sayıları ona dah çıkartılabilir...</strong></span></span></span></span></div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"> </div>

<div style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px; color: rgb(0, 0, 0); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 14px;"><span style="font-size:22px;"><span style="color:#000000;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><span style="margin: 0px; padding: 0px; outline: 0px; border: 0px;"><strong style="margin: 0px; padding: 0px; font-weight: bold; outline: 0px; border: 0px;">Bu konuda acentelere, 40 kişilik turlar bazlı düşünürsek; bir organizasyonda en az 20 bin avro kâr sağlanması işten dahi değildir. Bu potansiyelin, en kısa sürede turizm dayenlerince değerlendirilmesini temenni ediyorum...'</strong></span></span></span></span></div>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//anahtar/1276/</link>
<pubDate>Sun, 22 Mar 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KELİMELERİN GİZLİ AŞKI...</title>
<description><![CDATA[<p><br />
<span style="font-size:20px;"><strong>Bugün, kelimelerin en masum, en çıplak hâlde dans ettiği gün: </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Dünya Şiir Günü. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Herkes şiirin büyüsünü duyar, ama onun içinde kaybolamaz. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü şiir, sadece sözcükleri yan yana dizmek değildir; ruhun en gizli köşelerinden yükselen bir fısıltıdır.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Şiir, bir insanın kalbinde biriken hasretin, umutların ve hüzünlerin titrek ışığıdır. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Onu yazmak, kendi iç dünyamızın en kırılgan sırlarını kelimelere teslim etmektir. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve işte bu yüzden herkes şair olamaz. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Şiir, kâğıda düşen mürekkep değil; bir damla gözyaşıdır, güneşin batarken göğe çizdiği son çizgidir, geceyi saran sessiz bir nefes kadar sakindir.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Romantik, derin, bazen de ağlatan şiirler vardır. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve bir bakarsınız, aynı kelimeler başka birinde sadece boş bir cümle olarak durur. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Çünkü şiir, yalnızca yazarının değil, okuyanının da ruhuna dokunabildiği zaman gerçek olur. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Herkesin anlayamayacağı, hissedemeyeceği bir dildir şiir; bu yüzden ona hayran kalmak, ona saygı göstermek gerekir.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Bugün, belki de ilk defa kalem tutan bir çocuk, sevdiğine küçük bir dize yazacak. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Belki bir genç, gecenin ortasında yıldızlara bakarken kafasında bir şiir kuracak. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>İşte o an, şiir yaşam bulur. Ve anları, kelimelerin sihriyle ölümsüzleşir.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Dünya Şiir Günü, yalnızca yazanlar için değil, hisseden herkes içindir. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Şiir, ruhumuzun gizli bir yankısıdır. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Onu duyabilmek, hissetmek ve saygıyla kucaklamak, hepimizin küçük bir şair olma arzusu taşıdığı gerçeğini hatırlatır bize. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ama unutmayın, herkes şair olamaz; çünkü şiir, sadece kelimelerden değil, yürekten doğar.</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Ve bugün, o yüreklerin en derinlerinden süzülen her satır için bir teşekkür etme günüdür. </strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Şiire, şaire, kelimelere ve sessiz aşklara…</strong></span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:20px;"><strong>Nota ve Tınıyla... </strong></span></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//kelimelerin-gizli-aski/1275/</link>
<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 18:52:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>GORALI SANDVİÇ... </title>
<description><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:22px;">Bir zamanlar Ankara'da "GORALI" vardı.</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Tabii aynı zamanda tadı damaklarda kalan "Goralı Sandviç" </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Goralı sandviç ilk olarak Kosova'nın Gora bölgesinden gelen Goralı ailesi tarafından üretilmeye başlanmış. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Aile, 1945 yılında Kızılay'da Sakarya caddesi'nde bir pasaj içerisinde kendi soyadlarını verdikleri bir dükkân açarak Goralı sandviçin temellerini atmış.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">İlk olarak porsiyon olarak servis edilen sosisler daha sonra 1950 yılında sandviç ekmeğinin içine konarak servis edilmiş ve süreç içerisinde marka haline gelmiş.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Goralı Sandviç, sandviç ekmeğinin arasına konulan sosis ve Rus salatasını andıran küp küp kesilmiş havuç, püre halindeki patates ve az sayıdaki bezelye karışımından yapılıp mayonez, ketçap ve turşu eklenerek servis ediliyormuş. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Kadınbudu köfte, salam, sosis, dil, döner, mayonez, Rus salatası, ketçap ve turşudan oluşan özel sandviçiyle marka olan Goralı'nın müdavimleri arasında sanatçılar, politikacılar ve bürokratlar bulunuyormuş.</span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Şimdi nereden aklına geldi diyeceksiniz. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Yıllardır efsane olmaya aday bir Ankara Ansiklopedisi üzerine çalışan Araştırmacı - Yazar Metin Turhan'ın arada bir içinden ilginç bir şeyler tırtıkladığım arşivi arasında gözüme çarpan eski SES dergilerinden birinde Goralı ile ilgili bir haber dikkatimi çekti. </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Haberi aynen sizlerle paylaşıyorum... </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">GORALI YEMEKLERİ...</span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>"Bakanlıklar'dan Sıhhiye'ye kadar bütün dairelerde, öğle yemeği saati yaklaşınca, memurların dilinden en çok şu kelimeler dökülüyor:</em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>- Aman Goralı'ya gidelim. Geçenlerde bir mayonezli sosis yedim, tadına doyulacak gibi değildi.</em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>Salataları, ayranı, söğüsleri az mı lezzetli? </em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>Hele o Goralı adıyla önümüze getirilen tabak dolusu çeşitli yemeğe diyecek yok doğrusu!</em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>Bir yemek salonunda benim aradığım en önemli şey, temizlikle iyi servistir. Onu da Goralı'da buldum.</em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>Yağlarının üstün kaliteli olması, bence en değerlisidir. </em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>Midelerin düşmanı da, dostu da yağ değil midir?</em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>On ikide başlayan bu çeşit konuşmalar, hızını Büyük Sinema'nın alt köşesine kadar arttırır. Oradan parkın kösesini kıvrılıp, şık hasır dekorasyonlu GORALI SALONU'na uğrayanlar, ağızlarının da, midelerinin de isteklerinin de zevkini tadarak çıkarlar.</em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>Temiz Servis.. </em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>Az Para... </em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>İyi Yemek.. </em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>"Bundan ötesi can sağlığı" diyeceksiniz, değil mi? </em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>Onu da GORALI'da bulacağınıza inanmak için bir kere uğrayın. </em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;"><em>Ayağınızı alamazsınız bir daha oradan"</em></span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Haber bu kadar ama şunu bilmekte fayda var. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Goralı'nın özellikle sosisli sandviçleri aradan neredeyse yarım asırdan fazla bir süre geçmesine rağmen halen tadanların deyimiyle "Efsane"ymiş. </span></strong></p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:22px;">Ne diyeyim bize de "Keşke olsaydı da tadına baksaydık" demek düşüyor...  </span></strong></p>

<p> </p>

<p><strong><span style="font-size:22px;">Nota ve Tınıyla... </span></strong></p>
]]></description>
<link>https://gundemekonometre.com/yazarlar//gorali-sandvic/1274/</link>
<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 18:57:00 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>